06 Haziran 2022

DUVAR ARDI

Bu itirafın acılığı ne yakıcıdır! Öfkeli bir adam 
Davullu hamâselerimin taş duvarlarının ardında 
Acılı ve ateşli olarak tükenmiştir

Gece boyunca granit taşlarından çiçek yontan adam 
Şimdi
Ağır çekicini bir yana atmış
Aşktan, umuttan, gelecekten yoksun olan ellerine emir vermek

Bu saçmalığa son verin! Bunun ardı üzücüdür 
Bir hiç üstüne aptalca bir bahis gibi 
Kısa kesin bu rahatsız edici macerayı. Her gece 
Bu macera bataklıkta dibe çöken çamuru andırıyor

Ben çiğnendim
Yazık, vahşilik dişleriyle 
Binlerce yazık çiğnenme zahmetine güler yüzlülükle razı olduğum için!
Neden mi? Sanıyordum ki böyle yaparsam, aç dostlarıma yılında 
     kendi etimden yiyecek veririm kıtlık

Bu azapla sarhoştum 
Ancak aldatıcıydı bu sarhoşluk

Ya da temiz yaradılışımın bataklığına gömülmek vardı 
Ya da dürüst olmayanların merhametsizliğine dayanma 
Ve bu dostlar düşmandı olsa olsa 
Doğru olmayan insanlar

Ben kendi ölümümün işçisiydim 
Yazık ki seviyordum yaşamayı!

Acaba benim tüm çabam
Kendi ölüm çanımı daha güçlü çalmak için değil miydi?

Ben uçmadım 
Ben soldum gittim!
Hamâselerimin taş duvarları ardında
Bütün güneşler battı 
Duvarın bu yanında bir adam telaşsız balyozuyla yapayalnız
Kendi ellerine bakıyor
Ve elleri umuttan, aşktan, gelecekten yoksun.

Şiirin bu yanında boş bir dünya, kıpırtısız, kıpırdayansız 
     bir dünya ayılmış ebediyete kadar 
Sükûn beşiği sallanıyor bir samanyolundan öbür samanyoluna 
Karanlık, soğuk boşluğu ölüm usâresiyle dolduruyor 
Ve kibirli hamâselerin ardında
Yalnız bir adam
Kendi cenazesine ağlıyor.

Ahmed Şamlu



Hiç yorum yok:

Yorum Gönder