Ahmet Veske etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Ahmet Veske etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

02 Haziran 2026

NOTLAR DÜŞTÜK YETİM GÖVDELERİMİZE

1.

hele bir söz eyle sevdadan 
yıkılan yerlerimi sonra gösteririm 
çağıl çağıl akan ırmakların vardı ya 
sessizliğin/albenili düşüveren gözpınarlarına. 
salt hüzün iklimiydi yeşil'de yaşanan 
alsın götürsündü kırkikindiler dökülen saçlarımızı.
bir vakitler yüreğimize türkülenen yemen'di bilirsin 
şimdi dağlar oldu gurbetlik, delik delik delinen dağlar.

bilmek yetmiyor ayrılığı 
bir gurbeti bilmek yetmiyor.

2. 

gecenin koyu ayazında bozbulanık seni götürür nilüfer 
seni ve umutlarımı.

3.

hüznün yapraklarını döktüğü o sonyazda 
emirsultan'da gök ağladı, biz ağladık 
ağladık incelikle bir tesbihe dizerken yüreklerimizi. 
sonra sığındık anılarımızın yazılmamış bölümlerine 
yetim gövdelerimize notlar düştük acının haritasından.
bakışlarımızda koyu ümitsizlik ummanı dolanırdı 
ay dolanırdı gökyüzünde karanlığı bölerek.

4.

üzünçlerimizin ıssız yerlerinde martılar ölsündü 
deniz kabarsındı hep
sussundu rodrigo üsküdar kayalıklarına çarparak 
hep sararmış yapraklar üstümüze düşsündü 
örümcekler mağaralara değil gözlerimize
örsündü ağlarını.

bursa'da hüzündü bir bardak çayı karıştıran 
düşünmek. ovalarda terleyen taylar kadar güzel şeydi 
durmaksızın sorgulardım niçin terketmezdi bizi acılar.

5.

acılar bizimle 
bizimle ayrılık.

işte yabancı bir mekanı soluyoruz umutlarımızı terkettik
kutlu atların yelelerine / hani o eskil tarihlerdeki 
bilgeliğimizden eser yok ortada
gerçek olan biz yetimiz güzelim.

Ahmet Veske

29 Aralık 2022

BENİMSE GÖZLERİM AKAN SULARDA

ben ve ellerim uzaklarda senden
kelimeler gözyaşlarında asılı 
bilirim yollanımı gözetleyedururda 
otururken köşesinde yalnızlığın iğreti 
yüreğin ezik ezik olmasın anne.

sensiz sanadır içimde akşamlar 
suskunluğun süren sorgusunda 
az biraz morcadır ellerim anne.

ak bir yazmadır gece /örter başını 
düşmüştür yollara yana yakıla 
yürekleri itrek karanlıklara sarkıtılır parmaklar 
seherlere düşen ayrılıktır 
kuşluklar kıyılardan avuçlanır anne
benimse gözlerim akan sulardan.

Ahmet Veske


Ahmet Veske her yerli şair gibi, beslendiği memelerin hakkını yemeyen biri. Bizim medeniyetimizin temellerinden olan hüzün, burada adı ikide bir ulu orta anılmadan uç veriyor şiirinde:

“ben ve ellerim uzaklarda senden
kelimeler gözyaşlarında asılı
bilirim yollarımı gözetleye durur da
otururken köşesinde yalnızlığın iğreti
yüreğin ezik ezik olmasın anne”

Anneden uzaklık öyle el değmemiş bir hasret ifadesi değildir. Anne her dokunuşta canımızın beslendiği toprağa, böylece rahmete değmek, anne memesiyle can çeşmesinin musluğuna ağız dayamaktır. Ahmet Veske burada anne dizinde oturan çocuğun halini belli ki yaşamış ve bize aktarmış: Kelimeler gözyaşlarında asılı. Ve yalnızlık: Öyle bir yalnızlık ki, iğretisi de olan köşeleriyle çepeçevre bir fanus. Annenin köşesi: Ama hemen yanında umudu var. Gözetlenen umut bize bir ayağı yalnızlıkta, bir ayağı oğlunun kalabalığında bir özel durum tarifidir. Bu durumu tasavvufta “halvet der encümen” tabir edilen hülle izaha kalkışmak belki iddialı gelebilir; ama durumun giriftliği de bize hemen bir başka ışık göstermiyor. Çünkü burada iğreti duran hal yalnızlığa dair değildir. Annenin oturduğu söylenilen köşeyle birlikte, köşeye ait olmayan ama köşesiz de sabitlenemeyecek bir soyut alandır. Köşenin duvar köşesi olarak açıklaması yoktur. Ama maddi bir açıklaması olsa bile seçilen “köşe” kelimesi şiir içerisinde bir yalnızlığı belirten eden kavramdır. O zaman aynı anda köşesinden alınıp kalabalığa bırakılan annenin iğretliliği yine sürdüğüne göre, hem kalabalığı hem de yalnızlığı birbirine ilintili; ne ilintilisi birbirinden ayrılmayan iki durum olarak kabul etmemiz gerekir. (Gerçi kalabalıkları anlatan bir belirgin kelime yoktur, ama annede bir eylem olarak, yolların gözetlenmesi, içinin ihtimal ezik ezik olacağı gibi bilgileri ihtiva eden haberlerden çıkarıyoruz). Bir de asıl yalnızlık belirtisi olarak şairin elleri ve kendisinin uzaklarda olduğunun bilgisi var. İşte somut bir durum. Demek ki annenin yalnızlığı şiirde bazen izafi, bazen de gerçek bir yalnızlık olarak karşımıza çıkıyor . Bu durum dönüp, şairin kendisinde de belirebilir. Bir yalnızlık, bir annenin kalabalığı… Annenin yalnız olması bu kalabalığı eksiltmiyor. Şair annesine çeşitli yönleri olan bir köşe seçmiş zaten. Hem bu köşe şairin kendisinden doğup anneye aktarılmış; hem de şairde annesine ait bilgiler ortaya çıktığında ikinci üçüncü varlıklar eklenmiştir. Mesela kelimeler, gözyaşları. Bunlar şairin anne dediğinde hemen ortaya dökülen unsurlar olarak yukarıda ifade etmeye çalıştığımız duruma şairi de dahil ediyor sayabiliriz. Nitekim bu duyarlılık,” yürekleri hemen bir üst mısrada geçen “ak bir yazmadır gece” ile de gecenin morluğunda bir kaybolan, bir ortaya çıkan parmakların bitişiğindeki çeşitli vakitlerin (kuşluklar, seherler, gece) merkezine yerleştirilmiş bulunmaktadır.

Mehmet Ragıp Karcı

25 Ocak 2019

Hüznü Avuçlarından İçiyorum Bu Şehrin

yalın sözler söylemeliyim
herkes anlamalı
önce sen anlamalısın beni.


1.

rüyalarıma gölgesi düşüyordu salkımsöğütlerinin
gecenin saçlarını okşarken rüzgar
yağmur izi bırakıyordu bedenimde
babam iki büklüm olurken hayata karşı
umutla ve kan ter içinde çıkıyordu merdivenleri.
arnavut kaldırımlı sokaklar nasıl değişmişti birden
yok olurken güzelim akasyalar
parmakuçlarımdan kayıyordu çocukluğum
ben büyüyordum.

o cumbalı ev
hıçkırıklara boğuluyordu yıkılırken
boyun büküyordu beyaz zambaklar
sultaniyegah susuyordu
arka bahçede
yol alıyordu elinde tespih
nur yüzlü haminnem dar'ül aceze kapılarına

2.

hüznü avuçlarından içiyorum bu şehrin
saçlarım beyaz kanatlı
ve sakalım.
yaşlanıyorum
kaldırımlarda ayaklarım sürtüyor gecenin sessizliğinde
ıhlamur kokmuyor sokaklar
çokça anason.
cereyanlar kesildiğinde çocuklar
saklambaç oynamıyorlar
öldürüyorlar düşlerini köşebaşlarında.
artık sevda şiirleri yazmıyor delikanlılar
intiharı seçiyorlar apartman boşluklarında.

3.

bitkin bir eylül'üm üsküdar'da
o eski çınarda parmakizlerim
yaralıyım tenhalarda
usulca ölüyor içimdeki çocuk
bense hüznü avuçlarında içiyorum bu şehrin
gitmeliyim oysa
yüreğime gömmeliyim karasevdamı.

4.

topacım nerede anne.


Ahmet Veske

Anladım ki Sabrın Kendisiydi Eyyûb

1.

ufka gerili saçlarıyla
bir anne
bir çocuk
çölün yüreğinden
kutlu topuklarıyla
kutlu zemzemler fışkırtan.

2.

aşılmaz duvarları önünde aşkın
keskin sınavlardan geçiyorum nicedir
nicedir yeryüzü altüst oluyor çünkü
kendimi sorguluyorum yitiklerimi
artık sen olsan diyorum burada
yani yanıbaşımda
tüm arınmışlığımla o vakit
bu kesik başımla
sana geldim demek istiyorum.

3.

anladım ki sabrın kendisiydi eyyûb

4.

ardındaydı sabah
yarım kalmış uykularımızın
biliyorduk.

5.

oysa
göremezdi ateşlere kurban sunulan gözlerimiz.

6.

sen gidince yetim kaldı dünya ve boynu eğik
ağladı insanlar, ağladık biz
terkedilince zamanın cehennemi yalnızlıklarına
bu acılar ülkesinde kaç mevsim geçti sensiz
kopan çığlıklara tanık ol garip ve mümin yüreklerinde.

7.

ey hacerin onuru ismail
acının ve zulmün eğittiği çocuk
kalk, at üzerindeki örtüyü
sonra bize kanın ak sayfalardaki tarihini anlat
anlat nabzımızda atan yeryüzünün tarihini.


Ahmet Veske

Sevdama Dair Son Şiir

1.

son treni de kalktı gecenin
ayrılık vurdu bizi içimizden
ve ben vakitleri kaçırdım adamakıllı
sevdayı baldıran eyledim kendime.

acıyla dolu sessiz bir depremi yaşadım
yıkılan düşlerimde çürüyen yanlarım vardı
yitik ülkenin dağınık coğrafyasında
kanlı bir yürek ve bitkin bir yüz çoğalır.

terkedildim, kıyıya vuran son dalganın vicdanına.

söyle, şimdi nasıl ağlayacağım günbatımları
bir bir ağlamayı öğret bana
kuyulara kapanmış yusuf gibiyim
sarsıla sarsıla ağlamak istiyorum.

2.

nedendir dalgalar çok uzaklara vurdu bizi
payımıza düşen hep ayrılık oldu.

dedim ya, bir gün ağlarken bulacaksın beni
belki de bir trenin köşesinde yapayalnız
kent ardımsıra koşup gelirken, sen
umutsuzca yağmurlara terkedilip gideceksin.

3.

kuşlar konar günahkar saçlarıma
omuzlarıma düşerken ağlamaklı ezgiler söylerler.
istesem de yaşamdan kaçamam ben
kentin tüm bulvarları üstüme yıkılır.

avucumun içinde bir dizi güvercin düşlerim
uçuverdiler hepsi sen gidince birden.
mümkünü yoktu bu duyguyu bastırmanın
bil ki gurbet demek gözlerin demekti.

4.

bir sevdaya kurban edilen
sevdama dair bu son şiirdir.


Ahmet Veske
Ebabil / Beyan Yayınları

04 Ekim 2017

Ebabil

1.
kadim sırların koynunda gece
münzevi düşlerde dağılan aşk
bir bakışta kırılan sırça saray
dar-ı dünya ki hergün yeniden başlanan
hergün yeniden saçlarına taşınan güneş.

umutsuz ve muzmahil
geldim kapına
durdum divanına
savur beni.

ebabil
ilk taşı bana fırlat.

2.
dolar kıyılarımıza hüzzam şarkılar
gözlerden okununca fasl-ı hüzün
tenlerimizden kızılca bir şafak boşalır.

tepeden tırnağa bir nakş-ı hayal
gölgeniz ben olup çıkıyorum
bir bahar kuşlarını avlıyor.

3.
gülün muradı neyler iflah olmaz yarama
yıldızlar ki koyu mavi karanlığın havarileri
gecenin beyaz sesinde toprağa düşecekler.

ebabil
ipi çek
azat kıl acılarımı.

4.
gecenin koynunda anadan üryan
kutsanmış sularla yıkanan
keskin bir bıçağı kör kılan sevda.

ebabil
bir parçam yusuf
bir parçam züleyha.
yanlış yağmurları beklemekten uzak
onarıyorum yüreğimi kanatarak.

Ahmet Veske