Eda Karaytuğ - Tükendi Nakdi Ömrüm




Tükendi nakdi ömrüm dilde sermayem bir âh kaldı
Nevası âridir dilden ne yarandan nigâh kaldı

Derûni derdimi lokmana gösterdim,dedi eyvâh
Bu derdin dermanı yok çare ancak bir ilâh kaldı.

Kara günlerde mi halk eylemiştir kim beni mevlâm
Tutuldu şemsi bahtım gonca güllerim siyah kaldı

Perişan halime hiç kimselerden olmadı imdad
Halim arzetmediğim şâh-ı vezir padişah kaldı

Bu Rıf’at varını yaran uğruna eyledi yağma
Elimde sade bir keşkül başımda bir külah kaldı.

Rıf'at Efendi



Rıfat Efendi  (1798 / 1864)
 Adıyaman’da doğmuş ve Adıyaman'da vefat etmiştir. Ailesi Şeyh Gil diye tanınmıştır. Çocukları
İstanbul'a yerleşmiştir. Halen torunlarının İstanbul’da ikamet ettikleri söylenmektedir.
 Hayatını uzun süre Anadolu'da seyahatla geçirmiş,bir müddet de İstanbul'da kalmıştır. Hayatı
boyunca geçim sıkıntısı çektiği, çilekeş ve sabırlı olduğu bilinmektedir.
 Tahsili olmamakla birlikte kendisini çok iyi yetiştirdiği, geniş bir kültüre sahip olduğu şiirlerindeki
akıcılığında ve anlam derinliğinde görülmektedir.
 Rıfat Efendi şiirin her dalında örnekler vermiştir. Müfredleri, gazelleri, na’t ve ilahileri onun ne
kadar içli bir şair olduğunu göstermektedir.  
       
 Şemseddin Sami’nin Kâmusü’l A’lam’ına şu müfrediyle geçmiştir.
 Kaşın gözün ki hakkıyle Tîr-i kemanlıdır
 Tut ki aşkınla o sehme nişanlıdır

 Yukarıda belirtildiği üzere geçim sıkıntısı çeken şair şu mısraları terennüm etmektedir.
 Ne kadar kadirşinas olmasa da Adıyaman
 Rıfat’a çare ne? Yahşi vatanındır vatanın
 Dilberlerinin misli  Stanbul’da bulunmaz
 Rıfat o sebepten terk edemez vatanın