Evlerle İlgili Üç Şiir

1. Evler Yıkan

O ailenin oturduğu evin camında bir ilan:
"Arsa Fiyatına Satılık Ev." Çok geçmeden
bir başka Burger King ya da Domino's Pizza
    olacak burası.

Yeni evlenmiş bir çift yaptırmıştı bu evi.
Kızları, oğulları orada doğmuş, büyümüşlerdi
Sonra başka yerlere taşındılar. Çünkü
aile hayatının özü dağılmaktır sonunda.
Ocak sönmeye başlar, yaşlı ana baba ölür,
arsa fiyatına satışa çıkarılır ev.
Birkaç hafta sonra, birileri gelip
kirayla aşk ve korku videoları alacaklar burdan.
Öbür dramlar unutulmuş olacak:
örülüp çözülen aile hayatları,
doğumlar, ölümler ve aradaki hayatın
uçsuz bucaksızlığı: öylesine hızlı ve acımasızca geçen.
Bütün evlerin sonu olan toz duman.


2. Limbo

Pencerenin açılması olanaksız.
Sımsıkı mühürlenmiş; intihara karşı
bir önlem, dışardaki kaosa karşı.
Klima arıtıyor
ağırlaşan havayı.
Her şey kusursuz.
Ama bugün elektriği kesmişler,
bu yüzden ne hava var, ne su.

Göğe yakın bir akvaryumu andıran
bu otuzuncu ya da yirmi dokuzuncu kat
-on üçüncü kat yok çünkü-
limboymuş bir zamanlar.
Bu sıcakta derme çatma
bir üçüncü dünya kulübesine dönmüş.
Cehennemin kaynadığı
bir kazan olmuş.


3. Yıkım

Terkedilmiş evi yıkıyorlar şimdi
ve iş işten geçince anlıyorlar, para hırsıyla
yokettikleri evin sömürge döneminden kalma
bir mücevher olduğunu. Aşağılık bir katkı
     "modernlik" ve "işlevsellik"lerine.

Daha üzücü ve irkiltici olan da,
-konuya nasıl baktığınıza bağlı bu-
kamyonetlerini ve arabalarını
park edecekleri avlunun altından
çevresinde tabak çanak kırıkları
ve yıkık bir çeşmesi olan
daha eski bir avlunun bulunması.

Çünkü bu gündelik eşya
ne yok olur ne de değişir her zaman.
Kimsenin görmek ya da hatırlamak için
dönmediği bir yerde kalır bazıları.
Bir terslik olmazsa, orada öyle beklerler
arkeolojiye dönüşmeyi.

Ve belki daha da derinde,
(eski kentlerde sık sık rastlanır gibi)
bu tabakalardan yemek yemiş
ve bu çeşme başında oturup
zaman akışını dinlemiş olanların
kemikleri vardır.
Bir an için bu hiç bilemeyeceğimiz
hayatlarla karşılaşınca, bu günün de
bir gün çok gerilerde kalmış
tarihöncesine dönüşeceği geliyor aklıma.
Geleceğin bu Pombeisinde,
şu anladığımız kentte,
bir başka kazı heyeti
bu acıklı hayatın eskittiği bizlerin
kullanıp eskittiği bu değersiz eşyayı
bulup korumaya çalışıyor
-hiç düşünmeden toprağı kazarak
sonunda kendilerinin de
kimsenin düşünmeyeceği, hatırlamayacağı
birer yıkıntı olacaklarını.

Jose Emilio Pacheco
Çev: Cevat Çapan

Yorum Gönder