Süreyya BERFE etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Süreyya BERFE etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

15 Ekim 2016

"Acele Giden Ecele Gider"

Güneş açtı, uzun sürmedi
gözle görülmüyor.

          Çocuk okula başladı, uzun sürmedi
           bir yerde çalışıyor.

Rüzgâr esti, uzun surmedi
yaprak kımıldamıyor.

          Delikanlı oldu, uzun sürmedi
          ev geçindiriyor.

Kar başladı, uzun surmedi
sular akıyor.

          Karısı iyileşti, uzun sürmedi
          tımarhanede yatıyor.

Ağaç büyüdü, uzun sürmedi
sobalarda yanıyor.

          Emekli oldu, uzun surmedi
          kadavrada bekliyor.


Süreyya Berfe

Çiçek Yerine

Yüzüne bak güneşin.
Yüzüne bak körfezdeki denize düşen güneşin.
Yüzüne bak acılı aşkların üstüne inen güneşin.

Gelişine bak akşamın.
Gelişine bak körfezdeki denize çöken akşamın.
Gelişine bak yarım yamalak aşkların üstüne giden akşamın.

Hayatı unutma.
Yeniyi unutma.
Yaşayanı unutma.

Sen ki duvarlardan akar sulara baktın ağladın.
Leğenlere dolan yağmura baktın ağladın.
Özendin sulara ve yağmura.
Kalbini gözlerinin yerine koydun.
Aktı mı sanki kanlı günlerin gecelerin kanı?
Uykusuzluk uçtu mu yuvasından?
Gönüller şen oldu mu?
Aktı mı ayrılığın deli ırmağı ayaklarının önüne?
Yumuşadı mı sert yanları
yuvarlandı mı kayaları?
Tutuldu mu ayrılık sevginin depremine
çekildi mi mağarasına inine
kayboldu mu ayrılık denilen yabanıl hayvan?
Hayır, hiçbiri olmadı bunların.
Çünkü, çamur içinde kalan çıplak ayaklarını
bana alacakaranlıkta da yazdığını unuttun.
Çocuk, genç kız ve kadın olduğunu unuttun.
Kapalı, uykuya dalmış gözlerinden duyguların yayıldığını
kalbimin içinde çarpan kalbinin sesinden sellerin boşandığını
beni alıp sürüklediğini. bir o yana, bir bu yana savurduğunu
kötü geçmiş zamanlarla iyi geçmiş zamanlar arasında bıraktığını
yanından uzaklara, uzaklardan yanına attığını unuttun.

Çocuktun, çocuk oldun "herbirşey"e özenmedin.
Büyüdün, malları mülkleri terk ettin.
Gün oldu yanlız kaldın bir başına acıların ortasında.
Sevecen yanların eksilmemiş eksiltemedin.
Çoğu zaman kolların çocuğunu kucaklar gibi
koşman ayrılmak için değil kavuşmak için sanki.
Sabahları ilk önce ısınan senin bedenin
kar yağsa da ısınan senin bedenin.
Ne olursa olsun en geç soğuyan senin yüreğin.
insanlarla değil buzullarla da çevrili olsan
en geç soğuyan senin yüreğin.
Görmesek de yaşıyor o mavi kuş.
Beraber bakmasak da yağacak ilk kar.

Yağışına bak sevginin,
Yağışına bak körfezdeki dağların üstünde duran sevginin,
Yağışına bak vakitsiz aşkların üstünde kalan sevginin.

Yükselişine bak hasretin,
Yükselişine bak körfezdeki dağların üstünde uyuyan hasretin,
Yükselişine bak yavru aşkların üstünde çırpınan hasretin.

Hayatı unutma,
Yeniyi unutma,
Yaşayanı unutma.

Süreyya Berfe

Değişmez

Bu yılları boşuna beklemişim
günler solup giderken damlarda, odalarda.
Gençliğim
göster yüzünü bana:
Bakarım
korkularım, kuşkularım silinir.

Nedir bu kitaplar, bu şiirler?
Nedir kayalaşmış sıkıntılar uçup giden sözler?
Nedir aklımın ermediği şu olup bitenler?

Buduyor zaman dalları, acıları.
Hayatım, kapalı bir hava
açılmıyor.
Geldiğim yerlere kayıyor gözlerim.

Çocukluğum
ver elini bana.
Kuşat kökleri, geleceği.
vaadlarla gelme, karlarla gel
kızaklarla gel, faytonlarla...
Senden uzakta eridi gençliğim.

Ölümüm
duy çığlığımı.
Duyur kendini bana.
Tanıyamıyorum bu çağı.
Belli, erken gideceğim.

Süreyya Berfe


27 Aralık 2015

Evler Evlilik

aşkı ehlileştirir

Kuzu kuzu oturur bir kenarda
kırlent gibi durur
o kısa ömürlü vahşi

Süreyya Berfe

Kim tartabilir çektiklerimizi

19

Kim tartabilir çektiklerimizi
bulduklarımızı yitirdiklerimizi
nasıl hangi tartıyla

Biz zorla bedel ödeyenler gnomonuz
bilmenin bir yoluyuz
sadece yolu

Tahta bir çubuk çakmışlar yere
zamanı öğreniyorlar bakamayan gözleriyle
basarak gölgelerimize

Süreyya Berfe

Sen aklıma getirdin sen bitir bunu

37

Sen aklıma getirdin
sen bitir bunu

"Gözümde tütüyor kırlar, tek ağaç bile.

...bellek hiç şaşmadan çalışıyordu
buralardan gideli bir yılı geçmemişti sanki.

Bütün varlığım İskele'nin yüzüne bağlı."


Süreyya Berfe

18 Mayıs 2015

Ateşböceklerine bakmaya gidelim

Bir gün de annenin
seni emzirirkenki
yüzünü gör düşünde

*

Ölen arkadaşlarım
yaşayanlardan çok

Sabah ağaçkakan gördüm
hafifledi acım

*

Taç yapraklar
her geçen yıl
biraz daha azalıyor

*

Fırtına

Tanıdığım bildiğim
bütün kuşların dili tutulmuş

*

Bir sarılsan
istediğin gibi

Bütün çiçeklerimi dökerim
açık gizli

*

Kelebekler
cenazelerdeki çelenklere
gelmezler

*

Bahar yağmurunu
yalnız bırakmıyorum

Soyunup dinmesini bekliyorum

*

Yaş altmışyedi

Sesini yeni duyduğum
bir kuş daha

*

Bu yaştan sonra
baharda
sırtüstü yatmam kırlarda

Ya kalkamazsam altından

*

Yeni tanıştığımızda
iç geçirirken
nefesim nefes aldı
nefesinden

*

İskele'de
bütün çiçekler
enginarın son çiçeği

*

Bahçedeki
ıtır ile sardunya
zamanında çiçek açtı

Sevdiğimi anlamışlar

*

Dağ tepe mi bıraktılar
baharda
yollarında yürünecek

*

Çiçek olsaydım
Bu dünyada
geceleri açardım

*

Teknoloji aldı başını gidiyor

Hatmiler melûl mahzun
gülümsüyor

*

Ateşböceklerine bakmaya gidelim

*

Ateşböceği olsam
ben de sevmem sabahı

Hangisi ateşböceği
belli olmuyor

*

Ay'ın umurunda değil
çevresindeki hâle
okşuyor
ıtır çiçeklerini

*

İyi ki gelmişim İskele'ye

Bahar da
İyi ki diyor

*

İğdenin altına
kursam tezgâhı
neler yazarım
kimbilir
kim bilir

*

Akşam sefası
kapıya dayanmış

Gel de uyu

*

Şehrin hercümecinde
hatmiyi gösterdim

Aşk gibi oldu yüzü

*

Yıllar önce ölen
sakamın ruhunu gördüm
zamansız kırılan
bir dalda

*

Beklemezdim bunu
dalı yaprağı kalmamış asmadan

Dolunay'ı seyrediyor

*

Itır ile sardunyanın
aşkına şahidim

Çocuklarını büyütüyorum

*

Bostan korkuluğu
bazı insanlardan
daha çok işe yarıyor

*

Nasıl biri diye
sorarlarsa

Beni baharı ve
şiiri sever de

*

Bahar
bu kadar değil

Daha açacaklar
kokacaklar var

*

Kelebekler mi uçuyor
başaklar mı

*

Ortancaların zamanı geliyor
Benim zamanım

*

Ortanca
Senin yerinde olsam
açmam

Renklerini değiştiriyor
zevk sahibi insanlar

*

Susalım
bir an susalım

Ortancaların açışını
duyarız belki

*

Li-Ta Po'nun
kayığına almak istediği
mehtap değil bu

İnanmak zorundayım

*

Ya bahçe muzu istemiyor
ya da muz bahçeyi

Aralarına giremem

*

Hosai yazmış o zamanlar

Kasaba gazetesi
okuyayım dedim
hemen bitti

Bugün de öyle

*

Bir daha
yakından bakmayacağım bahara

Yaşımı unutturuyor

*

Sabahı görmeyen
çiçek olsaydım
bu halimden iyiydi

*

Altından geçtiğimiz iğdeler
yine çiçeklendi

Bir yıl daha gençleştik

*

Sabaha karşı
ince bir ses

Baktım
sardunya yürüyor
sana ve güneşe doğru

*

Itır
yarın bir çiçek
daha verecek

Her yerimi tırmalıyor

*

İğde kokuları
dolaşmaya başladı evde

Meyveler çıkana kadar
onlara teslim

*

Bahar akşamı
aldım kendimi karşıma

Yaz diyorum
bir işe yara

*

Bahar gecesi
hangi kokuyla uyuyacağımı
bilmiyorum

*

Geçinip gidiyoyordum yalnızlığımla

Gördün
Kenara koydun

*

Yaşım
sonbaharın sonu

Aklım ilkbaharda

*

Kendini anlat diyenlere
uzun uzun anlatıyorum

Şiir ve hüsran

*

Ömrümün son güzünü
seninle yaşasam
başka sonbahar istemem

*

Ateşim çıksa
istirahate çekilsem
duyulur duyulmaz sesle
sorsam

Fırtına mı geliyor

*

Martılar
Yuvasız kuşların ayaktakımı

*

Ağustosböceği kurumuş
gövdesi ağaca yapışık
kabuğu çığlık çığlığa

*

Kargaları da ayarttı deniz

Akşam olunca yuvalarına
ağaçlardan değil
denizden gidiyorlar

*

Ayrıldık diyorlar
Yeni tanışıyorlar

*

Karın içine sindiği
kış aydınlığısın

*

Yağmur gibi yağdı yağmur

Karga
sesini tanıyamadı

*

Bahar yağmuru
kaçışan yavru kuşları
kuş yavrularını gördü

Durdu

*

Deniz çekildi

Yosunlar telaşsız
bakıyor

*

Ateşböceğini gördüm
Kayboldu

Müthiş yalnızlık

*

Örümcek ölmüş ağında

Buz gibi oldum

*

Yakışıklı sivri
ölmeden önce ısır beni

Korkma

*

Manolya
kendiliğnden koptu

Hemen düşmedi
Nazlandı

*

Bütün sonbahar
şehrin ortasındaki
yere düşmüş
çınar yaprağıdır

*

Eski
yıllanmış bir üvez

Titriyor
dudakların gibi

*

Kış biraz geciksin

Üvezler
hayatın tadını çıkarsın


Süreyya Berfe
Seferis ile Üvez / Metis Yayınları 2010

13 Eylül 2014

Seferis ile Üvez

Birden patladı hava
anlayamadık kaçıştık
evlerimizden kaçar gibi
içeri girdik

Rüzgâra kapılmış bir kuş
nereli olduğunu bilemedik

Denizden biraz uzakta
kurumuş bataklıklar arasında
otlar inekler Kıbrıs Akasyaları
dönüyor üveyik kerkenez martı

Toz ve taş Limantepe
Aynı toz ve taş toprak Klazomenai

Aynı rüzgârın aklından
düşlerinden geçiyor
kapılmış kaybolmuş bir kuş


Süreyya Berfe

Süreyya Berfe - Seferis ve Üvez

Bir anlasam şiirden
şiirden ne anladığımı bilsem
Aşktan -yalan-
yaşlılıktan -doğru- anlarım 
Belki bilirim yaşlı olanları 
sadece onları 
Yaşlı karmaşık ilişkileri 
Yaşlı sıkıntıları bıkmaları 
Yaşlı istememeleri ve sonuçlarını 
ve benim gibi bütün yaşlıları 
Yaşlarına göre geç de olsa anlarım 
Aşktan ve şiirden 
ve insan sevgisinden 
ve senden anlamam 
Şiir olsun diye değil 
sahiden anlamam


Süreyya Berfe

17 Kasım 2013

Şiirden Anladığım

Bilinmeyenlerin
Renkten, kokudan, biçimden, ışıktan, kütleden ve
Coşkudan, hüzünden, sevinçten, acıdan ibaret olanların
Ya da öyle varsayılanların karşısında bilim adamı olmayı yeğlemem.
Şimdilik yazıyorum, yarın? Bilmiyorum.
Atamız Sokrates, anarnız Vislaya Şimborşka öyle dediler:
Bil - mi - ya - rum.
Ben onların hala cahil bir öğrencisiyim.

   Şiirsel olanla şiir arasında bir fark yoktur.
   Hatta çok küçük bir fark da yoktur.
   Gözle görülür, elle tutulur koca bir uçurum vardır.
Akıl ile duyguyu, özgürlük ile doğayı
karşı karşıya getirirsek şiir ezilir, kesik süte benzer.

Hala yazıyorum. Demek ki anadilimi tam anlamıyla
                                     öğrenememişim.
   Jean Genet yazdıklarından ötürü mahkum olmuş.
   Fransızcayı en iyi kullanan yazarlardan biri olan Genet:
  "Fransızcayı
   iyi okuyup yazabilseydim mahkum olmazdım." demiş.
   Bütün varlığımla katılıyorum.

Anadilimi ne kadar iyi bilirsem, anadil bilincim ne kadar gelişirse
Şiirimin sınırları da o kadar genişler, dünyamın da.

   Şiir olmuş mu? Ben ona bakarım.
   Bu yüzden rastlantıya inanmam.Yaza yaza yok edemezsek
   Önümüzde rastlantısal bir sözcük yığını durur.
   Onu şiir sanırız, kendimizi de şair.

Şiir olacak malzemeyi önce yürek görür
sonra göz, daha sonra da akıl.
   Irmaklar ova olmak ister, ovalar ırmak...
   Şiir her zaman arada kalır.

Süreyya Berfe

31 Ağustos 2013

Şiir Çalışmaları

Günümüzdeki sevgilere
aklım da ermiyor yüreğim de.
Sizin de mi?
İyi
o zaman, biraz ebegümeci toplayalım.

__


Yaz güneşi dinlenmek istedi.
Çınarın gölgesini seçti.

__

Anılar mı?
Çalı çırpıdır
yollarda rastlanan.

__

Ölümüzü teslim alır almaz
yüreği daraldı toprağın.
Çırpındı durdu.

__

- Neden bu kadar uslu bu köpek?
- Hiçbir şeyin bekçisi değil de ondan.

__

Aklım ve hafızam da donuyor bazan:
Soğuktan değil, soğukluktan.

__

Kim bilir bir daha nasıl görürüm
ilk kez gördüğüm sarı zakkumu?

__

O kadar istekli ötüyor ki kuşlar
bir türlü akşam olmuyor.

__

Ayçiçeği tarlaları geçti yanımızdan
geçmişe, anılara...

__

Gizli gözyaşında yansır
gökteki en sönük yıldız.

__

"Kendine iyi bak."
Hangi dilde, ne anlama geliyor bilmiyorum.

__

Yaşlanıyorum galiba:
Günlerin uzaması kalbimi sıkıştırıyor.

__

Gül çiçeğinin taban fiyatı açıklanabilir mi?

__

Bir zaman duraksayan sevinç
şimdi yerinden kıpırdamıyor.

__

Aşkı ayrılıkla sınama gönül.
Kendine başka bir yol ara.

__

Sızıp kalmışım ağustosböceğini dinlerken.

__

Dertlerim, çöpe atılmış
çürük mor zambaklar.

__

Kasvetli bir akşamüstü:
Gökdelenler arasında uçurtmalar...
Karamsarlığım, aptalca da olsa yatıştı biraz.

__

Bir köşeye çekilsem
yanımda güzden başka kimse olmasa.

__

Varla yok arası bir rüzgâr:
Kelebekler konacak yer bulamıyor.

__

Ayrılığın bulutları yaşatıyor acıları
kök salıyor geleceğe, yüreğe.

__

Konuşmamızı kesiyor
denizin sesi.

__

Saka kuşunun
yapraklardaki sesine kandı sesim.
Orada kaldı.

__

Bakmaya kıyamadığım koydaki
balıkçıl gibi geldi akşam.
Herkes gördüyse daha ne isterim.

__

Arkadaşlıklar da ağarmaya başladı.

__

Sabah erkenden su yürüdü arklara
Sarı üzüm dişleriyle gülümsüyor bağ.

__


Eski gönül şrkılarını söyledik.
Ağladık,
o yaşlı ve yalnız kadınla.

__


Yıktık kavağı, yükledik kağnıya.
Çıldırdı rüzgârlar.
Zor vardık köye.

__

Yazmadıklarımı, yazamadıklarımı sırtımda taşıyorum..
Yüküm hafifliyor, ben ağırlaşıyorum.

__

Çıplak gözle de görülebiliyor
umudun parçalanışı.

__

Acıyla mutluluğu aynı anda görmek istiyorsan
içine bak.

__

Ekmek beğenemiyormuş.
Beğenemez tabii
buğday tarlası görmedi ki.

__

Ağaç altında çay içelim dedim kendi kendime.
Kulağım çınladı:
Hangi ağaç altında, hangi çayı, kimlerle?

__

Yalnız kalmaya göreyim
o anda yanımdasın.

__

Damdaki kar içeri akıyor:
Odamda ilkbahar.

__

Çay, sigara, kağıt, kalem:
Kuş sütü eksik.

__

Sıralı ölüm, iyi ölümmüş.
Neden hâlâ sızlıyor burnumun direği?

__

Bir zamanlar gözyaşım vardı.
Şimdi de var.

__

Yalnızlık ve sessizlik:
İçimde iki sıradağ.

__

Havalar yavaşça serinliyor
seninleyim sanki.

Süreyya Berfe / Ufkun Dışında / de Yayınları / s.213-256
(ilk okuma 21 nisan 2013)



Suçlu Şiirler

4.

Bildiğin bir yana
Geldiğin yerde de oturmuyorum artık.
Ne adımlarım ne taşıtlar
Hiçbiri kâr etmiyor mesafelere.

5.

Sık sık gelme aklıma
Düşüncen gitsin kendin gel.
Denize dökülmek isteyen bir ırmağım
Ben yokken benimle konuşma.

8.

Ne mutlu anıları olan aşka
Zamanın zindanında gizli
Bakımsız perişan aşka

Ne mutlu sisle örtülü aşka
Düşlerin toprağında gizli
Susuz gariban aşka

Ne mutlu boynu bükük aşka
Kavuşmanın sokağında gizli
Işıksız pişman aşka

Ne mutlu anıları olan aşka

Süreyya Berfe


21 Nisan 2013

Şiir Çalışmaları

Hayat hikayem mi?
Tarlaların kıyısındaki gelincikler.

-

Âmâ olsaydım
dalgınlıklarımdan anlardım güzün gelişini

-

Döküldü fesleğenin yaprakları:
Sesleri hâlâ kulağımda.

-

Birkaç meyve ağacı varmış evlerinin önünde.
Yüzü söyledi kendisinden önce.

-

Oraya da otopark yapılacakmış:
Korkudan her gün meyve veriyor ağaçlar.

-

Toz toprak içindeki çocuk erik yiyor.
Şimdi inandım baharın geldiğine.

-

Sâkin ol
ki fırtına dinsin.

-

Olur olmaz şeylerin üzerinde durmayacakmışım.
Böyle emrediyor ilerleyen yaşım.

-

Tahta masa duysaydı
dallanır, çiçeklenirdi.

-

Evlilikler de kurudu:
Çiçekleri koparılmış gül dalları.

-

Bir köşeye çekilsem
yanımda güzden başka kimse olmasa.

-

İyi bakın gönüllerinize
yara izi mi var, ayak izi mi?

-

Biraz daha uyuyacaktım ama
bırakmadı hanımeli kokusu.

-

Kent-leş-miş insanların evleri:
Eşya polikliniği.

-

Kafam yorgun.
Kalbim dinleniyor.

-

Kekeliyor geçen bulutların gölgesi.
Bu şehirde yaşanabilir mi?

-

Aşk mı?
Kim bilir nedir onun bugünkü adı.

-

Mezar taşıma rastlayanlar okusun:
Dünyadayken şiir de yazmıştır.

-

Olduğum yerden başlasam yaşamaya
olduğumu sandığım yerden.

-

Bahar gelmiş;
köy kahvesinin kapısı ardına kadar açık.

-

Canlanıverdi
yağmurun sesini duyan papatyalar.

-

Ey kimsesiz gelincik!
N'olurdu kuş olsaydın
bir defacık dinleseydim seni.

-

Uzun bir aradan sonra çiçekleri suladım.
Zamanı gelmeyenler de açtı.

-

Muhâtabı olsa da söylesem:
Seninle geliyorum.

-

Bir tek yaprak vermedi bu yıl:
Başını mı dinliyor okaliptus ağacı?

-

Anılar üşüştü başıma dün gece.
Sağolsunlar. Sabaha sağ çıktım.

-

Nereye gitti
çocuğu olduğu zaman utanan babalar?

-

Anlat, dinliyorum seni.
Dinliyorum tel örgülere takılı serçeyi.

-

Yavaş yürüyorum.
Unutmak istemiyorum.

-

Kalbim düşünmeyi bıraksa
çabuk biter gece.

-

Bıkmaya başlıdıysan
ne kaldı geriye.

-

Eskiyebilen bir evde ölmek isterim.

-

Küçük bir koy arar
yüreğe sığınır bütün acılar.

-

Kargalardan arındırılmış tarlalar, çınarlar
ve akşam kadar hazindir
tek başına yaşayanın ölümü.

-

Kalbinle bak.
Göreceksin, çiçekler bile kurumaz.

-

Vaktin geldiğini anlar çeker giderim.
İşgal etmem.
Terhis olurum.

-

Yüreğim, buğdayların arasında çırpınan
kör bir serçe.

-

Öyle bir hava ki
sen de olsaydın
taşlardaki çiçek resimleri çiçeğe dururdu.

-

Şu yeşillikte hiç çiçek yok, diyorsun,
Bütün gözlerinle bak görürsün
toprağın altına gizlendiği çiçekleri.

-

Nasıl mıyım? Ne mi yapıyorum?
Bugün akmayan hayatlar gibiyim.
Şiir yazıyorum.

-

Şiir!
Başka şaire git.
Yalnız kalmak istiyorum.

-

Kimse kimseye bir şey anlatmıyor
anlatamadan göçüp gidiyor.

-

Uzaklarda batan ay
seni öbür dünyada seyredeceğim.

Yazan: Bir idam mahkumu.

Süreyya Berfe - Ufkun Dışında - de Yayınları - 1985 (sayfa 213-256)

Bakarkör

Çağırdım gelmedi
bakmadı bile
Dolaştı durdu
başı yukarlarda gözleri her yanda

Havuz kenarına gitti
Küçük bir gölge buldu oturdu
ara sıra gözlerini yumuyordu.

Bir tane daha geldi
sokuldu yanına
Uçtular kanat kanada
bulutlara göklere doğru

Ne bileyim
yalnız sanmıştım onu

Süreyya Berfe

11 Mart 2013

Hepsi O Kadar

Gidilir gelinir.
Belki sağsalim dönülür, hepsi o kadar.
Günler geceler çabuk geçer.
Çabuk geçmez şaşkın bir çocuğun hüznü
Vapurlar, arabalar, karlar çabuk geçer.
Ayrılık da özlem de herşey...
Herşey çabuk geçer
Ve birden gün ağarır.
Hepsi o kadar.
Gidilir herhalde gelinir.
Bütün gün denize bakmak kadar.
Belki ayvalar çürür.
Birşeyler kurur, atılır.
Nedir ki uzakta olmak
Ardahan´da boş duran bir ev
Hiçbir zaman suyu olmayacak bir kuyu
Unutulur, kalır. Hepsi o kadar.
O kadar anlayabilmek
O kadar acemi
O kadar toy
O kadar ilk
O kadar yeni
Ey uğursuz yolculuklar
Ey yıldızsız samanyolu
Bir daha hiç olmayacaksınız.
Çünkü yarım ve yaralı kalan
Bir akşam, yemin etmiyorum ama
En az günlerce, günlerce kanar.
Gidilir, gelinse de gidildiği gibi değildir.
Hepsi o kadar.

Süreyya Berfe

09 Ekim 2012

Bazı Yaralılara

Nereye bakıyorsun
İşte yaralı insanların fotoğrafları
İşte yangından çıkarılan çocuk cesetleri
Bu, savaşmış bir atlının sakat kalan ayağı
Bu kesik kol, önemsiz bir iş kazası

Kime bakıyorsun
İşte bacağından alınan üç parça kemik
İşte bombardımandan sonraki yaralılar
Bu, sınırı geçemeyenin aldığı yara
Bu yarım adam, küçük bir işkence hatası

Neye bakıyorsun
Sayamazsın o ciğerdeki yaraları
Kime bakıyorsun
Bilemezsin geçmişindeki yaraları
Nereye bebeyken nazar boncuğu
Kime büyüyünce kurşun yarası

Ama sen
Yine de verirsin çiçeğini yaralı ağaç
Uçarsın yaralı keklik
Kan diner yol açılır
Gün döner gece kısalır

İsteyen denize isteyen kendine baksın

Süreyya Berfe

12 Ağustos 2012

Suçlu Şiirler

2.

Nerede nasıl oldu.

Deniz gören yüksek bir yerde
Belki de ilk günde

Yanağında cıvıldayan renkte
Bazan yapmayı düşündüğümüz delilikte

Ta o zamandan belliydi ama
Kendi elimizle çekmiştik duvarları aramıza

Biraz harap da olsa duvarlar duruyor
Dün, silindir geçti üstünden bir çiçeğin
Bugün yine açıyor

Demek ki kalbinin çevresinde kalbim dolaşıyor

Süreyya Berfe



10 Ağustos 2012

Sevgili Arkadaşım

1.
Gözlerinin rengi gibi
Yüreğinin rengi gibi
Saçların da kendi renginde

Ama ben, ellerini gördüm önce
Toplayan, düzelten, onaran ellerini
Dokunduğuna soluk aldıran
Telâşlı, usta, sevecen ellerini

Geç anladım ve inandım
Her gün daha çok inanıyorum
Ellerin, güzel işlerin karıncası
Ellerin, ellerden bıkmış ellerime sığınak

2.
Yüzünün rengi gibi
Dudaklarının rengi gibi
Saçların da kendi renginde

Ama ben, özverini gördüm önce
İçinden çavlan gibi dökülen özverini
Hep koşan, yürümeyi bilmeyen
Hesapsız, gücendirmeyen, saydam özverini
Neye uzansa dirilten
Susan, hüzünlenen, sıcak özverini

Geç anladım ve inandım
Gün gün daha çok inanıyorum
Özverin, güzel işlerin arısı
Özverin, sözcüklerden yılmış kafama barınak

3.
Derinin rengi gibi
Sesinin rengi gibi
Saçların da kendi renginde

Ama ben, seni gördüm önce
Gülen, yaşayan, bilen seni
Körpe bir söğüt dalı gibi çırpınan
Durduğu yere can veren
Gönüllü, duyan, seven seni

Geç anladım ve inandım
Şimdi daha çok inanıyorum
Sen, hayatın ablası
Saf olan her şeyin mayası
Sen, eşyalardan usanmış kalbime dayanak

4.
Sevgili arkadaşım benim
Sana "sevgili arkadaşım" diyorum
Budur, bizim anladığımız sevdanın tanımı
İşte sana bir aşk şiiri
İçinde "sevgilim" sözcüğü geçmiyorsa
Suçun yarısı senin
Çünkü, ben de bize yaraşanların sözcüğünü değil
Kendisini seviyorum senin gibi


Süreyya Berfe

22 Mayıs 2012

Yazılmaması Gereken Şeyler

1.
Bütün gece bir koza ördün
Yorgun yüreğimin soluğuyla getirdin güneşi
Uykusuzluk gitti geldi, gitti geldi
İlk defa ona yenildik
Ve dünyada ilk defa sabah oldu
Çünkü kolum değildi belindeki
Söyleyemediğim seçemediğim sözcüklerdi

Sabah serdi örtüsünü üstümüze
Yalnız bulutlar gördü bizi
Bir de sessizlik. Sevindi büyüdü
Kapıdan çıkarken bir şey değdi elime
“Kapıyı çektin mi?”
Senin sorduğun soruydu belki
Belki yoktu da bana öyle geldi
Kül renkli, baş döndüren bir sabah
Sundu bana serin bir sevda mendili

Göremedim
Seher yeli değiştirmiş elbiseni
Oturdum karşında
Bilmediğim bir yere gider gibi
O kadar çok ve o kadar pis şeyle boğuştum ki
Uzak durmaya çalıştım senden
Bulaşmasın diye gecenin, alkolün zehri

Bir gün her şey sona erse
İhtiyarlasa kafam, kalbim ve şiirim
Hiçbirini hatırlamasam yaşadıklarımın
Etimdeki ateş, derimdeki alev beni terk etse
Nerede olduğunu bilmesem senin
Hiç kimse de bilmese
Mutlaka uyanacağım sabahların en sessizinde
Kim bilir neler geçecek aklımdan
Dar mı gelecek odalar, evler, şehirler
Dar mı gelecek geçmiş günler, kağıtlar, kitaplar
Dar mı gelecek zaman bilmiyorum
Kalkıp uzanacağım bir kanepeye
Uyandığımda “Dünya” diyeceğim
“İnsanlar ve hayat”
Bakıp pencereden bir ağaca
Bir börekçiye, bir manava, bir sabahçı kahvesine
Şımardıkça yorganı başına çeken bir çocuğa
Babasına masal anlattıran bir genç kıza
Yaşarken hiçbir şeyini esirgemeyen bir kadına
Bakıp bütün bunlara
“Dünya, insanlar ve hayat” diyeceğim
“Sizi sevdiğim için oluyor, ne oluyorsa”

2.
Gece, yağmur, gökgürültüsü
Sallanıyor ağaçlar, göğe karışıyor sesleri
Yaprakları görünmüyor
Benim seninle olduğum gibi

3.
Boya değil, ışık sızmış geceden saçlarına
Nereye gideceği belli olmayan göçmen kuşlar gibisin
Vaktin gelir gidersin
Bir tek haber bile bırakmadan kapıma

4.
Ben nasıl beraberim seninle, neden beraberim
Sevsem, sevmek neye yarar
Öpsem n’olur sanki
Gelip geçen su gibi

5.
Ya bir bulutsun rüzgarlara boş veren
Ya da bir insansın çok uzaklardaki
Çünkü her tatilin bir serüven
Her kaçışın limansız bir gemi

6.
Her şeyleri bırakıp kaçmanın, unutulmanın meleği
Ne var beni hatırlatacak sana
Okunmayan şiirlerden, toprak kokan türkülerden
Ve insanların bitmeyen hüznünden başka

7.
Hiçbir yerini görmesem de olur, dokunmasam da
Başkalarının olsun görünen güzellikleri
Kimse paylaşamayacak biliyorum
Uçup gelen ve göğsümde kalan kelebeği

Süreyya Berfe
Ufkun Dışında, De Yayınevi, 1985

17 Mayıs 2012

Yeni Aşk

Yanında oturan ben değilim
Zamanla dirilen anılar

Sorular soran ben değilim
Pişman eden merak

Geçmişi kabartan ben değilim
Yeni biten maceralar

Seninle yaşayan ben değilim
Yere düşen yaprak

Duygularını şaşırtan ben değilim
Gelip geçen acımalar

Kolunda uyuyan ben değilim
Uzaktan gülen aşk

Karşında ağlayan ben değilim
Yürekte esen rüzgâr


Süreyya Berfe