Üç devrilmiş ağaç
patika kenarında kalakalmış
unutmuş oduncu; söyleşiyorlar
üç kör gibi, aşkla sarmaş dolaş.
Veriyor kıpkızıl güneş
sıcacık kanını budaklı odunlara
ve apaçık bağrından
kokular karışıyor rüzgara
Biri kıvrık, sarılmış ötekine, uzatıyor
kocaman kolunu, titrek yapraklarını,
ve üstündeki yaralar
yalvarıp duran iki göz sanki.
Unutmuş onları oduncu
Gidip birlikte olacağım, bu gece.
Tatlı reçineleri sokacağım içime.
Onlar ısıtacak bedenimi.
Ve suskun ve sarmaş dolaş bulacak bizi
Güneş, bir yığın acılar içinde
Gabriela Mistral
Çev. Yıldız Canpolat
Türk ve Dünya Şiirleri Antolojim "Çiçeğin açması da bir tür şiir belki - Bilmiyorum"
Gabriela Mistral etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Gabriela Mistral etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
01 Nisan 2015
16 Aralık 2014
Öteki
Öldürdüm içimde birini:
Sevmemiştim o kadını.
Dağın yamacında yanan
kaktüs çiçeğiydi;
alazlanan kuraklıktı;
serinlik nedir bilmeyendi.
Taş ve gökyüzü vardı
ayaklarında, omuzlarında,
ve asla inip aşağıya
aramadı “suyun gözü”nü.
Nerede dinlenmişse,
kavuran soluğuyla
ve yüzündeki harlı alevle
buruşur küçülürdü çimen.
Hızla sertleşen reçine misali
katıydı konuşması,
serbest bırakılmış tutsak gibi
düşmezdi sözcükleri sevgiyle.
Eğilmeyi bilmezdi
bu dağ bitkisi,
ve hemen yanı başında
bendim eğilen.
Ölsün diye bıraktım,
yüreğimin kanını söktüm aldım.
Yiyecek bulamayan bir kartal misali
düştü güçten kuvvetten.
Kanatları çırpmaz oldu,
eğilip büküldü, solup gitti,
ve düştü ellerime
usulca sönüp giden közü…
Hâlâ kızgındır bacıları bana
O’nun için bağırırlar bana,
ve kızgın balçık yaralar beni
geçip giderken oradan.
Karşılaştığımda şöyle derim onlara:
Uçurumlarda arayın
ve bulduğunuz balçığı şekillendirin
başka bir yanan kartal gibi.
Bunu yapamıyorsanız şayet,
unutun O’nu.
Öldürdüm O’nu ben. Sizler de
öldürmelisiniz O’nu.
Gabriela Mistral
Çeviren: İsmail Haydar Aksoy
Sevmemiştim o kadını.
Dağın yamacında yanan
kaktüs çiçeğiydi;
alazlanan kuraklıktı;
serinlik nedir bilmeyendi.
Taş ve gökyüzü vardı
ayaklarında, omuzlarında,
ve asla inip aşağıya
aramadı “suyun gözü”nü.
Nerede dinlenmişse,
kavuran soluğuyla
ve yüzündeki harlı alevle
buruşur küçülürdü çimen.
Hızla sertleşen reçine misali
katıydı konuşması,
serbest bırakılmış tutsak gibi
düşmezdi sözcükleri sevgiyle.
Eğilmeyi bilmezdi
bu dağ bitkisi,
ve hemen yanı başında
bendim eğilen.
Ölsün diye bıraktım,
yüreğimin kanını söktüm aldım.
Yiyecek bulamayan bir kartal misali
düştü güçten kuvvetten.
Kanatları çırpmaz oldu,
eğilip büküldü, solup gitti,
ve düştü ellerime
usulca sönüp giden közü…
Hâlâ kızgındır bacıları bana
O’nun için bağırırlar bana,
ve kızgın balçık yaralar beni
geçip giderken oradan.
Karşılaştığımda şöyle derim onlara:
Uçurumlarda arayın
ve bulduğunuz balçığı şekillendirin
başka bir yanan kartal gibi.
Bunu yapamıyorsanız şayet,
unutun O’nu.
Öldürdüm O’nu ben. Sizler de
öldürmelisiniz O’nu.
Gabriela Mistral
Çeviren: İsmail Haydar Aksoy
20 Aralık 2012
Derin Uyku
Uyandırmasın kimse
uyuyan bu çocuğu.
Bir zamanlar karnımda
böyle derin uyurdu.
O duru dinlenişten
açtırdım gözlerini,
yaslanıp göğsüme yine
uyuyakaldı şimdi.
Alnındaki damarlar
sanki atmıyor artık.
Minik yengeçler gibi ayakları,
gövdesi pembe bir balık.
Çiğ düşmüş olmalı
ıslak kirpiklerine.
Müzikle sallanıyor
kolları uykusunda.
Dere gibi usulca
akıyor nefesi.
Titriyor gözkapakları
defne yaprağı gibi.
Hiçbir şey söylemeyin
uyanıncaya kadar,
bırakın uyusun böyle,
çevresinde sığınaklar.
Bir sığınaktır çatı,
kapı bir başka sığınak,
kadın olan annesi,
annemiz olan toprak.
Bu sessizlik içinde
belki de öğrenirim
o uykuyu yeniden
nicedir yitirdiğim.
Her yanı duru sevgi,
derin uyku her yanı,
bırakın da kullansın
bu güzel armağanı.
Gabriela Mistral
Çeviri: Ülkü Tamer
uyuyan bu çocuğu.
Bir zamanlar karnımda
böyle derin uyurdu.
O duru dinlenişten
açtırdım gözlerini,
yaslanıp göğsüme yine
uyuyakaldı şimdi.
Alnındaki damarlar
sanki atmıyor artık.
Minik yengeçler gibi ayakları,
gövdesi pembe bir balık.
Çiğ düşmüş olmalı
ıslak kirpiklerine.
Müzikle sallanıyor
kolları uykusunda.
Dere gibi usulca
akıyor nefesi.
Titriyor gözkapakları
defne yaprağı gibi.
Hiçbir şey söylemeyin
uyanıncaya kadar,
bırakın uyusun böyle,
çevresinde sığınaklar.
Bir sığınaktır çatı,
kapı bir başka sığınak,
kadın olan annesi,
annemiz olan toprak.
Bu sessizlik içinde
belki de öğrenirim
o uykuyu yeniden
nicedir yitirdiğim.
Her yanı duru sevgi,
derin uyku her yanı,
bırakın da kullansın
bu güzel armağanı.
Gabriela Mistral
Çeviri: Ülkü Tamer
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)


