Hicabi Kırlangıç etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Hicabi Kırlangıç etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

06 Mayıs 2022

İsa çarmıhta boşuna öldü

Kalmak
    -evet!-
Ve kendi hüznünü
      akşamları
Terkedilmiş kuyulara bırakmak,
Kendi acının feryadını 
Fırtınanın kükreyişine
            koyvermek, 
Yerinde duramayan ruhunun inleyişini 
Yağmurun gürültüsüne
    katmak.  
Kalmak
         evet
   kalmak 
Seyre koyulmak
      evet
             seyre koyulmak 
Yalanı: 
Riyayı kimsenin gizlemediği şehirde 
Ömür ne şâhâne geçiyor 
Ve hemşehrilerimin sadâkati
      yalnızca
        bunda

Ahmed Şâmlu















Artık yer yok
Kalbin hüzünle dolu
Sıcak mavi rengini yitirdi senin göklerin.

08 Ocak 2022

Vuslat Dizeleri

I

Kalemimin soluk mürekkebiyle başlıyorum
yüreğimin ılık esintisiyle

Gecelere eğilip ağlasam
kim duyar titreyen nefesimi
acıyı içimde eritsem
mumlar kıskanır mı beni?

Ellerini arıyorum böyle her yerde
bizi yokluğumuzdan arıtan o saf ellerini
acı, bir kanlı hançer yüreğimde
büyüyor gürbüz bir çocuk gibi
kaldığım yerden başlıyorum anlatmaya
kalbimin en ücra yerindekini.

Bütün duvarları yok sayarak yürüdüm
aldırmadan gecenin karanlığına
kalbim titriyor sevgilim sana geliyorum
ben yalnız senin oluyorum yalnız senin
sana adıyorum acılarımı
ağlıyorum gözyaşım senin oluyor ben senin oluyorum
gecenin sessizliğinde kalkıp
adını kalbime yazıyorum.

Bütün duvarları yok sayarak yürüdüm
sana geliyorum putları kırarak ellerimle
saklamıyorum varsın aksın gözyaşlarım
görüyorsun sana geldim ağlasam da gülüyorum.

Bir yağmur sıcacık bahar yağmuru
durmuş çiçeğe dallar dağlar kıyama
bizim için kabartıyor denizler sularını
bütün aşklar kayboluyor ben sana dönüyorum
aşk değil bu aşk değil uzanmış elimdir
aşk değil biliyorum senden başka ne varsa
saklamıyorum gözyaşımı varsın aksın kucağıma
bütün putları kalbimden ellerimle atıyorum.

II

Çiçeklerin elleri beyaz
geceler bile değmemiş ellerine.

Şafak sökümünde uyku bitiminde
kuşların sabahı beklediği yerde
ben bekleyemem eli kolu bağlı
çizgiler yoktur gözlerimde.

ağlamalar-dökülen yapraklar içimde
kar gibi çiçekler düşüyor ellerime.

Kimse yok artık aramızda
senden başka kimse bağlamıyor beni
bir çocuk gibi koşabilirim sana
tortu bırakmaz gözyaşım yeryüzünde
çekelir köşelerine bütün zalimler
arzederim önünde her şeyimi
artık kollarını aç bana yoksa
oturup ağlarım bir çocuk gibi.

ağlamalar-dökülen yapraklar içimde
kar gibi çiçekler düşüyor ellerime

Yürümeliyim varmalıyım
tutmalıyım çiçeklerin beyaz ellerinden
bu çiçekler bile öğrenmeli acıyı benden.

ağlamalar-dökülen yapraklar içimde
kar gibi çiçekler düşüyor ellerime.

III

Dışarda yağmur
içerde sevda
yağmur toprağa düşer
kavuşmak bana.

Ay ışığından uzak bahçelerde
sen misin esen yoksa rüzgâr mı
ölüm mü gezinen köşelerde
sen misin okşayan saçlarımı?

Ha kalbim ha enginlerde bir gemi
yürüyorum şimdi dost kollar bekler beni
bekler güzel acılar yollarda şimdi
açmaya hazır yabanıl bir gül gibi.

Eğiliyorum toprak kokusuna yağmur kokusuna
bir güneşin doğuşunu duyuyorum içimde
yürüyorum bir umut türküsüyle
şimdi dost kollar bekler beni.

Ay ışığında uzak bahçelerde
duyurmadan gel ayak seslerini
gel n’olur kalbim kalmasın yerde
sarsın sıcaklığın iliklerimi.

Hicabi Kırlangıç

16 Aralık 2017

Kuğunun Ölümü

Bu güzel bir kuğunun ölümüdür
Kuğu hoşça doğar güzelce ölür

Ölüm gecesi tek başına konar suya
Yalnız bir ırmak köşesinde ölür

O köşede o kadar gazel okur ki
Sonunda gazellerin içinde ölür

Kimileri inanır ki bu çılgın kuş
Nerede âşık olmuşsa orada ölür

Bilmeden başka yerde ölmemek için
Ölüm gecesi oraya koşar ve ölür

Bir kuğunun ovada öldüğünü görmedim
Diyelim ki inanmadım bir kuğu böyle ölür

Bir gün suyun kucağından gelip
Bir gece yine suyun koynunda ölür

Sen benim denizimdin, aç kucağını
Bu güzel kuğu ölmek istiyor

Mehdî Hamîdî Şîrazî
Çeviri: Hicabi Kırlangıç
Meşrutiyetten Cumhuriyete İran Şiiri

Sahster Kıyılarında

Uzağım sılamdan -bir kuş nasıl uzaksa yuvasından
Yiten ömrüm gibi bugünümdür şimdi unutulan
Düşünceler ağırlaştırdı başımı, dudaklarım kapalı
Gece bana, ben geceye söylüyorum söylenmeyecek sırları
Söyleşecek bir şey yok kimseyle aramızda
Sahster kıyılarında deniz ne söylüyor bana?
Neden bana doğru geliyor dalgası denizin haşin?
Neden yumruğunu savuruyor bana bu hecin?
Ne yarar sağlayacak beni gamdan ayırmakla,
Ne yapacak ki hüznüm denizin kaynağına?
Ne ki bu soğuk dalgalı deniz iyice ısınmış işine
Ellerini ovuşturuyor, coşkuyla vuruyor ayağını yere.
Hayal gibi kaçıp gidiyor, uzak yollardan geliyor
Bilinmez bir sır dalgalarıyla birlikte geçiyor.
Dudaklarını aralayıp her an bir söz söylüyor üzgülü
Onun sözleri yeniliyor benim eski üzüntümü.
Eski gamlar altüst edince yüreğimi
Yoruyor beynimi sıla, yar düşüncesi.
Uzaktan okşayan denizin önüne
Mutluluğu sürüyorum, bir olup konuğum hüzünle.
Oturup soğumuş -ama acıyla yanan- alnım ile
Yitip giden günlerimi ekliyorum birbirine.
Ah! Bir ömrü telef ettim bu yolda boşu boşuna
Çektiğim özlemler kaldı tek avucumda!
Nere baksam bir yurt arıyorum orda
Deniz de kederimden bir şeyler anlatıyor bana.
Evimi gösteriyor yeşil ve sarı dalgalara
Bir güneş uçuruyor lacivert arasında.
Ben dalgaların yüklenerek verdiği coşkunlukta
Şaşkına dönmüş kıyılara baktıkça
Bütün dostlarımın geçtiklerini görüyorum oradan
Uzaktan beni o vadiye yaklaştırıyor zaman.
Yıllardır bu gizli ömrü bir el denizden sahile
Çekiyor gözün karanlık perdelerine.
Bakmıyorum dalgalara, benim gibi altüst oluyor dalgalar da
Üzülüyorum üzüntüler doğuran denizin kıyısında!
Hey büyük deniz! Ey senin yüreğinde örtülü olan
Karartılırsın uzak kalmış yuvasından!
Bir yoldan kaçıp bir yoldan yine sana çıkıp gelen
Engin deniz -benim gibi kalbinle dargınsın sen!
Hayal yolunu tutuyorum yine senin sözlerinle
Her hayalin hüzne çıkıyor yolu yüreğimde.
Böylece bir gün ben de gelebilirim sana
Keşke sıla da olsaydım ah sılada!

Nîmâ Yûşic
Çeviri: Hicabi Kırlangıç

Yirmi Sekiz

ey ölüm daha da özel tut hikâyemi ki
daha fazla ağrıtmayayım dostlarımın kulağını

bütün gece boyunca iştiyaktan ağladım
daha nasıl anlatayım karmakarışık halimi

daha ne kadar hatmedeyim kendimi?
                                                   allah aşkına
ertesi güne atma imtihanımı

yanmam için bir kıvılcım yeter
yanlışlıkla yakma evimi barkımı

öyle yak ki dumanım kaçmasın kimsenin gözüne
yeniden akıtma göğümün gözyaşlarını

cimri değilim
              ama
                   zevk sahiplerine bağışla
gazel gazel benden kalan hatırayı

bir yanlışlık olsun da işin içinde
öpücük alır gibi al canımı

sen ölüm değilsin
                            yenilerin başlangıcısın
gel de seninle başlayayım öbür dünyayı


Muhammed Ali Behmenî

Kuşlar

kuşlar vardır
yuvalarını terk eden
başka yere giden
ve yuvalarının rüyasını gören

onlar baharları kışa giderler
ve baharda olduklarına dair
rüya görürler

kuşlar vardır
gece gündüz bizi yalnız bırakıp
gece gündüz bizimle olduklarına dair
rüya gören

sen o kuşları gördün
ve seninle olduklarına dair
rüya görüyorsun

Ziyâ Muvahhid
Çevren: Hicabi Kırlangıç

04 Aralık 2017

Ölümümden Söz Ettim

Başka bir baharın gürültüsü
Haftalar ötesinden
                            duyuldukça,
Gitmekte olan
                       eski kara
Ölümümden
                  söz ettim.

Kafile ulaşıp yükünü çözdükçe
Ve her yerde
                   ovada
Kiraz ağaçlarından
               misk kokulu ateşler yaktıkça
Bahçenin mangalına
Ölümümden
                söz ettim.

*

Tozlu ve yorgun
Uzak yolundan
                      yaşlı yaz
                            çıkıp gelince
Duvarın gölgesinde
Ağırca oturup yaslandı
Ve çocuklar
             sevinerek
                         çevresini sardılar
Eski âdet uyarınca
Eski heybenin
Düğümünü çözmesi
Ve ceplerini ve eteklerini hep
    kırmızı elma
                   ve taze cevizle doldurmak için.

Sonra
Ben kendi ölümümü bir sır kıldım
Ve onu sırrıma ortak;
Ve ona
Ölümümden
            söz ettim.

Her evin bahar uykusunu
Ustaca birbirinden ayıran
Sarmaşığa,

Ve susuzluğa
Her küçük şelâlenin
Onunla bir başka bezendiği yangıya
Ölümümden
             söz ettim.

*

Hazan vaktinde
                  ondan
Kuyuya
       söz ettim,
Ve ölümsüz söyleşmelerinde
                            sese yer olmayan
Göletin küçük balıklarına,
Ormanı yağmalayan
Ve yaşlı bal satıcısını
Kendi dönüşünü bekliyor sanan
Altın bal arısına.

Ve ondan kuru yaprağa söz ettim
Kuru elleri
           umutsuzca
                      tutacak dal arayan yaprağa
Acımasızca bomboş olan
Ortamda.

*

Bir başka kışın hışırtısı
Yakın haftaların ötesinden
                           duyuldukça
Samur ve kumru
Sersemleyerek
                ininden yuvasından
                                   başlarını uzattıkça,
Bahçenin son kelebeğine
Ölümümden
            söz ettim.

*

Ben kendi ölümümü
Mevsimlere açtım
               ve geçen mevsime;
Ben kendi ölümümü
Karlara açtım
               ve tutan kara;

Kuşlara ve
Karda bir yem tanesi arayan
Her kuşa.

Gölete ve
Suskunluk balıklarına.

*

Ben kendi ölümümü bir duvara açtım
Sesimi
      bana
          geri vermeyen duvara
Çünkü kendi ölümümü
Benim de kendimden gizlemem gerekiyordu.

2 Behmen 1343
(21 Ocak 1964)

Ahmed Şâmlu
Çeviri: Hicabi Kırlangıç

28 Ağustos 2013

Bismillah demeyi ve seni seviyorum.

İşte bu yağmurun ilkidir diyorum
Güneş doğacak birazdan ıslaklığımıza
Eskitecek çok kaygımız var
Yürüyecek çok yolumuz
Oysa ben
Bismillah demeyi ve seni seviyorum

Hicabi Kırlangıç

17 Ağustos 2012

Sürü Sürü Kuşlar Ölüyor

Sürü sürü kuşlar ölüyor
Ağıtlar yükseliyor kavaklardan
Getirdiğin yağmurlar aşkına söyle
Mecnun yanımı kim kurcalıyor?

Kalbimin öte yanı kayalık
Fırtınalar yakın.

Bir sözüm mü kaldı söylenmedik
En ıssız yerinde bu şehrin, bu gecenin?
İçimde eski zamanlardan kalma bir cezbe.
Getirdiğin yağmurlar aşkına söyle
Susayan kim cinnetime?


Pencereme güneş eridi
Aklıma çözüldü saçların
Düşlerime taşan bir ırmak gibi
Köklerimi topraksız bıraktın.

Zalimce geçiyor rüzgâr ormandan
Yedeğinde yıl dönümü marşları.

Ellerini bıraktığı yerde bulamayan ben miyim?
Ben rüzgâra kapılmış bir öbek keven miyim?
Oysa ben bir gürgen olmalıydım kökleri muhkem
Sığırcıklar sığınmalıydı dallarıma
Böyle durumlarda intikam yeminleri mi etmeliyim?

Kanatıyor kalbimi bu şarkılar
Hayra yorma esareti.
Bende esaretin ıssız yanları var
Sağlama al düşlerini.

Hicabi Kırlangıç