Ana içeriğe atla

Şiirlerden yağan yağmurlar

Bir yağmur damlasına çizdim
o küçük gölün kıyısında bana verdiğin ilk öpücüğü…
Şemsiyenin ucu yırtıyordu bulutları

Özkan Mert


Her yağmur tanesini bir melek indirirken yeryüzüne

Mevlana İdris Zengin


Üzünçlerle dolu yağmur
gözyaşları gibi düşüyor
acıklı dünyanın üzerine

Jorge Luis Borges


sana yaz yağmurlarından selâm getireceğim

Bünyamin Durali


iyi şeyler de vardır hayatta
iyi şeyler de… karın yağması,
yağmurun ıskalamaması gibi iyi şeyler…

Beşir Sevim


Size kendimden bahsediyorum doktor
Biraz yağmur kimseyi incitmez.

Kemal Sayar


Ustaların bir kaçı atladıktan sonra,
tüm korkularını bir kenara bırakıyor acemi yağmur damlaları..

Sen hala düşmekten korkuyorsun..

Düşsel


yine de bir çiçeğe bunca yağmur yağarsa
kökleri toprağı saramaz olur
üstüne titrediğim her şeyi yitirmeyi öğrendim çoktan

Ahmet Erhan


yitirdim cebimdeki bütün adresleri
yağmurlar, yağmurlar ortasında kaldım
aklımı boğacak o selleri
ben kendi damarlarımda yarattım

Ahmet Erhan


pencere kenarında yağmuru seyrettik yalnızlığımla,

Pelin Onay


Yağıyor incecik bir yağmur dışarda
Yüzün çamurlar üstünde tüten buhur
Islak toprak kokusu
Doluyor odama

Ahmet Erhan


Yağmurdan bile usanalım
Yağmurla sevişirken

Ahmet Erhan


yağmur değil
yalnızlıktır yağan

Sunay Akın


Bu yağmurda ne mi arıyorum kapında?
Islandım, üşüdüm, bunu söylemek isterim belki
Kırıklarım var karnemde senden sonra anneme göstereceğim

Cihan Oğuz


Belki bir yağmur yağar akşama doğru
Yarıda bıraktığım şiirleri tamamlarım

Ahmet Telli


Gece…
suyu seyrediyorum…suyu ve yağmuru…
gecenin kalbine iniyor her damla
…rüzgâr…yağmur…rüzgâr…
kadın, adamın hüznüne eşlik ediyor
g e c e
yağmur yağıyor
yağmur yağıyor
yağmur yağıyor
kalbimde rüzgâr
bekliyorum…

“geride kalan kalbinizse, mutlaka geri dönersiniz.”

Umman Şahiner


Yağmurlara gömün beni öldügüm zaman

Nuri Can


ne yağmurlar bitiyor ne de işlerim anne
ıslanmış kağıtlar gibi günler ve dağılıyor yaşamak
artık kırklara karışır giderim anne

Sıtkı Caney


Bir kitabı sallarsanız ama farkında olmadan sallarsanız bir harf yağmuru başlar,
ahmakıslatan sanır aldırmazsınız, ama bir süre sonra harfler sağanak olur dökülür…

Ferhat Uludere


okumak budur
yani yağmur bekleyen toprağın durmaksızın kuruması

Alper Gencer


denizi yağmurdan korumaya çalışan
çocukluğunu seviyorum.

Şükrü Erbaş


yağmurlu bir saçak altından
aşktı uçup giden üstümüzden

Necati Cumali


Senin gibi bir aşk çiçeği ne yapar
Seher vakti yağdığında yağmurlar?

Victor Hugo


Yağmur yağsa da, rüzgâr esse de-
uydurmalı mutluluğu kaderine,
Her gün yağar çünkü yağmurlar

W Shakespeare


Bir yağmur yağsa da, beraber ıslansak.

Turgut Uyar


Biz mi yalnızdık, durmadan yağmur yağardı
Üşür müydük nar çiçekleri ürperirken

Ahmet Telli


bekle, sarı yağmurlar
hüzün getirdiğinde.

Konstantin M. Simonov


Her hayata birazcık yağmur yağmalı
Bazı günler karanlık ve kasvetli olmalı

Henry Wadsworth Longfellow


Sen ey, ilahi kader!
Tam alevleri parlamıştı ki,
Yağmur yağdırdın üstüne!

Jorge Manrique


Yağmur bulutu, kaynağın kurudu mu?
Benim sessiz annem ağlar tüm insanlara

Paul Celan


Ayışığında dolaşmak değildir aşk.
Yağmuru da var bunun karı da

Stepan Çipaçov


Kalp,
Yitik bedende;
Yağmur değil, sanki efkâr yağıyor kente…

Yılmaz Odabaşı


Bugün iki kez yağdı yağmur;
iki kez eskidim sanki.

Yılmaz Odabaşı


Ve ben seni sevdiğim zaman
Bu şehre yağmurlar yağdı

Ahmet Hamdi Tanpınar


Kulağımda karla karışık yağmur uğultuları,

M. Ragıp Karcı


Bir yerlerden çıkıp çıkıp yağmur geceleri geliyor

Rabindranath Tagore


serseri bir yağmurla ıslanıyor şehir

Derya Önder


Yaprağa düşen yağmurdur
yapraktan düşen damla
Ne yapabilir, rüzgârından
merhamet dilemekten başka.

Mahmut Temizyürek


Ben seni uzun bir yolda yürürken görmedim ki hiç
Yağmurlar altında gördüm, kadeh tutarken gördüm de
Bir kıyıya bakarken, bakarkenki ağlayan yüzünle

Edip Cansever


kaç kere ezildim altında
yaz yağmurlarının

Turgut Uyar


Bir resimde telefon çalıyor açıyoruz ve yağmur

Mevlana İdris Zengin


ama sen bu yağmuru eski bir kayığın mırıldanması say

Şirin Tatlı


Bir gecekonduda oturuyor kalbim oysa
Yağmur yağdıkça
Bir gecekondunun damı gibi içine doğru ağlıyor

Didem Madak


Yıllardır kendini bulutlarda saklayan illegal bir yağmurum.
Bir yağsam pahalıya malolacağım.

Didem Madak


nisan yağmurları ne zaman gelir
kurak aşkımıza bir pınar gibi

Sıtkı Caney


kaç damla yağmur yedim de böyle şişmanladım

Devrim Murat Dirlikyapan


sen ve ben , gökyüzü soluk , kahverengiye kesmişken ,
bulutlar toparlanırken hışımla boğum boğum ,
yağmur , baharı açmamış fundalığa damla damla düşerken ,
aldırış etmeden fırtınaya , gök gürültüsüne , dolaşacağız birlikte ,
ve bakışacağız birbirimizle – sen ve ben..

Voltairine de Cleyre


usuldan bir yağmur başlıyor sonra
bir damla düşüyor aramıza ve giderek bir ırmak
oluyor da, biz iki ayrı kıyıda
bakışıp duruyoruz el sallayarak…

Ahmet Erhan


yağmura durdu gözlerin 

Akgün Akova


Hatıralar kervanlar gibi gitti gider
Yağmuru bile kalmamış bulutların.

İlhan Berk


-Sevgili, bu şiirle başlayan şölen
Yeryüzüne yağan ilk yağmur duasıdır

Metin Cengiz


Yağmur damlasının sesiyle biz bize kalalım

Louis Aragon


Öyle bir yağmur ki bu, bilirsin
Dam saçak demeyecek, yağacak
Yağacak bir hışım gibi canevine kentin

Edip Cansever


Herkesin bir yağmuru vardır ve bir rüzgarı
Aşk biraz ıslanmaktır
Al götür beni o uzak yağmurlara

A. Hicri İzgören


her sarnıç küflü bir yağmuru
her sevda bir ayrılığı yaşar.

Behçet Aysan


ıslatmasa da sesini bir daha
bir isyan türküsü gibi sürdüreceğim yağmurunu
düşlere ömürler veren o duygu bulutunun…

Şükrü Erbaş


Kapatıyorum gözlerimi yağmur yağıyor
Bir bulut görüyorum sana benzeyen

Ümit Yaşar


Sessiz bir yağmur gibi başladı bende
Konuşmak ihtiyacı.

A. Kadir


senin gittiğin her yerde yağmur yağar üzerime

Bayram Balcı


ben ona sıkıntılı güz günlerinde
yedi renkli yaz yağmurları dilemiştim

Şükrü Erbaş


İşte az önce yağmur da başladı, cumartesi günlerden
On temmuz cumartesi
Bir vapur daha kalkıyor iskeleden
Ve yağmur hızlanıyor biraz
Uzanıp yatsam diyorum otların üstünde çırılçıplak
Tam öyle yapıyorum
Şimdi yağmuru seviyorum, şimdi yağmuru seviyorum, yağmuru seviyorum

Edip Cansever


birden yağmur! ve yüzümün yarısı akıp gider

Tuğrul Tanyol


Ben bu gece çok çıraklık ettim
Yarılan yağmura aşılanan ateşe
İnsanları birden gökyüzüne ayarladım
Gecede bir göz oldum bir sabah doğurganı

Sezai Karakoç


birgün gideceksin buralardan
yaz yağmuru gibi süzüleceksin.

İbrahim Karaca


Yarım bir aşk, yarım bir dudaksın
sıkıntılı ikindi yağmurlarında

Ahmet Oktay


Ama ellerimi açık artırmaya sunulmuş bir gökyüzüne değdireli beri ziyankar bir yağmurun hamiliyim.

Muhsin Kalender


Kime ne desem
Boyuna kendimi dinliyordum eski yağmurları dinliyordum

Arif Damar


Her adımda çamur
Bu karanlık bu yalnızlık bu yağmur
Hele bu kadın
Her adımda çamur
Bu karanlık bu yalnızlık bu yağmur

Gece
Rüzgâr sırılsıklam
Uzaklarda bir yere yıldırım düşüyor
Evin yolunda yalnız adam
Yalnız adam üşüyor

Suat Taşer


yağmur geceyi sağıyor hâlâ

Enver Ercan


Şimdi hangi kentte
Yağdığını unuttuğum bir yağmur
Ertelenmiş bir aşkın saçlarını yıkıyor

A. Hicri İzgören


Yağmaktan bıkmış bir yağmur gibi dindim

Baki Ayhan T.


yağmurunu dökmüş bulut hafifliğinde,

Cevat Çapan


ve gece
yağmur’la

kalbinde üşüyen her kelime
bir sessizlik olup çöküyor göğsüme
kıyamet gibi

Umman Şahiner


Sen ve yağmur.
Başa dönemezsiniz.
Öyle bir yol yürüdünüz ki ancak
dönüş yolunu yok ederek gelebilirdiniz
inişiniz bir iniş olurdu başa dönmemecesine.
Yağmur yalnız yağarken yağmurdur

İsmet Özel


Biz yağmuru
çamurlu yollara rağmen
Gökkuşağı hesabı yapmadan sevdik.

Dilek Kartal


Bu sefer etrafım ıssız
Gölgemi bile göremiyorum
Yağmur yağmasa daha da ıssız olacak
Artık ne yağmuruysa işte o yağmurun ıslattığı

İbrahim Kiras


Son birkaç yıldır içimdeki fırtına dindi,
kıpırdamıyor gözlerindeki yeşil seninse;
Ankara yağmurlarla geçiştiriyor kışlarını!..

Hüseyin Atabaş


Getirdiğin yağmurlar aşkına söyle

Hicabi Kırlangıç


Ey tatlı yağmur sesi
Damlar üstünde, yerde!
Bungun kalp hediyesi,
Ey yağmurun türküsü! 

Paul Verlaine


ama biliyorum, pis bir yağmur başlıyor, şemsiyem yok yanımda,
yağmurda yürümekten nefret ederken, yürümekte ısrarlıyım gene de
isterseniz, kederdeki bütünlük, diyelim buna
ne kadar ıslansam, o kadar çıkacağım sanki
bir zamanlar çok daha bütün olduğumu sandığım
o yıkanmış zamanlara…

Murathan Mungan


Hava kurşun gibi ağır, yağmursa arsız

Bahaeddin Karakoç


Acıklı sözler kraliçesiyim ben
Yağmur bir daktilo kız kadar hızlı

Didem Madak


Sonra gittin
Gözlerin bir yeşil fanila unutulmuş balkonda
Sicim yağmur taklidi
Artık iyice inceldi.

Didem Madak


senin aşktan anladığın
benim yağmurdan anladığım
sen ıslanırken
ben yandım

Jan Ender Can


indir ve göster bütün yağmurları
bulutsuz gözlerin denizdir üveyka

Bilal Can


ya da bir yağmur
sel oldum sokağında
sonra toprak çekti suyu…
kaybolup gittim 

Okan Savcı


Kaldırımlarda yağmur kokusu

Attila İlhan


Boşuna yağıyor yağmur…
Birlikte ıslanmayacağız ki…..

Aziz Nesin


Yine yâr, gidecek
Yağmur damlaları, yanan naylondan akan
Ateş damlalarına dönecek

İbrahimî Feyzullah Yalçın


Birden serçelerle indi yağmur
Hangisi serçe
Hangisi yağmur

Melih Cevdet Anday


Yağmur günü kahve kokar elbette
Mevsimleri penceresiz bir kadın

Nilay Özer


Giriştir gök gürlemesi
yağmur denen kitaba.

Cemal Cuma


Yağmurlar yağsın başından aşağı
Beni düşün ayışığında yağmur çiselerken,

Tom Waits


Tutulur da çiseleyen bir yağmura
Bir yanlışlık var bu yağmurda, bu aşkta

Ahmet Ada


Sana vedaya gelmedim
Bu yağmuru getirdim sana

Refik Durbaş


bulutun doğurgan gölgesi,
yağmurun hüzünlü ezgisi,

Cahit Koytak


bulutlar, yüreğinin terennümlerine
ses katmak istemeseler senin,
yağmur olup da niye
insinler yücelerden?

Cahit Koytak


yağmur benim sevincimi silmekmiş
yağmur ben yokken gelmekmiş…

Sinan Oruçoğlu


İçimin denizinde bir kayık yüzüyor bir de küskün kır çiçeği.
Seni düşünürken boynumun sokağından bir fayton geçiyor.
Seni düşünürken parmaklarım yasak meyveye dokunuyor.
Seni düşünürken bu şehirde kaybolmuş gibi oluyorum. Sanki
kalbime yağmur yağıyor. İçimden ılık bir ürperti kopuyor
ve ensemden başlayan sıcaklık hüznün buğusuna karışıyor.
Kulağıma deniz kokusunun o mavi sesi geliyor. İnsan bu
masmavi sesle yıkanır da kurulanmak ister mi hiç?..

Engin Turgut


o halde gel biz de çıkalım
içine yağmurlar yağan bu şarkıdan

Kemal Sayar


Sevgilim son vapuru kaçırıyorum ve iskelenin aynasında
seni ve yağmuru görüyorum

Ahmet Güntan


Yağmur,
Gözyaşı…

Ve kadın,
Çaresizce sonsuza uğurlar biten bir aşkı..

Nilgün Sarıgül


Çisil çisil yağan
Hoş yağmurda
Kiraz çiçekleri sarhoş.

Takahama Kyoshi


Ah bu nisan yağmurları
Hüznünü kaybetmiş çocuklar gibi şaşkın
Yağıp bitiyor

Edip Cansever


Yağmura boyun büken susuz topraklar gibi
Kim bilir belki bir gün kapıma geleceksin

Nurullah Genç


bu yağmur bu yağmur niçin yağar ki
görmez mi bir çift göz suluyor yeri
vurulanlara su sunma be saki
kavrulsun garibin yansın yüreği
bu yağmur bu yağmur niçin yağar ki

Mustafa İslamoğlu


Kulaklarımız alışmıştı tıpırtısına yağmurun
şehre sıkıntının rahatlığı basmadan giriyorduk

İsmet Özel


yağmura çok teşekkür ederim
bu gece yalnızca bu şiire yağdı

Küçük İskender


keşke yağmuru çağıracak kadar güzel olsaydım

İsmet Özel


boynumda yağmurdan bir kolye…

Lale Müldür


bana bir yağmur bulutu ısmarla n’olur 

Fatih Yavuz Çiçek


Korkuyorum her yağmur damlasından
Beni ezecek diye

Bertolt Brecht


Tüm gece kulağım güz yağmurunda,
kirpiğim kirpiğime değmeden.

Ryokan


ve o yağmur bu şehri hiç görmeden öldü

Jan Ender Can


susma artık bakıp bakıp uzaklara
şimdi seninle gerçekten yaşamak vardı
ve şiiri tam burada bırakmak
ve çıkmak
yağmurlara
yağmurlara.

Sıtkı Caney


İster bir fırtına ol, .. istersen yağmurlu bir hava ..
Her zaman kalbim bağışlayandır
Öç alması olur mu hiç,
Kuşların küçücük yavrularından?
Bir çocuk gibi şefkatime ihtiyaç duyduğunda
Ne zaman istersen dön kalbime

Nizar Kabbani


Hatıralar lafa tutuyor insanı
bir sokağın başında
birdenbire büyük bir dalgınlık oluyor hayat
eski bir yaz açıyor pencerelerini
şimdi yağmurunda üşüdüğün sonbahara

Murathan Mungan 


Annemin ölümüyle,
Düşüyor bedenimi örttüğüm en son yün gömleği ..
Son şefkat gömleği ..
Son yağmur şemsiyesi ..
Gelecek kış ..
Caddelerde çıplak olarak dolaşırken bulacaksınız beni ..

Nizar Kabbani 


Bu blogdaki popüler yayınlar

Der(le)diğim Kiraz Şiirleri

Ah, kiraz çiçekleri Keşke sizin gibi Düşebilseydim. Masaoka Shiki Kiraz devşirmeye gitmiştin hani Çilek kokuyorsun vakte yabani Unutma sana bergüzarım var İntizarım yoktur, inkisarım var. Bahaettin Karakoç Bir yolcunun Kiraz çiçeklerini döken rüzgarında, Dönüp baktım arkama. * Ne büyük bir suç, Kiraz çiçekleriyle kendinden geçmiyor, Kyoto’nun bayanları. * Bir yaprağı Eğleniyor uzakta, Dökülen kiraz çiçeğinin. * Dökülen kiraz çiçeklerini, Durdurmanın bir anlamı Yok ki. * Dağ kirazı, Anılarım var Eski bir dosta rastlamış gibi. * Kiraz çiçeği işte, Kolumun üstüne Telaşla dökülen de. Takahama Kyoshi kiraz bahçelerinden geliyordum yakamda hınzır çocukların gülümsemeleri seni sevmekten geliyordum bir çeşit yalansızından sevda cümleleri tren yolculuklarında kiraz bahçelerinin resmi geçitleri Betül Dünder büyümek kiraz bahçelerinden kaçmakmış ya ben ne anlamıştım Betül Dünder İtiyorum onu, iti...

Kuseyyir Azze’nin Tâiyye Kasidesi

Dostlarım, burası Azze’nin meskeni bağlayın develerinizi  ve bir vakit kaldığı konaklara ağlayın Dokunun bir dem teninin değdiği toprağa Konaklayın, geçirdiği yerde gündüzünü ve gecesini Allah günahlarımızı örter mi diye ümitsizliğe düşmeyin Namazınızı onun kıldığı yerde kıldığınızda Ağlamak nedir bilmezdim Azze'den önce Bilmezdim terk edişine dek, kalbin acılarını İnsaf etmedi; hem kadınlardan kalbimizi soğuttu Hem de ihsanında pek cimri davrandı Kureyş'in kurban kesip, namaz kıldıkları (İlaha) Me'zimân sabahında büyük yeminler etti (Şöyle dedi): "Eşlik etmem sana; hacılar haccettiği Yolcular Feyfâ Âl'de tekbir ve telbiye getirdiği sürece Rukbe tepesinde tekbir getirdikleri ve Zû Gazâl'de hac şiarını eda edip tehlil getirdikleri sürece" Aramızdaki bağı koparmaktı niyeti; adak adayan biri gibi Adağını yerine getirince (görüşmemize) izin verdi Dedim: “Ey Azze, yoktur nefsin alışınca boyun eğmediği bir felaket Ve görülmemiştir insanı aşkta kaplayan coşkunun ...

Bir sürgün yeridir şiir…

Yok senin kendi hayatın. Benim ölümümdür sadece senin hayatın. Ne yaşarsın ne de ölürsün bu yüzden… Hiçbir kadın tutmaz seni göğsüne. Hiçbir kadın paylaşmaz seninle gecenin tutkusunu… Yok hiçbir çocuğun yanına gelip: Seni seviyorum diyecek… * İyi bir dost ol, Ey ölüm!… * Teşekkür ederim sana, ey hayat. İnanma bana eğer dönersem ya da dönmezsem. Ne yaşıyordum ne de ölüydüm. * Yoruldun mu benden, dost? Neden terk ettin beni? * Hiçbir şey kalıcı değildir sonsuza dek. Doğmanın zamanı var Ölmenin zamanı, Konuşmanın zamanı var Susmanın zamanı… * “Ben ve Kadınım, sonsuza dek” Böyle başlar aşk. Fakat bitirir kendini sıkıntılı bir elveda ile “Ben ve O kadın” * Gel dostça ve içten olalım: Benim hayatım senin, tümüyle yaşandığında. Karşılığında, bırak seyredeyim yıldızları. * Söyle ne söylemek istiyorsan: “Bir anlamdan diğerine yükselirim. Akışkandır hayat, damıtırım onu…” * Kuşatmada birer aralıktır hayat… * Gördüm ölülerin ne hatırladıklarını ve ne unuttuklarını… * Biz ayrılmadık. Ama asla karş...

Ehlen ve sehlen ey gam-ı kalb-i perişân merhabâ

“Şair görmüştür, size de gösterir; gördükleri ona tesir etmiştir, o da intibalarını size nakleder; dinleyicilerin/okuyucuların hepsi de onun gibi şairdir.”   Steal  Pâmâl idüp beni sıdı gam cündi kalbümi Himmet demidür ey Şeh-i Merdân yâ Alî (Gam askerleri beni ayaklar altına alarak kalbimi kırdı;  Ey yiğitlerin şahı Ali, vakit yardım etme vaktidir.) Hayretî ** Gam leşkerinden ister isen olasın emîn Var Abdî Beğ kapusın idin âhenîn hisâr  (Eğer gam askerlerinden kurtulayım dersen,  Abdi Bey’in demirden hisar gibi olan kapısına sığın.) ** Mülk-i gam sultânıyam şâhâ ayağun toprağı Kelle-i bî-devletümde tâc-ı devletdür bana  (Ey şahlara benzeyen sevgili, ben de gam ülkesinin sultanıyım;  senin ayağının toprağı benim talihsiz başıma bir devlet tacıdır.) ** Devletinde şâh-ı aşkun ben de gam sultânıyam Ey gözüm sakkâlığ it ey âh ferrâş ol bana  (Aşk şahının devletinde ben de gam sultanıyım artık.  Ey gözyaşlarım sen gam ülkesinin su dağıtıcısı ol, ...

BENİMSE GÖZLERİM AKAN SULARDA

ben ve ellerim uzaklarda senden kelimeler gözyaşlarında asılı  bilirim yollanımı gözetleyedururda  otururken köşesinde yalnızlığın iğreti  yüreğin ezik ezik olmasın anne. sensiz sanadır içimde akşamlar  suskunluğun süren sorgusunda  az biraz morcadır ellerim anne. ak bir yazmadır gece /örter başını  düşmüştür yollara yana yakıla  yürekleri itrek karanlıklara sarkıtılır parmaklar  seherlere düşen ayrılıktır  kuşluklar kıyılardan avuçlanır anne benimse gözlerim akan sulardan. Ahmet Veske Ahmet Veske her yerli şair gibi, beslendiği memelerin hakkını yemeyen biri. Bizim medeniyetimizin temellerinden olan hüzün, burada adı ikide bir ulu orta anılmadan uç veriyor şiirinde: “ben ve ellerim uzaklarda senden kelimeler gözyaşlarında asılı bilirim yollarımı gözetleye durur da otururken köşesinde yalnızlığın iğreti yüreğin ezik ezik olmasın anne” Anneden uzaklık öyle el değmemiş bir hasret ifadesi değildir. Anne her dokunuşta canımızın beslendiği toprağa...

Hâtim Duası

Rahman ve rahîm Allah'ın adıyla. "Bütün hamdler, övgüler âlemlerin Rabbi Allah'adır. O Rahmandır, Rahîmdir. Din gününün, hesap gününün tek hakimidir. (Haydi, öyleyse deyiniz): 'Yalnız Sana ibadet eder, yalnız Senden medet umarız.' Bizi doğru yola, Sana doğru varan yola ilet. Nimet ve lütfuna mazhar ettiklerinin yoluna ilet. Gazaba uğrayanların ve sapkınlarınkine değil." "Elif, Lâm, Mîm. İşte Kitap! Şüphe yoktur onda. Rehberdir müttakîlere! O müttakîler ki görünmeyen âleme inanırlar. Namazlarını tam dikkatle îfâ ederler. Kendilerine ihsan ettiğimiz nimetlerden de infakta bulunurlar. Hem Sana indirilen kitabı, hem de Senden önce indirilen kitapları tasdik ederler. Âhirete de kesin olarak onlar inanırlar.” "Peygamber, Rabbi tarafından kendisine ne indirildi ise ona iman etti; mü'minler de. Onlardan her biri Allah'a, meleklerine, kitaplarına ve resûllerine iman etti. 'O’nun resûllerinden hiç birini diğerinden ayırt etmeyiz.' dediler (ve e...

Babalar ve Yazarlar

Jale Parla, Tanzimat romanından yola çıkarak yazdığı “Babalar ve Oğullar “adlı kitabında, Türk romanının kaynağındaki önemli bir boşluğa vurgu yapar. Tanzimat romanlarındaki kahramanların çoğunun yetimliğine dikkat çeken Parla, bu romanlardaki kahramanların çoğunun yetim olması kadar belirleyici bir unsura değinir. Bu romanların kendisini de birer yetim metin olarak tanımlar Parla. Tanzimat romancıları bir yandan Batı’dan alınan bu yeni edebi türde ürün verirken, bir yandan da Osmanlı’dan kalan eski ahlak ve değerler manzumesini de sürdürmeye çalışırlar. Daha da ilginci, Türk romanının, bir baba-oğul çatışmasından çok, babadan yoksun kalmanın telaşı içinde, bir baba arayışının içine doğduğunu vurgulayacaktır Parla. Nasıl ki, Tanzimat romanındaki “baba arayışı” belirlemesini Jale Parla’ya borçluysak, modern Türk romanındaki “çocuk kalmışlık” imgesini de şüphesiz Nurdan Gürbilek’e borçluyuz. Gürbilek’in “Kötü Çocuk Türk” kitabında yer alan “ ”Azgelişmiş Babalar” başlıklı incelemesi mode...

Çekilme

Çocuğum benim, dalsızım, kanatsız hayal rüzgârım İnce içlenmelerle kıvrıla kıvrıla Tenimde düğümlenen duygu çıkmazım. Öpmesi gibi büyük suların engin kıyıları titreyerek Tutkular köpükler içinde İncitmeden tek bir kum taneni sürüklemeden Çekileyim ömrünün ak örtüsü üzerinden Usulcacık, saygılı Derin kuyularına büyük yalnızlığın İzler bırakarak geride yürek çarpıntılarından İyimser, kederli Bir özge zaman arması gibi Andıkça sevgiyle Yalnızca sevgiyle ışıklanan… Yanlış kıyılarda çırpınıyor bu yaşlı deniz Bu ağır suyu bu ince kum kaldıramıyor… Şükrü Erbaş

şano

Kuyruğumda arkadaş ölülerinden bir mahya Alkolik bir babadan ıslaklık Polis korkusundan bir çelenk Askerlik şubelerinden bir son yoklama Boynumda işsizlikten bir kement Oğlumun sorularından bir yanıtsızlık Karımın sabahlarından bir suçlama Annemin hafta sonlarından bir hayırsızlık kaldı... - Bu oyun burada bitti mi amca? - Hayır, yönetmen yeniden başa aldı. Yenilgimin oyuncularını ıslıklıyorum Hücrelerimi haykırıyor: Bir yerde yanıldın sen! Belki de her yerde yanıldım ben Şunun şurasında kaç yıl yaşadım Bağışlayın beni Çünkü bağışlanabilecek pek çok şey yaptım... 1990 Ahmet Erhan

AŞIRI DÜŞÜNMEK

Aşırı düşünme (overthinking) günümüzde çoğumuzun muzdarip olduğu, bizi adeta bir bataklık gibi içine çeken, enerjimizi tüketen ve içsel huzurumuzu bozan, işlevsel olmayan bir eylemdir. Araştırmalarında özellikle kadınların aşırı düşünmeye erkeklerden daha yatkın olduğunu bulan Susan Nolen-Hoeksema “Aşırı Düşünen Kadınlar” adlı kitabında, yıllarca yaptığı bu araştırmalara dayanarak kadınlar özelinde bu eylemi derinlemesine incelemekte ve çözüm yolları sunmaktadır.  1.BÖLÜM: BİR SALGINA DÖNÜŞEN AŞIRI DÜŞÜNME EYLEMİ Aşırı düşünme çoğu zaman bize bir fayda sağlamayan, aksine olumsuz duygu ve düşüncelerin altında ezildiğimiz bir haldir. Bu düşünüp durma hali, problem çözme becerimizi ve motivasyonumuzu olumsuz etkilediği gibi ilişkilerimizin ve ruhsal sağlığımızın bozulmasında da rol oynar. Nitekim kadınların depresyon ve kaygı gibi problemleri yaşama olasılığı erkeklere göre iki kat fazladır ve aşırı düşünme eğiliminin bu durumun nedenlerinden biri olarak gösterilmesi mümkündür. Yaza...