Kayıtlar

Selam Olsun

Resim
Selam olsun bizden güzel dünyaya, Bahçelerde hala güller açar mı? Selam olsun sonsuz güneşe, aya, Işıklar, gölgeler suda oynar mı? Hepsi güzeldi.Kar, tipi, fırtına, Günlerin geçişi, ardı ardına. Hasretsiz bir kanat şakırtısına, Mavi gökte kuşlar yine uçar mı? Uzak, çok uzağız şimdi ışıktan, Çocuk sesinden, gül ve sarmaşıktan. Dönmeyen gemiler olduk açıktan, Adınızı soran, arayan var mı? Ahmet Hamdi Tanpınar

Herşey Yerli Yerinde

Resim
Her şey yerli yerinde; havuz başında servi Bir dolap gıcırdıyor uzaklarda durmadan, Eşya aksetmiş gibi tılsımlı bir uykudan, Sarmaşıklar ve böcek sesleri sarmış evi Her şey yerli yerinde; masa, sürahi, bardak, Serpilen aydınlıkta dalların arasından Büyülenmiş bir ceylan gibi bakıyor zaman Sessizlik dokunuyor bir yerde yaprak yaprak Biliyorum gölgede senin uyuduğunu Bir deniz mağarası kadar kuytu ve serin Hazların aleminde yumulmuş kirpiklerin Yüzünde bir tebessüm bu ağır öğle sonu. Belki rüyalarındır bu taze açmış güller, Bu yumuşak aydınlık dalların tepesinde, Bitmeyen aşk türküsü kumruların sesinde, Rüyası ömrümüzün çünkü eşyaya siner. Her şey yerli yerinde; bir dolap uzaklarda Azapta bir ruh gibi gıcırdıyor durmadan, Bir şeyler hatırlıyor belki maceramızdan Kuru güz yaprakları uçuşuyor rüzgarda. Ahmet Hamdi Tanpınar

Kalbim Katlanma Bu Dünyaya

Resim
Anılar biriktikçe sisleniyor aşklarda Yitiriliyor serüven duygusu ki o zaman Şeytanımı koluma takıp gitmeliyim Yeni bir cehennem kurmalıyım kendime Hep kendini yineliyorken sesler kokular Gittikçe birbirine benziyorken dünle bugün Ölümsüz olmak kadar ürkünç birşey Bu dünyaya alışmak duygusu Sonsuza kadar sonsuzluğa asılı kalmak Tanrılara ödül insanoğluna cezaysa Kalbim bağışlanmayacak birşey yap Katlanma kendine ve bu dünyaya Kalbim ödünç say sana ayrılan ne varsa Geri vermiştin dinini Dilini de unut artık Aztektin yahut Kürt, hüznünse Kızılderili Geri ver ne kalmışsa sende, umutların dahil Hiçlik, o sezdiren keder Buydu senin payın Duyumsa sülfürün yarışını Seni vur, seni bekleme, seni tarihsiz kıl Bir kartala parçalat seni kayalara zincirleyerek Kurbanla kurban eden bilinmiyor tarihe bakarsan Bir efsaneydi yaşamak, sende bilmiyorsun bunu Medyomdu kimya bir senfoninin diliydi belki Yeni cehennemler kurmuştuk bilinebilir şeylerden Sözünü tut artık, seni tarihsiz kıl Ve katlanma bu düny...

İmlasız

Resim
Ayağı kayan bir çocuk Kadar şaşkınım, bilemedim Düz yolda yürümenin imlâsını Kanayan dizlerime bakıp da Ağlamayı öğrenemediğim gibi Sevgilisi değildim kadınlarımın Bir papağan tüneğiydim belki Ama birkaç sözcük öğrendiysem Kadınlardan öğrendim, yine de Bilemedim sevgilim diyebilmeyi Büyülendim ama büyüyemedim Aklım ermedi aynalara ve suya Yüzümü gösterip kalbimi neden Sakladıklarını öğrenemedim Şaşkınım, cahilim ben bu dünyada Ahmet Telli

Sığınak

Resim
Sözün yine hep aşktan yanaysa sevgilim sen sakla bir kaçağı belki yorgun ve yaralıdır hâlâ ölüm basmıştır son sığınağı Sus ve sadece dinle sessizliği perdeleri çek ışıkları söndür bir selam bir haber gönderir belki sesleri hiç duyulmayan dostlar Bir cigara sar bitlis tütününden bir çay demle sonra, anısı kalsın bekle başında onun sabaha dek Belki benim sana böyle sığınan yapayalnız ve öylesine yorgun kimliği duvarlarda kalan bir kaçak Ahmet Telli

Sözde Sararır

Resim
Olur, aramam seni ve kimseyi Anıları pas tadında bırakırım Konuşacak ne kaldıysa kalsın Susmaktır birşeylere saygılı kılan Ayrılık da bir olanaktır bilirsin İnce bir sis, bir hüzün örtüsü Dumanlı bir ıslık yakışır şimdi Dudaklarıma, bırakıp giderim Söz / de sararır biterken bir aşk Kediye iyi bak çiçekleri sula Diyorsam da aldırma sözlerime Alışkanlık işte başka birşey değil Söz / de sararır biterken bir aşk Ahmet Telli

Zaman Kekemeydi

Resim
Gün bitti, elindeki güller de soldu anımsanacak neler kaldı bugünden paylaşılmış olan nelerdi sımsıcak belki bir türkü söyleriz geceye karşı saçlarını tarazlayan bir şafak olur Zaman kekemeydi ve tarihe sızan soytarılar gördük genç ömrümüzde ölüm peşimize düşende bir göçebeydik suretimiz ağardı kurulan darağaçlarına bütün sığınaklar uçurumlara açılırdı Rüzgâr suyu soğutsun su terli bedenlerimizi ve aşkı düşünelim biz, destan yalnızlıkları konuşursak akşam olur ve yine yağmur yağar gidersek gülüşler azalır buralarda kim bulur kayıp adresteki dostları Bir karanlığa bakıyorum bir de zamana ay büyüyüp bir gül oluyor ellerinde senin ve ancak yeni bir yorumu oluyor aşkın saçlarından sızan bu karanlık yağmur ayın çağıltısıyla tutuşuyor begonyalar Saçlarındı diye düşünüyorum ömrümüzü çözdükçe savrulan rüzgârdı saçların ve ikide bir aklıma düşüyor aynı soru -Aşkı bilmiyorsam nasıl değiştiririm kendimi, seni ve bütün dünyayı.. Ahmet Telli

Sislenen

Resim
Gittikçe puslanıyor görüntü sislenen bir aynaya dönüyor yakın geçmiş de olsa artık zor seçebiliyoruz birşeyleri bulutlar çöküyor anılarımıza Ama unutmuş değiliz yaşananı buğulu bir düş gibi de olsa duyumsuyoruz o kekre tadı ve her anımsayışta irkiltiyor o soluksuz bırakan küf kokusu Soluk renklere bürünse de suyun ve göğün görüntüsü yaşanan duyurulacaktır mutlaka anlatacaktır bir çocuğa bunları göğsü paramparça edilen biri Ahmet Telli

Yarıda Kalan Mısralar

Resim
I Beyaz kumsalında beyaz denizin Kaç akşam gömdüm de yaslı gönlümle Bir fecir görmedim, değişmeksizin, Başlasın ve bitsin bir tebessümle! Ömür defterimde duruyor, yer yer, Gözyaşı dökülmüş gibi silikler. Her yılım bitmemiş bir şi’re benzer, Her günüm yarıda kalan bir cümle. II Almış aydınlığı günler yüzünden, Geceler saçından, siyah olmayı.. Gün beni ayırır diye hüzünden Geceler bilmiyor sabah olmayı! Yüzünü görmeden geçse yıllarım Geceyi saçmış gibi okşarım, Göynü çocuklukta kalan ben varım, Aşkım öğrenmedi günah olmayı.. Faruk Nafiz Çamlıbel

Sesimi Arıyorum

Resim
Bir ses arıyorum Yeni bir şiire başlamak için Bir doğum çığlığı gibi kaçınılmaz Çocuğun ilk ağlayışınca güzel Bir ses. Çünkü yüreklerimiz Acılarla şişe şişe nasırlaştı Kızgın demirlere değen ellerimiz Su toplayıp kabarır, nasırlaşır Ateşe ve demire dayanır Yüreklerimiz acıyla dövüle dövüle Çelikleşti. Yalnız orda, ta dipte küçük bir çekirdek Gözyaşı gibi titriyor mavisiyle havanın. Kız çocuklarının perçemleriyle oğlanların afacanlığı Kaynatıveriyor o damlayı. Bir ses arıyorum Yeni bir şarkı için Çocukların ilk sözcüğü gibi umutla, Sevinçle duyulacak bir ses, Çünkü umutsuzluk yasaktır Don vuran ağaç sürgün verecek, Kaya çatlayacak, tohum yeşerecektir. Ama susmaktan sesimi yitirdim Nasırlaştı dilim. Elim ateşten korkmuyor, Ülkemin bütün kadınları gibi tırnaklarım küt Ateşten sıcak bir tencereyi yanmadan alabilirim Köz basarım yüreğime. Yüreğim nasırlarıyla umudu koruyor, Bir küçük ışıltıyla baharı bekleyen Çekirdek ateşten korkmuyor. Sennur Sezer ...