Küçük gül, inan bana,
sen Lucinden'in göğsünü süslemelisin.
Ben kendi ellerimle seni
yerleştireceğim göğsüne onun.
Diyeceğim ki ona: ''Güzel kız, öp beni
bak, bu gülü doğa sana adamış.
Bak, gül nasıl da seviniyor
koynundaki yeri için.''
Ola ki genç bir yabancı,
seni göğsünden koparır onun:
O zaman gül, intikamımı almalı,
şiddetle batırmalısın dikenlerini.
Yarimin göğsünde benim için
incecik arzular kıpırdarsa ama -
Ah, o sevdiğim göğüs!
tatlı kokular sal koynuna.
Heinrich Wilhelm von Gerstenberg
Çeviri: Turgay Uçeren
Türk ve Dünya Şiirleri Antolojim "Çiçeğin açması da bir tür şiir belki - Bilmiyorum"
Turgay Uçeren etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Turgay Uçeren etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
05 Ocak 2016
Veda
hazırlıyorum valizimi
ve yerleştiriyorum içine:
güneşli günleri
ve zamanın kokusunu
sıcak kumu
rüzgarı, denizi
çokça yemek
en kırmızısını şarabın
sarılan bakışları
bazı kelimeleri
vedanın gözyaşları
bir tebessüm bırakan
Ruth W. Lingenfelser
Çeviri: Turgay Uçeren
ve yerleştiriyorum içine:
güneşli günleri
ve zamanın kokusunu
sıcak kumu
rüzgarı, denizi
çokça yemek
en kırmızısını şarabın
sarılan bakışları
bazı kelimeleri
vedanın gözyaşları
bir tebessüm bırakan
Ruth W. Lingenfelser
Çeviri: Turgay Uçeren
Suyun da Hafızası Var
Suyun da hafızası var: ...
(sesinde buzullar eriyen kadına)
Sizin yüzünüzden avcısız kalmıştı diğer ceylanlar
Belleğimde hâlâ / beni içerken içime bakan gözleriniz
Saçlarınızda gezdi o akşam elleriniz hep ve ben biraz eğilmenizi
Söğüt dallarını öpmek isteyen su kadar sessizce beklemiştim
Ben bengisu / nasıl saklardım ki umudun o kıvılcımını
O akşamdan beri akşamlarımı ateş böcekleriyle geçirdim
Suyun da hafızası var:
Siz / en evvel sönen ateşin imgesisiniz
Dokunamasa da yüzüme / gövdeniz gövdemin içinde büyüdü
Siz / yüzümde açan çiçek / siz / benim nilüferimsiniz
Ben yanardağ ağzında birikmiş su / ateşin su sancısı bana yakın
Dibimde şiirden sandalıyla batıp boğulan bir şair söyledi bunu
Sizin susuz şehrinizden uzak / bütün akarsuları kıskandım durdum
Şimdi taşarak melen çayına karışmayı / derin derin düşler dururum
Suyun da hafızası var:
İçimde yosun tutmuş tüm taşlar / bana söyleyemediğiniz sözler kadar
Size / suskunun önceliği / size / içimin şakayık güzelliği
Burgaçlar düşleyerek / köpük köpüğe size sürükleniyorum
Siz / aşk kadar yalan / yalan kadar acımasız / yılan kadar güzel
‘’Aşk bir yalandır’’ derken yalan söyleyen kadınım
En büyük yalan:
Susuz sönen ateştir.
Turgay Uçeren
(sesinde buzullar eriyen kadına)
Sizin yüzünüzden avcısız kalmıştı diğer ceylanlar
Belleğimde hâlâ / beni içerken içime bakan gözleriniz
Saçlarınızda gezdi o akşam elleriniz hep ve ben biraz eğilmenizi
Söğüt dallarını öpmek isteyen su kadar sessizce beklemiştim
Ben bengisu / nasıl saklardım ki umudun o kıvılcımını
O akşamdan beri akşamlarımı ateş böcekleriyle geçirdim
Suyun da hafızası var:
Siz / en evvel sönen ateşin imgesisiniz
Dokunamasa da yüzüme / gövdeniz gövdemin içinde büyüdü
Siz / yüzümde açan çiçek / siz / benim nilüferimsiniz
Ben yanardağ ağzında birikmiş su / ateşin su sancısı bana yakın
Dibimde şiirden sandalıyla batıp boğulan bir şair söyledi bunu
Sizin susuz şehrinizden uzak / bütün akarsuları kıskandım durdum
Şimdi taşarak melen çayına karışmayı / derin derin düşler dururum
Suyun da hafızası var:
İçimde yosun tutmuş tüm taşlar / bana söyleyemediğiniz sözler kadar
Size / suskunun önceliği / size / içimin şakayık güzelliği
Burgaçlar düşleyerek / köpük köpüğe size sürükleniyorum
Siz / aşk kadar yalan / yalan kadar acımasız / yılan kadar güzel
‘’Aşk bir yalandır’’ derken yalan söyleyen kadınım
En büyük yalan:
Susuz sönen ateştir.
Turgay Uçeren
Aşk ki
Demet’e
I.
aşk ki...
......kıvılcım hafifliği
......bedeli ağır mı ağır
ki aşk...
......iki kişi bir olup taşınır...
II.
aşk ki...
......kıyamete kadar bekleyecek ruhu
......binlerce kez diriltip öldüren
ki aşk...
......yegane ispatı ölümsüz kılanın
III.
aşk ki...
......için için kaynayan şehvet
......şeytanla barıştıran bizi
ki aşk...
......taşarak bizi tanrıya taşıyan
IV.
aşk ki...
......bedenle ruhun birleştiği yegane an
......tenimizi yırtılma arzusuyla saydamlaştıran
ki aşk...
......yekpare bir anda varlıkla yanyana duran anlam
V.
aşk ki...
......bedenin ruha boyun eğişi
......dar duruşu bedende ruhun
ki aşk...
alemleri bir bedene daraltan terzi
VI.
aşk ki...
......körelmiş göz ardındaki
......karanlığa doğan güneş
ki aşk...
billur bakışıdır ışığın
aşk..
ölümlerden ölüm beğenenlere
................bahşedilmiş en güzel ölüm
ve
..insanın kendinden ayrılıp
..........boyun eğmesi aşka
tanrıya en büyük ibadetidir.
Turgay Uçeren
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)





