Hani

8.

   Gelecekti ama o sana işte:-
   Senin zorunlu anlamın – zor anlaman; ama , işte, öyle!
   Geldi de – kuşkun olamaz artık.
   Şimdi onu barındırmayı, ona barınak, sığınak olmayı
öğrenmelisin – bütün ‘bildiklerini sandıkların’ı bir yana
bırakıp, bir kenara atıp, onlardan kurtulup—


9.

   Bütün benliğinle yöneldiğindi çünkü o : kendini tam
olarak içine koymak istediğin tamlık – bütünlük; parçalarını
bağlayacak bağlam…
   Hiç umamadığın anlamlılık – yaşamının tam anlamı
işte…
   Ne çok dağıldın oysa, o günden –öncesinden de– bu
yana, ne çok koptun ve parçalandın–

* * *

   Şimdi, ne kadar, ne süre, nasıl ve hangi anlamda senin
olacağı ya da olmayacağı da belirsizken (hani "de"miştin
ya "işte": "… en çok beklediğinin de gelse bile birgün hiç-
birzaman beklediğin anlamda gelmeyeceğini bilerek…")
şimdi, emin olduğun, emin olmaktan başka birşey de ya-
pamıyacağın onun gelişi.
   O ‘olgular’la, ‘gerçek’lelre, ‘saptamalar’la uğraşmaktan
da vazgeçmelisin artık – bu zorunluluk, kesin…
   Şimdi, işte, o.


10.

   Neler geçirmiş, neler çekmiş, nelerden, nerelerden geçmiş,
sana gelene dek -bütün bunları da öğrenmen gerek: nasıl olmuş da,
o belirsiz günden bu yana, hep gelişmiş, sana doğru: Nereden
bilmiş, nasıl bilmiş- senin sen olduğunu; ve, kendisinin kendisi- o;
çağırdığın ve beklediğin, olduğunu?
   Nasıl? -Bilemeyeceksin; ama, eminsin bundan.
   Bilmiyorsun; ama, bu, kesin.
   İşte, o.


11.

   Bak, işte nasıl bir zorunlulukla gelmiş sana : nasıl gelişip olgunlaşarak-

   ***

   Senden istediği, anlamlı olman.
   Yaşamının anlamı çünkü o.
   O çünkü, yaşamının anlamı.
   Nasıl, işte...


12.

   Şimdi, onunla ilgili yaptıklarında, dikkat etmen gereken,
ne yaparsan, hep k u t s a l birşey olarak yapman: sonucunda
ulunabileceğin ya da lanetlenebileceğin - içinde yücelebileceğin
ya da batabileceğin- birşey - işte -seni bir b ü t ü n olarak
içine alacak, ya da t ü m ü y l e dışına atacak, birşey…

   Biraz öyle biraz böyle; biraz ondan biraz bundan, değil artık:-

   Tam—


13.

  Ama bunu öyle herhangi bir'sonuç'; bir 'gelecek' beklentisi
olmaksızın gerçekleştireceksin : geçmişinden bu
gün(ler)ine uzanan uçlar 'ileri'ye doğru 'gelişme' olanağı
tanımayacak - anlamın, ne sonlu ne sonsuz, bir şimdi
içinde gerçekleşecek: O şimdi(ler)in anlam yoğunluğu
öyle olacak ki, 'ileri'de, 'gelecek'te sürüp gitmesinin
düşünülmesi saçma olacak.

***

   Çünkü anlam çerçeven(iz) her yeni 'bugün'de, 'şimdi'de
en baştan ve boydanboya yeniden kuracağın(ız) -yepyeni-
bir çerçeve olacak - çünkü 'verilmiş', 'hazır' bir çerçeveniz
yok (üstelik 'normal', 'olağan', 'alışılmış' her türlü
çerçevelenmişlik, o anlama aykırıdır, onu çeler, giderek
engellemeye yöneliktir); olamazdı da : ancak ş i m d i -
b u r a d a kurabileceği(iz) kadarıyla varolabilecek.
   Anlamın(ız) şimdi, burada, var...

Oruç Aruoba
Hani
Yorum Gönder