William Blake etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
William Blake etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

18 Ocak 2023

Göz daha fazlasını görür Kalbin bildiğinden.

4. Ağlaya ağlaya yürüyorum kayalar üzerinden, 
Dehlizler ve ölüm vadileri üzerinden. 
Neden ki hakir görüyorsun Ahania'yı, 
Kendi ışıl ışıl huzurundan neden fırlatıp atıyorsun beni, 
Yalnızlık Dünyası içine?

5. Dokunamıyorum onun eline,
Ne de ağlayabiliyorum dizlerinde, işitemiyorum
Tatlı sesini ve okçu yayını, ne de görebiliyorum gözlerini 
Ve neşesini, işitemiyorum adımlarını ki
Kalbim yerinden çıkar, duyduğumda o tatlı sesi! 
Öpemiyorum ışıl ışıl ayağının
Bastığı o yeri,
Ve fakat dolanıp duruyorum kayalar üzerinde, 
Kaskatı bir mecburiyet içinde.

6. Nerededir benim altın sarayım? Nerededir fildişi yatağım? 
Nerededir sabah vaktimin neşesi? Nerededir ebediyet evlatları, şarkılarıyla

7. Uyandırdıkları ışıl ışıl Urizen'i, hakanımı,
Kalkıp da dağlarda eğlenmek üzere,
Ebedi vadilere saadetler getirmek üzere;

8. Sultanımı sabah vakti uyandırmak üzere, Ahania'nın neşesini kucaklasın diye,
Geniş sinesinin açıklığında? 
Asude şebnem bulutumdan dökülsün diye, Hasatları üzerine hayat sağanakları olarak.

***

“Vadilerin ecesi,” dedi Zambak, "var git buluta sor, 
Diyecektir sana neden parıl parıl parıldadığını seher vakti 
Neden parlak güzelliğini nemli havalarda saçıp döktüğünü. gökyüzünde,
İniver aşağıya, ey küçük Bulut ve Thel'in çehresi karşısında asılı kal öylece."

İniverdi Bulut ve Zambak eğdi mütevazı başını onu görünce 
Ve düştü yemyeşil çayırlardaki sayısız işlerinin peşine.

***

Albion'un Kızlarının Görüleri 

Göz daha fazlasını görür Kalbin bildiğinden.

***

Yutan ve yutulan, kapkara ve ıssız dağlar üzerinde başı boş dolaşan, 
Ebedi ölüm ormanlarında, içi boş ağaçlarda çığlıklar atan. 
Ah Enitharmon ana!
Katı suret kalıplarına sokma bu zinde ateş soyunu.

Bereketli sinemden sayısız alevler zuhur ettiriyorum, 
Ve sonra sen onları bir mühürle damgalıyorsun: Başı boş dolaşıyor onlar dışarıda
Ve artlarında ölüm kadar bomboş bırakıyor beni. 
Ah! Kapkara bir elem ve hayali neşeler içinde boğuluyorum.

Ve kim bağlayabilir ki sonsuz olanı ebedi bir bağ ile? 
Kim kuşatabilir onu bir kundak bezi gibi? Ve kim bağrına basabilir onu
Süt ve balla?
Gülümsediğini görürüm ve içe doğru kıvrıldığını ve sesim soluğum kesilir."

Sustu ve karanlık bulutlarını sürdü 
Mahrem bir mekâna doğru.

***

"Gün ağarıyor, gece yitip gitmekte, nöbetçiler terk ediyor yerlerini; 
Mezarlar parçalanmış, baharlar saçılmış, kefenler sarılmış; 
Ölülerin kemikleri, onları saran balçık, kuruyup büzülmüş; kirişler 
Canlanıyordu sarsılarak, ruh katıyordu harekete, nefese, ayıklığa, 
Sıçrıyordu birden, tıpkı salıverilmiş tutsaklar gibi, zincir ve bağları ansızın parçalanmışçasına.
Bırak da değirmende un öğüten köle koşup gitsin arazide, 
Bırak da baksın göğe ve kana kana gülsün ışıl ışıl havada; 
Bırak da zulmet ve iç çekişler içine hapsedilmiş olan zincirlenmiş ruhu,
Otuz zalim yıl boyunca tek bir tebessüm görmeyen çehresi, 
Yükselsin ve ufka baksın artık; zincirler boşalmış, zindanın kapıları ardına kadar açık; 
Ve bırak da karısı ve çocukları mazlumun prangalarından kurtulup dönsün artık.
Attıkları her adımda dönüp bakıyorlar artlarına ve sanıyorlar ki bu bir rüya,
Şarkılar söylüyorlar: 'Güneş kurtuldu zulmetinden ve kavuştu daha taze bir sabaha,
Ve güzel Ay neşeyle haykırır açık ve bulutsuz gecede;
Zira İmparatorluk bitti ve Aslan ile Kurt'un sonu geldi artık.""

Seslerini gök gürültüleri kesti. 
Ardından Albion'un Meleği öfkesinden tutuştu,
Gecenin Taşı'nın yanında ve Ebedi Aslan'ın uluması gibi 
Kıtlık ve savaş esnasında, cevap verdi kendisi: "Sen Orc değil misin? Sen ki yılan şeklindesin,
Beklemiyor musun Enitharmon'un kapısında, çocuklarını yiyip yutmak için?
Kâfir İblis, Deccal, Şereflilerden nefret eden, 
Vahşi isyanlar aşığı, Tanrı'nın Kanununu çiğneyen,
Neden yanaşırsın Meleklerin gözlerine böylesi dehşetli bir surette?"

***

Girizgah

Adı sanı olmayan gölgemsi bir kadın çıkıp yükseldi Orc'un göğüsünden,
Yılanımsı saçları Enitharmon'un rüzgârlarında savruluyordu; 
Ve şöyle başladı söze:

"Ey Enitharmon ana, başka oğullar da doğuracak mısın yoksa? 
Namım zail mi olacak böylece, yerim yurdum bilinemeyecek mi artık?
Zira bitap düştüm ben bütün bu zahmetlerden artık, 
Tıpkı kasvetli fırtınalarda yükünü boşaltıveren kapkara bir bulut gibi.

Köklerim savrulmakta göklerde, meyvelerim yerin altında 
Kabarır da kabarır, köpük saça saça ve zahmetle hayat bulur, ilk doğan ilk tükenendir!
Tüketilmiş ve tüketen!
Hal böyleyken, ey melun anacığım, neden bahşedersin ki bana bir hayat?

Kapkalın bulutlardan yaptığım sarığı mazlum başıma sararım, 
Ve çarşaf çarşaf enginleri uzuvlarıma örterim bir esvap misali; 
Ama yine de kızıl güneş ve ay 
Ve diğer bütün taşkın yıldızlar ızdırabın bereketini yağdırır başımdan aşağıya.

Kerhen yukarıya göklere bakarım, kerhen yıldızları sayarım: 
Ölümsüz mabedimin ucu bucağı olmayan dipsizlik içinde otururken ben,
Yakalayıveririm onların yakıcı kudretini 
Ve meydana çıkarırım uluyan dehşetleri, her şeyi yutan ateşli hakanlar onlar,

William Blake 
Vahiy Kitapları 
Çeviri: Kaan H. Ökten

03 Aralık 2022

Kaplan

Kaplan! Kaplan! gecenin ormanında
Işıl ışıl yanan parlak yalaza,
Hangi ölümsüz el ya da göz, hangi,
Kurabildi o korkunç simetrini?

Hangi uzak derinlerde, göklerde
Yandı senin ateşin gözlerinde?
O hangi kanatla yükselebilir?
Hangi el ateşi kavrayabilir?

Ve hangi omuz ve hangi beceri
Kalbinin kaslarını bükebildi?
Ve kalbin çarpmaya başladığında,
Hangi dehşetli el? ayaklar ya da

Neydi çekiç? ya zincir neydi?
Beynin nasıl bir fırın içindeydi?
Neydi örs? ve hangi dehşetli kabza
Ölümcül korkularını alabilir avcuna?

Yıldızlar mızraklarını aşağıya atınca,
Göğü sulayınca gözyaşlarıyla,
Güldü mü o, görünce eserini?
Kuzu’yu yaratan mı yarattı seni?

Kaplan! Kaplan! gecenin ormanında
Işıl ışıl yanan parlak yalaza,
Hangi ölümsüz el ya da göz, hangi,
Kurabilir o korkunç simetrini?

William Blake
(Türkçesi: Selahattin Özpalabıyıklar)

15 Ekim 2021

KAYIP KÜÇÜK OĞLAN

KAYIP KÜÇÜK OĞLAN

“Baba! Baba! nereye gidiyorsun?
Ah yürüme bu kadar hızlı.
Konuş baba, konuş küçük oğlunla,
Kaybolacağım yoksa.”

Gece karanlıktı, yoktu orada hiçbir baba;
Çocuk çiğle ıslanmıştı;
Batak derindi, ve çocuk ağlıyordu,
Ve pus uçuyordu uzaklara.



BULUNAN KÜÇÜK OĞLAN

Issız bataklıklarda kaybolan gezgin ışığı
Takip eden küçük oğlan
Ağlamaya başladı; ama hep yakında olan Tanrı,
Beyazlara bürünmüş, babası kılığında ortaya çıktı.

Öptü çocuğu ve tuttu elinden,
Ve getirdi onu, ıssız vadi boyunca,
Acıdan bezmiş halde ağlayarak
Küçük oğlunu arayan annesinin yanına.

William Blake


08 Ağustos 2015

Başkasının Kederi Üzerine

Başkasının derdini görürüm de,
Durabilir miyim dertlenmeden ben de?
Kederini görüp de başka birinin
Teselli aramadan yapabilir miyim?

Görüp de dökülen bir gözyaşını,
Paylaşılmış duymaz mıyım tasamı?
Bir baba çocuğunun ağladığını görüp de
Kalabilir mi dolmadan kederle?

Bir anne oturup dinleyebilir mi
Bir yavrunun korkusunu, inleyişini?
Hayır asla olamaz.
Asla asla olamaz.

Ya hepimize gülümseyen o,
Duyup karatavuğun küçücük kederini,
Küçük kuşun derdini kaygısını,
Yavruların taşıdığı derdi—

Oturmaz mı yuvanın yanıbaşında,
Merhamet doldurup göğüslerine,
Oturmaz mı beşiğin yanıbaşında,
Yaş döküp yavrunun ağlayışına?

Gece gündüz oturmaz mı,
Silerek hepimizin gözyaşlarını?
Ah! hayır asla olmaz.
Asla asla olamaz.


William Blake
Çeviri: Selahattin Özpalabıyıklar

12 Temmuz 2013

Ah! Günebakan

Ah, zaman yorgunu günebakan,
Güneşin adımlarını sayıyorsun.
Gezginlerin yolu bitirdiği yerde
O güzelim altın ülkesini arıyorsun:

Orada, arzuyla tükenmiş Gençler,
Ve solgun Meryem, kardan kefeniyle,
Doğrulup mezardan, can atıyorlar
Gitmek istediğin yere gitmeye.

William Blake

22 Şubat 2013

Senden İstediğim

Senden bütün istediğim
Küçük bir sevgidir
Gelen ve ağır ağır büyüyen,
Değil gelen ve giden.

Ve senden bütün istediğim
Ümit dolu güneşli bir gün,
Sevgi dolu bir kucaklayış
Değil kucaklayış sonrada gidiş.
Senden bütün istediğim
Beni kırmamak,
Beni bekletmemek.
Yarın çok geç olabilir
Unutma ki vermek almak demektir;
Senden bütün istediğim
Küçük bir sevgidir,
Gelen ve ağır ağır büyüyen,
Değil gelen ve giden.

W.Blake

05 Ocak 2013

Zehirli Ağaç

Kızmıştım bir dostuma,
Açıldım ona, kızgınlığım geçti,
Bir hasmıma kızdım
Söyleyemedim, kızgınlığım aştı beni,

Ve kızgınlığımı; suladım korkularımla,
Gözyaşlarımla gece ve gündüz,
Güneşlettim gülümsemelerle,
Oyunlarla, yalanlarla, hilelerle,

Büyüdü biteviye günden güne,
Parıldayan bir elma oldu dalında,
Hasmım da farkına vardı,
Benim elmamdı, biliyordu,

Kutup yıldızının şavkının perdelendiği bir gece,
Girdi bahçeme ve elmamı yedi,
Sabah olduğunda gördüm ki,
Hasmım ağacın altında yatıyordu sereserpe.


William Blake

21 Kasım 2012

Hasta Gül

görmek bir kum tanesinde bir dünya
ve bir cennet bir yaban çiçeğinde
tutmak sonsuzluğu avucunda
ve ebediyeti bir saatin içinde

bir gerçeği kötü niyetle söylemişsen
daha kötüdür uydurabileceğin tüm yalanlardan
neşenin ve kederin örgüsü çok incedir

her kederin ve özlemin altında
ipekle örülmüş bir neşe yatar aslında

Kanısını asla değiştirmeyen adam durgun su gibidir ve zihnin sürüngenlerini besler.

soru soran kişi, ki oturuşu pek muzipçedir
yanıt vermesini asla bilemeyecektir
şüphe taşıyan sözleri yanıtlayan kişi
söndürür bilginin ışığını

daha değerlidir yoksulun çeyrek peni'si
tüm altınlardan afrika sahillerindeki

bir tutkunun içinde olmak sana iyi gelebilir
ama tutku senin içindeyse bu hiç iyi değildir

Eğer algının kapıları temizlenseydi her şey insana olduğu gibi görünürdü: Sonsuz. Çünkü insan kendisini kapattı; ta ki tüm şeyleri mağarasındaki dar çatlaklardan görene dek.

aşk, özgür aşk, bağlanamaz asla
toprakta büyüyen bir ağaca

dostluğun yüreğimde çok kez sebep oldu acıya
düşmanım ol n'olursun -dostluk adına

aşk kördür hep kusurlara
yönelip durur hep hazza
kural tanımazdır, sınırsız ve uçarı
ve kırar her benliğin zincirlerini

Karşıtlar olmadan ilerleme yoktur. Çekicilik ve iticilik, akıl ve enerji, aşk ve nefret insanın varoluşu için gereklidirler. Bu karşıtlardan dindarların iyi ve kötü olarak adlandırdıkları şeyler doğar. İyi, akla uyan edilgen yöndür. Kötü, enerjiden doğan etken yöndür. İyi cennettir. Kötü cehennemdir.

eğer bir çember yarattıysan içine girilsin diye
kendin gir oraya ve bak bakalım gidiyor mu hoşuna

ne yaparsan yap bu yaşam bir kurgudur
ve çelişkilerden oluşur

Karşı çıkış gerçek dostluktur.

William Blake
Çevirmen: Dost Körpe

27 Nisan 2012

Asla Uğraşma Aşkını Anlatmaya

Asla uğraşma aşkını anlatmaya,
Aşk varolur yalnızca dile gelmeden;
Nasıl hareket ederse soylu rüzgâr
Sessizce, görünmeden.

Anlattım aşkımı, anlattım aşkımı,
Anlattım ona tüm yüreğimdekileri;
Titreyerek dehşetli korkularla, buz gibi,
Ah! yanımdan ayrıldı.

Uzaklaştıktan az sonra benden,
Bir gezgin onu elde etti,
Sessizce, görünmeden:
Ah, bu inkâr edilemezdi.


William Blake