Yine zevrak-ı derûnum kırılıp kenâra düştü

Yine zevrâk-ı derûnum kırılıp kenâra düştü
Dayanır mı şîşedir bu reh-i seng-sâra düştü

O zaman ki bezm-i canda bölüşüldü kâle-i kâm
Bize hisse-i mahabbet dil-i pâre pâre düştü

Gehi zûr-i serde desti geh ayağı koltuğunda
Düşe kalka haste-i gam der-i lûtf-i yâre düştü

Erişip bahâra bülbül yenilendi sohbet-i gül
Yine nevbet-i tahammül dil-i bî-karâra düştü

Süzülüp o çeşm-i âhû dedi zevk-i vasla yâ hû
Bu değildi neyleyim bu yolum intizâra düştü

Reh-i Mevlevî Galib bu sıfatla kaldı hayran
Kimi terk-i nâm ü şâna kimi i’tibâra düştü

Şeyh Galib