Bilgeler buğday eler gibi elediler sözleri..
Dost o zaman öğrendi dostluğun ne olduğunu
Varlıklar sisteydiler,
Bilen yoktu güzelliklerini
Adları konuncaya kadar.
Herkese vermez kendini Söz,
Bir kadın gibi nazlıdır,
Şair ister, bilge ister.
Dostlar havuza benzer,
Kiminin suyu çok, kiminin az.
Kiminde ruhunuz yıkanır boydan boya,
Kiminde elleriniz ıslanır.
Kimi paçavra dokur kelimelerle
Kimi şal.
Kiminin dudaklarında zehirdir söz,
Kiminin dudaklarında bal.
Rig-Veda
Türk ve Dünya Şiirleri Antolojim "Çiçeğin açması da bir tür şiir belki - Bilmiyorum"
Hint Edebiyatı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Hint Edebiyatı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
29 Ocak 2016
21 Eylül 2015
Haberci Bulut (Mega-Duta)
Seninle döner sılaya
Gurbettekiler,
Gönüllerde ümit tomurcuklaşır
Hasretler diner,
Toprak çiçek çiçek güler, yağmurlarında.
Sevgilim uzaklarda haber bekler,
Onun da gönlüne sular serp bulut.
Kalidasa
Çeviri: Cemil Meriç
Gurbettekiler,
Gönüllerde ümit tomurcuklaşır
Hasretler diner,
Toprak çiçek çiçek güler, yağmurlarında.
Sevgilim uzaklarda haber bekler,
Onun da gönlüne sular serp bulut.
Kalidasa
Çeviri: Cemil Meriç
Boşuna kokluyorsun çiçekleri
Boşuna kokluyorsun çiçekleri
Onun soluğundaki tatlılık yok bahar rüzgârlarında.
Kuşları dinlemeyin boşuna, rebaplar sussun.
Nağmelerin hiçbirinde yok, şarkılarındaki füsun.
Ne sularda bulursun dudaklarındaki tadı, ne meyvelerde.
Bhartrihari
Çeviren: Cemil Meriç
Onun soluğundaki tatlılık yok bahar rüzgârlarında.
Kuşları dinlemeyin boşuna, rebaplar sussun.
Nağmelerin hiçbirinde yok, şarkılarındaki füsun.
Ne sularda bulursun dudaklarındaki tadı, ne meyvelerde.
Bhartrihari
Çeviren: Cemil Meriç
Bir yosma çıkmasın karşılarına
Bir yosma çıkmasın karşılarına,
Gözleri parlar bilgelerin.
Sevgilim derler, canım derler, överler de överler.
Saçları ipektir, gözleri yıldız.
Nasıl çıldırtır insanı aşk.
Canım dedikleri pasaklı bir kız.
Düşünür efkârlanırız.
Görünce kalbimiz çarpar, kopacak gibi.
Dokununca çılgına döneriz.
Sonra da sevgilim deriz.
Bunun nesi sevgili?
Bhartrihari
Çeviren: Cemil Meriç
Gözleri parlar bilgelerin.
Sevgilim derler, canım derler, överler de överler.
Saçları ipektir, gözleri yıldız.
Nasıl çıldırtır insanı aşk.
Canım dedikleri pasaklı bir kız.
Düşünür efkârlanırız.
Görünce kalbimiz çarpar, kopacak gibi.
Dokununca çılgına döneriz.
Sonra da sevgilim deriz.
Bunun nesi sevgili?
Bhartrihari
Çeviren: Cemil Meriç
14 Şubat 2013
Tam Öğle Vaktiydi Gittin
Tam öğle vaktiydi gittin
Güneş ortalığı yakıp kavuruyordu
Balkonda bir başımaydım gittin
Ilık rüzgârlar esti ardından
Güvercinler uçuştu gökyüzüne
Baktım. Bir arı odamda oraya buraya uçtu
Köy öğle sıcağıyla uyuyordu baktım
Adını yazdım gökyüzünün maviliğine
Saçlarımı örmeyi unutmuştum
Irmak usulcana aktı gölgeli kıyıdan
Tembel beyaz bulutlar bana mısın demedi
Saçlarımı örmeyi unutmuştum
Güneş ortalığı yakıp kavuruyordu
Balkonda bir başımaydım gittin
Ilık rüzgârlar esti ardından
Güvercinler uçuştu gökyüzüne
Baktım. Bir arı odamda oraya buraya uçtu
Köy öğle sıcağıyla uyuyordu baktım
Adını yazdım gökyüzünün maviliğine
Saçlarımı örmeyi unutmuştum
Irmak usulcana aktı gölgeli kıyıdan
Tembel beyaz bulutlar bana mısın demedi
Saçlarımı örmeyi unutmuştum
Alışma bana, ne yapacağım belli olmaz
Alışma bana, ne yapacağım belli olmaz..!
Bugün varım yarın birden yok olurum.
Dokunma bana, kapanmamış yaralarla doluyum.
Canımı acıtma, bir yarada sen açma..!
Sevme beni yoğun duygularımda kaybolursun tutuşursun.
İsteme beni, yasaklarla boğuşursun, engellerle doluyum.
Çözmeye çalışma sakın, seninle karışır iyice kördüğüm olurum..
Anlama beni, ben kendimi bilirim, ben böyle mutluyum..
Aşkı yaşatmamı isteme asla, ben aşka yıllardır inanmıyorum..
Güveniyorsan kendine, inandır aşkın varlığına..
Sonucunda öyle bir aşk yaşatırım ki..!
Vazgeçemezsin tutkun olurum.
Yıkabilirsen duvarlarımı, sakın bırakma beni.
Tüm tutkularım ve gücümün arkasında;
Hala minik bir çocuğum.
Büyütemezsen ; Kaybolurum...!
Rabindranath Tagore
Bugün varım yarın birden yok olurum.
Dokunma bana, kapanmamış yaralarla doluyum.
Canımı acıtma, bir yarada sen açma..!
Sevme beni yoğun duygularımda kaybolursun tutuşursun.
İsteme beni, yasaklarla boğuşursun, engellerle doluyum.
Çözmeye çalışma sakın, seninle karışır iyice kördüğüm olurum..
Anlama beni, ben kendimi bilirim, ben böyle mutluyum..
Aşkı yaşatmamı isteme asla, ben aşka yıllardır inanmıyorum..
Güveniyorsan kendine, inandır aşkın varlığına..
Sonucunda öyle bir aşk yaşatırım ki..!
Vazgeçemezsin tutkun olurum.
Yıkabilirsen duvarlarımı, sakın bırakma beni.
Tüm tutkularım ve gücümün arkasında;
Hala minik bir çocuğum.
Büyütemezsen ; Kaybolurum...!
Rabindranath Tagore
Aşka Çağrı
İnanma sakın doğruluğuna
Aşk ne biter
Ne tükenir..
**
Ey Aşkım!
Seni evime gel demiyorum,
Benim uçsuz bucaksız yalnızlığıma gel.
***
Boşuna gözyaşların
Gün ırak olsun bizden
Sen yıldızları kaçırma
***
Aç kapını aç- bırak yakamı gideyim
Geri ver beni- her şey senin olsun
Senin olsun - özgür kıl yüreğimi..
***
Kadehini yap beni
Senin için dolayım..
***
Yol kıyısında biten ot
Yıldızları sev
Çiçekli düşler görürsün!
***
Yüreğimde karanlığın şavkını yak
Gece aşkını söylesin..
***
Aşkının fenerini tuttuğunda yüreğime
Vuran şavkı var ya
O şavk senindir
Gölgesi benim.
***
Ey aşk
Acının lambası elinde
Ansızın geliverirsin
Bir baktım mı yüzüne
Anlarım- mutlulluk
Asıl sensin.
***
Aşk ne biter
Ne tükenir..
**
Ey Aşkım!
Güldün mü gülüşünde
Yaşama pınarının
Türküsü çağlar
**
Ey güzellik
Aşkta gör kendini
Aynanın övgüsünü bırak !
**
Ey güzellik
Aşkta gör kendini
Aynanın övgüsünü bırak !
**
Seni evime gel demiyorum,
Benim uçsuz bucaksız yalnızlığıma gel.
***
Boşuna gözyaşların
Gün ırak olsun bizden
Sen yıldızları kaçırma
***
Aç kapını aç- bırak yakamı gideyim
Geri ver beni- her şey senin olsun
Senin olsun - özgür kıl yüreğimi..
***
Kadehini yap beni
Senin için dolayım..
***
Yol kıyısında biten ot
Yıldızları sev
Çiçekli düşler görürsün!
***
Yüreğimde karanlığın şavkını yak
Gece aşkını söylesin..
***
Aşkının fenerini tuttuğunda yüreğime
Vuran şavkı var ya
O şavk senindir
Gölgesi benim.
***
Ey aşk
Acının lambası elinde
Ansızın geliverirsin
Bir baktım mı yüzüne
Anlarım- mutlulluk
Asıl sensin.
***
İyilikse muradın
Kapıya vur.
Aşksa
Zaten açık!
***
Yüreğimdeki acı duruluyor
Issız ağaçlar üstüne çöken
Akşamları gibi.
***
Yaslıca yüzü
Düşlerime giriyor
Gece yağmurları gibi.
***
Rabindranath Tagore
Nasıl kavuşursa
Nasıl kavuşursa martılar denizle
Öyle kavuşur buluşuruz biz de.
Derken uçup giden martılar
Nasıl dalgalarla uzaklaşırsa deniz
Biz de öyle ayrılırız..
Rabindranath Tagore
Öyle kavuşur buluşuruz biz de.
Derken uçup giden martılar
Nasıl dalgalarla uzaklaşırsa deniz
Biz de öyle ayrılırız..
seni yalnız seni
seni - yalnız seni der yüreğim
yalnız seni - yalnız seni - yalnız seni
günümde gecemde nice tutkularım
seni der - yalnız seni - yalnız seni
bir ışık dileği şavklanır karanlıklarda
derininden derininden seslenir bilincin
yalnız seni der - yalnız seni - yalnız seni
nasıl çarparsa vargücüyle karayel
durgunluğa suskunluğu -son- diye
öyle çarpar aşkına başkaldırışım
öyle çarpar - öyle ses verir acılı :
yalnız seni der - yalnız seni - yalnız seni - yalnız...
yalnız seni - yalnız seni - yalnız seni
günümde gecemde nice tutkularım
seni der - yalnız seni - yalnız seni
bir ışık dileği şavklanır karanlıklarda
derininden derininden seslenir bilincin
yalnız seni der - yalnız seni - yalnız seni
nasıl çarparsa vargücüyle karayel
durgunluğa suskunluğu -son- diye
öyle çarpar aşkına başkaldırışım
öyle çarpar - öyle ses verir acılı :
yalnız seni der - yalnız seni - yalnız seni - yalnız...
Rabindranath Tagore
Beni bağışla, seni seviyorum
Beni bağışla Aşkım - aşkımı hoşgör artık
Beni hoşgör - beni bağışla - Seni seviyorum.
Yolsuz yordamsız bir kuş gibi öksendeyim
Yüreğim tir tir - örtüsünden kurtulmuş
Şimdi yoksul - şimdi çırılçıplak - şimdi soyunuk
Acını esirgeme benden - Ko sarınsın yüreğim
Ko giyinsin - ko kuşansın - ko örtünsün - Sonra
beni bağışla Aşkım - beni hoş gör - Seni seviyorum.
Eğer bir lokmacık bile sevemezsen beni-
Hiç mi hiç sevemezsen eğer
Acımı bağışla - beni hoşgör - Seni seviyorum.
Bana öyle eğri bakma - ırak durma ellerden
De - kuytuma çekilirim - De karanlığa kavuşurum
Sımsıkı tutarım ellerimle utancımı
Sarıp sarmalarım - dürüp bükerim
O an yüzün eğ benden Aşkım - kaçır benden
Beni hoşgör - beni bağışla - Seni seviyorum
Gün gelir - hayalin erişir karanlık yiter
Meyil verirsin bana - gün gelir
Şimdi çaresizim - yalnızım - kolum kanadım kırık
Beni bağışla Aşkım - beni hoşgör - Seni seviyorum
Seni seviyorum - Yüreğim mutluluk selinde
Kapıp koyveriyor kendini gurbetlere varıyor
Gülme bu korkulu gidişime - Gülme bağışla Aşkım
Beni bağışla - beni hoşgör - Seni seviyorum.
Beni hoşgör - beni bağışla - Seni seviyorum.
Yolsuz yordamsız bir kuş gibi öksendeyim
Yüreğim tir tir - örtüsünden kurtulmuş
Şimdi yoksul - şimdi çırılçıplak - şimdi soyunuk
Acını esirgeme benden - Ko sarınsın yüreğim
Ko giyinsin - ko kuşansın - ko örtünsün - Sonra
beni bağışla Aşkım - beni hoş gör - Seni seviyorum.
Eğer bir lokmacık bile sevemezsen beni-
Hiç mi hiç sevemezsen eğer
Acımı bağışla - beni hoşgör - Seni seviyorum.
Bana öyle eğri bakma - ırak durma ellerden
De - kuytuma çekilirim - De karanlığa kavuşurum
Sımsıkı tutarım ellerimle utancımı
Sarıp sarmalarım - dürüp bükerim
O an yüzün eğ benden Aşkım - kaçır benden
Beni hoşgör - beni bağışla - Seni seviyorum
Gün gelir - hayalin erişir karanlık yiter
Meyil verirsin bana - gün gelir
Şimdi çaresizim - yalnızım - kolum kanadım kırık
Beni bağışla Aşkım - beni hoşgör - Seni seviyorum
Seni seviyorum - Yüreğim mutluluk selinde
Kapıp koyveriyor kendini gurbetlere varıyor
Gülme bu korkulu gidişime - Gülme bağışla Aşkım
Beni bağışla - beni hoşgör - Seni seviyorum.
12 Aralık 2012
Beni Bu Yeryüzünde
Beni hep severler bu yeryüzünde
Severler, tutarlar elimden beni korurlar.
Sen başkasın aşkım, Sen onlar değilsin
Sen büyüksün, yücelten büyüten aşkındır
Sensin beni özgür tutan onlar değil.
'Ya unutursa...' derler, 'Ya unutursa bizi'
'Bir unutursa bizi...'derler, yakamdan düşmezler
Bunu yapmazlar bir türlü, beni bırakmazlar.
An geçer bir dolu, gün geçer ay geçer
Geçen geçer ardı sıra, bir sen geçmezsin
Adın yok dudaklarımda, seni çağırmıyorum
Seni yüreğimden söküp atıyorum usulca.
Bir bakıyorum aşkın bekliyor eşikte
Aşkın elpençe divan durmuş
Bir bakıyorum aşkımı bekliyor
Tagore
Severler, tutarlar elimden beni korurlar.
Sen başkasın aşkım, Sen onlar değilsin
Sen büyüksün, yücelten büyüten aşkındır
Sensin beni özgür tutan onlar değil.
'Ya unutursa...' derler, 'Ya unutursa bizi'
'Bir unutursa bizi...'derler, yakamdan düşmezler
Bunu yapmazlar bir türlü, beni bırakmazlar.
An geçer bir dolu, gün geçer ay geçer
Geçen geçer ardı sıra, bir sen geçmezsin
Adın yok dudaklarımda, seni çağırmıyorum
Seni yüreğimden söküp atıyorum usulca.
Bir bakıyorum aşkın bekliyor eşikte
Aşkın elpençe divan durmuş
Bir bakıyorum aşkımı bekliyor
Tagore
02 Aralık 2012
Son İlkbahar
Gün sona ermeden önce
Benim bu arzumu yerine getirmelisin
Yalnız bir defa için,
Bahar çiçeklerini
Beraberce toplamağa gidelim.
Senin bahçene
İlkbahar ayları
Tekrar tekrar gelecekler.
Yalnız seninle eğlenmek için
Dua ediyorum.
Günlerim!...
Boşuna geçip gittiler
Onları ihmal ettim.
Ansızın bugün
İkindi aydınlığında
Gözlerimin
Seninkilerle buluştukları anda
Daha fazla zamanın
Olmadığını anladım.
Bunun içindir ki
Bir hasis gibi
Belki de,
En son baharımın günlerini
Büyük bir sabırsızlıkla
Saymaktayım.
Ey sevgili!...
Korkma!
Senin çiçekli bahçelerinde
Uzun zaman duracak değilim
Ve
Ne bugünün sonunda
Ne de veda anında
Ardıma dönüp bakacağım.
Onlarda gözyaşı görmeği bekliyecek
Gözlerimi seninkilere çevirip
Bakmıyacağım
Gül sevdiceğim!...
Tatlı kahkahalarla gül....
Ve sonra
Sincabın ardından
Onu korkutmak için koş.
Kulaklarına
Unutulmuş hatıraları
Fısıldamayacağım
Ve seni
Acele yolunda
Durdurmayacağım.
Rabindranath Tagore
Benim bu arzumu yerine getirmelisin
Yalnız bir defa için,
Bahar çiçeklerini
Beraberce toplamağa gidelim.
Senin bahçene
İlkbahar ayları
Tekrar tekrar gelecekler.
Yalnız seninle eğlenmek için
Dua ediyorum.
Günlerim!...
Boşuna geçip gittiler
Onları ihmal ettim.
Ansızın bugün
İkindi aydınlığında
Gözlerimin
Seninkilerle buluştukları anda
Daha fazla zamanın
Olmadığını anladım.
Bunun içindir ki
Bir hasis gibi
Belki de,
En son baharımın günlerini
Büyük bir sabırsızlıkla
Saymaktayım.
Ey sevgili!...
Korkma!
Senin çiçekli bahçelerinde
Uzun zaman duracak değilim
Ve
Ne bugünün sonunda
Ne de veda anında
Ardıma dönüp bakacağım.
Onlarda gözyaşı görmeği bekliyecek
Gözlerimi seninkilere çevirip
Bakmıyacağım
Gül sevdiceğim!...
Tatlı kahkahalarla gül....
Ve sonra
Sincabın ardından
Onu korkutmak için koş.
Kulaklarına
Unutulmuş hatıraları
Fısıldamayacağım
Ve seni
Acele yolunda
Durdurmayacağım.
Rabindranath Tagore
17 Kasım 2012
Boşuna Tutku
Boşuna, bu gözyaşları.
Boşuna, bu doymak bilmeyen ateşli tutku.
Güneş batmak üzere.
Orman karanlık, gökyüzü aydınlık.
Gündüzün yerini alıyor akşam,
yavaş adımlar ve kederli gözlerle.
Ayrılmakta olan güne ağıt yakıyor
çok hafif bir esinti.
Elleri ellerimde, istekle
gözlerinin içine bakıp
onu arıyorum,
nerede olduğunu merak ediyorum,
nerede bulacağımı,
içinde gizli olan ruhu.
Karanlık gökyüzünde,
yalnız yıldızlarda titreyen
göklerin o sonsuz ve aydınlık gizemi gibi,
ruhunun ışıldayan gizemi,
titriyor,
gözlerinin koyu karanlığında.
Ben de onlara bakıyorum dikkatle,
tüm aklım ve yüreğimle,
tutkunun mantıksız denizine dalıyorum.
Öğrenmeye çalışıyorum,
onu nerede bulabileceğimi:
gözlerinin içinde,
gülümseyişinde,
tatlı tatlı akan sözlerinde,
ya da yüzündeki dinginliğin
gerisinde.
Yazık, gözyaşlarım,
yazık, yükseklerdeki umutlarım,-
o neşeli gizem benim için değil.
Ne kadar atılgan bir tutku,
ona bütünüyle sahip olmak.
elimdekilerle mutlu olmalıyım:
bir gülücük, bir sözcük,
bir bakış,
bir aşk anıştırması.
Böylesine yoksul olan ben,
ne verebilirim ona karşılığında?
Sonsuz bir aşk var mı içimde,
sonsuz gereksinimlerini karşılayacak,
yaşamın?
Başarabilecek miyim,
kendim olmayı?
Alıp hayat arkadaşımı yanıma,
bulabilecek miyim yolumu,
sonu gelmeyen günler ve geceler boyunca,
sayısız dünyaları bir arada tutan,
sonsuz gökyüzünün içinden,
onlarca samanyolunun ve ışık hatlarının
derin aydınlığı ve karanlığından
ve güneşin doğup battığı
aşılmaz dağların üzerinden?
Bu kadar ürkek, yorgun ve güçsüz,
aç, üzgün, susamış, kör ve yitik olan ben,derinden yaralanmış kalbimle,
nasıl arzulayabilirim,
bütünüyle sana sahip olmayı?
Kimse bize ait değil.
İnsan açlığı doymuyor insanlarla.
Dikkatle
ve gizlilik içinde,
dünya ve onun tanrısı için açan,
birer nilüfer onlar.
Günler ve geceler boyunca,
sevinçte ve üzüntüde,
zenginlik ve yoksullukta,
yaşamda ve ölümde
ve mevsimlerin sayısız döngüsünde,
çiçek açıyorlar kokuları duyulsun diye,
güzellikleri ve tatlılıkları görülsün diye.
Kesimemeli hiçbiri,
tutkunun bıçağı ile.
Sevmek için varız,
ve güçlü bir aşk beslemek için.
Sevdiğimizi sahiplenmek için değil:
İnsan tutkusundan üstündür insan ruhu.
Derinlere gömülmüş tüm sesler bu dingin gecede,
Ateşli tutkunu bir kenara at gözyaşları içinde.
Evine dön yavaş adımlarla.
Kasım, 1887
Boşuna, bu doymak bilmeyen ateşli tutku.
Güneş batmak üzere.
Orman karanlık, gökyüzü aydınlık.
Gündüzün yerini alıyor akşam,
yavaş adımlar ve kederli gözlerle.
Ayrılmakta olan güne ağıt yakıyor
çok hafif bir esinti.
Elleri ellerimde, istekle
gözlerinin içine bakıp
onu arıyorum,
nerede olduğunu merak ediyorum,
nerede bulacağımı,
içinde gizli olan ruhu.
Karanlık gökyüzünde,
yalnız yıldızlarda titreyen
göklerin o sonsuz ve aydınlık gizemi gibi,
ruhunun ışıldayan gizemi,
titriyor,
gözlerinin koyu karanlığında.
Ben de onlara bakıyorum dikkatle,
tüm aklım ve yüreğimle,
tutkunun mantıksız denizine dalıyorum.
Öğrenmeye çalışıyorum,
onu nerede bulabileceğimi:
gözlerinin içinde,
gülümseyişinde,
tatlı tatlı akan sözlerinde,
ya da yüzündeki dinginliğin
gerisinde.
Yazık, gözyaşlarım,
yazık, yükseklerdeki umutlarım,-
o neşeli gizem benim için değil.
Ne kadar atılgan bir tutku,
ona bütünüyle sahip olmak.
elimdekilerle mutlu olmalıyım:
bir gülücük, bir sözcük,
bir bakış,
bir aşk anıştırması.
Böylesine yoksul olan ben,
ne verebilirim ona karşılığında?
Sonsuz bir aşk var mı içimde,
sonsuz gereksinimlerini karşılayacak,
yaşamın?
Başarabilecek miyim,
kendim olmayı?
Alıp hayat arkadaşımı yanıma,
bulabilecek miyim yolumu,
sonu gelmeyen günler ve geceler boyunca,
sayısız dünyaları bir arada tutan,
sonsuz gökyüzünün içinden,
onlarca samanyolunun ve ışık hatlarının
derin aydınlığı ve karanlığından
ve güneşin doğup battığı
aşılmaz dağların üzerinden?
Bu kadar ürkek, yorgun ve güçsüz,
aç, üzgün, susamış, kör ve yitik olan ben,derinden yaralanmış kalbimle,
nasıl arzulayabilirim,
bütünüyle sana sahip olmayı?
Kimse bize ait değil.
İnsan açlığı doymuyor insanlarla.
Dikkatle
ve gizlilik içinde,
dünya ve onun tanrısı için açan,
birer nilüfer onlar.
Günler ve geceler boyunca,
sevinçte ve üzüntüde,
zenginlik ve yoksullukta,
yaşamda ve ölümde
ve mevsimlerin sayısız döngüsünde,
çiçek açıyorlar kokuları duyulsun diye,
güzellikleri ve tatlılıkları görülsün diye.
Kesimemeli hiçbiri,
tutkunun bıçağı ile.
Sevmek için varız,
ve güçlü bir aşk beslemek için.
Sevdiğimizi sahiplenmek için değil:
İnsan tutkusundan üstündür insan ruhu.
Derinlere gömülmüş tüm sesler bu dingin gecede,
Ateşli tutkunu bir kenara at gözyaşları içinde.
Evine dön yavaş adımlarla.
Kasım, 1887
Rabindranath Tagore
Kıyıda
Sonsuz dünyaların kıyısında buluşur çocuklar.
Uçsuz gök hiç çırpınmaz başlarının üstünde, tedirgin
su gürültüyle çarpar. Sonsuz dünyaların kıyısında çığlıklarla,
oyunlarla buluşur çocuklar.
Kumdan kurarlar evlerini, boş kabuklarla oynarlar.
Kayıklarını kurumuş yapraklardan örüp geniş mavilikte
yüzdürürler gülümseyerek. Oyunlarını, dünyaların kıyısında
oynar çocuklar.
Yüzmeyi bilmezler, ağ atmayı da. İnci çıkarmaya dalar
inci avcıları, tüccarlar gemilerinde gider -çakılları toplayıp
dağıtırken çocuklar. Aramazlar gizli hazineleri, ağ atmayı bilmezler.
Kahkahalarla kabarır deniz, kıyının gülümseyişi solgunca
parıldar. Ölüme karşı koyan dalgalar, çocuklara anlamsız türküler
söyler, bebeğinin beşiğini sallayan anne nasıl söylerse. Deniz,
çocuklarla oynar, kıyının gülümseyişi solgunca parıldar.
Sonsuz dünyaların kıyısında buluşur çocuklar. Rüzgâr,
yolu olmayan gökyüzünde gezinir, gemiler batar izi bulunmayan
sularda. Sonsuz dünyaların kıyısında, o büyük buluşmaya koşar
çocuklar.
*
Çalışacaksan eğer, testini dolduracaksan gel, gel benim
gölüme.
Su, ayaklarına sarılıp gizini mırıldanacak sana.
Gelen yağmurun gölgesi var kumda; bulutlar, kaşlarının
üstüne düşen uzun saçların gibi inmiş ağaçların mavi çizgilerine.
Biliyorum adımlarının ezgisini, kalbimde atıyorlar.
Gel, gel benim gölüme testini dolduracaksan.
Dinleneceksen eğer, kaygısız oturacaksın, testini bırakacaksan
sulara gel, gel benim gölüme.
Çimenli bayır yemyeşil, sayısız kır çiçeği var.
Düşüncelerin, yuvalarından uçan kuşlar gibi çıkacak koyu
gözlerinden.
Peçen, ayaklarına düşecek.
Gel, gel benim gölüme kaygısız oturacaksan.
Oyununu bırakacaksan eğer, suda yıkanacaksan, gel, gel
benim gölüme.
Bırak, kıyıda kalsın mavi şalın, mavi su örter seni, saklar
seni.
Boynunu öpmek için ayakuçlarında dikilir dalgalar,
kulaklarına fısıldar.
Gel, gel benim gölüme suda yıkanacaksan.
Çıldırtacaksan eğer, ölümüne atılacaksan, gel, gel benim
gölüme.
Serindir gölüm, derindir de.
Düşsüz uykular kadar karanlıktır.
Gecelerle gündüzler birdir derinliklerinde, şarkılar
sessizliktir.
Gel, gel benim gölüme dalacaksan.
Rabindranath Tagore
Çeviren: Ülkü TAMER
Uçsuz gök hiç çırpınmaz başlarının üstünde, tedirgin
su gürültüyle çarpar. Sonsuz dünyaların kıyısında çığlıklarla,
oyunlarla buluşur çocuklar.
Kumdan kurarlar evlerini, boş kabuklarla oynarlar.
Kayıklarını kurumuş yapraklardan örüp geniş mavilikte
yüzdürürler gülümseyerek. Oyunlarını, dünyaların kıyısında
oynar çocuklar.
Yüzmeyi bilmezler, ağ atmayı da. İnci çıkarmaya dalar
inci avcıları, tüccarlar gemilerinde gider -çakılları toplayıp
dağıtırken çocuklar. Aramazlar gizli hazineleri, ağ atmayı bilmezler.
Kahkahalarla kabarır deniz, kıyının gülümseyişi solgunca
parıldar. Ölüme karşı koyan dalgalar, çocuklara anlamsız türküler
söyler, bebeğinin beşiğini sallayan anne nasıl söylerse. Deniz,
çocuklarla oynar, kıyının gülümseyişi solgunca parıldar.
Sonsuz dünyaların kıyısında buluşur çocuklar. Rüzgâr,
yolu olmayan gökyüzünde gezinir, gemiler batar izi bulunmayan
sularda. Sonsuz dünyaların kıyısında, o büyük buluşmaya koşar
çocuklar.
*
Çalışacaksan eğer, testini dolduracaksan gel, gel benim
gölüme.
Su, ayaklarına sarılıp gizini mırıldanacak sana.
Gelen yağmurun gölgesi var kumda; bulutlar, kaşlarının
üstüne düşen uzun saçların gibi inmiş ağaçların mavi çizgilerine.
Biliyorum adımlarının ezgisini, kalbimde atıyorlar.
Gel, gel benim gölüme testini dolduracaksan.
Dinleneceksen eğer, kaygısız oturacaksın, testini bırakacaksan
sulara gel, gel benim gölüme.
Çimenli bayır yemyeşil, sayısız kır çiçeği var.
Düşüncelerin, yuvalarından uçan kuşlar gibi çıkacak koyu
gözlerinden.
Peçen, ayaklarına düşecek.
Gel, gel benim gölüme kaygısız oturacaksan.
Oyununu bırakacaksan eğer, suda yıkanacaksan, gel, gel
benim gölüme.
Bırak, kıyıda kalsın mavi şalın, mavi su örter seni, saklar
seni.
Boynunu öpmek için ayakuçlarında dikilir dalgalar,
kulaklarına fısıldar.
Gel, gel benim gölüme suda yıkanacaksan.
Çıldırtacaksan eğer, ölümüne atılacaksan, gel, gel benim
gölüme.
Serindir gölüm, derindir de.
Düşsüz uykular kadar karanlıktır.
Gecelerle gündüzler birdir derinliklerinde, şarkılar
sessizliktir.
Gel, gel benim gölüme dalacaksan.
Rabindranath Tagore
Çeviren: Ülkü TAMER
Olduğun gibi gel!
Olduğun gibi gel! ..Daha da güzelleşmek için uğraşma!
Saçının örgüleri çözülmüşse
Ayrımı düzgün değilse
Korsenin kurdeleleri iyice bağlanmamışsa, aldırma!
Olduğun gibi gel!..Daha da güzelleşmek için uğraşma!
Çimenlerin üzerinden koşar adımlarla gel!
Dudağının boyası çiğ taneleriyle silinmişse
Ayaklarında halhalların gevşemişse
Kolyenin incileri koparak yere düştüyse,aldırma!
Çimenlerin üzerinden koşar adımlarla gel!
Gökyüzünü kara bulutlar kapladı, görmüyor musun?
Irmağın karşı kıyısından turnalar havalandı ve
anında,rüzgar gibi,arka arkaya
Geniş fundalıklar üzerinden geçip gidiyorlar
Ürkmüş koyun sürüleri ağıllarına koşuyor
Gökyüzünü kara bulutlar kaplıyor, görmüyor musun?
Aynanın önündeki feneri yakma boşuna
Alev yine titreyecek ve rüzgar onu yine söndürecek
Gözlerin sürmesiz olsun, ne farkeder?
Gözlerin gökyüzündeki bulutlardan daha siyah, bilmiyor musun?
Aynanın önündeki feneri yakma boşuna.
Olduğun gibi gel! ..Daha da güzelleşmek için uğraşma!
Çiçeklerden tacını örememişsen, ne önemi var?
Bileziğinin kopçası kapanmıyorsa, bırak kalsın.
Gökyüzü bulutlarla kaplandı...Vakit geç oldu
Olduğun gibi gel!.. Daha da güzelleşmek için uğraşma!
Rabindranath Tagore
Saçının örgüleri çözülmüşse
Ayrımı düzgün değilse
Korsenin kurdeleleri iyice bağlanmamışsa, aldırma!
Olduğun gibi gel!..Daha da güzelleşmek için uğraşma!
Çimenlerin üzerinden koşar adımlarla gel!
Dudağının boyası çiğ taneleriyle silinmişse
Ayaklarında halhalların gevşemişse
Kolyenin incileri koparak yere düştüyse,aldırma!
Çimenlerin üzerinden koşar adımlarla gel!
Gökyüzünü kara bulutlar kapladı, görmüyor musun?
Irmağın karşı kıyısından turnalar havalandı ve
anında,rüzgar gibi,arka arkaya
Geniş fundalıklar üzerinden geçip gidiyorlar
Ürkmüş koyun sürüleri ağıllarına koşuyor
Gökyüzünü kara bulutlar kaplıyor, görmüyor musun?
Aynanın önündeki feneri yakma boşuna
Alev yine titreyecek ve rüzgar onu yine söndürecek
Gözlerin sürmesiz olsun, ne farkeder?
Gözlerin gökyüzündeki bulutlardan daha siyah, bilmiyor musun?
Aynanın önündeki feneri yakma boşuna.
Olduğun gibi gel! ..Daha da güzelleşmek için uğraşma!
Çiçeklerden tacını örememişsen, ne önemi var?
Bileziğinin kopçası kapanmıyorsa, bırak kalsın.
Gökyüzü bulutlarla kaplandı...Vakit geç oldu
Olduğun gibi gel!.. Daha da güzelleşmek için uğraşma!
Rabindranath Tagore
Hayatım Sana Olan Aşkımdan Başka Bir Şey Değil
Gözlerin sorguluyor beni
Hüzünlü ve sessiz
Düşüncelerime sızmaya çalışarak,
Tıpkı ayın okyanusun derinliklerini görmek istemesi gibi...
Hiç bir şey saklamadan..hayatımı..apaaçık önüne serdim
Bu yüzden çözemiyorsun beni.
Eğer...hayatım
Sıradan,renkli bir taş olsaydı
Onu yüz parçaya bölebilir ve
Boynunda taşıman için sana bir kolya yapabilirdim ondan
Eğer... o
Yuvarlak,kokulu,sıradan,küçük bir çiçek olsaydı
Onu...hemen
Sapından koparabilir ve
Saçlarına iliştirebilirdim.
Sen...hüküm sürdüğün krallığın sınırlarından habersizsin.
Eğer...hayatım
Yalnızca bir zevk anı olsaydı
Huzurlu bir gülümseyişte belirebilir ve
Sen ...onu...anında çözebilirdin.
Eğer...o
Yalnızca bir keder yumağı olsaydı
Berrak gözyaşlarıyla sırrını sessizce açığa vurabilirdi.
Ama...
Benim hayatım...sana olan aşkımdan başka bir şey değil
Ey benim en sevdiğim!
Zevkim ve cezam sınırsız
Yoksulluğum ve zenginliğim sonsuz...
Kalbim...Kendi hayatın gibi
Hemen yanıbaşında duruyor
Ama...Sen...Hiçbir zaman
Bütünüyle anlayamıyacaksın onu.
Rabindranath TAGORE
Hüzünlü ve sessiz
Düşüncelerime sızmaya çalışarak,
Tıpkı ayın okyanusun derinliklerini görmek istemesi gibi...
Hiç bir şey saklamadan..hayatımı..apaaçık önüne serdim
Bu yüzden çözemiyorsun beni.
Eğer...hayatım
Sıradan,renkli bir taş olsaydı
Onu yüz parçaya bölebilir ve
Boynunda taşıman için sana bir kolya yapabilirdim ondan
Eğer... o
Yuvarlak,kokulu,sıradan,küçük bir çiçek olsaydı
Onu...hemen
Sapından koparabilir ve
Saçlarına iliştirebilirdim.
Sen...hüküm sürdüğün krallığın sınırlarından habersizsin.
Eğer...hayatım
Yalnızca bir zevk anı olsaydı
Huzurlu bir gülümseyişte belirebilir ve
Sen ...onu...anında çözebilirdin.
Eğer...o
Yalnızca bir keder yumağı olsaydı
Berrak gözyaşlarıyla sırrını sessizce açığa vurabilirdi.
Ama...
Benim hayatım...sana olan aşkımdan başka bir şey değil
Ey benim en sevdiğim!
Zevkim ve cezam sınırsız
Yoksulluğum ve zenginliğim sonsuz...
Kalbim...Kendi hayatın gibi
Hemen yanıbaşında duruyor
Ama...Sen...Hiçbir zaman
Bütünüyle anlayamıyacaksın onu.
Rabindranath TAGORE
19 Ekim 2012
Hint Edebiyatından Dizeler
kader kısa kesse bile iyi insanın sevgisini
o sevginin izleri sürer gider insanlarda
bir canın titreşimleri gibi
(Ravigupta)
kötülere hiçbir iş için başvurmamak
borç istememek kıt kanaat geçinen dosttan
tatlı dilli, dürüst, iyi huylu olmak
ölüm döşeğinde bile elden bırakmamak mertliği
yılmamak en büyük talihsizlikler karşısında
büyük adamların izinden yürümek
bu kurallar keskin kılıç gibi yamandır ama
iyilere bunların hiçbirini öğretmek gerekmez
(Darmakirti)
görevini yerine getirmeyen öğretmen
cahilliğine rağmen konuşup duran softa
ahalisi boşuna yardım uman hükümdar
kocasının başının etini yiyen kadın
kent eğlentilerini kurup duran sığırtmaç
dağların koruların düşüne dalan berber
bunların altısı da fırtınalı denizde
batan cılız bir tekne gibi öldürücüdür
(Rajasekhara)
dünya benim olsa da, sırf ben hüküm sürsem de
koskoca yeryüzünde tek bir kentim var benim
bir tanecik kentimde benim tek bir evim var
şu evimin içinde bir taneciktir odam
odamın içinde de topu topu bir yatak
ve yatağın üstünde biricik karım uyur
saltanatımın nuru, neşesi, güzelliği
(Daksa)
sabır, zırhtan güçlüdür, korur varlığımızı
düşman arama sakın yüreğin öfkeliyse
dostun varsa gerekmez tehlikeye panzehir
eşin ısıtır seni ocağın yanmasa da
yılan bile ısırmaz iftira kadar kötü
aklın ve bilgin varsa zenginlik nene gerek
alçakgönüllülerin gözünde bir hiçtir süs
şiir, ilham perimiz, olmaz olsun saltanat
(Bavabuti)
Çevirmen: Talat S. Halman
Sanskrit
o sevginin izleri sürer gider insanlarda
bir canın titreşimleri gibi
(Ravigupta)
kötülere hiçbir iş için başvurmamak
borç istememek kıt kanaat geçinen dosttan
tatlı dilli, dürüst, iyi huylu olmak
ölüm döşeğinde bile elden bırakmamak mertliği
yılmamak en büyük talihsizlikler karşısında
büyük adamların izinden yürümek
bu kurallar keskin kılıç gibi yamandır ama
iyilere bunların hiçbirini öğretmek gerekmez
(Darmakirti)
görevini yerine getirmeyen öğretmen
cahilliğine rağmen konuşup duran softa
ahalisi boşuna yardım uman hükümdar
kocasının başının etini yiyen kadın
kent eğlentilerini kurup duran sığırtmaç
dağların koruların düşüne dalan berber
bunların altısı da fırtınalı denizde
batan cılız bir tekne gibi öldürücüdür
(Rajasekhara)
dünya benim olsa da, sırf ben hüküm sürsem de
koskoca yeryüzünde tek bir kentim var benim
bir tanecik kentimde benim tek bir evim var
şu evimin içinde bir taneciktir odam
odamın içinde de topu topu bir yatak
ve yatağın üstünde biricik karım uyur
saltanatımın nuru, neşesi, güzelliği
(Daksa)
sabır, zırhtan güçlüdür, korur varlığımızı
düşman arama sakın yüreğin öfkeliyse
dostun varsa gerekmez tehlikeye panzehir
eşin ısıtır seni ocağın yanmasa da
yılan bile ısırmaz iftira kadar kötü
aklın ve bilgin varsa zenginlik nene gerek
alçakgönüllülerin gözünde bir hiçtir süs
şiir, ilham perimiz, olmaz olsun saltanat
(Bavabuti)
Çevirmen: Talat S. Halman
Sanskrit
22 Ağustos 2012
Yağmurcuk ile Yasemin
Yağan yağmurcuktu
Varıp kulağına dedi yaseminin :
"N'olursun hep yüreğinde tut beni!..."
"Ama ben..." dedi yasemin
İç çekti yavaştan, ağırdan
Sonra toprağa düştü.
Rabindranath Tagore
Varıp kulağına dedi yaseminin :
"N'olursun hep yüreğinde tut beni!..."
"Ama ben..." dedi yasemin
İç çekti yavaştan, ağırdan
Sonra toprağa düştü.
Rabindranath Tagore
19 Ağustos 2012
Şu anda yine tek düşüncem o.
Şu anda yine tek düşüncem o.
Şarkılar vardır unutulan
Birden hatırlarsınız
Sesi kulaklarımda böyle bir şarkı
Bilhana
Şarkılar vardır unutulan
Birden hatırlarsınız
Sesi kulaklarımda böyle bir şarkı
Bilhana
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)



















