Sen benim incelticimsin
Bana Cemal'in yadigârı
Sen doğmadan sevmişim seni
Ölüm bahanesiyle kapanmadan kalbim
Ki ölülerin papatyasıdır kasımpatılar
Hadi gel kırlara gidelim
Ben bulutlarımı sundum sana
Sen yeşillerini uzattın dallarının
Kuşlar sığınacak bir yer buldu ama
Sözcükler yitip gitti ağaçlar kaldı ortada
Sığındık pul çiçeğine mühür çiçeğine
Yıpranmış mektuplar gibi iki gözü iki çeşme
Birine sen ağladın birine ben
Bu senin gözyaşın bu da benim / bak
Bak o bulut hep başımın üstünde
Olmasaydı / o öpücüğü de unuturdum çoktan
Oturduk beraber bekledik Cemal'i
Beklemek bu kadar güzelken
Hüzünlü bir istasyondu Kadıköy
İyi kötü yaşayıp giderken
O gün bugündür kaç ay salınıp geçti
Gökyüzünden / dönmedi Cemal 'Sevda Sözleri' nden.
Ahmet Ertan Mısırlı
Türk ve Dünya Şiirleri Antolojim "Çiçeğin açması da bir tür şiir belki - Bilmiyorum"
A.Ertan MISIRLI etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
A.Ertan MISIRLI etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
06 Eylül 2014
04 Temmuz 2013
Dönüşsüz
I
Irmak değildir kalbin senin
z a m a n çeşmesinden
s u içmeye konan kuş,
bir kanadında güneş
bir kanadında gölge
k ü s e c e k s i n
bir mevsim sonra gökyüzüne,
ayrılırken yarı susamış
senin yüzünü bulacağız
ı r m a ğ ı n sularında
II
gurbet değildir kalbin senin
bir su damlasında
Ü Ş ü y e n kuş,
akşamın vaadlerine benziyor
ölçüsüz büyüklükteki kanatların
ölümsüz bir gündür zaman
u n u t m a
Ay'sız gecede doğan çocuk
t a ş t a n oyulmuş
bir imge eklenir
m u m y a n a
ırmağın sularında
III
K a l b i n senin
r ü z g â r değil ki
alıp götürmüyor işte
şimdi y a z a r k e n
bunca zaman sonra bile
t i t r i y o r elim
b o ş l u k t a
IV
K a l b i n senin
ç o c u k değil ki
son ışığını da kullan aynaların
dönüp bakacaksın ki orda değilsin
A. Ertan Mısırlı
Irmak değildir kalbin senin
z a m a n çeşmesinden
s u içmeye konan kuş,
bir kanadında güneş
bir kanadında gölge
k ü s e c e k s i n
bir mevsim sonra gökyüzüne,
ayrılırken yarı susamış
senin yüzünü bulacağız
ı r m a ğ ı n sularında
II
gurbet değildir kalbin senin
bir su damlasında
Ü Ş ü y e n kuş,
akşamın vaadlerine benziyor
ölçüsüz büyüklükteki kanatların
ölümsüz bir gündür zaman
u n u t m a
Ay'sız gecede doğan çocuk
t a ş t a n oyulmuş
bir imge eklenir
m u m y a n a
ırmağın sularında
III
K a l b i n senin
r ü z g â r değil ki
alıp götürmüyor işte
şimdi y a z a r k e n
bunca zaman sonra bile
t i t r i y o r elim
b o ş l u k t a
IV
K a l b i n senin
ç o c u k değil ki
son ışığını da kullan aynaların
dönüp bakacaksın ki orda değilsin
A. Ertan Mısırlı
04 Şubat 2013
Bu Bir İstanbul Şarkısı 'Vasiyet Sokağı'nda Yazılmıştır!
Bahçelerin ormandan kopartıldı çoktan
yırtıldı boydan boya sana dokunamadığım bu şehir
bir avuç masaldı belki, her okuyuşunda uykuya daldığım sesin,
kolları bağlı gölgeler dolaşıyor sokaklarında
kırık dökük eski zaman heykelleri gibisin artık!
Kıskanırken yıldızlarını ay, gecelerden birinde
seni kır saçlı bir vapura bırakırken
aşkımı itiraf edemedim ama
çekip gideceğim bir Üsküdar gecesiydin
gözlerim kadar yorgun!
İstanbul, en güzel kızların kiliseye yakın otururdu
gülsularıyla yıkardım saçlarını meleklerinin
ne ut, ne tambur, ne de ney
insan karanlıkta koklamalı gülü derdin
En gizli tutkuların kapısında
ne olur piyanoda Dede Efendi çalmayınız!
unutulmuş tatlarında ilk sevdalarının
bırakınız kanun kendi anlatsın İstanbul'un hüznünü...
Ahmet Ertan Mısırlı
yırtıldı boydan boya sana dokunamadığım bu şehir
bir avuç masaldı belki, her okuyuşunda uykuya daldığım sesin,
kolları bağlı gölgeler dolaşıyor sokaklarında
kırık dökük eski zaman heykelleri gibisin artık!
Kıskanırken yıldızlarını ay, gecelerden birinde
seni kır saçlı bir vapura bırakırken
aşkımı itiraf edemedim ama
çekip gideceğim bir Üsküdar gecesiydin
gözlerim kadar yorgun!
İstanbul, en güzel kızların kiliseye yakın otururdu
gülsularıyla yıkardım saçlarını meleklerinin
ne ut, ne tambur, ne de ney
insan karanlıkta koklamalı gülü derdin
En gizli tutkuların kapısında
ne olur piyanoda Dede Efendi çalmayınız!
unutulmuş tatlarında ilk sevdalarının
bırakınız kanun kendi anlatsın İstanbul'un hüznünü...
Ahmet Ertan Mısırlı
17 Temmuz 2012
Ahmet Haşim'in Portresi
I
Karanlığı seviyorsun Şair!
kapalı gözlerin çevrili içine
ne kör edici bir ışık
ne yansıma
karanlık Allah gibidir
ve tek başına
biliyorsun
ne güzeldir
sevmek karanlığı
II
Karanlığı seviyorsun Şair!
rengi yok
ahengi yok
kıyısında oturup bakıyorsun
içinde dalgalanan denize
düşünüyorsun
ne güzeldir
sevmek karanlığı
III
Karanlığı seviyorsun Şair!
ne renklerin ağırlığı
ne şekillerin kalabalığı
çizmeye çalıştığın resim
öldüğünde
sen de ölüyor
mırıldanıyorsun
ne güzeldir
sevmek karanlığı
IV
Karanlığı seviyorsun Şair!
ne kimseye
gözlerinden veriyorsun
ne kimsenin
gözlerinden alıyorsun
cehenneme gidecek
bu hasta adamın rüyası
bu küflü yatak odası
karanlık ölüm gibidir
biliyorsun!
A.Ertan MISIRLI
Karanlığı seviyorsun Şair!
kapalı gözlerin çevrili içine
ne kör edici bir ışık
ne yansıma
karanlık Allah gibidir
ve tek başına
biliyorsun
ne güzeldir
sevmek karanlığı
II
Karanlığı seviyorsun Şair!
rengi yok
ahengi yok
kıyısında oturup bakıyorsun
içinde dalgalanan denize
düşünüyorsun
ne güzeldir
sevmek karanlığı
III
Karanlığı seviyorsun Şair!
ne renklerin ağırlığı
ne şekillerin kalabalığı
çizmeye çalıştığın resim
öldüğünde
sen de ölüyor
mırıldanıyorsun
ne güzeldir
sevmek karanlığı
IV
Karanlığı seviyorsun Şair!
ne kimseye
gözlerinden veriyorsun
ne kimsenin
gözlerinden alıyorsun
cehenneme gidecek
bu hasta adamın rüyası
bu küflü yatak odası
karanlık ölüm gibidir
biliyorsun!
A.Ertan MISIRLI
21 Mayıs 2012
Gökyüzü, Uçurtmasıdır Tanrının
Nasıl unuturum, özenle katlanmış bir mendili
üstünü başını yırtmış
çocuk gülüşüme düğümlenen
hatırlamak bir kuş
unutmak gökyüzü…
Nasıl unuturum, sığ ırmakların gürültüsünü
duyuyorum bana doğru eğildiğini
sanki daima yalnızmışım gibi…
hatırlamak bir kuş
unutmak gökyüzü…
Nasıl unuturum, kim tutu ellerimi
istediğin kadar dokun bana
gözler, daha çok anlar ellerden
hatırlamak bir kuş
unutmak gökyüzü…
Nasıl unuturum, yüzüme kimin dokunduğunu
güneşi, suyu ve ateşi gördüğümü
kendimi hiç görmediğimi…
Ertan Mısırlı
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)




