Fuzûlî etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Fuzûlî etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

15 Nisan 2026

Ol vasf senün külbe-i ahzânun içündür

Âh eylediğüm serv-i hırâmânun içündür
Kan ağladığum gonce-i handânun içündür

Ser-geşteliğüm kâkül-i müşgînün ucundan
Âşüfteliğüm zülf-i perişânun içündür

Bîmâr tenüm nergis-i mestün eleminden
Hûnin ciğerüm lâ’l-i dür-efşânun içündür

Yakdum tenümi vasl güni şem’ tek ammâ
Bil kim bu tedârük şeb-i hicrânun içündür

Kurtarmağa yağma-yi gamundan dil ü cânı
Sa’yim nazar-i nergis-i fettânun içündür

Can ver gönül ol gamzeye kim bunca zamandur
Cân içre seni sakladığum anun içündür

Vâ’iz bize dün dûzahı vasfetdi Fuzûlî
Ol vasf senün külbe-i ahzânun içündür

Fuzûlî

23 Mart 2017

Kâfir ağlar bizim ahvâl-i perîşânımıza

Küfr-i zülfün salalı rahneler îmânımıza
Kâfir ağlar bizim ahvâl-i perîşânımıza

Seni görmek müteazzir görünür böyle ki eşk
Sana baktıkça dolar dîde-i giryânımıza

Cevri çok eyleme kim olmaya nâgeh tükene
Az edip cevr ü cefâlar kılasın cânımıza

Eksik olmaz gamımız bunca ki bizden gam alıp
Her gelen gamlı gider şâd gelip yanımıza

Gam-ı eyyâm Fuzûlî bize bîdâd etti
Gelmişiz acz ile dâd etmeğe sultânımıza

Fuzûlî

10 Mart 2015

Terci-i Bend

(Birinci Bend)

Ben kimem bir bî-kes ü bî-çâre vü bî-hânmân
Tâli’üm aşüfte ikbâlüm nigûn bahtum yaman

Nemlü eşkümden zemîn memlû ünümden âsmân
Âh ü nâlem nâvek ü peyveste ham kaddüm kemân

Tîr-i âhum bî-hatâ te’sîr-i nâlem bî-gümân
Mutassıl gam-hâne-i sînemde yüz gam mîhmân

Handa bir gam itse benden istesünler ben zamân
Yoh bana kayd-ı belâ vü dâm-ı mihnetden emân

Çıhdı can gönlümde endûh u gam ü mihnet hemân
Ey benüm cânum sen ü gönlüm senünle şâd-mân

Sensüz olman ayru mihnetden belâdan bir zemân
El-amân hicrân belâ vü mihnetinden el-amân


(İkinci bend)

Fâriğ idüm cümle âlemden bilür âlem beni
Ayb iderdi bî-haber sanub benî-Âdem beni

Koymadı devrân-ı çerh öz hâlüme hurrem beni
Şâd iken âlemde çerh itdi esîr-i gâm beni

Işk nâ-gâh oldı peydâ dutdı müstahkem beni
Saldı yüz sevdâya ol gîsû-yi ham-der-ham beni

Şimdü Mecnûn’dan gam-ı ışk içre sanman kem beni
Yâr hod kılmaz harîm-i vaslına mahrem beni

Sen ki mahremsen sabâ billâh anub her dem beni
Söyle ey gül kim sana baht eylemez hem-dem beni

Sensüz olman ayru mihnetden belâdan bir zemân
El-amân hicran belâ vü mihnetinden el-amân


Fuzûlî

29 Ağustos 2014

Nevmîdlik âteşine yandım Bil'llâh bu vücûddan usandım

Ma'bûduna 'arz kıldı râzın
Bildirdi gönlündeki niyâzın

K'ey hâkim-i 'arsa-i kıyâmet
Sultân-ı serîr-i istidâmet

Nevmîdlik âteşine yandım
Bil'llâh bu vücûddan usandım

Çün dôst yanında nâ kabûlüm
Bi'llâh bu hayâtdan melûlüm

Men şem'-i şeb-i firâk-ı yârim
Sûzân u siyâh rûzgârım

Yandırdı beni cefâ-yı 'âlem
Dinlemezem ölmeyince bir dem

Derdim ki vücûdum ola bâkî
Şâyed düşe vasl ittifâkı

Pertev-burcunda âfitâbım
Bildim ki vücûd imiş hicâbım

Yâ Rab beni et fenâya mülhak
Kim râh-ı fenâ imiş reh-i Hak

Pak idi dü'âsı etdi te'sîr
Fil'l hâl mizâcı buldu tağyir


Fuzûlî
Leylâ vü Mecnûn
Dergâh Yayınları - 2008
(s.408-409)

21 Ocak 2013

Ne açar kimse kapım bâd-i sabâdan gayrı

Hâsılım yoh ser-i kûyunda belâdan gayrı
Garazım yoh reh-i aşkında fenâdan gayrı

Ney-i bezm-i gamem ey mâh ne bulsan yele ver
Oda yanmış kuru cismimde hevâdan gayrı

Perde çek çehreme hicran günü ey kanlı sirişk
Ki gözüm görmeye ol mâh-likaadan gayrı

Yetti bîkesliğim ol gaayete kim çevremde
Kimse yoh çevrile girdâb-ı belâdan gayrı

Ne yanar kimse bana âteş-i dilden özge
Ne açar kimse kapım bâd-i sabâdan gayrı

Bozma ey mevc gözüm yaşı habâbın ki bu seyl
Komadı hiç imâret bu binâdan gayrı

Bezm-i aşk içre Fuzûlî nice âh eylemeyen
Ne temettu bulunur bende sadâdan gayrı

Fuzûlî

28 Kasım 2012

Perîşân-hâlün oldum sormadun hâl-i perîşânum (Murabba)

Perîşân-hâlün oldum sormadun hâl-i perîşânum
Gamundan derde düşdüm kılmadun tedbîr-i dermânum
Ne dersen rûzgârum beyle mi geçsün güzel hânum
Gözüm cânum efendim sevdüğüm devletlü sultânum

Esîr-i dâm-ı ışkun olalı senden vefâ görmen
Seni her handa görsem ehl-i derde âşinâ görmen
Vefâ vü âşinâlık resmini senden revâ görmen
Gözüm cânum efendim sevdüğüm devletlü sultânum

Değer her dem vefâsız çerh yayından bana bin oh
Kime şerh eyleyem kim mihnet ü endûh u derdüm çoh
Sana kaldı mürüvvet senden özge hîç kimsem yoh
Gözüm cânum efendim sevdüğüm devletlü sultânum

Gözümden dem-be-dem bağrum ezüb yaşum gibi gitme
Seni terk itmezem çün ben beni sen dahi terk itme
İyen çok zâlim olma ben gibi mazlûmı incitme
Gözüm cânum efendim sevdüğüm devletlü sultânum

Katı gönlün neden bu zulm ile bî-dâdâ râgıbdür
Güzeller sen gibi olmaz cefâ senden ne vâcibdür
Senün tek nâzenine nâzenin işler münâsibdür
Gözüm cânum efendim sevdüğüm devletlü sultânum

Nazar kılmazsan ehl-i derd gözden ahıdan seyle
Yamanlıkdur işün uşşâk ile yahşi midür beyle
Gel Allah’ı seversen bendene cevr itme lûtf eyle
Gözüm cânum efendim sevdüğüm devletlü sultânum

Fuzûlî şîve-i ihsânun ister bir gedâyundur
Dirildükçe seg-i kûyun ölende hâk-i pâyındur
Gerek öldür gerek ko hükm hükmün rây râyındur
Gözüm cânum efendim sevdüğüm devletlü sultânum


Fuzûlî

Ezel kâtipleri uşşâk bahtın kare yazmışlar

Ezel kâtipleri uşşâk bahtın kare yazmışlar
Bu mazmûn ile hat ol safha-i ruhsâre yazmışlar

Havâs-ı hâk-i pâyun şerhini tahkîk edîp merdüm
Gubâr îlen beyâz-ı dîde-i hûnbûre yazmışlar

Girip büthâneye kılsan tekellüm cân bulur şeksiz
Musavvirler ne sûret kim der ü dîvâne yazmışlar

Muharrirler yazanda her kime âlemde bir rûzî
Bana her gün dil-i sad-pâreden bir pâre yazmışlar

Yazanda Vâmık u Ferhâd u Mecnûn vasfın ehl-i derd
Fuzûlî adını gördüm ser-i tumâre yazmışlar


Fuzûlî

Dost bî-pervâ felek bî-rahm ü devran bî-sükûn

Dost bî-pervâ felek bî-rahm ü devran bî-sükûn
Derd çoh hem-derd yoh düşmen kavî tâli' zebûn

Sâye-i ümmîd zâ'il âfitâb-ı şevk germ
Rütbe-i idbâr âlî pâye-i tedbîr dûn

Akl dun-himmet sadâ-yı tâ'ne yer yerden bülend
Baht kem-şefkat belâ-yı ışk gün günden füzûn

Men garîb ü râh-ı mülk-i vasl pür-teşvîş ü mekr
Men harîf-i sâde-levh ü dehr pür-nakş-ı füsûn

Her sehî-kad cilvesi bir seyl-i tûfân-ı belâ
Her hilâl-ebrû kaşı bir ser-hat-ı meşk-i cünûn

Yelde berg-i lâle tek temkîn-i dâniş bî-sebât
Suda aks-i serv tek te'sir-i devlet vâj-gûn

Ser-had-i matlûba pür-mihnet tarîk-i imtihân
Menzil-i maksûda pür-âsîb râh-ı âzmûn

Şâhid-i maksad nevâ-yı çeng tek perde-nişîn
Sâğar-ı işret habâb-ı sâf-ı sahbâ tek nigûn

Tefrika hâsıl tarîk-i mülk-i cem'iyyet mahûf
Ah bilmen neyleyem yoh bir muvâfık reh-nümûn

Çihre-i zerdin Fuzûlî'nün dutupdur eşk-i âl
Gör ana ne rengler geçmiş sipihr-i nîl-gûn

Fuzûlî

Batalı kana ohun dîde-i giryân içre

Batalı kana ohun dîde-i giryân içre
Bir elifdür sanasan kim yazılur cân içre

Yeridür sîne-i sûzânuma külhan deseler
Anca kim yandı ohun sîne-i sûzan içre

Cânı ten içre ne sahlardum eger bilse idüm
Ki degül gizlü gam-ı lâ'l-i lebün cân içre

Ala gör ohlarını dîdelerümden ey dil
Hayfdur olmaya nâ-geh ite müjgân içre

Çâk gönlüm yarasında yaraşur peykânun
Akd-i şebnem hoş olur gonca-i handân içre

Kaddüne serv demiş goncalarun ta'nından
Duramaz bâd-ı sabâ hîç gülistân içre

Ey Fuzûlî kime sûz-ı dilümi şerh edeyüm
Yoh menüm kimi yanan âteş-i hicrân içre

Fuzûlî

Aşka Sevdalanma

Can verme sakın aşka aşk afeti candır
Aşk afeti can olduğu meşhuru cihandır
Sakın isteme sevdayı gam aşkta her an
Kim istedi sevdayı gamlı aşk ziyandır
Her ebrulu güzel elinde bir hançeri honriz
Her zülfü siyah yanında bir zehirli yılandır
Yahşi görünür yüzleri güzellerin emma
Yahşi nazar ettikte sevdaları yamandır
Aşk içre azap olduğu bilirem kim
Her kimseki aşıktır işi ahü figandır
Yadetme güzel gözlülerin merdümi çeşmin
Merdüm deyip aldanma kim içtikleri kandır
Gel derse Fuzuli ki güzellerde vefa var
Aldanma ki şair sözü elbette yalandır.

Fuzûlî

03 Eylül 2012

Beni Candan Usandırdı

Beni candan usandırdı, cefâdan yâr usanmaz mı?
Felekler yandı âhımdan, murâdım şem’i yanmaz mı?

Kamu bîmârına cânan devâ-yı derd eder ihsan,
Niçin kılmaz bana derman, beni bîmâr sanmaz mı?

Şeb-i hicran yanar cânım, döker kan çeşm-i giryânım,
Uyarır halkı efgânım, kara bahtım uyanmaz mı?

Gül-i ruhsârına karşı gözümden kanlı akar su,
Habîbim, fasl-ı güldür bu, akar sular bulanmaz mı?

Gamım pinhan tutardım ben, dediler yâre kıl rûşen
Desem ol bi-vefâ bilmem, inanır mı inanmaz mı?

Değildim ben sana mâil, sen ettin aklımı zâil
Bana ta’neyleyen gâfil, seni görgeç utanmaz mı?

Fuzûlî rind-i şeydâdır, hemişe halka rüsvâdır,
Sorun kim bu ne sevdâdır, bu sevdâdan usanmaz mı?

Fuzûlî

Bende Mecnûn'dan Füzûn

Bende Mecnûn’dan füzûn âşıklık isti’dâdı var
Âşık-ı sâdık benim Mecnûn’un ancak adı var

N’ola kan dökmekte mâhir olsa çeşmin merdümü
Nutfe-i Kabildir ü gamzen gibi üstâdı var

Kıl tefâhur kim senin hem var benim tek âşıkın
Leyli’nin Mecnûn’u Şîrin’in eğer Ferhâd’ı var

Ehl-i temkinim beni benzetme ey gül bülbüle
Derde yok sabrı onun her lahza bin feryadı var

Eyle bed-hâlim ki ahvâlim görende şâd olur
Her kimin kim devr cevrinden dil-i nâşâdı var

Gezme ey gönlüm kuşu gâfil fezâ-yı aşkda
Kim bu sahranın güzergâhında çok sayyâdı var

Ey Fuzûlî aşk men’in kılma nâsıhtan kabûl
Akl tedbîridir ol sanma ki bir bünyâdı var

FUZÛLÎ

12 Mayıs 2012

Müştakınım ey ecel kerem kıl


Ey ömr gel imdi başa sen hem
Çeşmime tire oldu alem

Alem hoş idi ki var idi yar
Çün yar yok, olmazın ne kim var

Ey can, ten-i hasteden veda' et
Bir haste ile yeter niza et

Müştakınım ey ecel kerem kıl
Def-i elem eyle ref-i gam kıl

Kurtar beni ızdırab-ı gamdan
Ver müjde vucuduma ademden

Ayınemi eyle jenkten pak
Kıl perde-i i'tibarımı çak

Ref' et ne ise arada hail
Eyle meni ol nigara vasıl

Ya Rab ! bana cism ü can gerekmez
Canan yoğ ise cihan gerekmez


Fuzûli

10 Nisan 2012

Nakd-i ömrün

Nakd-i ömrün bir sanem uğrunda sarf etdün temam
Ey Fuzuli ah eger senden sorulsa bu hisab

"...Arapça'da "aşk"ın esas itibarıyla sarmaşık kelimesiyle aynı kökten gelmesi ve bir sarmaşık nasıl bulunduğu yeri sararsa, aşkında arız olduğu kişiyi aynı şekilde sarması durumundan hareketle bu ismi aldığı öne sürülür.Bu kelimenin bir diğer anlamı da "sevgide ölçüyü kaçırmak" demektir..."
(A.A.Şentürk/Doğu Batı sayı 26)

Bakıya kankı gönül şehrine gelse şeh-i aşk
Bile enduh u bela bela hayl ü haşem gibi gelür

Baki

Ey Baki! Aşk padişahı hangi gönül şehrine gelse, sıkıntı, gam ve bela da maiyyetindeki görevliler gibi onun yanında beraber gelirler.
(Ve aşığın kalp şehrini istila ederler, aşık ise bu istiladan son derece
menmundur.)