Kurumuş, kokusuz bir çiçek gördüm,
Unutulmuş bir kitabın sayfaları arasında;
Ve bu çiçek tuhaf hayallerle,
Doldurdu ruhumu ansızın:
Nerede açtın, ne zaman, hangi baharda?
Çok mu yaşadın, kim seni koparan?
Tanıdık mı, yabancı bir el mi?
Ve neden seni böyle bırakıp gittiler?
Sevecen bir buluşmanın mı,
Yoksa ölümcül ayrılıkların anısına mı,
Ya da ıssız kırlarda, orman gölgelerinde yapılmış,
Bir yalnız yürüyüşün ardından mı buradasın?
Yaşar mı şimdi çiçeği solduranlar?
Acaba şimdi neredeler?
Yoksa onlar da, şu gizemli çiçek gibi,
Çoktan cansızlaşıp gittiler mi?
Aleksandr Sergeyeviç Puşkin
Çeviren: Ataol Behramoğlu
Türk ve Dünya Şiirleri Antolojim "Çiçeğin açması da bir tür şiir belki - Bilmiyorum"
puşkin etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
puşkin etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
23 Kasım 2015
05 Ekim 2015
Çaadayev'e
Aşkın, umudun, dingin şöhretin
Aldatısı uzun sürmedi,
Dağıldı şölenleri gençliğin,
Uyku gibi, sabah dumanı gibi
Umudun azabıyla beklemekteyiz
Kutsal özgürlük dakikalarını,
Nasıl beklerse genç âşık
Şaşmaz buluşma anlarını
Arkadaş, inan: er-geç doğacak
Büyüleyen mutluluğun yıldızı
Hoşçakal aşk mektubu, hoşçakal
Hoşçakal aşk mektubu, hoşçakal,
Ne kadar ağırdan aldımsa da,
Ne kadar istememiş olsam da,
Elim emrediverdi,
Bütün mutlulukları ateşe vermeyi.
Ama yeter, vakit tamam;
Yan aşk mektubu!
Hazırım, aldırmaz artık ruhum hiçbirşeye.
Hırslı alevler,
Çoktan sardı sayfalarını.
Bir dakika!
İşte parladı,
Cayır cayır yanıyor...
Hafif bir duman,
Bükülüp kıvrılarak kayboluyor gözden.
Pahalı taşlardan yapılma,
Sadık bir yüzüğün
Hatırası çoktan unutulmuş.
Erimiş mühür mumu, köpürüyor.
Ah!
Sağduyu!
İşte bitti hepsi,
Kapkara artık tüm yapraklar.
Hafif küller üzerinde,
Gizli saklı çizgileri beyazlanıyor...
Göğsüm daraldı.
Sevgili kül,
Hazin kaderimdeki sefil lezzet,
Acılı göğsümde,
Asırlarca kal benimle.
Aleksandr Sergeyeviç Puşkin
Çeviri: Halûk Madencioğlu
Ne kadar ağırdan aldımsa da,
Ne kadar istememiş olsam da,
Elim emrediverdi,
Bütün mutlulukları ateşe vermeyi.
Ama yeter, vakit tamam;
Yan aşk mektubu!
Hazırım, aldırmaz artık ruhum hiçbirşeye.
Hırslı alevler,
Çoktan sardı sayfalarını.
Bir dakika!
İşte parladı,
Cayır cayır yanıyor...
Hafif bir duman,
Bükülüp kıvrılarak kayboluyor gözden.
Pahalı taşlardan yapılma,
Sadık bir yüzüğün
Hatırası çoktan unutulmuş.
Erimiş mühür mumu, köpürüyor.
Ah!
Sağduyu!
İşte bitti hepsi,
Kapkara artık tüm yapraklar.
Hafif küller üzerinde,
Gizli saklı çizgileri beyazlanıyor...
Göğsüm daraldı.
Sevgili kül,
Hazin kaderimdeki sefil lezzet,
Acılı göğsümde,
Asırlarca kal benimle.
Aleksandr Sergeyeviç Puşkin
Çeviri: Halûk Madencioğlu
Kuran'a Öykünmeler
I
Çift ve tek üstüne ant içerim,
Kılıç ve haklı savaş üstüne ant içerim,
Sabah yeli üstüne ant içerim,
Akşam duası üstüne ant içerim:
Hayır, seni terk etmedim ben.
Ya kimdi başını okşayarak
O korunaklı yere götürdüğüm,
Amansız takipten saklayarak?
Ben değil miydim çölün sularıyla
Susuzluğunu dindiren?
Ben değil miydim diline senin
Akıllar üstünde erk veren?
Sıkı dur öyleyse, yalanı hor gör,
Yürü gerçeğin yolunda inançla,
Sev öksüzleri ve Kuran'ımı,
Öğüt ver titreyen yaratığa.
II
Ey lekesiz kadınları peygamberin,
Siz farklı kılındınız bütün eşlerden:
Ayıbın gölgesi de korkunçtur sizin için.
Yaşayın alçakgönüllülüğünüzü yitirmeden
Tatlı kanatları altında sessizliğin.
Yakıştı size bakirenin örtüsü,
Sadık yüreklerinizi saklayın
Helal ve utangaç zevkler için.
Ve ulaşamayacak yüzünüze
Kurnaz bakışı inançsızların.
Ve sizler, ey konukları Muhammed'in,
Akın akın gelenler akşam ziyaretine,
Sakının, dünyasal telaşlarla
Sıkıntı vermekten peygamberime.
O dindarca düşüncelere dalmışken
Hoşlanmaz laf ebelerinden
Sevmez, gösterişli ve boş sözleri:
Sofrasına kibirsiz gelin,
Ve tertemiz bir duyguyla eğilin
Önünde genç cariyelerinin.
III
Peygamber bozulup yüzünü ekşitti
Körün yaklaştığını işitince:
Koşup geliyor, şaşkınlık gösterip
Günah işlemeye cüret etme.
Sana göksel kitap, ey peygamber
Kibir sahipleri için gönderilmedi;
Kuran'ımı sakince bildir,
Zorlama dikine gidenleri!
Neden böbürlenir ki insanoğlu?
Dünyaya çıplak geldiğinden mi,
Ömrünün kısalığından mı,
Güçsüz doğduğu, güçsüz öleceği için mi?
Yoksa Tanrı onu keyfince
Öldürecek ve diriltecek diye mi?
Mutlulukta da acı yazgıda da
Gökten nasıl belirliyorsa günlerini.
Ona nimetler verdiği için mi,
Ve ekmeği ve zeytini ve hurmayı,
Emeğini kutsayarak
Ve bahçeyi ve tepeyi ve tarlayı?
Fakat İsrafil iki kez öttürecek borusunu;
Kopacak yeryüzünde göksel tufan:
Ve kardeş kaçacak kardeşinden,
Ve oğul kaçacak anasından.
Ve her şey akacak önünde Tanrı'nın,
Korkuyla allak bullak;
Ve yok olacak günahkârlar,
Ateş ve külle kaplanarak.
Aleksandr Puşkin
Çeviren: Ataol Behramoğlu
Çift ve tek üstüne ant içerim,
Kılıç ve haklı savaş üstüne ant içerim,
Sabah yeli üstüne ant içerim,
Akşam duası üstüne ant içerim:
Hayır, seni terk etmedim ben.
Ya kimdi başını okşayarak
O korunaklı yere götürdüğüm,
Amansız takipten saklayarak?
Ben değil miydim çölün sularıyla
Susuzluğunu dindiren?
Ben değil miydim diline senin
Akıllar üstünde erk veren?
Sıkı dur öyleyse, yalanı hor gör,
Yürü gerçeğin yolunda inançla,
Sev öksüzleri ve Kuran'ımı,
Öğüt ver titreyen yaratığa.
II
Ey lekesiz kadınları peygamberin,
Siz farklı kılındınız bütün eşlerden:
Ayıbın gölgesi de korkunçtur sizin için.
Yaşayın alçakgönüllülüğünüzü yitirmeden
Tatlı kanatları altında sessizliğin.
Yakıştı size bakirenin örtüsü,
Sadık yüreklerinizi saklayın
Helal ve utangaç zevkler için.
Ve ulaşamayacak yüzünüze
Kurnaz bakışı inançsızların.
Ve sizler, ey konukları Muhammed'in,
Akın akın gelenler akşam ziyaretine,
Sakının, dünyasal telaşlarla
Sıkıntı vermekten peygamberime.
O dindarca düşüncelere dalmışken
Hoşlanmaz laf ebelerinden
Sevmez, gösterişli ve boş sözleri:
Sofrasına kibirsiz gelin,
Ve tertemiz bir duyguyla eğilin
Önünde genç cariyelerinin.
III
Peygamber bozulup yüzünü ekşitti
Körün yaklaştığını işitince:
Koşup geliyor, şaşkınlık gösterip
Günah işlemeye cüret etme.
Sana göksel kitap, ey peygamber
Kibir sahipleri için gönderilmedi;
Kuran'ımı sakince bildir,
Zorlama dikine gidenleri!
Neden böbürlenir ki insanoğlu?
Dünyaya çıplak geldiğinden mi,
Ömrünün kısalığından mı,
Güçsüz doğduğu, güçsüz öleceği için mi?
Yoksa Tanrı onu keyfince
Öldürecek ve diriltecek diye mi?
Mutlulukta da acı yazgıda da
Gökten nasıl belirliyorsa günlerini.
Ona nimetler verdiği için mi,
Ve ekmeği ve zeytini ve hurmayı,
Emeğini kutsayarak
Ve bahçeyi ve tepeyi ve tarlayı?
Fakat İsrafil iki kez öttürecek borusunu;
Kopacak yeryüzünde göksel tufan:
Ve kardeş kaçacak kardeşinden,
Ve oğul kaçacak anasından.
Ve her şey akacak önünde Tanrı'nın,
Korkuyla allak bullak;
Ve yok olacak günahkârlar,
Ateş ve külle kaplanarak.
Aleksandr Puşkin
Çeviren: Ataol Behramoğlu
01 Ağustos 2015
Sen Ve Siz
Boş siz’i yürekten sen’le
Değiştirdi o, sürçerek dili
Ve uyandırdı sevdalı gönülde
Tüm mutlu düşleri.
Duruyorum karşısında düşünceli,
Ayrılamıyor ondan gözlerim;
”Ne kadar hoşsunuz” derken dudaklarım
“Seni nasıl seviyorum!” diyor kalbim...
Aleksandr Puşkin
Çeviren: Ataol Behramoğlu
Değiştirdi o, sürçerek dili
Ve uyandırdı sevdalı gönülde
Tüm mutlu düşleri.
Duruyorum karşısında düşünceli,
Ayrılamıyor ondan gözlerim;
”Ne kadar hoşsunuz” derken dudaklarım
“Seni nasıl seviyorum!” diyor kalbim...
Aleksandr Puşkin
Çeviren: Ataol Behramoğlu
09 Aralık 2014
Veda
Senin sevecen hayalini son kez,
Hayalimde okşayıp,
Kalbimin gücüyle rüyama can vermeye,
Ve kimsesiz, ürkek, ilahi huzurumla,
Aşkını hatırlamaya,
Cesaret buldum kendimde.
Koşup gidiyor yıllarımız değişerek,
Değiştirerek herşeyi ve bizi.
Sen, çoktan giymişsin şairin için,
Mezarlıkların alacakaranlığını.
Ve dostun senin için,
Sönüp gitmiş çoktan.
Kabul et, uzaklardaki sevgilim,
Kalbimin vedasını,
Dul kalmış eş gibi,
Bir mahpusluk öncesi,
Dostuna suskunca sarılan,
İyi dost gibi.
Aleksandr Sergeyeviç Puşkin
Hayalimde okşayıp,
Kalbimin gücüyle rüyama can vermeye,
Ve kimsesiz, ürkek, ilahi huzurumla,
Aşkını hatırlamaya,
Cesaret buldum kendimde.
Koşup gidiyor yıllarımız değişerek,
Değiştirerek herşeyi ve bizi.
Sen, çoktan giymişsin şairin için,
Mezarlıkların alacakaranlığını.
Ve dostun senin için,
Sönüp gitmiş çoktan.
Kabul et, uzaklardaki sevgilim,
Kalbimin vedasını,
Dul kalmış eş gibi,
Bir mahpusluk öncesi,
Dostuna suskunca sarılan,
İyi dost gibi.
Aleksandr Sergeyeviç Puşkin
29 Kasım 2014
Tutkularım Bitti
Tutkularım bitti.
Düşlerimden de soğudum.
Sade çilem kaldı bana,
Kalbimdeki boşluğun meyvası.
Zalim kaderin fırtınasıyla,
Söndü gürbüz hâlem.
Üzgün ve yalnız yaşarken,
Beklerim, gelecek mi sonum?
Böyle duyulurken fırtınanın kış ıslığı,
Bir yaprak;
Çıplak dalda tek başına,
Geç soğuklarla vurgun yemiş,
Titriyor, çok geç kalmış.
Aleksandr Sergeyeviç Puşkin
Düşlerimden de soğudum.
Sade çilem kaldı bana,
Kalbimdeki boşluğun meyvası.
Zalim kaderin fırtınasıyla,
Söndü gürbüz hâlem.
Üzgün ve yalnız yaşarken,
Beklerim, gelecek mi sonum?
Böyle duyulurken fırtınanın kış ıslığı,
Bir yaprak;
Çıplak dalda tek başına,
Geç soğuklarla vurgun yemiş,
Titriyor, çok geç kalmış.
Aleksandr Sergeyeviç Puşkin
Son Çiçekler Hep En Tatlısıdır
Son çiçekler, hep en tatlısıdır,
Ovaların süslü goncalarının.
Onların da ardından anılar,
Hep hüzünlü, ama canlı kalır.
Bir acı ayrılığın anısının, bazen,
Sevecen bir buluşmanınkinden,
Çok daha canlı kalması gibi.
Aleksandr Sergeyeviç Puşkin
Seçme Şiirler
1825
Puşkin bazı şiirlerine başlık koymuş, bazılarını ise başlıksız bırakmış. Bu şiirler, genellikle Rusya'da ilk dizeleri ile anılır ya da adlandırılırlar, ama başlıksız basılırlar. Ben bu şiirleri ilk dizeleri ile başlıklandırdım.
http://www.ateslekarsilikveren.com/
Ovaların süslü goncalarının.
Onların da ardından anılar,
Hep hüzünlü, ama canlı kalır.
Bir acı ayrılığın anısının, bazen,
Sevecen bir buluşmanınkinden,
Çok daha canlı kalması gibi.
Aleksandr Sergeyeviç Puşkin
Seçme Şiirler
1825
Puşkin bazı şiirlerine başlık koymuş, bazılarını ise başlıksız bırakmış. Bu şiirler, genellikle Rusya'da ilk dizeleri ile anılır ya da adlandırılırlar, ama başlıksız basılırlar. Ben bu şiirleri ilk dizeleri ile başlıklandırdım.
http://www.ateslekarsilikveren.com/
Uçuyor Troyka Yel Gibi
"Koru Beni, Tılsımım"
Koru beni, tılsımım,
Koru beni, izlenip örselendiğimde,
Koru, pişmanlık ve telaş günlerinde:
Bana kederli bir günde verilmiştin sen.
Çevremi kuşattığında
Kuduran dalgaları okyanusun,
Bulutlar fırtınayı patlattığında,
Koru beni, tılsımım.
Yaban ellerde yapayalnızlıkta,
Koynunda can sıkıcı rahatlığın,
Savaşın kızıştığı anda,
Koru beni, tılsımım.
Kutsal ve tatlı aldanış,
Büyülü yıldızı ruhun...
Gizlendi benden, ihanet etti...
Koru beni, tılsımım.
Bırak, tazelemesin bellek
Yatışsın sonsuzca yürek yaralarım;
Elveda ümit; uyu, istek;
Koru beni, tılsımım.
Aleksandr Puşkin
Çeviri: Ataol Behramoğlu
Koru beni, izlenip örselendiğimde,
Koru, pişmanlık ve telaş günlerinde:
Bana kederli bir günde verilmiştin sen.
Çevremi kuşattığında
Kuduran dalgaları okyanusun,
Bulutlar fırtınayı patlattığında,
Koru beni, tılsımım.
Yaban ellerde yapayalnızlıkta,
Koynunda can sıkıcı rahatlığın,
Savaşın kızıştığı anda,
Koru beni, tılsımım.
Kutsal ve tatlı aldanış,
Büyülü yıldızı ruhun...
Gizlendi benden, ihanet etti...
Koru beni, tılsımım.
Bırak, tazelemesin bellek
Yatışsın sonsuzca yürek yaralarım;
Elveda ümit; uyu, istek;
Koru beni, tılsımım.
Aleksandr Puşkin
Çeviri: Ataol Behramoğlu
06 Eylül 2014
Şair'e
Ey şair! Kulak asma, sevgisine sen halkın
O canım methü sena, anlık gürültü, geçer;
Kuru kalabalığın gülüşünü duyarsın,
Ve aptalın hükmünü; fakat metin ol, boşver.
Sen Çarsın; yalnız yaşa, yolunda yalnız yürü,
Yürü, hür vicdanının seni çektiği yere,
Olgunlaştır, sevgili meyveyi, tefekkürü;
Hizmetine karşılık bir mükâfat bekleme.
Her şey sendedir, sende; büyük mahkeme sensin;
Eserine, elden çok, kıymet biçebilensin,
Söyle ey titiz şair, sen ondan memnun musun?
Memnunsan, kalabalık varsın küfretsin sana,
Tükürsün, ateşini yakan ulu mihraba,
Şamdanını, çocukça öfkeyle, sarsadursun.
Aleksandr Sergeyeviç Puşkin
Çeviri: Sefer Aytekin
O canım methü sena, anlık gürültü, geçer;
Kuru kalabalığın gülüşünü duyarsın,
Ve aptalın hükmünü; fakat metin ol, boşver.
Sen Çarsın; yalnız yaşa, yolunda yalnız yürü,
Yürü, hür vicdanının seni çektiği yere,
Olgunlaştır, sevgili meyveyi, tefekkürü;
Hizmetine karşılık bir mükâfat bekleme.
Her şey sendedir, sende; büyük mahkeme sensin;
Eserine, elden çok, kıymet biçebilensin,
Söyle ey titiz şair, sen ondan memnun musun?
Memnunsan, kalabalık varsın küfretsin sana,
Tükürsün, ateşini yakan ulu mihraba,
Şamdanını, çocukça öfkeyle, sarsadursun.
Aleksandr Sergeyeviç Puşkin
Çeviri: Sefer Aytekin
25 Temmuz 2013
Gece Sisi Kaplamış Tepelerini Gürcistan'ın
Gece sisi kaplamış tepelerini Gürcistan'ın;
Karşımda akıyor Aragva uğultulu.
Hem hüzün hem bir hafiflik var içimde; kederliyim,
Seninle dopdolu, aydınlık bir keder bu.
Seninle, sadece seninle... Hiçbir şey
Bozmuyor, tedirgin etmiyor üzgünlüğümü,
Ve yürek yeniden tutuşuyor, seviyor yeniden,
Sevmemesi olanaksız çünkü.
Aleksandr Sergeyeviç Puşkin
Çeviri: Ataol Behramoğlu
Karşımda akıyor Aragva uğultulu.
Hem hüzün hem bir hafiflik var içimde; kederliyim,
Seninle dopdolu, aydınlık bir keder bu.
Seninle, sadece seninle... Hiçbir şey
Bozmuyor, tedirgin etmiyor üzgünlüğümü,
Ve yürek yeniden tutuşuyor, seviyor yeniden,
Sevmemesi olanaksız çünkü.
Aleksandr Sergeyeviç Puşkin
Çeviri: Ataol Behramoğlu
27 Nisan 2013
Bulut
Dinmiş tufanın son bulutu!
Bir sen gezinirsin açık mavi gökte.
Senindir, kimsesiz, neşesiz gölge.
Sevinç dolu günü, bir tek sen üzersin.
Az önce çepeçevrede sarmıştın gökyüzünü,
Şimşek de seni sarıverdi dehşetle.
Sen ise saçtın gizemli gürlemeni,
Ve açgözlü toprağa yağmur içirdin.
Yeter, defol! İşin bitti artık.
Toprak tazelendi, tufan da kaçtı buralardan.
Ve işte rüzgar da yaprakçıkları okşarken,
Kovuyor seni şu huzurlu göklerden.
Tüm arzularımı yaşadım ben
Hayallerime de soğudum artık
Sadece acılarım kaldı içimde
Meyveleri kalbimdeki boşluğun.
Hayın kaderin fırtınaları altında
Soldu güller açan taç yaprağım da
Yaşıyorum hüzünlü ve yalnız
Ve gelir mi sonum diye bekliyorum.
İşte böyle, sonbahar soğuklarına yenik
Fırtınanın kış ıslığı duyuluyor gibi
Çıplak dalda tek başına
Titremekte geç kalmış bir yaprak!
A .S.Puşkin
Çeviri: Burhan Deniz
Bir sen gezinirsin açık mavi gökte.
Senindir, kimsesiz, neşesiz gölge.
Sevinç dolu günü, bir tek sen üzersin.
Az önce çepeçevrede sarmıştın gökyüzünü,
Şimşek de seni sarıverdi dehşetle.
Sen ise saçtın gizemli gürlemeni,
Ve açgözlü toprağa yağmur içirdin.
Yeter, defol! İşin bitti artık.
Toprak tazelendi, tufan da kaçtı buralardan.
Ve işte rüzgar da yaprakçıkları okşarken,
Kovuyor seni şu huzurlu göklerden.
Tüm arzularımı yaşadım ben
Hayallerime de soğudum artık
Sadece acılarım kaldı içimde
Meyveleri kalbimdeki boşluğun.
Hayın kaderin fırtınaları altında
Soldu güller açan taç yaprağım da
Yaşıyorum hüzünlü ve yalnız
Ve gelir mi sonum diye bekliyorum.
İşte böyle, sonbahar soğuklarına yenik
Fırtınanın kış ıslığı duyuluyor gibi
Çıplak dalda tek başına
Titremekte geç kalmış bir yaprak!
A .S.Puşkin
Çeviri: Burhan Deniz
26 Kasım 2012
Düello ve Ölüm
Tüm arzularımı yaşadım ben
Hayallerime de soğudum artık
Sadece acılarım kaldı içimde
Meyveleri kalbimdeki boşluğun...
Puşkin
Hayallerime de soğudum artık
Sadece acılarım kaldı içimde
Meyveleri kalbimdeki boşluğun...
Puşkin
18 Ağustos 2012
O'na
Karşımda beliriverdiğin,
Uçup gidici bir hayal gibi,
Dehası gibi saf güzelliğin.
Bunluklarında ümitsiz hüznün,
Telaşın yorucu tasalarında,
Çınlardı o tatlı ses uzun uzun,
O güzel çizgiler görünürdü bana.
Yıllar geçti. İsyancı dalgalarında fırtınaların
Dağılıp söndü eski hayaller,
Unuttum tatlı sesini senin
Ve silindi Tanrısal çizgiler.
Issızlıkta, karanlığında tutsaklığın
Sessizce uzayıp gidiyordu günlerim
Tanrısız, esinsiz,gözyaşsız,
Yaşamsız, ve sevgisizdim.
Ve işte bir an geldi, uyandı ruhum:
Ve işte sen yeniden belirdin,
Bir hayal gibi, uçup giden,
Dehası gibi saf güzelliğin.
Ve yürek çarpıyor bir esrimeyle,
Ve yeniden canlanıyorlar onda
Tanrısallık da, esin de,
Yaşam da, gözyaşı da, aşk da.
Aleksandr Puşkin
Çeviren: Ataol Behramoğlu
17 Temmuz 2012
..'ya
Sorma, neden keder yüklü düşüncemle
Eğlenirken sık sık tasalanışımı,
Neden her şeye mahzun bakışımı ve
Hayatın tatlı düşünden kaçışımı;
Sorma, neden sönüp gitmiş yüreğimle
Neşe dolu aşktan nefret ettiğimi,
Kimseye canımsın demediğimi de,
Hem bir kez seven bir daha sevemez ki.
Mutlu olamaz, bir mutluluğu tadan,
O kısa bir an için verilmiş bize.
Gençlikten, şehvetten ve her türlü hazdan
Bil ki, yalnız keder kalır hepimize.
Puşkin
Eğlenirken sık sık tasalanışımı,
Neden her şeye mahzun bakışımı ve
Hayatın tatlı düşünden kaçışımı;
Sorma, neden sönüp gitmiş yüreğimle
Neşe dolu aşktan nefret ettiğimi,
Kimseye canımsın demediğimi de,
Hem bir kez seven bir daha sevemez ki.
Mutlu olamaz, bir mutluluğu tadan,
O kısa bir an için verilmiş bize.
Gençlikten, şehvetten ve her türlü hazdan
Bil ki, yalnız keder kalır hepimize.
Puşkin
26 Nisan 2012
Seviyordum Sizi
Seviyordum sizi ve bu aşk belki
İçimde sönmedi bütünüyle.
Fakat üzmesin sizi artık bu sevgi
İstemem üzülmenizi hiçbir şeyle.
Sessizce, umutsuzca seviyordum sizi.
Bazen çekingenlik, bazen kıskançlıkla üzgün.
Bu öyle içten, öyle candan bir sevgiydi ki
Dilerim bir başkasınca da böyle sevilin.
A.S.Puşkin
İçimde sönmedi bütünüyle.
Fakat üzmesin sizi artık bu sevgi
İstemem üzülmenizi hiçbir şeyle.
Sessizce, umutsuzca seviyordum sizi.
Bazen çekingenlik, bazen kıskançlıkla üzgün.
Bu öyle içten, öyle candan bir sevgiydi ki
Dilerim bir başkasınca da böyle sevilin.
A.S.Puşkin
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)















