Ana içeriğe atla

Ölümfügü

Kara çalan sütünü şafağın içeriz biz akşamüstü
içeriz biz günortasında ve sabahleyin ve içeriz geceleyin
içeriz biz ve içeriz biz
kürekleriz bir mezarı havada büzülerek uzanmayacağın senin
bir adam yaşar evde oynar yılanlarıyla ve yazar
yazar karanlık çökerken Almanya'ya senin altınımsı saçlarını Margareta
yazar onu ve çıkar dışarıya kapılardan ve yıldızlar parıldar topluca ve ıslık çalar av köpeklerine
kalsınlar yakınlarda
ıslık çalar Yahudilerine saf saf küreklesinler birer mezar toprakta
emreder bize oynaşın dansetmek için

Kara çalan sütü şafağın içeriz biz seni geceleyin
içeriz biz seni sabahleyin ve günortasında ve içeriz seni akşamüstü
içeriz biz ve içeriz biz
bir adam yaşar evde oynar yılanlarıyla ve yazar
yazar karanlık çökerken Almanya'ya senin altınımsı saçlarını Margareta
Senin külrengi saçlarını Shulamith kürekleriz bir mezarı havada büzülerek uzanmayacağın senin

Haykırır adam kazın bu toprağı daha derin siz orada öbeklenenler siz diğerleri şakıyın ve oynayın
kavrar belindeki sopayı ve sallar gözleri öylesine mavi
yapışın küreklerinize daha derinden siz orada öbeklenenler siz diğerleri oynaşın dansetmek için

Kara çalan sütü şafağın içeriz biz seni geceleyin
içeriz biz seni günortasında ve sabahleyin ve içeriz seni akşamüstü
bir adam yaşar evde senin altınımsı Saçlarını Margareta senin külrengi Saçlarını Shulamith ve oynar adam yılanlarıyla

Haykırır adam oynayın ölümü tatlı tatlı bu Ölüm bir efendidir Almanya'lı
haykırır adam kazıyın tel örgülerinizi ümitsizce yükseleceksiniz duman gibi göklere
o an bir mezar edineceksin bulutlar içre büzülerek uzanmayacağın senin

Kara çalan sütü şafağın içeriz biz seni geceleyin
içeriz biz seni günortasında Ölüm bir efendidir Almanya'lı
içeriz biz seni akşamüstü ve sabahleyin içeriz biz ve içeriz biz
bu Ölüm bir Efendidir Almanya'lı gözleri masmavi
ateş açar sana kurşundan mermilerle ateş açar tam da hedefe
bir adam yaşar evde senin altınımsı Saçlarını Margareta
bırakır av köpeklerini üzerimize bir mezar bağışlar bize havada
oynar yılanlarıyla ve düş kurar bu Ölüm bir Efendidir Almanya'lı

senin altınımsı Saçlarını Margareta
senin külrengi Saçlarını Shulamith

*Ölümfügü; Nazi toplama kampı tel örgüleri arasında mezar kazma ve gömme işiyle uğraşan bir grup Yahudinin şiiridir. Şiirde geçen "havada bir mezar" deyişi toplama kampında bacalardan tüten duman olarak anlaşılabilir, yani mecaz olduğu kadar yalın bir gerçektir. Şiir savaşlarla tutsak edilmiş Avrupa'nın dansının ritim ve hızını sergiler. Celan şiirinin başlığını ilk önce "Ölüm Tangosu" olarak düşünmüştür. Şiirin başlığını "Ölümfügü"ne değiştirerek Bach'ın ilahi aydınlığını anımsatmıştır. Margarete, Goethe'nin Faust'unda işlediği herşeye karşın sonunda Tanrı tarafından affedilen trajik kadın kahramana göndermedir. Goethe'nin Weimar yakınlarındaki meşhur meşe ağacının Buchenwald toplama kampında Nazi subaylarınca kesilmeyip korunmuş olması da savaşın karanlığında son derece ilginç bir olgudur. Margarete, Süleyman'ın Şarkısı'ndaki Yahudi umudunun kadın sembolü olan ve bağışlanmayan Shulamith ile karşılaştırılmıştır. Savaş sonrası Almanya'da bu şiir okullarda bir dönem ders kitaplarının arasına girmiştir. Şiir eleştirmenleri bir şiirin aynı zamanda füg tarzında müzikal bir örüntüsü olabileceğini sergileyen bu şiire övgüler düzmüşlerdir. Celan ise "dehşet verici güzellik"in karanlık duygusallığına doğru bir eğilimi sezinleyerek, şiiri daha sonra topluluklara okumayı reddetmiştir. Nazi toplama kampında hayatta kalmayı başaran bir diğer yazar Aharon Appelfeld, der ki: "Sayılar ve gerçekler katillerin kendi kendilerini kanıtlama araçlarıydı. İnsanların birer sayıya indirgenmiş olması insanlıktan çıkmanın yarattığı dehşetlerden birisidir." Celan "Ölümfügü" şiirinde yalnızca olgular ve gerçekler önermez. Şiirin her zaman olguların ötesinde olduğunu ileri sürer. Böylesi karanlık bir ortamda böylesi bir müzikal aydınlık sergileyerek Celan top yekün bir kültürü sorgulamıştır.

Paul Celan
Türkçesi: Samet Köse

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Der(le)diğim Kiraz Şiirleri

Ah, kiraz çiçekleri Keşke sizin gibi Düşebilseydim. Masaoka Shiki Kiraz devşirmeye gitmiştin hani Çilek kokuyorsun vakte yabani Unutma sana bergüzarım var İntizarım yoktur, inkisarım var. Bahaettin Karakoç Bir yolcunun Kiraz çiçeklerini döken rüzgarında, Dönüp baktım arkama. * Ne büyük bir suç, Kiraz çiçekleriyle kendinden geçmiyor, Kyoto’nun bayanları. * Bir yaprağı Eğleniyor uzakta, Dökülen kiraz çiçeğinin. * Dökülen kiraz çiçeklerini, Durdurmanın bir anlamı Yok ki. * Dağ kirazı, Anılarım var Eski bir dosta rastlamış gibi. * Kiraz çiçeği işte, Kolumun üstüne Telaşla dökülen de. Takahama Kyoshi kiraz bahçelerinden geliyordum yakamda hınzır çocukların gülümsemeleri seni sevmekten geliyordum bir çeşit yalansızından sevda cümleleri tren yolculuklarında kiraz bahçelerinin resmi geçitleri Betül Dünder büyümek kiraz bahçelerinden kaçmakmış ya ben ne anlamıştım Betül Dünder İtiyorum onu, iti...

BENİMSE GÖZLERİM AKAN SULARDA

ben ve ellerim uzaklarda senden kelimeler gözyaşlarında asılı  bilirim yollanımı gözetleyedururda  otururken köşesinde yalnızlığın iğreti  yüreğin ezik ezik olmasın anne. sensiz sanadır içimde akşamlar  suskunluğun süren sorgusunda  az biraz morcadır ellerim anne. ak bir yazmadır gece /örter başını  düşmüştür yollara yana yakıla  yürekleri itrek karanlıklara sarkıtılır parmaklar  seherlere düşen ayrılıktır  kuşluklar kıyılardan avuçlanır anne benimse gözlerim akan sulardan. Ahmet Veske Ahmet Veske her yerli şair gibi, beslendiği memelerin hakkını yemeyen biri. Bizim medeniyetimizin temellerinden olan hüzün, burada adı ikide bir ulu orta anılmadan uç veriyor şiirinde: “ben ve ellerim uzaklarda senden kelimeler gözyaşlarında asılı bilirim yollarımı gözetleye durur da otururken köşesinde yalnızlığın iğreti yüreğin ezik ezik olmasın anne” Anneden uzaklık öyle el değmemiş bir hasret ifadesi değildir. Anne her dokunuşta canımızın beslendiği toprağa...

Bir sürgün yeridir şiir…

Yok senin kendi hayatın. Benim ölümümdür sadece senin hayatın. Ne yaşarsın ne de ölürsün bu yüzden… Hiçbir kadın tutmaz seni göğsüne. Hiçbir kadın paylaşmaz seninle gecenin tutkusunu… Yok hiçbir çocuğun yanına gelip: Seni seviyorum diyecek… * İyi bir dost ol, Ey ölüm!… * Teşekkür ederim sana, ey hayat. İnanma bana eğer dönersem ya da dönmezsem. Ne yaşıyordum ne de ölüydüm. * Yoruldun mu benden, dost? Neden terk ettin beni? * Hiçbir şey kalıcı değildir sonsuza dek. Doğmanın zamanı var Ölmenin zamanı, Konuşmanın zamanı var Susmanın zamanı… * “Ben ve Kadınım, sonsuza dek” Böyle başlar aşk. Fakat bitirir kendini sıkıntılı bir elveda ile “Ben ve O kadın” * Gel dostça ve içten olalım: Benim hayatım senin, tümüyle yaşandığında. Karşılığında, bırak seyredeyim yıldızları. * Söyle ne söylemek istiyorsan: “Bir anlamdan diğerine yükselirim. Akışkandır hayat, damıtırım onu…” * Kuşatmada birer aralıktır hayat… * Gördüm ölülerin ne hatırladıklarını ve ne unuttuklarını… * Biz ayrılmadık. Ama asla karş...

Francesco Petrarca AŞK HÜKMEDİYOR BURADA

124 Amor, Fortuna, et la mia mente, schiva Aşk, Talih ve zihnim, uzak duran gördüğü şeyden ve geçmişe dönen, öyle üzüyorlar ki beni, bazen kıskanıyorum öteki kıyıdakileri. Aşk parçalar yüreğimi, Talih yoksun bırakır her avuntudan, bu yüzden budala zihnim dertlenip ağlar; ve böyle sayısız dertle yaşamam gerek mücadele ederek. Umudum yok tatlı günlerin geri geleceğinden, beklediğim, kötüden betere gitmesi kalan ömrün, ve çoktan yarısını geçmişim gittiğim yolun. Ah, görüyorum kayıp düştüğünü elimden elmastan değil, camdan her umudun ve bütün düşüncelerimin kırıldığını orta yerinden. 125 Se 'I pensier che mi strugge Bu düşünce, bana elem veren, keskin ve yoğun olduğunca bürünseydi uygun bir renge,       belki de beni yakıp kaçan payını alırdı sıcaktan ve uyanırdı Aşk şimdi uyuduğu yerde;      daha az yalnız olurdu izleri bitkin ayaklarımın kırlar ve tepeler boyunca, daha az yaş olurdu gözlerimde, ...

Çalab'ım bir şâr yaratmış iki cihan ârasınde

Çalab'ım bir şâr yaratmış iki cihan ârasınde; Bakıcak di'dar görünür, o şâr'ın kenâresinde. Nâgihan ol şâr'a vardım, anı ben yapılur gördüm; Ben dahi bile yapıldım, taş u toprak âresinde. Şâkirdleri taş yonarlar yonup üstada sunarlar; Allah'ın adın anarlar, ol taşın her pâresinde. Şehirden oklar atılır, gelir canlara batılır; Ârifler cânı satılır, o şâr'ın bâzâresinde. Şâr dediğikleri gönüldür, ne alşidir ne cahildir; Âşıklar cânı sebildir, ol şârın kanâresinde. Bu sözü Ârifl'er anlar, câhiller bilmeyip tanlar; Hacı Bayram kendi banlar, ol şâr'ın menâresinde. Hacı Bayram-ı Veli

Tırpanladığım Ölüm Şiirleri

İşte iki adım daha atıyorum Artık söylenecek hiçbir sözüm kalmadı dilimde İçimde kar yüklü geçit vermez anılar Ve her şiir biraz ölüm Bir bir çekilip gidince dostlar. Tuğrul Tanyol Yedi adam biri bir gün bir aşk bir gün gereğini belledi ölüm girse koynuna Ayırmaz aşkı yanından Cahit Zarifoğlu Açar solar türlü çiçek Kimler gülmüş, kim gülecek Murat yalan, ölüm gerçek, Dostlar beni hatırlasın. Aşık Veysel Yaşam yok, ölümse bir türlü gelmiyor. Anlaşılmaz değin uzun Uzun, katlanılmazcasına kişinin alınyazısı. Ivo Andrich dört ayrı ölümle ölmeyi öğren demişlerdi bana dört bucakmış anlattıklarına bakılırsa dünya omzun güneş kokuyor demişti kısa eteklikli kız o da omzuma bir şey konduracak mutlaka. İsmet Özel işte o gün ve ondan sonra çok önemli bir sözü unutmanın şaşkınlığıyla oturup bir şiir yazarsın ve ışık ölümü bekleyen bir ruh gibi titrer başucunda Tuğrul Tanyol kimi görsem dilim buruk, kelimeler ölümlü, sesim anadan üryan. Ali Ayçil bir...

Edalı Zihin

             “Kadın gider ve bunun şiir olduğu söylenir”                Bir haydar vardır heveste döner döner söylenir Zihin kekre meyvedir kurtlar da yer onu insanlar da kuyumcular nakış işler bakmazlar kimin bileğine dar gelir kimin kalbi dar gelir ona Antikadır zihin kimi zaman açık artırmalara çıkar düşer kimi zaman ihtiyar-kadınlar bileğinden bit pazarlarına Zihin gönülsüzdür otuz dört yıl odun hamalı eğri arar doğru arar söze bulaşır on yıl dağda gezer geyikler ile sonra geyikleri köye taşır şehre taşır Uzaklaştırır zihin mesafeyi sever ölçüler alır denge bulur ağırlık hesap eder urganda derisini yüzer içlenmelerin köpürdüğünü söyler insanın bir damla kanda Zihin konuşmak ister inci takar boynuna ayağına halhal dolaşır çarşı pazar ev içlerinde perde bilmek ister deva nedir eski derde yeni derde Şaşıdır zihin iki testisi vardır hep su isteyene soru sorar cevabı saklar Tatlısından mı vereyim ekşisinden mi? “B...

Eğreltiotu

Hoşça kal, dedi, eğreltiotu, hoşça kal! İlhan Berk

DÜNYA MİKHAİL'İN ADINI BİLMELİ

                   Mikail Mirdoraghi Eğer İran İsrail’de bir okulu vurup çoğu çocuk 170 kişiyi öldürseydi, bu haber aylarca manşet olurdu. Çocukların isimlerini öğrenirdik. Ama Mikail için bu olmadı . O fotoğrafı biliyorsunuz. Herkes biliyor. Yolda koşan çıplak bir kız çocuğu… Kollarını iki yana açmış, sanki kirlenmiş gibi, sanki kendi bedenine dokunmaktan korkuyormuş gibi. Onu unutulmaz yapan sadece çıplaklığı değil yüzü. Acı içinde olduğu çok açık. Çığlık atıyor ve doğrudan kameraya bakıyor. İzleyiciye, bize, sanki yardım etmemizi istiyormuş gibi. Sanki bir şey yapmamızı talep ediyormuş gibi. Elbette bugün adının Phan Thị Kim Phúc olduğunu bildiğimiz o kız aslında bunların hiçbirini istemiyordu. O sadece korkmuş bir çocuktu. Ama böyle fotoğraflara bizim yüklediğimiz anlamlar, bize hissettirdikleri ve bizi harekete geçirip geçirmedikleri önemli. Çünkü gazetecilik ne içindir ki, insanları öfkelendirmekten başka? 1972’de Vietn...

Gidiyorum. Beni Affetme

Biliyorum sen kalbime düşen en güzel ateşsin.. Ben senin kalbinde aşka düştüm.. Günahını sevabını kabul ettim, sevdim.. Seni üzmeyi göze alamam. Sensiz ben iyi olmayacağımı bilirim. Ama zaten ben çok az zamanlar iyi olurum. Sensiz biraz daha az olacak..o kadar.. Ama seni değişemem. Seni, iyiliğime değişmem.. ve sen benimle iyi değilsin Bensiz sen de belki iyi olmayacaksın ama bu az sürecek. Sende güzel kalmak istiyorum. Seni tüketmek değil. Beni güzel hatırla dedim, sende tükettiklerimle değil.. Şimdi burda ayrılıyor ya yollarımız. Senden sonsuz kere özür dilerim. Bundan sonra tutamayacağım ellerinden özür diliyorum. Göğsümde uyutamayacağım başından özür diliyorum. Her telini aşk'la öpemeyeceğim saçlarının her bir telinden özür diliyorum. Seni Seviyorum.. Gidiyorum.. Beni affetme.. Günyeli