05 Haziran 2022

Efsus'a Yolculuk

gece suyunu sever burada ekili arazi
biraz ileride elma ağaçları, vişne ve armut
ceviz ağaçları da vardır arazinin gerisinde,
biraz uzakta, doruğa doğru
söğüt ağaçları da olmalı,
neredeyse yola paralel akan bir dere
böyle ezbere bilirim buraları
geride kalanı hatırladığım gibi
nasıl da ferahtım eskiden aksi istikamette giderken
doluluk henüz bende tamama varmamış iken
belirsizdi dünya, belirsizdi beni içine alacak olan
beni beklemiyordu aslında dünya bir vakum
ben nasıl şekilleneceğimi merak ederken
henüz bir korku yoktu o zaman içimde
gölgesi düşmüş değildi korkunun henüz gözlerimin içine
korku kendimde olanı yitirmek kaygısından doğdu bende
beni kendimden başka türlü olmaya çağıran bir dünya
seçeneği yitirmekle ıralı kendi başına yalnız kalmakla
istedikleri kişi olursan eğer gelebilirsin istediğin yere
dünyanın kanunu.. gözlerimin içi dolulukla dolu iken
hareketlilik göçmemiş bedenimden içime doğru
toprağın yüzeyindeki suyu emmesi gibi
gülümseme çekilmemişti henüz yüzümden
bir kapı vardı açıp çıkabilirdim kendime doğru
açtım ve çıktım o kapıdan kendime doğru
yürüdükçe genişledi dünya
kimsenin olmadığı bir bütünlüğe doğru
doğumla gelen saflık
terk etmemişti beni henüz bedenimden
elimde dile gelirdi, ve yüzümde.. bende dile gelen
şimdi terk edilmiş bir beden duruyor yüzümde
sadece hasta olduğum günlerde tatil yaptım
müzikle sağaltırdım kendimi,
dinlemek bile gelmiyor şimdi içimden
çaresiz bir durumda gidilecek bir yer varmış da
oraya doğru yürüyüp gitmek gibiydi
dile gelemeyen düğümlenirken içimden boğazıma doğru
tedirginlik ilaçların yan etkisiydi bende
ilaçların yan etkisi gibiydim kendimde
gittiğim yerde öğrendim böyle geldiğim yere de ait olmadığımı

cereyanda kalmış hüzün yaprağı 
böyle söylemiştim yıllar önce bir keresinde 
gövdeden itibaren bir salınım 
yan yana dururken bile birbirinden habersiz
sanki deri yüzülmüş yüzümden.. yaprak yaprak 
titreme gövdeye ait, rüzgârın salınımı yaprakların.. 
kavak ağacına özgüdür yapraklardaki bu salınım 
parlak bir yüzeyi vardır sert fakat esnek.. ve esnek bir sapı
tüylü değildir söz gelimi elma yaprağı gibi kalın 
dik durmaz dalında bükülüverir, 
sarkar yaprağın ucu aşağıya doğru 
bir de kayısı ağacının yaprakları böyledir 
hafif bir rüzgârda birbirine sürtünür 
ve sanki kendi aralarında konuşmaya başlıyorlarmış gibi 
dibinde oturursanız kayısının ya da kavak ağacının 
şarkı söyler gibidir dansı yaprakların 
ama kavak ya da kayısı yapraklarının 
başka bir ses duyamazsınız, rüzgârın salınımı 
sizin etinizden geçerek iner toprağın köküne 
sizden gelip geçen her ne ise.. o kalır sizde
böyle bu güzergâhtan gelip geçer iken 
bitmeyecek gibiydi yolum eskiden
bu tünelden çıkmaya sanki nefesim yetmeyecek
gün akşama varmayacak sanırdım 
korku soluğumu terk etmeyecek
bir hikâyem vardı kendi içimde henüz yetişkin değil iken 
anlatıda özne olmak gibi bir yerim vardı
ama değil
aklımın duvarında gördüğüm
kendi resmimdi beni peşi sıra alıp götüren
gitmedim kendimden başka kimsenin peşi sıra
kuşkulandım sevgisini dile getirenlerin bile biçeminden
övgü de bir tür çelmedir yürürken kendine doğru giden yolda
övgü ile büyü aynı türdendir tütsü gibi
tütsüyle buğulanabilir, boğulabilir nefes
fakat senden gelen nefes değil artık benzimdeki nefes 
anamın evini terk edince şekillenen gözlerimdeki nefes
meğer ne kadar mutluymuşum eskiden
ergin olamamakla alakalı bir şeydi bende mutluluk
hafızam boş idi zamanla doldu boşluktan
keşke görmeseydim algıladıklarımı
veya zayıf olarak kalsaydı hafızam
benzim yüz gibi değildi, yüzüm benzin
sanki her an bir alev topu
bırakmadı yüzümü hiç, kuşkuya bulanmış nefes
esrime değil, esneme de, cereyandı
evet cereyan, hâlâ cereyan
İsrafil'in suru
içimdeki koridorda esip duran

Yücel Kayıran
Efsus'a Yolculuk / Metis Yayınları

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder