osman konuk etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
osman konuk etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

08 Ocak 2022

İkinci Şart

1.
Tanrı antiaging'e karşıdır ben de karşıyım
şiiri söz vermek diye tanımlamışım

"önce söz ver bu sözü tutmayacağına
can vermeden önceki son kucaklaşma
insan nasıl alıkoyacak bundan kendini
bir düşün bunu''

2.
banka memurelerinin yemek arasında fırsat bulup
ağladıkları günler
provizyon yaparlardı ücretsiz
iyi espri karşılığı sıcak yemek, akmayan çatı
türk ticaret bankasında bulunmak iyidir
paran vardır ve türksündür
ikisi de o sıralar işe yarar şeylerdir

3.
o kadar gençsin ki, ölmen üzecek melekleri
sıkıcı bir tarih projesi olarak devam edecek her şey
o kadar şairsin ki, ölürsen trenler çalışmayacak
ertesi sabahın güneşi isteksizce parlayacak şehrin
üstünde, sevgilin
bekaret yemini edecek, baban mendilini sıkacak arka
bahçede
o kadar sensin ki,
sessizce düşünürken
"gemide isyan!''diye bağıracak birisi; kesin bağırır
sadece baban yapar kesin yapar dediğin şeyi
ama ölmemişsin ve yerine ölen için emaneten
efendi bir adam karakteri edineceksin

4.
sevgilin sana güvenip sarışın olmuş
bir erkek bir kız, bir ev bir araba

5.
"ben meleğe inanırım'' şarkısının tam sırasıdır
"inanmazsınız!''
omuzdan kavrar bir el, sakince razı olduğunuz sonu
değiştirir
kurgu sanatı böyle bir şey midir?
henry ford fabrikalarında herkese bir araba iki kaza üretilir.

Osman Konuk

06 Eylül 2015

Geleceğin Şiiri

1.
kapının önünde bir okyanus olmalı
normal bir evrende normal bir mimar böyle düşünürdü
yıkanmak istersen dışarda bekleyen bir okyanus fikri
bir fikir başka neye yarar melanie

bak bizde ölebilirsin çünkü hiçbir film peşte’de bitmez
bizde ölebilirsin bunun için ayırdığımız bir tuna nehrimiz var
bir odamız var sakinleşme odası diyoruz
bir gardrop dolusu ceset torbası
buradaki vurgu asılmış kelimesine
       -öyle bir şey geçmiyor ki yukarda
öbür türlüsü de geçmiyor ama

2.
yedi şehir sana teşekkür eder
iki kral gülümser
biri yalancıktan gülümser ama
herneyse bu sadece beni ve bütün şiirlerini ilgilendirir
bir kıtayla el sıkışma tecrübesini ilgilendirir

karar değil, veda değil, sıkılgan bir el sıkışma

bari bir an eşit olsa iki elin
sıkılgan bir el sıkışmadaki kuvveti

bu bölümü onsekiz yaşında da yazamadım
yazmış şairlere baktım yazamamışlardı
doğacakları yer biliyorlardı

ben o şiiri gelecekte de yazamadım melanie

3.
bazı filmlerde vardır
çocuk namluyu tutup içine bakar
anlaşırsak o asker hiç olmamış olabilir
bir asker elbakiresi olabilir kötü bir tercümeyle
iyi genlerimiz kötü genlerimizi kusabilir yeri gelince

elyazması kuran'ın kapağındaki tarihe bakarken
kendimi hiç zeki hissetmediğim bir saniye
-bir saniye
önemsiz bir karede bir saniye görünmek gibisi yok
o çılgın ihtiyar için de geçerli bu
-hey ihtiyar ne dersin?

namluya bakacak çocuk gelmedi mi daha

ama seninle mükemmel değilsin bilgisini paylaşabiliriz
ayaklarıma kapandığında bunu yapabiliriz
beraber ayaklarıma kapanabiliriz
bir gün sana bir cuma ısmarlarım yürüyerek gideriz,
kontağı çevirdiğinde ama kardeşlik biter

4.
neden “bu bir bahtsızlık olsun” sonra
80 öncesi fuarlara katılamazdık
şimdi her şeyin bir fuarı oluyor
birer kere gitsek dünyayı değiştireceğiz oluyor
stantlarda en meraklı dalgın halimizle
sen beni seviyorsun ben seni seviyorum halimizle

5.
anlaşırsak ben yokum


Osman Konuk
Beyaz Savunma / Profil Kitap

05 Ağustos 2015

Wernicke - Korsakoff Sendromu

1.unutmak özgürleştirir
-şimdi serbest miyim memur bey?

2.radyoda bir şarkı aşktan kimsenin ölmediğini söylüyor
ölü şarkıcı koyuyorum adını
ölümün bir şarkıdan geriye doğru ilerlemesi
eski gömlek cebinde bulunmuş onluk sevinci
eski gömlek cebinde bulunmuş onluk gibi işe yaramaz

3.bütün güzel sözler önceden söylenmiştir aşkım,
ama bütün kötü
sözler
değil
yeni

4.vazgeçtiğimiz herşeyden
artakalanlardan yapılmışız
gözlere gelince yetmemiş deri

5.yeni bir kitaba başlamasaydım keşke

6.sıfır yaşında olmak; ilk ve tek samimi acıkmayla
çatal kaşık da icat edilmemiş, meme bilinir ama
bugünlerde normal olarak seni düşünmem lazım
unutmasaydım

7.doğmuş bulunduk niye, kim, nasıl ve
hazır bir dağ ciçeği sevgisiyle
sonra anladık ama ölmüş bulunduk
tanımadığım birini de sevme tecrübesiyle

sonrasını biliyorsunuz

10.gökyüzü için fark eder mi altında kaç kişinin olduğu


Osman Konuk
Tehlikeli Belki / Profil Yayınları


06 Nisan 2015

Muhatap

bunda merak edecek ne var
bir mısra, hayat kurtaran bir mısra
a’yı ne kadar uzatacağını bilmeyenlerden şair
intikam alacaktır
tercüme kokan yerli kahpeliklerden
telif olsa da fark etmeyecek
otuzuna gelmiş ama yirmisine gelememiş kızlardan şair
kırkına gelmiş ve adına para bastıramamış erkeklerden
hiç asabı bozulmayan, başka her yeri bozulan
aptallar için tekrar etmek gerekirse
şair intikam alacaktır
küçücük elleriyle büyük davranmaktadır
bunda haklıdır

telefonlar şarzda, her şey yolunda
doğal felaketler ajandalarda özenle işaretli
istatistik tabloları mükemmel görünmekte
çaresizlik eğrisi yükselerek sürmekte
sayfalardan taşan çılgın bir eğri
hızlı bir eğri, renkli, manyak, sapık bir eğri
adı şehvetle tekrarlanan bir eğri
yükselen eğri

tacirler yeteri kadar kurnaz şairler yeteri kadar uykusuz
istiklâlde satılır istiklâl madalyaları en ucuz
etler ve oburlar kışa hazırlar
karılarının siparişini düşünürken ölmüş adamlar
harika bayatlamış poğaçalarından bir ısırık daha alabilir
ama şair
vazgeçmeyecek
çaresizlik sürmelidir
nedeni bilinmemektedir

bıktırıcı yeniden de eski bir hesap
deftere yazılmıştır
şımarık çocuklarını iyi okullara kaydettiren mütedeyyin esnaf
lacoste bir tişört giyip cnn’e çıkınca
timsah olmaktan da çıkmış sayılmaz
sümerbank botlarıyla büyümüş bir kuşaktan
ablaların ördüğü kazaklarla okumuş
bunun şiirde bir karşılığı olmalı
hayatçı mujikler, müsamere birincileri, kafaderisi avcıları
keyifle uzatırlar bir romalı’nın kılıcına kafalarını
bunun şiirde karşılığı yok

sadece muhataba anlamlı boş sözlerle
her poetikanın bittiği bir nokta var
hayat kurtaran bir mısra yok
hayat kurtaran bir mısra var


Osman Konuk

29 Mayıs 2014

Melankoli

halksız şehirler değil kris, şehirsiz halklar
çok halklar, çok şehirsizler, çok moral bozucu
son günlerde çok kelimesini çok kullanıyorum

her yıl yeni modelleri çıkıyor melankolinin
içimden bir ses gelmiyor, hayır bazen geliyor
içimden bir ses, sesin dışarıdan geldiğini söylüyor
-iki saray odası alana bir saray odası bedava
o montu almam iyi oldu, çok iyi oldu, çok evet
kırışıklıkların geçer, beni seviyorsundur, ama böyle çok ölürüz

nihanka kızılderili bir kızın adı değil, çok değil
radikaller duygusal açıdan sağcı oluyorlar nerden aklıma geldiyse
aşk, sivilcce, direniş, kitaplar ve çay ocağı işletmesi:
-yanlış
hormonlar, atkılar, kitap kokusu parfümü ve sütlü neskafe:
-doğru
böyle muhalif şeyler yazıyorum ve bana ödeme yapıyorlar

çok değerli insanlar binalara doluyorlar, çok değerli
her şeyden kolay etkileniyorum, belgeseller çok acıklı
çarpıcı bir şey yazmak istiyorum, aklıma bir şey gelmiyor
ne zaman aklıma bir şey gelmese, içimden bir ses:
start tabancasıyla intihar eden adamı düşün

son günlerde çok kelimesini çok kullanıyorum
ışıklar açılmıştı, mikrofonlar, herkes çok şık
kahramanca evlerinden çıkıyorlar, vampirlerden korkmadan
kırmızı kravatlar takarak ve birbirlerine katılarak
çok değerliler, çok konuşuyorlar, az ölüyorlar
iki ayak, kırk ayakkabı; az ayak, çok ayakkabı
tek madonna kırık kürk, çok manto tek yalnızlık

çok saray, hiç prenses, prensessiz kadınlar ve kuralları
zayıf kadın sahneye çıkmadan opera bitmez
-şişman kadın işten kovuldu-
son günlerde çok kelimesini çok kullanıyorum
hadi ben kalktım, saçınız güzel olmuş, çok evet

kendi yeniden başlatmamı başlattım, bir şeye benzemedi
çok cehennem, üç saray, yedikule ve can yayınları berbat ciltler
bir hemşirenin adının cecile olması çok acıklı,
başka bir arzunuz var mı dememeli garsonlar
böyle şeylerden çok etkileniyorum,
belgeseller çok acıklı
hizmet sektörü, çok hizmetçi, az patron, çok zamirsiz
zamirsizlik kimsesizliktir, şahıslar çok zamir az
katil her zaman uşak, yazarlar çok kötü kalpli

mutfak kapısını açık unutmuşum, kumrular içeri girmiş
ıslak ekmek koymayı unutunca balkona.


Osman Konuk

07 Aralık 2012

kahvaltıdaki risk

bir tuzluk kan kaybedebilir mi? tuz kaybeder. ama bir de
kanamaya başlarsa başka hiçbir şey o kadar kanayamaz.
kahvaltıdasın, tuzluk beyaz peynire doğru kanamaya
başlıyor. kan masaya yayılıyor.
-tuzluğu uzatır mısın
-uzatırım ama kanıyor
-olsun sen uzat

Osman Konuk

Aşırı Belki

daha fazla beklenemez aşırıya kaçmak için
patilerin gürültüsünden ibarettir kediler; çünkü…
çiçeğimizi ve pastamızı alıp müsaitseniz biraz
öldürülmeye, bu akşam size…

ya da söyleyin derinin dışına çıkınca
edip cansever derisinin dışına çıkmadan yaşadı mesela

kollar boşalınca eski bir sarılmadan,
belki değil; iyice ama
her belki aşırı demokrat, aşırı simetrik, aşırı belki…
çünkü
beğendiği idam mangasına peşin ödemeyle kazanılmış esmerlikte
zaten biliyorum beni bir tek o sevdi
arabasının güneşliğinde saklanır mutsuzluk akseptansı
“öpülürken ve öldürülürken sessiz kalacağıma söz
veriyorum”
durduk yere sting sevenler cemaatinden değil
aynı nedenden sağ kalmışız; raslantıya bakınız
seni belki sevmişimdir aşırı belki

kahvaltısını yarım bırakmış bir hastabakıcının sedyeyi
kavrayışındaki sinirlilik; seni taşıyan
beni bir tek o sevdi cümlesinde geçen seni
bana portakal aç diyen Türkçenin sahibi
ben hiç şair değilim, buna hiç şaşırmadım.

Osman Konuk

Beyaz Savunma

// göz kamaştırmayan bir adamın tedirginlikleriydi beyaz //

-enis akın-




karşılama / sera

ne dokunaklı bir adın var ne de varsın
doğmamış kızımın adı konmamış kızımın
daha bir ebeveyn projesi olmamış
sadece bir beyazlık fikri, hafiflik, karışıklık
kızının yürüyüşünde devam eder bir anne
-şimdi hangisini esas alalım-
bir var doğmamış kızlar yürür rahminde
bir var adı konmamış –ona bir an sera diyelim-tavırların
sadece bir beyazlık fikri, hafiflik, karışıklık


büyümek


bugün siyah, üzgün bir parsla konuştum; dişi
otel odasında, pençelerine çoraplarını giyip
komidindeki incil'e bakıyordu
onu öpmeliyim dedim içimden
onu savunmalıyım
kitap'ta bunun bir tarifi olmalı
büyüdüğünü böyle şeylerle anlıyorsun biraz da

büyürken
normalde elbiselerin yırtılması düğmelerin kopmasıgerekir
sihirliymiş gibi elbiseler de büyüyor
ne yapacağını bilemiyorsun
sadece beyaz, hafif bir düşünce
siyah, üzgün bir parsı görünce hissediyorsun
onu savunmalıyım


elbiseleri yırtarak düğmeleri kopararak büyünmezmiş
çocuk resimlerindeki okul hiç tatile girmezmiş


aklımda bir resim var
beyaz gömlekli, büyümemiş, akşamdan yakşıklı
görmedim beyazın dışına çıktığını aklım da görmedi
tanrı borsayı korumasın başka şeyleri korusun
kaçak bir huzurevinde cinayet işlenmiş
hangi tepkiyle bileceğimi bilemedim
beni korusun


bir ölüden daha cool olabilir misin
ölüler beni serinliğe yakıştıramaz
yakıştırır: olamazsýn
neyi tartışıyoruz o halde; en baştan başlayalım
bazı güzel gözleri oluyor, gözlerini terk ediyorlar
bir gün buluşalım, gözlerimiz olmasın
üzülürken saçların hızlı hızlı uzuyor olsun
asıl sorun kendimiz olurken çıkan patırtı
kulaklarımız da olmasın


bir daha düşündüm de
kendimiz konusunda şaka yapmamalıyız
aramızda kalsın ama hiçbir şey aramızda kalmayacak
aramız diye bir yer yok
bunu bir adres tarifinde kullanamazsın
halklar dev kulaklarıyla her şeyi
istediğin kadar fısıldayarak konuş
hangi tepkiyle bileceğimi bilemedimadı su parası olan bir ödeme var
veznede bir su perisi olacağını umuyorum
sıra beklemezsen periyi görebiliyorsun
yirmi lira yetmiş beş kuruş
bu yirmi bu da yetmiş beş
veznedar gizli gizli kimseye benzemiyordu
nedense fazla şüpheciyim böyle konularda
sorular tek elle cevaplar iki elle yapılır
neden ama

sonuç

şiire sonuç yazacak kadar
bir yüzyıl daha yetecek kadar iyiyim
peşin, nakit, dekontuyla
bir çizgi filmdeymişim, kendinden desenli, sevinçli
düşünürken böyle böyle
kütahya yolunda yaşlı bir adam gördüm
otostop yapan bir imparatorluğa benziyordu

Osman Konuk

Yaşamak mı zor çince mi

bıraksalar anlatacağım merak ettiğim neydi
açlar, sevdalılar ve canı sıkılanlarla
büyük büyük merak ederken çocuklar
neyi

hakkımda yanlış bilgi sahibi halk
ve ikide bir savaş çıkaran insanlık
sözlüğe bakarak anlayamaz beni
klasik yöntemlerle konuşmadığım için
ama bıraksalar anlatacağım
tüm yeteneğimi kullanarak

aramızda tartışıyoruz
yaşamak mı zor çince mi
bilinçlerde sürünüp dururken umutsuzluk
ben neden ölümü hatırlatan süflörüm

açız, sevdalıyız, canımız sıkılıyor
türlü sevinçler kiralayacak paramız yok
uyusam
birileri gelip çekmecelerimi ve kafamı karıştırıyor
çeşmeleri açık bıraksam mı; dünya temizlenir
kurtarıcıya giderim haftasonları
ve hep onu çarmıha gerenleri bulurum

kimliğime insan yazdırmalıyım
kızınca aniden ortayaşlı çocuklar
ambalajını yırtarak bedenimin
beni de öldürmesin

Osman Konuk

16 Ekim 2012

Ezbere Bir Türkiye Haritası

insan tanıdık birini arar kötü kararlar verirken
kolların hafızası en doğruyu hatırlar
ezbere bir türkiye haritası çizersin birini özleyince
ellerin tanımadık bir meleğin elleriyle değişir
karadeniz kavisinde
modern resmin bilmediği bir kavis
sıcak bazlama,iyisoğuk,ciğerde esen rüzgar
tanrı'dan makyaj dersi; güzellik mecburidir

vahşilik kalmaktandır; medeniyet gitmekten
alçak mimarların bilmediği bir konu
vahşilik gridendir, medenilik beyazdan
eski mısra yeni anlamla çıkıp gelir
'yukarı inebilir, aşağı çıkabilirsiniz'

babasıyla kardeş çıkan kız ne anlatabilir diğer kıza
oyuncak bebeklerine yanlış isimler koymuş
anlamazlar psikiatrlara da sorma bence
ergin günçe'yi tanımadım, erzincan'ı görmedim
seni hiç bu kadar şiddetle özlemedim

bir adamın hayatı ve eserleri yazan sayfalar
niye yazmaz bir adamın niyeti ve kelimeleri
kırmızıda geçen süvari imgesi en gerçek hali
ergani'yi gördüm söke'yi gördüm
'cemal zaza'dır' cemal'i yüzünden gördüm
taze camili şehirde durdum
bir pasajda dört adam
ışıl çırak,yılmaz,hasan ve abdurrahman

insan tanıdık birini arar iyi kararlar verirken
kolların hafızası en doğruyu hatırlar

Osman KONUK

14 Ekim 2012

Şiiriyet

ve dünyanın en güzel adresine taşındım, senin yanına
kader renkli bir matematik gibi gerçekleşiyordu; senin matematiğin
ince abiler zemin katlarda ısrarla susuyordu
hiçbir kıza hiçbir soru ısrarla sorulmuyordu
gözlerinin adı ne?

aşkın en hoş şeklidir; yüz buruşturma siyaseti
geceleri gülümseme derslerinden sonra hiç uyunmazdı
ve sabah, sabah tetiği ilk çekenin hakkıydı, sonra
arkadaşlar için bir şarkı: ninna nanna: dünya
tek sıfır medeniyeti çift sıfır hayasızlıktı
isimler, sıfatlar, zamirler yerlerinden rahatsız
çocuklar çamaşırlarını sevinçle ıslatırdı

önce fotoğraflarda belirdi, belki adamları, bir dakikalık kadınlar
matmazel noralya ile filiz akın arasında
aşk intikamını çok korkunç almaktır
evlerden güpegündüz sarışınlık gasp edilir
oltalar balık kurtarmak için değildir
söz kalpten kâğıda düşer, şiiriyet cehennemdir

ve yüzyılın en güzel adresine taşındım
senin yanına

Osman Konuk

kimseler, arkadaşlar, herkesler

kötü hissetmek: kimseler, arkadaşlar, herkesler
ölü bir iktisatçının kaderini özetler
öldü ve bütün mağazalar açıldı
doğru anlamak diye buna derim
binadaki çaycıyla aynı partiye oy vermiş patronun bildikleri:
“bütün reklamlar doğrudur ve asla güvenlikçiyle göz göze gelme”
otomatik kötülük ve alttan ısıtmalı; alışınca yani
akşam oldumu işler karışır
yollarda kendi kendine konuşursun
dalgınsan hep biriyle karıştırılırsın
dizlerinden duyarsın, omuzçukurundaki su
devlet çucuum, bir artı bir çocuum, şehirdeki yetimim
seni sonsuza kadar sevdim
sen yokken gözyaşların silindi
işimiz, tek hünerimiz bu
kesinlikle tek başına deneme ama
öyle olmaz! öyle olmaz!
yakıcıdır, bir fazlası yıkar; boğucu daha derini
dans edemeyen dansçı kız biblolarına bakmak
sonsuza kadar dans edemez bilimi: işimiz bu
dünyanın en temiz evinde
bir yoldaş su içer, dünyanın en temiz bardağından
hiçbir şey karıştırılmaz ve şimdilik çörekler tazedir
işimiz, hünerimiz: gözyaşlarını silmek
bazı kitap yapraklarından koparıp koparıp da
pörsümüş gri pijamayla adi sünger yataklara kapandığında
dansçı kız biblolarının, dansçı ama hareket edemiyor
o bile ağlamaz senle, dene bak
söylemek, işimiz bu.
taklit bir gökyüzünün altında at koşturmak
gerçek bir süvarinin aklını taşıyarak
kolay değil, atlar şampiyon olur, gerisi unutulur
o çirkin, geçkin bakirenin
oyuncak tabancası doldurulur
gözyaşları nasıl ama birincilikle akardı
kötü hissetmek: kimseler, arkadaşlar, herkesler
henüz kusursuz tek saniye düşünemedim
ama tam iki kere, tek saniye eksiksiz
seni sonsuza kadar sevdim.


Osman Konuk

Şiir Savaşlarım

ben yine buralardayım, siz burdasınız, ötekiler burda
ötekiler
çorap kitap nişan yüzüğü gözlük kullananlar
sevimli kafası çalışan iyi insanlar
benim açlığımla beslenen
hava durumuna göre din değiştiren
boş zamanlarında acı çekenler
çoğalan
çoğala çoğala tükenenler

yedekte beklettiğim duygular; işte, korkun
hayırsever biriyim, bundan da korkun
batıda yoksul, doğuda varsıl, turnuvalarda sonuncuyum
adam olmaya doğuştan yeteneksiz
içimiz konusunda ciddiyim

sadece kederlere yardım ederim
bir güzelleşme fırsatı yakalarsanız
değerlendiririm
görüyorsunuz ikiparalık iyiniyetimle
elimden ne gelirse
çünkü hep buralardayım, yanıbaşınızda
hayvanlık ağlıyor biliyorsunuz
ötekiler ağlıyor
ama bana inanmayın rol yapıyorum
ekmek yiyorum, "nasılsın" lara teşekkür ediyorum
bebelere tütün içmesini öğretiyorum

tüm bunlar bir yana
aslında iyi bir iş arıyorum

Osman Konuk

30 Ağustos 2012

Herkese Benden

bitirelim
kendi en yükseğinden itilince herkes incinir
yağmacıların ortasızlığı
güneş yanığı bir suratın ortasızlığı
çekirdeksiz mandalinaların ve çekirdeksiz kadınların ortasızlığı
biri bana söylesin
geldiysem ordaysam gerçekten
bitirelim şu işi
herkese benden
geçmemiş gelmemiş olmamışlardan bahsederdim
basit bir el hareketiyle bitirilmemiş
akşam eve dönmese de hiç merak edilmemiş
espriler iyi, kadınlar çekirdeksiz, kimse ümraniye’de oturmuyor
boğaz manzaralı bir resimde oturuyor
kimse ne kadar çok incinmiyor, bitirelim
bu balık bir çocuk tüfeğiyle vurulmuştur diyorum
herkese benden
bunu hep kullanmak istediğimden değil,
ağızsız bir çığlık
ağızsız bir çığlık
herkese benden kendi etinden
bana
geçmemiş gelmemiş olmamışlardan
bir zaman, hiçbir etikette aralık 08 gibi saçma sapan bir şey yazmayan
neden çıkmayalım bu özürlü takvimden
aptalların gramerinden, mitoloji filan bilenlerin
noktalı virgülü hep en doğru yere: ah belinda filminden
yüzünü buruştur ve bunu kimseye açıklama
tek başına bilemediğin, tek başına bilemediğini…
kimseye açıklama
elmayı soyma, dilimleme ama dilimlenmiş bir elma hakkında
kasıkların çamaşırlarca kandırılması hakkında
peynirli poğaçalardaki peynirin yetersizliği hakkında
kendi yüsekğinden itilip düşürülenin incinmesi hakkında
bitirelim şu işi
bitirelim
geçmemiş olmamış gelmemişlerden geçelim
-hadi geçtik
ilk büfeden birkaç tane alabilirim
peynirli poğaça, tüfek, kalem; yirmi at ve birrum kızı
peki: birroman taslağı için kötü
hemen oracıkta adımı veriyorum
her kırkbir saniyede on bebek doğuyor
her elliiki saniyede onu ölüyor
bu on ısrarından hemen vazgeç
kayıtlara geçmeyen onbirinciden
geçme
işte aşağıda boş bir çerçeve
yazmak çizmek bedava
o en parlak cümleni, bilinmeyen hünerini
herkese benden

Osman Konuk

25 Temmuz 2012

İnsanlık Eğrisi

BİR

- Katışıksız bir dilek dile

Kestirmeden sonsuzluk diliyorum. Oluyor. Ama
Saatlerdir insanım, akşamsa üç gün sonra
Acılarımı bilgilerimle yüzleştiriyorum
Çocukları ihtiyarlarla yüzleştiriyorum
Yüzümü gökyüzüyle
Çıkarken yokuşunu varoluş çizgisinin
Zaman tamircilerine uğruyorum

Herkes aynalarından bir sonsuzluk öğrenir
Nazlanarak geçerken yaşam öğleleri
Bazı sevinçlerin tıpkısıysa bazı acılar
Ödüller almışımdır gece bekçilerinden
Yara biriktirerek sağlıklara ermişsem
Zencileri tek seven güneş benim demektir

İKİ

- Ne istiyorsun insan

Bana bir fırtına ver ey bezirgân
Sonra hemen gitmeliyim
Yarım sessizliğimi eksiksiz ezberlemeliyim

Bezirgân günlüğünü yazarken sokaklarda
Sıradan çılgınlıklarla dans eder ahalisi
Eşekleri, cesetleri, gözlükleriyle çoğun
Yeni öcüler getirir çocuk akıllarına
Çoğu da gökyüzüyle bir şemsiye değişir
Beyaz üzerine şişman davranan
Ey bezirgân
Savaşçıysak,
Gerçi silahlarımız paslı, atalarımız ölmüştür
Balıksak,
Denizimiz sökülmüştür
Söküklerden yeryüzü dolarken ağzımıza
İnsansak,
Çok uzağız eski iyi dostlarımıza

ÜÇ

Ey bezirgân
Yarın pazar ertesi
Ve sokaklarda dans etmek yasak
Ölüm törenleri de, topluca hüzünlenmek
Yarın bir deli meydanda fıkralar anlatacak
Herkes
Yanındakine baka baka soyunacak
Soyuna soyuna yitip gidecek

BİR

- Katışıksız bir dilek dile

Kıyamet.


Osman Konuk


Herhangibirine Çağrı

İhanetten bir alıntı sağlığınla gelirsin (gelirsen)
Unutmabeni çiçekleriyle yaralarımı süslersin
Utanılası birşeydir katıksız pembeliğin
Bu yüzden kitaplardan yalnızca ıslık çalmasını öğrenebilirsin
Tüm iyiliğin filmlerin iyi bitmesini istemek
Ama bu kente gelirsen unutma beni ara
Sana bir çay ve temiz yaralar ısmarlarım
Öfkem geçer dinle yüzümü sevgiyle bakarım
Kimse değil, SENİ YALNIZ BEN ANLARIM

Osman Konuk


05 Temmuz 2012

Çim Devrimi

ses düşer, anlam kırılır, haz adidas çantalara tıkıştırılır
beni sevmen karşılığında bile fikrimi değiştirmem
bir selam göndererek dostlara
kendime devam ederim

bütün ortalamaları birden değiştirir bu
bina temelden çürükse, kanser sıranız geldiyse
çok kalamam
birkaç soru cevaplayıp giderim
bir doğru bütün yanlışları götürür bu dükkanda
anlam herkesin ortak suçudur, kabul
ama sen yandaki dünyanın müşterisisin güzelim
beni tanımayanlarla konuşmam

senin bir şeyi sevmen çimlerle çok ilgili
ne çok çim ekiyorlar, senin bir şeyi sevmenle mi ilgili
çim devrimi gibi bir sonuç bir şeyi sevişinde
üçüncü dünyacı
okul sonuncusu

o eşsiz sonunculuk
bir belkiden güzel bir adam tamamlayan
aşevlerinin kapılarına asan poetikasını
şiirden hayat kadar anlayan

(“hiç ölüm emri vermemişler şiirden anlamaz”)

garson değiştir şu her şeyi
sen kal!
kalbi tabaklara taşıyan bir kaşık al

esmerlik bitirilmiş kitaplar arasında
düzeltilmeyi reddeden şiir sertliğinde
kullanılmayan kederler çekmecesinde
sehpanın üstünde eskimiş huzursuzluk
portmantoda, Şemsiyenin yanında seni bekleyen sevinç
beni bekleyen ödül: “akşama görüşürüz”



Osman Konuk