Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Nisan, 2016 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Egemen Düşünce

Çok tatlısın sen, hem de güçlü; egemensin aklıma baştan sona; ürkütürsün, ama değerli armağanısın tanrıların bana; içimi karartan günlerimin yoldaşı; aşk düşüncemsin sen benim, karşıma sık sık çıkan. ... Nasıl da tenhalaştı aklım sen ona yerleşince! Tüm diğer düşünceler hemen ardından, tıpkı şimşekler gibi sağa sola dağılmaya başladılar. Bomboş bir alanda tek başına duran bir kule nasılsa, sen de öylesin, dev gibi, aklımın ta ortasında. Her şey, yaşamın kendisi de, senin dışında nedir ki benim gözümde! Dayanılmaz bir sıkıntı, eğlenceler, günlük dedikodu, anlamsız zevkler, boş umutlar; nedir ki, tüm bunlar senin bana verdiğin gökselliğe denk zevkin yanında. Nasıl ki Apeninlerin yalçın kayalıklarından uzaktan gülen yeşil vadiye can atar yolcu; nasıl ki çevirir gözlerini oraya; ben de kuru ve tatsız günlük konuşmalardan sonra dönüyorum can atarak sana: Çiçekli bir bahçeye döner gibiyim neredeyse; seninle olmak iyi geliyor duygularıma. İnanılmaz gibi bir şe...

Anılar

... Daha gençlik çağımın başında, mutluluk, tasa ve sevdalarımın henüz yeşerdiği yıllardı; çok kez ölümü çağırdım ve uzun uzun oturdum o havuzun başına; düşündüm son vermeyi umutlarıma, acıma. Ne ki, nedeni bilinmeyen, hastalığımdan ötürü nasıl olsa yaşayamayacaktım zaten; ağladım gençliğime ve zavallı günlerimin çiçeğine; zamanından önce solup dökülen. Ve geç saatlerde sık sık, derdimin ortağı yatağımda oturmuş, sıkıntılı, dizeler yakıyordum lambanın sönük ışığına. Yakınıyordum gecenin karanlığına, sessizliklere, elimden kaçıp giden yaşamımdan ötürü. Ve kendimden geçerken ölüm marşımı mırıldanıyordum kulağıma.      Ey gençliğimizin ilk yılları; sevimli ve anlatılamaz güzellikteki günlerimiz, kim anımsayabilir sizi özlem duymadan; genç kızlara hayran hayran bakarken ilk gülücükleri kopardığımız karşılığında; etrafındaki her şey sanki yarışırcasına gülümser insana; henüz yoktur kıskançlık; dokunmaz kötülüğü, eğer varsa da hayrettir! Neredeyse elini...

Janya

tanrı ve zaman yanlış hatmedilmiş kiliselerin çanları sağır... minareler kısa... dekolte doktrinler giyinmiş abdal... geç kalmış, geç yağmış yağmurlarla dolmuş sarnıçlar, yırtıcı bir neşter darbesiyle, bulanmışlar nükleer sevdalardan olan kuleler, rokoko kristallerle süslenmiş tünellerde lime lime olmuşlar, bikes düşlere darılmışım, sıçramışım ve gelmişim Janya, sızlayışlarıma vokalistlik yapsana (dağ keçisi kavmine uyku haramdır) antik, mitolojik ve çatlamış bir heykelim, irin akıyor benden, içimin semasında, martılar kamikazeyî uçuşlar yapıyor, buğdayî hasretler, acılar değirmeninde, bir an olsun dinmiyorlar, filizlenmiyorlar, ufaldıkça ufalıyorlar, alfabelerden bir harf eksiliyor öldüğüm zaman, aahhh... yazık Janya, yüreğim ağzımdan çıkacak oluyor kahırlardan… kula renginde kaç akşam geçip gittiyse de, hayaller gemisinden sarı saçlı bir kıvılcım inmedi, bir deri bir kemik kalmış duygularımın kıyılarına, kül rengi entarisinin içinde sahte bir peygamber, yalandan...

Yorumsuz

Uçarken de ölür mü kuşlar

Elif'e Ölen bir kuş uçuşu unutmamayı öğütledi bana Füruğ Ferruhzad Niye izin vermiyorsun yoluna kuş konmasına niye izin vermiyorum yoluma kuş konmasına niye kimseler izin vermez yollarıma kuş konmasına? ’Öyle güzelsin ki kuş koysunlar yoluna’ bir çocuk demiş.” Nilgün Marmara Dünyada ne kadar kuş varsa Bir fazlası senin soluğunda Ülkü Tamer Geçti artık göğsümde kuş barınmaz anladım Metin Altıok Dön bana ve dinle, Kuşlar uçuşuyor içimde Erdem Beyazıt İsterim ki; Yanmasın kanadın, gökyüzünde süzülsün ve her kitabın yanında dağılsın  hüznün Elif'çe Durgunsa kahvelerin masalarında hava Kuşsuz kalmışsa ağzım gözlerim gülmemekten Dostumdan, gökyüzüne sürmeye kuş isterim Gülten Akın Âh beni vursalar bir kuş yerine! Sezai Karakoç Bu çılgın eğlentinin karşıtı bir yürek hangi kuşun sesinde dinlensin?  Nilgün Marmara Bir kıyısız zamana kanat vuruyor,  Üzer...

Beladır Aşk

Beladır aşk; çekinmem üstüne üstüne varırım Hatta uyuyacak olursa onu ben uyarırım Kurtul şu beladan diyor dostlar bana Bela gönüldür gönülden nasıl uzak dururum Çiçeğe durmuş aşk ağacı kalbimin tam ortasında Susuz kalınca onu gözyaşımla sularım Aşk hoş da acısı hoş değilse eğer Hoştur bu bana ikisini birbirine kararım Ahmed Gazali

Düşüncenin Kalbi Kitabevleri

Şehirlerde düşüncenin kalbi kitabevleri bulunmaktadır. Belli pasajlarda veya sokaklarda bulunan kitabevleri, şehre yaşam ve direnç katan unsurların başında gelmektedir. Mağaza vitrinlerinin hoyrat çağrıları, tüketim sarhoşu olmuş insanların boş ve melül bakışları arasında, başıboşluğun had safhaya vardığı şehirlerde kurtuluş limanı gibidir. 1950’li yıllardan itibaren ideolojilerin canlı olduğu dönemde kitabevleri düşünsel hareketliliğin ve etkinliğin merkeziydi. Kitabevleri bir okul vazifesi görüyordu. İdeolojiyi taşımak için kitabevi pratik bir rol üstlenmiş oluyordu. Buraya en son çıkan kitaplar gelir ve okuyucu ile buluşurdu. Ancak belli bir görüşü yansıtan kitaplar geldiği için farklı görüşleri tanımak mümkün olmuyordu. Buralar buluşma merkeziydi. İnsanlar bir araya gelir, gündemi tartışır, fikir alışverişinde bulunurdu. İdeolojik öğretilerin köprüsü işlevini görüyordu. Yasaklı kitaplar, yasaklı düşünceler buradan insanlara ulaşırdı. 12 Eylül süreci önemli bir kırılmayı da bera...

Alternatif Kitap Kategorizasyonum

1) Okumaya Gerek Olmayan Kitaplar : Calvino Usta yaşasaydı listenin başına çok satan vampir kitaplarını koyardı büyük ihtimalle. Ayrıca kişisel gereksiz kitaplar listemi zorlayan ikinci gruba bir kaç tanesi hariç Ahmet Hamdi Tanpınar öncesi yazılmış neredeyse bütün Türk romanları girebilir.. 2) Birden Fazla Hayatın Olsaydı Kesinlikle Okuyacağın Ama Ne Yazık Ki Günlerin Sayılı Olduğu İçin Okuyamayacağın Kitaplar : Ayn Rand’ın bütün kitapları bu listeye girebilir. Okumayı çok isterim aslında ama kitapların ebatı her seferinde umutsuzca vazgeçmemi sağlıyor ne yazık ki.. 3) Okumak İçin Değil Başka Amaçlar İçin Yazılmış Kitaplar : Ahmet Altan Ve Cezmi Ersöz’ün yazmış olduğu her türlü çer çöp bu kategoriye sokulabilir. Bu adamlar neden ısrarla yazıyorlar anlamak mümkün değil ama vakit kaybı ve sinir bozumu dışında faydalarının olmadığı muhakkak.. 4) Ş imdi Çok Pahalı Olan Ve Okumak İçin Ucuzlamasını Bekleyeceğin Kitaplar : Ayrıntı Yayınlarının depo kitapları haricindeki tüm kitaplar...

Tüm zamanların en büyük kitap hırsızı: Kont Guglielmo Libri

Alberto Manguel Libri-Carucci della Somaia Kontu Guglielmo Bruto İcili Timoleone, 1803 yılında Floransa’da Toskanalı kökenli ve soylu bir ailenin çocuğu olarak dünyaya geldi. Hukuk ve matematik eğitimi gördü ve matematik konusunda öyle usta oldu ki, daha yirmi yaşındayken ona Pisa Üniversitesi’nde bir kürsü verdiler. 1830 yıllında milliyetçi geçinen bir teşkilatın –Carbonari’nin- tehditlerine dayanamayarak Paris’e gittiği söylenir. Kısa süre sonra da Fransa vatandaşı olmuştu. Adı Libri olarak yankılana Kont, Fransız bilim adamlarından kabul gördü ve Fransız Enstitüsünün üyeliğine alındı; Paris Üniversitesinden matematik profesörü oldu ve bilimsel çalışmaları karşılığında Legion d’Honneur nişanını aldı. Oysa Libri, bilimden öte ilgi alanları olan biriydi. Kitaplara tutkundu ve 1840 yılına gelene değil, çok büyük bir koleksiyon oluşturmuştu. Elyazmaları ile az bulunan kitapların ticaretini yapıyordu. Kraliyet Kütüphanesinde iki kez görev almak istedi ama başaramadı. Sonunda 1841 yılı...