Kelmal Atakay etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Kelmal Atakay etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

05 Ocak 2022

Yeniden Doğuş

Ağır, yorgun titreyişiyle 
bir başka yitik alevin, 
yavaşça çözülüp yok oluşuyla 
artık uzak aşkımın 
(gene de kanatlandırmıştı beni 
dünya üzerinde yükselmem için 
ve pek çok tatlı ve gizli şey 
söylemişti kulağıma, 
yo, daha derine, yaşayan yüreğime, 
tatlı, heyecanlı şeyler, 
kimsenin asla bilmeyeceği, 
bir daha asla söze dökemeyeceğim), 
bütün düşlerimin amansız çözülüşüyle, 
ölüşüyle başka bir yanılsamanın; 
geri döner ruhuma tekdüze ritmi bir zamanların, 
korkunç, hep aynı yaşam 
ve saldırısı yararsız düşüncelerin, 
bitimsiz külrengi arzulayışım 
ortasında dünya gösterisinin, 
hep aynı 
ama öyle gizemli ve korkunç ki 
sevinçleri ve acılarıyla, 
gözlerini yumdurup içine döndürür insanı, 
ani bir uğultuyla sanki 
beyinde yankılanan. 
   Ama böylesine boş ve hüzünlü yaşamda, 
çok önceleri dağılmışken o güzel, sakin hayal, 
yeniden yakalar beni kimi zaman, 
vahşice sökün ederek, 
arzulu kıvranışlar, 
delice boğuntular, 
yakıcı, birden 
açılan eski yaralar gibi 
şiddetli bir çarpışla, 
kesik ve öfkeli kanatları 
büyük bir düşün, yaşadığım 
ne olduğunu
tam anlamadan. 
   Arzulayış bütün kadınları, sokaktan geçen, 
bir yüzü, güzel bir bedeni, 
tensel bir ateş kanımda uğuldayan. 
   Dalgın, izlerim geçen kadınları 
ve her defasında bıraktığımı sanırım 
yolları üzerine, 
öylesine ılık ve güzel kokan, 
parçalanmış etim ve kanımdan canlı bir özlemi. 
   Hepsi geçiverir yanımdan ve sonra, 
yitip giderler sonsuza dek. 
   Kıskanışım görkemli aşk intiharlarını, 
son çılgın sarılmanın kanla kaplandığı, 
göz alıcı, kırmızı 
ve kana bulandığı yastıklar ve tabancanın 
ve her şeyin sanki yüceldiği, 
sarsılıp uğultuyla 
ve kararsız gözlerin öldüğü 
gözlerinde o kaygısız yüzün, şimdiden soğumakta olan, 
ağız umutsuzca 
o ağzı ararken, hâlâ taptığı. 
   Delice arzum kahramanca bir eylem için: 
Dünyanın üzerine yükselip onunla 
içime kapanabileyim, mağrur, 
en azından hareketlerimle yatışısın,
utkulu bir anda, 
o ateş, yüreğimi boğan 
ve sustuğunda benim için daha korkunç olan. 
   Benliğimi saran yüceliş karşısında her büyük eserin, 
her engin ve dev gösterinin, 
büyük bir istasyon karşısında, 
üzerinde denize uzanan bir rıhtımın, 
çok büyük gemilerin arasında 
ve belirgin gücü arasında bucurgatların, 
uğultuların, antenlerin, 
sonsuzluğa uzanan. 
   Ama bu zavallı, sancılı alevlerin ardından,
şiddetli kıskançlıkların ve aşk özlemlerinin, 
utkulu yücelmelerin ardından, 
çaresiz, her zaman, 
bir darbe gibi, olanca gücümü tüketen, 
ama korkunç bir acıyla 
beni ürperten; 
içimi yakıp yüreğimi sızlatır 
ani bilinci içimdeki illetin, 
bilinci ruhumdaki çaresizliğin, 
korkunç çaresizliğin, 
özü bezginlik ve bıkkınlık, 
ödlekçe acizlik 
ve umutsuzluk olan.
   Ve bazen ani bir düşünceyle bu dehşet çöker üzerime, 
ünlü bir kitapla,
yüceltirken kendimi yüce ruhunda 
bir şairin, 
o zaman birden ruhumu parçalar 
yüreğimi boğar 
her güzel meltem, 
buz keser içimdeki her alev 
ve ben pek yüce bir anda, çevreme bakarım, 
artık kanım çekilip damarlarımda, 
alev alev yanaklarımla solgun, 
gözyaşıyla yüklü hissederek kendimi, 
dayak yemiş bir çocuk gibi, 
ama büyük bir yalnızlık içinde, 
beni sessiz kılıp her isyanıma ket vuran, 
bir sancının uyuşukluğuyla sanki, 
dinsel bir durgunluğun, 
dile gelmez acıyla yüklü, 
acımasızca ruhumu ezen, 
ama derin bir sessizlik içinde. 
   Ama sonra hemen kalkarım ve bedenim kıvranır, 
ürperir, sarsılarak 
dizginsiz hareketlerle 
ve büyük haykırışlar dolar boğazıma,
göğsümü sarsar parçalarcasına,
sakınımsız ve acı çekerim 
korkunç acı çekerim, 
umudum olmadan, 
yiterek engin yıkımımda. 
   Ve intihar düşüncesi de, 
geçmişte bana gülümseyen, 
kaldıramaz artık o taşı yüreğimden, 
acı çekerim, korkunç acılar. 
   Sonra, daha tedirgin ve alçalmış, 
acı çekerek, 
uğultulu bir dinginlikle, 
eski tekdüze ritmime dönerim, 
korkunç hayata, hep aynı olan 
ve eziciliğine yararsız düşüncelerin, 
bitmek bilmez külrengi yanıp tutuşmalarıma, 
artık hiçbir şey görmeden, hiçbir şey duymadan, 
umutsuz yankısı dışında 
büyük yıkımımın. 
   Ve yollarda dolaşırım,
sessizce, 
yalnız 
ve artık hiçbir şey sarsmaz beni 
ve soğukluğumu duyarım ama hiç yararı olmaz 
çünkü yüreğimdeki tek şey özlemdir 
yitirdiklerime duyduğum, 
ruhumdaki çaresizlik yüzünden, 
korkunç çaresizlik, özü bezginlik ve bıkkınlık 
ve umutsuzluk olan. 
   Ve böyle dönerim seyretmeye dünya gösterisini, 
hep ama hep aynı gösteri.
   Yaşam, korkunç yaşam, 
sen ki yakıcı bir acıyla sarsardın beni 
ve altüst ederdin yüreğimde 
kanımın her damlasını, 
dile gelmez bir dolulukla, 
sen ki rengimi değiştirirdin, sesimi, hatta hareketlerimi 
her hafif belirişinde 
derin gözlerinin, 
koyu, karanlık,
dalgın 
solgun hüzünlü yüzde 
altında küçük sarı bulutun, 
bedeni gibi narin, 
uçucu yumuşak saçların: 
Yaşam, düşsel yaşam 
niçin söndün 
böyle yüreğimde? 

[17 Ağustos 1927]

Cesare Pevese
Çeviri: Kemal Atakay