Christina Georgina Rossetti etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Christina Georgina Rossetti etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

05 Temmuz 2023

Christina Georgina Rosetti Şiirleri

Mutlu rüyalarda durursun tam karşımda,
Utanırım yeniden bitkin, keyifsiz uyanınca;
En güneşli günlerden bile parlak gülüşün
Mutlu rüyalarda gündüze çevirir gecemi.
İşte böylece yalnızca rüyalarda birlikte oluruz,
İşte böylece alıp veririz
Alıp verenleri varlıklı kılan inancı;
Eğer uyumak daha tatlıysa uyanmaktan
Ölmek kesin daha da tatlıdır yaşamaktan,
Güneşin altında yeni hiçbir şey olmasa da.

***

Neler vermezdim içimi ısıtan gerçek bir kalp uğruna,
Ne yapsam buz kesen, taştan bu kalp yerine;
Sert, soğuk ve küçük, kalplerin en kötüsü.
Keşke gelseler, neler vermezdim kelimeler uğruna
Ama hissizleşti sefalet içindeki ruhum:
Ey neşeli dostlarım, gidin yolunuza, yok diyecek bir sözüm.
Neler vermezdim gülücükler değil yakan gözyaşları uğruna,
Yıkasın yeter ki alnımdaki kara yazıyı, çözsün yılların buzunu
Temizlesin içimde kök salan lekeyi ve paklasın yeniden beni. 

***

Hatırlayabilsem keşke, o ilk günü,
İlk saati, hani benle göz göze geldiğin o ilk anı,
Nasıldı hava, kapalı mıydı, yoksa güneşli mi,
Umurumda değildi yaz mıydı mevsimlerden yoksa kış mı;
Kalmamış hafızamda, bu yüzden silinip gitti,
Kördüm göremeyecek kadar önümü ya da yarını mı,
Geçmiştim kendimden, fark edemedim ağacının çiçeklenişini
Meğer kaç bahar çiçeksiz hasret kalacakmış tomurcuklarına.
Bir hatırlayabilsem, ah o benzersiz günü!
Oysa durup seyrettim gelip geçişini
İz bırakmadan geride, eski karların eriyen suyu gibi;
Pek de önemli görünmüyordu, meğer değerliymiş ne kadar;
Keşke hatırlayabilsem o dokunuşu,
Elinin elime değişini-Ah, nereden bilebilirdim ki! 
***

İlk seven bendim: Ama sonradan senin aşkın
Aşıp benimkini, öyle yüce bir türkü tutturdu ki
Boğdu dostane ezgilerini benim güvercinimin.
Kim daha borçlu diğerine? Uzundu benim aşkım,
Ve senin aşkın bir an daha parlak gibiydi sanki;
Sevdim ve bildim seni, sen de tarttın beni
Ve sevdin beni bütün yanlarımla, iyi ve kötü -
Hayır, haksızlık olur ikimize de ölçüp biçmek.
Çünkü aşk nedir bilmez "senin" ya da "benim" sözünü
Ayrı olunca "sen" ve "ben" gerçek aşkın geliverir sonu,
Çünkü biri her ikisidir, ikisi de bir bütün olmuştur aşkta:
Yer yoktur sonsuz aşkta "senin olmayan benim" sözüne;
Bu hususta aynı güçteyiz ve aynı çaptayız ikimiz de,
Bu aşkın bir bütün yaptığı, sen de, ben de. 

***

Ve istersen, hatırla,
İstersen unut.
...
Hissetmeyeceğim

***

Ben ölünce, sevdiceğim,
Hüzünlü şarkılar söyleme ardımdan;
Güller dikme baş ucuma,
Ya da koyu gölgeli bir selvi ağacı:
Yeşil çimenler olsun üstümde
Yağmurla ve çiyle ıslanan;
Ve istersen, hatırla,
İstersen unut.

Görmeyeceğim gölgeleri,
Hissetmeyeceğim yağmuru;
Şarkısını duymayacağım
Bülbülün, sanki acıyla söylediği:
Ne çöken ne kalkan alacakaranlıkta
Düşler görürken,
Bakarsın hatırlarım,
Bakarsın unuturum
***

Şakıyan bir kuş gibidir kalbim
Yuvasını taze bir şıvgına kuran;
Bir elma ağacı gibidir kalbim
Dalları meyveyle yere eğilen;
Kalbim rengarenk bir tekne gibidir
Dingin denizlerde yol alan;
Kalbim bütün bunlardan daha mutludur,
Çünkü geri döndü bana sevgilim.

***

Ben hayattayken sevmemişti beni.
Ölüp gidince ben; bilmek ne kadar tatlı
ben soğumuşken onun hala sıcak olduğunu.

***

Varsın çatsın kaşlarını, düzeltilebilir
Sevgililer arasındaki küçük anlaşmazlıklar:
Aceleyle sarf edilmiş sözler
Bıçak gibi kesip bölecek değil ya aşkı.

***

Biri memnun halinden, diğeri huzursuz;
Biri gün ışığının mutluluğunda şakıyordu
Diğeri akşam karanlığının çökmesini bekliyordu.


***

Gözyaşlarıyla suladı, kök salsın diye,
Bir filiz versin diye bekledi,
Ama hiçbir şey çıkmadı.
***

Dişlerini gıcırdattı kaldı diye hevesi kursağında
Ve ağladı kalbi parçalanırcasına.

***

Kalacak ne bir han var bu diyarda
Ne de gidilecek bir yol kolayca

***

Efsunlanmış gibi bekler ak duvarlı odasında seni,
Ve sabırlıdır, sensin tek neden.


***

Yol hep yokuş mudur tepeye doğru?
      Evet, sonuna kadar.
Bir günlük yol koca bir gün sürer mi?
      Sabahtan akşama kadar.
İyi de konaklayacak bir yer var mı akşamleyin?
      Ağır, karanlık saatler gelince, bir çatı.
Aman kazara karanlıkta gözümden kaçmasın?
      İmkanı yok kaçırmazsın o hanı.
Başka yolcular da çıkar mı geceleyin karşıma?
      Daha önce yola çıkanlar.
Kapıyı çalmak gerekir mi ya da seslenmek acaba?
      Bekletmezler seni kapıda naçar.
Yol yorgunu, bitkin varınca huzur bulur muyum orada?
      Meşakkatten yana merak etme, bulacaksın yeterince.
Yeterli yatak olacak mı bana ve başkalarına?
      Evet, bir yatak bulacak kim geldiyse.
***

"Yanıyordu kalbi birazcık sevgi için."

Aşağıda gülerim, şakalaşıp eğlenirim herkesle:
Ama üst kattaki ıssız odamda
Sessizce dönerim duvara yüzümü;
Kalbim yanıyor birazcık sevgi için.
Hoş, eridi kışın buzu
Eşleşiyor birbiriyle kuşlar,
Ve yeşeriyor yapraklar, ne de olsa geldi bahar.

Neme gerek benim, gelse de bahar,
Yuvam yok, oysa yuvalarla dolu koru:
Yazık bana, yazık yalnız yaşayan kalbime,
Birazcık sevgi için yanmış kalbime.
Ah, güneşin altında doğuyor
Altın renkli derecikler akıyor ve çağıldıyor
Zambaklar açıyor, ne de olsa geldi bahar.

Herkesin sevgilisi var, ben hariç, bir seveni herkesin.
Aşkla ve neşeyle çarpıyor sıcacık, dopdolu kalpleri:
Oyunun mutlu kısımlarını oynayanlar, bilemezler bu yüzden
Kalbim yanıyor birazcık sevgi için.
Arı kovanları dolup taşıyor
Ve tavşanlar yeni tüylerine bürünüyor,
Dünyayı kıpır kıpır yapan baharda.

İpeklere bürünüp mücevherler takınıyorum
Süsleniyorum eşli kumrular gibi
Övüyorlar tüylerimi kabartışımı ama gören yok
Kalbim yanıyor birazcık sevgi için.
Filizliyor yeşil lavantalar
Gülhatmi ve mür
Ne de olsa geldi bahar, yürüdü köklere sular.

Görür yüce azizler hakikati belki,
Belki de anlar birkaç melek geçerlerken,
Ve acıyla haykırırlar birbirlerine
"Kalbi yanıyor birazcık sevgi için."
Doğurur başkaları
Ve neşeyle oynaşıp şarkılar söylerler,
Bahar uyandırdığında dünyayı, sarıp beslediğinde onu.

Gel gör, ne diyor bir aziz: "Dikkatle kullan tırpanını;"
Gel gör, ne diyor bir melek: "Bekle, göreceksin sonunda
Hakikatin üstün geldiğini, asıl hayatın ölümden sonra başladığını,
Ey sen, birazcık sevgi için kalbi kırılan.
İşte o zaman dolduracak sevgi çevreni,
Ve sevgi tamam edecek eksiğini,
Yeni bir bahar, yeni bir cennet doğurunca ve arındırınca dünyayı. 
***
 
Sözler verme bana,
Böylece söz vermem ben de:
İkimiz de özgür kalırız öyle ya,
Asla aldatmadan, asla bağlı kalmadan diğerine,
Varsın atılmadan kalsın zarlar avucumuzda
İstediğinde gelirsin, gidersin istediğinde
Nerden bilebilirim senin geçmişini,
Ya sen benim geçmişimi nerden bilesin?

Sıcak olan sen, kimbilir belki de daha sıcaktın
Bir zamanlar bir başkasına
Soğuk olan ben belki bir ara güneş ışığını
Görmüşümdür, hissetmişimdir iliklerimde:
Kim gösterecek tüm bunların
Çok ama çok önce olduğunu?
Görüntü silinir gider camdan
Ve yarım kalır bırakılan fal.

Eğer söz versen kahrolursun belki de
Yeniden kaybettiğin özgürlüğünden:
Ben söz versem, eminim
Kıvranırım kırmak için o prangayı.

***

Hayat var mı?- söndü sönecek lamba;
Umut var mı?- kaldı gözlerimiz yollarda:
Uzun zaman önce verilen vaat, ne fayda
O eski vaat, tutulmadı.
Yaşıyor mu?-ölüyor mu yoksa?- derin uykularda
Ne kadar çok da göz yaşı döktü ağladı.

Yaşıyor mu?-ölüyor mu yoksa?-soluyor sanki 
Kuruyarak can veren bir zambak gibi, 
Susuzluktan son nefesini veren bir kuş gibi, 
Dayağı olmadığından yıkılan güzel bir asma dalı gibi, 
Sahibinin 'bugün baltayla keselim gitsin' dediği 
Bir ağaç gibi.

***

Bir sene önce papatya dikmiştim oraya
Bir tanesi dahi olsun açsa ya!

***

Sıcak olan sen, kim bilir belki de daha sıcaktın
Bir zamanlar bir başkasına:
Soğuk olan ben belki de bir ara güneş ışığını
Görmüşümdür, hissetmişimdir iliklerimde:
Kim gösterecek bize tüm bunların
Çok ama çok önce olduğunu?
Görüntü silinir gider camdan
Ve yarım kalır bakılan fal.
Eğer söz versen, kahrolursun belki de
Yeniden kaybettiğin özgürlüğünden:
Ben söz versem, eminim
Kıvranırım kırmak için o prangayı.
Bir zamanlardaki gibi arkadaş olalım,
Ne fazla, ne de eksik ama:
Niceleri rahat eder aza kanaat getirerek
Aşırılıktan mahvolmaktansa. 

Christina Georgina Rossetti
Çeviri: Fahri Öz

18 Haziran 2023

CİN PAZARI

Sabah akşam, her gün
Duyardı kızlar bağırıșlarını cinlerin:
"Haydi, gelin alın meyvelerimizden,
Gelin alın, gelin alın:
Elmalarımız var, ayvalarımız var,
Limonlar, portakallar,
Dolgun, pürüzsüz kirazlar,
Kavunlar, ahududular,
Al yanaklı şeftaliler,
Kara başlı dutlar,
Dağda yetişen kızılcıklar,
Alıçlar, böğürtlenler,
Ayı dutları, ananaslar,
Kayısılar, çilekler;­
Olgunlaşmış hepsi nasıl da
Canım yaz sıcağında,­
Geçen sabahlar,
Uçup giden güzel akşamlar;
Haydi gelin, haydi alın:
Daha yeni koparıldı üzümler dalından
Narlar desen, olgun ve kocaman,
Hurmalar, mayhoş yaban mürdüm erikleri
Nadide armutlar, frenk erikleri,
Mürdüm erikleri, yaban mersinleri,
Gelin, almasanız da tadına bakın:
Kuşüzümleri, bektaşiüzümleri,
Ateş gibi parlak diken üzümleri,
İncirler ki tam ağzınıza layık,
Güneyden gelme ağaçkavunları
Yeme de yanında yat, tatlı hepsi baldan;
Gelin alın, gelin alın."

Christina Georgina Rossetti
Çeviri: Fahri Öz

03 Şubat 2019

Unutup gülümsemen çok daha iyi

İlk geçliğinde vazgeçti güzellikten,
Umuttan, sevinçlerden, hoş davranışlardan vazgeçti;
Gözlerini kapadı boş özentilere bakmasınlar diye
Ve acı gerçeği seçti.

*

Kıpırdama dur, kıpırdama dur kırılan yüreğim;
Kıpırdamadan dur ve kırıl;
Yaşam ve dünya ve kendi benliğim,
Bir düş uğruna değişti.

*

Aşk için iş işten geçti, sevinç için, geçti;
İş işten geçti, iş işten geçti.

*

Ama kendi benliğine kendi bağladığın zincirden kim kurtaracak seni? 
Hangi yürek dokunacak yüreğine? Hangi el eline? 

*

Yüreğimi elime aldım
-Ah sevgilim, ah sevgilim-
“Düşeyim ya da ayakta kalayım” dedim,
“Yaşayayım ya da öleyim,
Ama beni bir kez olsun dinle
-Ah sevgilim, ah sevgilim-
Bir kadının sözleri güçsüzdür ne de olsa,
Sen konuşacaksın, ben değil.

”Yüreğimi eline aldın
Dost bir gülümsemeyle;
Eleştiren gözlerle inceledin onu,
Sonra bir yere koydun.
“Daha olgun değil” dedin,
“Biraz beklemek yerinde olur.”
Sen onu yere koyarken kırıldı,
Kırıldı ama, belli etmedim.
Sözlerine gülümsedim.

*

Yüreğimi elime alıyorum,
-Ah Tanrım, ah Tanrım-
Kırık yüreğimi elime alıyorum.
Sen gördün, sen yargıla.
Ateşinde yüreğimin altınını arıt,
Cürufundan temizle.
Evet, tut onu.
...

Yüreğimi elime alıyorum,
Ölmeyeceğim, yaşayacağım.
Senin yüzünün önünde duruyorum;
Çünkü benim gibilerini sen çağırırsın kendine.
Neyim varsa getiriyorum sana,
Her şeyimi veriyorum sana.
Sen gülümsersen, ben de şarkı söylerim.
Fazla sorgu sual da etmem

*

Anımsa beni ben gidince,
Tâ uzaklara, sessiz ülkeye gidince,
Artık benim elimi tutamayınca

*

Unutup gülümsemen çok daha iyi,
Anımsayıp dertli olacağına.

*

Ama düşlerimde bana geri gel ki
Ölümün soğukluğunda öz yaşamamı yaşayayım yeniden.
Düşlerimde bana gel ki,
Sana nabza karşı nabız, soluğa karşı soluk vereyim.
Alçak sesle konuş, eğil bana doğru,
Eskiden olduğu gibi sevgilim, çok eskiden.

*

Ey toprak, ağır bas gözlerinin üstüne;
Gözlemekten bıkmış tatlı gözlerini mühürle, toprak;
Sıkı sıkı sar her bir yanını,
Uyuyor sonunda, dert, kargaşa bitti;
Uyuyor sonunda, savaş, dehşet geçti;
Uyuyor sonunda, düşsüz bir uykunun içine kilitli.

*

Ben yaşarken beni sevmedi; ama ölünce
Acıdı bana. Benim bedenim soğukken,
Onun bedeninin sıcaklığını düşünmek çok tatlı!

*

Ben ölünce sevgilim,
Hüzünlü şarkılar söyleme bana;
Güller dikme mezarımın başına,
Gölgeli selviler de.

Üstümdeki yeşil çimen ol,
Sağnaklar ve çiğ taneleriyle ıslak.
Ve canın isterse anımsa,
Unut canın isterse.
Gölgeleri görmeyeceğim,
Yağmuru duymayacağım,
Bülbülü dinlemeyeceğim,
Acı çekercesine öterken.

Ve ne azalan, ne de artan
Alacakaranlıkta düşler göreceğim.
O zaman anımsarım belki,
Unuturum belki de.

*

Yüreğim öten bir kuş gibi,
Yuvası sulak bir filiz.
Yüreğim bir elma ağacı gibi,
Eğilen dalları meyvayla yüklü.
Yüreğim gökkuşağı renkli bir deniz kabuğu gibi,
Huzurlu bir denizde oynayan.
Yüreğim bütün bunlardan daha sevinçli,
Çünkü sevgilim bana geldi.


Christina Rossetti




23 Nisan 2013

Sen Yaşat Beni

Gün gelir de terkeylersem eğer bu teni
Yanında değilsem eğer, sen yaşat beni
Uzandığında elime, yoksa yerinde artık
Seni istese de gönül, biçareyse artık
Gün be gün duyamasam da o tatlı sözleri
Kurduğun hayalimizle sen yaşat beni
Bırak bu yakarışları, bu dostane halleri
Anla! Vakit geç. Tek arzum sen yaşat beni
Bir an çıkarsam aklından, üzme kendini
Yeter ki sonradan da olsa sen yaşat beni
Bir zamanlar beni saran o düşünceler
Sararıp solsa da yine sende yeşerseler
Sen yaşattıkça beni, olacaksa eğer hüzün
Var unut, sonra gülecekse eğer yüzün

Christina Georgina Rosetti
Çeviren: Oktay Eser

24 Ocak 2013

Hatırla

Hatırla beni uzaklara gittiğin zaman,
Uzaklara, o sessiz ülkeye;
Bir daha elimden tutamıyacağın zaman
Ya da ben gitmeye hazırlanırken
Hatırla beni, bir daha geleceğimize dönük
Düşüncelerini söyleyemeyeceğin zaman
Yalnızca hatırla anlıyor musun,
Ya da dua etmek icin geç olmadan
Beni, unutman gerekirse, kısa bir süre
Ve sonra hatırlarsan, üzülme.
Bir zamanlar benim olan düşüncelerden
Bir iz bırakırsa karanlıklar
Daha iyidir beni unutman ve gülümsemen,
Hatırlayıp üzülmektense.

Christina Georgina Rosetti
Çeviren: Anıl Meriçelli