Yael'in Bakışları

Kelebek, ipeksi ses, sevgili... hep uçmak istediği
ama kaç kapı açılmalı daha, kaç çeşit ağaç iç-bahçelere
seherkuşu ve bakıştan bakışa konan aşk.
Onun yüzünden bütün iklimler geçer aynı anda
geçer eski bulut sinemasından yıldız yıldız ve hüzün
ince alay, tutku, korkutan endişeler...


Ki henüz farkında bakışlarından uçan kuşların henüz
ona en çok nâr ağacı yakışır ya da mür
alev kanatlarla gölgelenmiş gözler... derinden derin
ateşle dağlanmış sessizlik, mühürlenmiş.
Ve o en çok bir aşka yakışır
ki henüz farkında ne kadar güzel bir kadın olduğunun.


Ama hiçbir güzelliği olmazdı bakmasa öyle
hiç hiçbir şey olmazdı bana... ne de göz-uçları
hele alnındaki anlam, ışık ve çok gizli
ve unutulmuş bir gülümseyişle divana uzanışı olmasa.
Sebepsiz yere dolmasa gözleri birden bir şarkı çağırmasa
ne kelebek, ne su... olmazdı olmasa hiçbir şey.


Ki hâlâ şaşıyorum nereye dalıp gider bakışları
her an... nasıl saplanabilir bana gittiği yerden.


İstanbul, 1995

Mehmet Yaşın