Ana içeriğe atla

Hüzn_ü Aşk

                         İç’tenim Şahnur’a
                         Sonsuz Birlikteliğimize..


aşk gideli ağlamadım bu kadar
odamın duvarlarına hit posterler yerine kendimi astım
salına salına seyrediyorum

kadın, adamın yüzündeki cümleye zor bir durak gibi kuruldu;
içindeki kelimelerin heceleri arası virgüllü bir ölümle

adam, kadının yüzünden esirgediği ‘yol boyunca geri dönüş yok !’ levhasını kendini acıtarak yapıştırdı geçmişine

saçları yüzüne geceyi döken kadın
adının anlamına aldırmadan ikiye böldü uykusunu adamın
yarım bir yaşamla uyandığı ilk sabahın yüzünü yıkar gibi

kalbimin derin kuyusuna attığım dilekler için para tutmak zoruma gitti, dedi adam

kadın_ nicedir susuzluğu biriktirip, kullanılmış bir çöldeki sürgünü giyiniyor gövdemiz. hangi denizden çıkıp geldiğimi biliniz.beni hatırlayınız. dilsizliğim aşktandır. ölüm beni yeniden bulana dek severim sizi. “sevmek” basit kalan tek CÜMLEM

adam_ çıplaktınız, karaya vurmuştunuz.. oysa siz nehirsiniz, ruhunuzun dikine akan

kadın_ avucumdaki hançere aldanmayın. beni buraya getiren aşkı öldürürsem, kendi denizimde uyandığım her sabah boğulurum

adam_ konuşmuyorsunuz. sanırım bir gemi kazasında, tesadüfen kıyıma vurdunuz

bir yokuşun ortasında
-siyah bir çizgi gibi emekleyen-
çerçeveye sığmayan aynasında bir düş yaşıydı kadın
yaşı kadar yaşlandığı yaşama yaslıydı

“hepsi bu.” cümlesinin noktalı huzurunda bitmekteydi yüzü adamın

kadın; “eksik bu….” cümlesinin bitmemişliğiyle hep virgül

adam, kadına el değmemiş eski bir bakışla sessizlendi
artık hiçbir şey, onun gürültüsünden güzel değildi

kadın; kalp çeperindeki şeffaf sıvıyı parmaklarına
oradan zamanla gözünün deydiği, fakat dilinin konuş edemediği görüntülere
okul saati sabah zillerine, sokaklara, sokak kedilerinin pembe esneyişlerine sürdü

adam, kaygılarını sınadı, düşlerini yağmalayan kadının şimdisine

kadın, erteledi kendini deli sağanak geçmişine

adam uzanıp gökyüzüne ıssızlığını sordu
onsuz yaşamayı bilmiyorum. yaşamayı ister miydim bilmiyorum! korktuğum mavide gördüm gözlerini, aşktı. beni karaya kadar sırtında taşıdı, uyandırdı. onun gözleri benim hayatıma bahşoldu. aşığım, ve aşk giderse, mavide yalnız kalırım

kadın uzanıp yerden ıslı’lığını aldı
korkma; onu unutacak kadar sevmene izin vermeyeceğim beni

ANNELER SEVİŞMEZDİ
ÇOCUKLAR ÖLEBİLİRDİ
TANRI (KORUSUN) NÂRI İNSANA ETMEZ
İNSANIN ETTİĞİNİ

kadın dedi ki, giderim.. kalbinizden uzak neresi olursa olsun

adam dedi ki, kabulsüzüm yeni güne. hatırlamadığım felaketimle mutluyum

kadın bir son yıkım için ilendi adamın geçmişine
“denizde doğdum. karada aşktım. gökyüzü de beni alsın!”

adam parlattı aynasını “dün geleceği”ne

“avucumdaki hançere aldanmayın
beni buraya getiren askı öldürürsem
kendi denizimde uyandığım her sabah boğulurum”

artık kalan da giden kadar terk edendi
kadın doğuma ortak edilirken, adama tercihsiz bir ölüm kalacaktı
kadın ölümü yıkadı, çekti aynasından adamın
huzur diledi, kendinden ömrü boyunca esirgenen aşka

“Tanrı huzur yağdırmıyor, öğreneceksiniz.
yeryüzüne düş’tüğümüzden beri insan ellerindedir huzur!”

gitti..

sen bana nice ilk’tin, bakma yüzümdeki son kareye
haklıymış, balkon demirlerine tutunan çocuk yüzüm
kalan son teslimiyetim

gözlerimi kamaştırıyor kaybolmuş adamların cehaleti
yanıma uzanın yanına uzandıklarım
rüyalarımı izleyin
ben yıllarca, gece gündüz sizinkileri izledim
utanç yüklüyüm, acı yüklüyüm
Tanrı bizleri affetsin.”

denizde doğdum
karada aşktım
gökyüzü de beni alsın . . .

HER İNTİHAR, KENDİ SEBEPLERINİN CİNAYETİDİR

Şahnur Bilgi – Güliz Kerse

Bu blogdaki popüler yayınlar

Hüzün Şiirleri

                                                                                                          -Yaşayamadıklarıma Eyvallah!                                                                                                          -Yaşadıklarıma Elhamdülillah!                                                         ...

Okuntu

Mevsimlerden denizi, inceliklerden en çok geçmişi özlediniz. Sevgiyi kavramanın ağırlığı başlayınca bizim gibi kaçmadınız. Belki biraz ağladınız; bir gözyaşı izi boyunca kanadınız. Akşamlar ve parklar arasında dünyaya en çok siz yaraştınız. Şimdi sizi çok özlemişiz. Bir akşam bize gelirseniz, geniş koltuklarda otururuz; susarız. Adnan Azar

İstanbul Şiirleri Bercestem

      İstanbul'a meftûn olanlara Deniz bazan susup bazan homurdanıyor; Üsküdar ’da birkaç ışık sönüp yanıyor: Eşelenen kıvılcımlı bir mangal gibi... Sabahattin Ali Karaköy'den kalkan vapurlar bilir Yıllardır nasıl yangın Galata Kulesi Kız Kulesi'ne Ali Asker Barut Bugünse artık Görmek için denizi Sağa sola oynatması gerekecek Betonarme binaların arasında Üzgün duran boynunu Ali Asker Barut İstanbul’da bir sevdiğim vardı Keçi yavrusuna benzer, Rüzgar eserdi hafiften gözlerinde Halden anlardı. Cahit Külebi Selimiye'nin arkası Karacaahmet Az gerilesem sırtım selvilere değecek Tüylerim diken diken Ne var bunda ürkecek Halim Şefik Güzelson Vay canına tükürdüğümün İstanbul’u ... Rumelihisarı’nda Orhan’ın mezarı Ne gittim ne gördüm gitmek de istemem Taze ekmek bir parça beyaz peynir Şimdi olsa şuracıkta rakı içer Denize mi bakar kim bilir Oktay Rifat Kayacık'ta mekik atarken Penelope Düşü...

Bir Bozuk Saattir Yüreğim, Hep Sende Durur

Herkes seni sen zanneder. Senin sen olmadığını bile bilmeden, Sen bile.. Seni ben geçerken, Derim ki, Saati sorduklarında; Onu ”O” geçiyordur. Kimse anlam veremez. Tamir ettirmedin gitti derler şu saati. Ettirmek istiyor musun demezler. Bir bozuk saattir yüreğim, hep sende durur. Zamanı durdururum yüreğimde, Sensiz geçtiği için, Akrep yelkovana küskündür. Şu bozuk saat çalışsa benim için ölümdür. Bil ki akrep yelkovanı geçerse, Atan bu yüreğim durur. Bırak bozuk kalsın, hiç değilse; Bir bozuk saattir yüreğim, hep sende durur. Turgut Uyar  Uyar’da hissedilen sıkıntılar ya da gerginlikler, onun yaşadığı içsel çatışmalardan dolayı mı? O bir muamma olarak kalacak bence. Belki de aile geçmişiyle alakalı. Kitapta bu meselenin üstüne gitmeye çalıştım; nasıl bir ilişkisi var ailesiyle diye sorup soruşturdum. Babası Arnavut, annesi Girit göçmen. Yoksul sayılabilecek bir ailede doğuyor, erken yaşlarda parasız yatılı olarak evden ayrılıyor, meslek olarak hiç hoşlanmadığı aske...

KİMİN NASIL BİR ANISI HALİNE GELECEĞİMİZİ HİÇBİRİMİZ BİLMEYİZ

Sana, penceremin önünde duran o vişne ağacını anlatmıştım. Karanlıkta bile, ona bakmak bir mutluluktu, bolartırdı gönlümü. Sen o vişne ağacı gibisin, demek isterim sana. İlkyaz güneşinde sert, yalız, ışınımlı aklığıyla bir kışın daha ödülünü dağıtır gibi göğe karşı çiçeklenen, taçyaprakları pörsüyüp döküldüğünde ardından gelecek alın umuduyla bizi oyalayan, yemişi, koparılmazsa, uzun süre karara karara kışı bekleyen vişnenin bütün hallerini sende görüyor değilim elbet. Ama onun gibi bir yaşam umudusun benim için. Yaşanabileceğini, yaşamağa çalışmak gerekeceğini duyurup duran. Ama böyle sözler sana söylenmezmiş, söylenemezmiş gibi gelir hep. Kurağın ateşini söndüren, soluk aldıran, kapıları açan yaz yağmuru gibisin bana. Ama sıkılırsın diye söylemekten kaçınırım. * Onca uzaklardan birbirimize el sallıyoruz. Çevrede her şeyin yıkıldığı zamanlarda bile, insanlar arasında sevginin, dostluğun, yaşamış olabilmesi gerektiğini düşünüyorum. Yoksa yıkıntıdan artakalanlar sevgiyi, dostluğu nasıl ...

A'dan Z'ye Şiir

436 1918 1949 1.Oca ... 1.mektup; sen büyüye dokunmak gibisin 128 Dikişli Şiir 3. Cemre 30 Şubat 4000 Şiirin yer aldığı 7500 sayfalık PDF formatında şiir arşivim... 5. Şarkı 5555. Paylaşım 6000. Paylaşım 6666. Paylaşım 7 Tane Erik Ağacı 80'lerde İstanbul'da 99. Sone Âb-ı hayât-ı lâ'lüne ser-çeşme-i cân teşnedür ablanın yokluğunu en çok sen hissedeceksin Acı Acı Acı Bahriyeli acı bir şarkı Acı desem Acılara Tutunmak Acılarınıza Dönün Şiir Oradadır Acılı Bahar Acılı bir yürek Acılı Gecenin Bitiminde Acınmıyorum, Seslenmiyorum, Ağlamıyorum, Aç Kollarını açık açık çağırır aşkını Açık Deniz Açıkla beni kardeşim Açıklama Açıklamalar Açılup bir dem bu bâğ-ı dil bahâr olmaz mı hìç Ada Ada Adad...

Sen Yaşat Beni

Gün gelir de terkeylersem eğer bu teni Yanında değilsem eğer, sen yaşat beni Uzandığında elime, yoksa yerinde artık Seni istese de gönül, biçareyse artık Gün be gün duyamasam da o tatlı sözleri Kurduğun hayalimizle sen yaşat beni Bırak bu yakarışları, bu dostane halleri Anla! Vakit geç. Tek arzum sen yaşat beni Bir an çıkarsam aklından, üzme kendini Yeter ki sonradan da olsa sen yaşat beni Bir zamanlar beni saran o düşünceler Sararıp solsa da yine sende yeşerseler Sen yaşattıkça beni, olacaksa eğer hüzün Var unut, sonra gülecekse eğer yüzün Christina Georgina Rosetti Çeviren: Oktay Eser

Heybeme Doldurduğum Şiirler II

bir sandalyenin yerini değiştiriyormuş gibi  “Ölüp gidiyoruz işte!” dedi, kaldırmadan başını.  Günlük işlerdenmiş gibi ölüm.  İlhan Berk arayerde bir hüzün büyür gider.  Turgut Uyar Sabah erkenden su yürüdü arklara.  Sarı üzüm dişleriyle gülümsüyor bağ.  Süreyya Berfe  Yüzleri, yüzleri ve maskeleri  Silik kopyaları bırak yaşayanlara  Sen sessiz ölümlerle zırhlanan gerçeği yaz  Cahit Koytak Kumandayı fırlatıp spiker kızın yüzüne  Bir şeyler yapmalı, diyorum - Ama ne?  Afrika'ya gidelim, diyor, karım içerden  Kahve içelim muhallebi yiyelim  Der gibi iyi niyetli  Günlük vurguyla Cahit Koytak Elini uzatıp baktın mı yas var komşular ülkesinde  Bülbül neden kenetlenmiş  Sorman oldu mu hiç İskeleti havlar mı bir insanın.  Gördüm  Cahit Koytak Gecenin bir yarısı oturup ağlıyorum bir çocuk parkında  Ulumak gibi ağlıyorum  Köpekler koşuyor sağımda solumda  T...

“Yaşlı kişinin kalbi iki şey üzere gençtir. Uzun yaşama sevgisi ve mal çoğaltma sevgisi.”

Arasıra düşmüyor değil aklıma Yabancı kadınların sıcaklığı Ama Allah bilir ya ne saklıyayım Yanında ihtiyarlamak istiyorum Turgut Uyar Ey hüzünlü ruhum,ihtiyar budala Charles Baudelaire – Neydi ayrılık delikanlı? – Hiç. Benden kaçması ihtiyar bir atlının. Süreyya Berfe Bitti aşk dolu günlerim, artık aklımı Alamaz eskisi gibi başımdan Kızların, evli kadınların, dulların çekiciliği, Terk etmeliyim o hayatı eskiden yaşadığım, İki kafanın uyuşabileceğine inanan o saf umudum geçti, Geçti aşırı şarap kullanmalarım, Yaşlı bir beyefendiye yakışacak bir günah için Sanırım para tutkusunu arkadaş edinmeliyim. Lord Byron Modern toplum düzeni, delileri, sakatları olduğu kadar yaşlıları da görünmez kıldı. Ayak altında dolanmamaları, hayatın akışında bir sekteye yol açmamaları icap eden, bu sebeple de mümkünse buharlaşan, silikleşen unsurlara dönüştüler: Bir yük, bir ayak bağı, yavaşlatan bir kaygı unsuru. Ahmet Murat Yaşlı bir adamdan duymuştum: Bir bildiği yok k...

İntihar Şiirleri Bercestem & Edebiyatta İntihar

İntihar, bilinçli bir tercih sonucu             uygulamaya konulduğunda, insanın              mutlak anlamda "birey" olması,              bireyselliğini mutlaklaştırmasıdır.             Bir tür "tanrı"lıktır... Hüsamettin Arslan “İzimi süren bir panter var: Bir gün beni öldürecek olan;… …Adımlarını durdurmak için yüreğimi fırlatıyorum, Susuzluğunu dindirmek için kan saçıyorum; … O yiyor, ama yine de ihtiyacı yüzünden yiyecek arıyor, Mutlak bir adaklığa zorluyor… …Panter merdivende Yukarı çıkıyor.” Sylvia Plath Bize ne başkasının ölümünden demeyiz çünkü başka insanların ölümü en gizli mesleğidir hepimizin başka ölümler çeker bizi ve bazen başkaları ölümü çeker bizim için İsmet Özel İntihar diye bir şey Yok bu dünyada. Ölümle biten bir intihar yok. Asıl intihar Gün gün yaşamakta Ahmet Erhan dün gece bir kadın doğurdu haliç bir kuş havalandı galata kulesi’nden m...