Benden daha ne olur, yürür yalan söylerim
bir şey acır içimde bu göğsüme ne kattın
sende noksan bulmadım şu yerle gök yanarken
attığımda o oku ben atmadım sen attın
Rab bu nasıl denizdir yüzme bilen kuşu yok
içimde acır bir şey bu göğsüme ne kattın
anlar gibi olmuştum yetmiş üçte bir cuma
attığımda o oku ben atmadım sen attın
Geçer gider hacegân ve ahûlar ve zaman
acır bir şey içimde bu göğsüme ne kattın
bilmem değmişse bile ağa yahut karaya
attığımda o oku ben atmadım sen attın.
Süleyman Çobanoğlu
Türk ve Dünya Şiirleri Antolojim "Çiçeğin açması da bir tür şiir belki - Bilmiyorum"
Süleyman ÇOBANOĞLU etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Süleyman ÇOBANOĞLU etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
19 Temmuz 2021
20 Haziran 2013
Benden Sonra Bir Daha
Sarıköy’e de uğra on bir kabri komagıl
Benden sonra bir daha turnaları bırakma
Atın sor hatırını köpük köpük alnını
Yörende bir oğlancık pes gönlünü farıtma
Benden sonra bir daha suya girme tedbirsiz
Bulut kızdı mı bakma itimad etme kuma
Çöküp de bir cigara yakarkenki o ışık
Tanık olsun - bir tanık lazımdır olduğuma
Yoksa kimler bilecek burda böyle bir adam
Yüzü yüzlerden kesik kalbi sazlardan kesik
Benden sonra bir daha Allah’a boyun uzat
Enir aluban tabiat okusun türlü betik
Dünyaya aldırmayan gözlerin ışıl ışıl
Karanuluk içinde ateş yakmış çobanlar
Benden sonra bir daha usul ağla ağlarsan
Yağmura hörmetinden ağladığın zamanlar
Seni sevip çekildim dedim dünya bu kadar
Kar örttü ovaları ne gölge var ne de iz
Benden sonra bir daha gözetleme afaki
Yabancıyız nihayet ekmeğe etmek deriz.
Benden sonra bir daha turnaları bırakma
Atın sor hatırını köpük köpük alnını
Yörende bir oğlancık pes gönlünü farıtma
Benden sonra bir daha suya girme tedbirsiz
Bulut kızdı mı bakma itimad etme kuma
Çöküp de bir cigara yakarkenki o ışık
Tanık olsun - bir tanık lazımdır olduğuma
Yoksa kimler bilecek burda böyle bir adam
Yüzü yüzlerden kesik kalbi sazlardan kesik
Benden sonra bir daha Allah’a boyun uzat
Enir aluban tabiat okusun türlü betik
Dünyaya aldırmayan gözlerin ışıl ışıl
Karanuluk içinde ateş yakmış çobanlar
Benden sonra bir daha usul ağla ağlarsan
Yağmura hörmetinden ağladığın zamanlar
Seni sevip çekildim dedim dünya bu kadar
Kar örttü ovaları ne gölge var ne de iz
Benden sonra bir daha gözetleme afaki
Yabancıyız nihayet ekmeğe etmek deriz.
Süleyman Çobanoğlu
Gelse de Trenden
Gelse de trenden ikimiz insek
camları buğulu iki tas çorba
bir kitap -- çantana korkup tutunmuş
kâğıdı samandan şiiri zorba
ve o hışırdayan uykudan geçsek
sobanın ayrımsız adaletinden
çok büyük bir yağmur işte başlamış
kimse çıkmayacak bugün evinden
böyle susuyorum ben çok değiştim
sense nasıl denir - hâlâ o kızsın
dinle ağlayarak çıkrık sesini
işte şu dünyada yapayalnızsın
her neyi dilesek burada olmaz
en büyük erdemi bunun, susamak
yalar yarasını içte bir geyik
hepsi bu kadardır: adı yaşamak
Süleyman Çobanoğlu
camları buğulu iki tas çorba
bir kitap -- çantana korkup tutunmuş
kâğıdı samandan şiiri zorba
ve o hışırdayan uykudan geçsek
sobanın ayrımsız adaletinden
çok büyük bir yağmur işte başlamış
kimse çıkmayacak bugün evinden
böyle susuyorum ben çok değiştim
sense nasıl denir - hâlâ o kızsın
dinle ağlayarak çıkrık sesini
işte şu dünyada yapayalnızsın
her neyi dilesek burada olmaz
en büyük erdemi bunun, susamak
yalar yarasını içte bir geyik
hepsi bu kadardır: adı yaşamak
Süleyman Çobanoğlu
30 Ocak 2013
Kalbim Gerçekten Kırık
Kalbim gerçekten kırık ve eylülün ortası
yürüdüm yazmadığım şiirlere basarak
yalancı ömrün bilmem bu kaçıncı vartası
her solukta yeniden eksilerek artarak
yüzümün sezildiği zamanlar da olmuştur
dünya leylak olmuştur akşam duru gün beyaz
öter ağzın örtükken o ne mene bir kuştur
değme ezgi insanı bu kadar hırpalamaz.
Süleyman Çobanoğlu
yürüdüm yazmadığım şiirlere basarak
yalancı ömrün bilmem bu kaçıncı vartası
her solukta yeniden eksilerek artarak
yüzümün sezildiği zamanlar da olmuştur
dünya leylak olmuştur akşam duru gün beyaz
öter ağzın örtükken o ne mene bir kuştur
değme ezgi insanı bu kadar hırpalamaz.
Süleyman Çobanoğlu
25 Temmuz 2012
Ağlamak
Hangi tele vurunca böyle hıçkırabilir,
Güneşi kanadında taşıyan büyük melek
Senin ince gönlünü hangi kış kırabilir
Güneşi kanadında taşıyan büyük melek
Yaz bütün binalara birden geldiği zaman
Kanın gelişi gibi tıkalı bir damara
Ilık bir sükûnetle sarmalanır uyuman
Derin bir kadifeyle kaplanır derin yara
Ağzın artık yanıyor, artık anlatmayalım
Kim bu ağır şeyleri böylece diyebilir?
Demirden kapıları neden ıslatmayalım
Ta çürüsün çürüyen; evet çürüyebilir
Gözyaşların geçiyor keskin kayalıkları
Şiir haddi olmayan bir denize varıyor
Gözlerin, en dipteki gümüşi balıkları
Suvarıyor gözlerin ve yüzün ağarıyor.
Süleyman Çobanoğlu
Güneşi kanadında taşıyan büyük melek
Senin ince gönlünü hangi kış kırabilir
Güneşi kanadında taşıyan büyük melek
Yaz bütün binalara birden geldiği zaman
Kanın gelişi gibi tıkalı bir damara
Ilık bir sükûnetle sarmalanır uyuman
Derin bir kadifeyle kaplanır derin yara
Ağzın artık yanıyor, artık anlatmayalım
Kim bu ağır şeyleri böylece diyebilir?
Demirden kapıları neden ıslatmayalım
Ta çürüsün çürüyen; evet çürüyebilir
Gözyaşların geçiyor keskin kayalıkları
Şiir haddi olmayan bir denize varıyor
Gözlerin, en dipteki gümüşi balıkları
Suvarıyor gözlerin ve yüzün ağarıyor.
Süleyman Çobanoğlu
Tekfurun Kızı
Ben seni alamam ah Holofira
Azığım tam takır bineğim nalsız
Bir bende geçerim kalacağım yok
Dostlarım bivefa düşmanım yalsız
Kolum halat değil bakracımda kum
Ben seni alamam ah Holofira
Sade yoksulluktan yokluktan değil
Eline kir olsun elli üç lira
Amma ki alamam
Bir uzak sevi gelmişte çökmüş ta onlar gibi
Ben seni alamam ah Holofira
Geç git hiç bakmadan eylenme emi
Pusatları parlak bimbaş istesin
seni ulak elçi naim-i kral
Ben hoyrat söyleyeyim, el bana hoyrat
Gelip de ne diyeyim şu dillerim lâl
Ben seni alamam Ah Holofira
Baban kafirine kılıç üşürsem
Hemde gece bassam iti uykulu
Şöyle ya Allah’la bohçanı dürsem
Amma ki alamam
Yaradan beni ne ardıç ne çınar ufarak çayır
Koşumun gıcırdar ölmek dilerim
Bağrım kaynıyordur yüklerim ağır
Sen bir düş imişsin kuşluk çağında
Soluma tükürdüm rabbim gafurdur
Bilesin kavuşmak yoktur islamlıkta
Kavuşan kısmısı ancak gavurdur.
Süleyman ÇOBANOĞLU
Azığım tam takır bineğim nalsız
Bir bende geçerim kalacağım yok
Dostlarım bivefa düşmanım yalsız
Kolum halat değil bakracımda kum
Ben seni alamam ah Holofira
Sade yoksulluktan yokluktan değil
Eline kir olsun elli üç lira
Amma ki alamam
Bir uzak sevi gelmişte çökmüş ta onlar gibi
Ben seni alamam ah Holofira
Geç git hiç bakmadan eylenme emi
Pusatları parlak bimbaş istesin
seni ulak elçi naim-i kral
Ben hoyrat söyleyeyim, el bana hoyrat
Gelip de ne diyeyim şu dillerim lâl
Ben seni alamam Ah Holofira
Baban kafirine kılıç üşürsem
Hemde gece bassam iti uykulu
Şöyle ya Allah’la bohçanı dürsem
Amma ki alamam
Yaradan beni ne ardıç ne çınar ufarak çayır
Koşumun gıcırdar ölmek dilerim
Bağrım kaynıyordur yüklerim ağır
Sen bir düş imişsin kuşluk çağında
Soluma tükürdüm rabbim gafurdur
Bilesin kavuşmak yoktur islamlıkta
Kavuşan kısmısı ancak gavurdur.
Süleyman ÇOBANOĞLU
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)





