1
şarkı ne kadar bana aitse
dilime inmeden önce
ondan daha fazla yer buluyor
dünyanın dile gelip
söylendiği köşesinde
telden çıkan ses bana ait
nağmesi duyulmadan daha
suçsuzluğun bekçisidir
yaşadığım serüvende
toprağın kanı gibi, öyle ki
buz, su halini gözlemede
kaçırmayacağı ilk fırsatın peşinde
yağmurdu doluydu demeden
iklimleri dolaşıyor buharı düşlemekle
topraktaki buzun özlemi su olmaya
kaderine razıdır dondurucu havada
kızarmış dudaklarla konuşurken
hayatdoluluğa niyet tutan
bizlere düşense duyabilmektir
bulutlar arkasından güneşi
tomurcuklanırken su, buz saçaklarında
böyle böyle giderir toprağa özlemini
tamamlar elimizden tutarak
bize öğretir toprağın kanı
hayat vermek için girdiği
bitkilerde ve insanda tükenmesi imkânsız
kelimeler halindeki büyük çevrimi
kışın tatlı deminde kalıyor su
baharda besliyor ağaçları, cinsine göre
dudakları çatlatan yarı buz
çözülüyor dile dönüşen bir güç olarak
hakiki niyetlere cesaret veriyor
ve niyazıma dillensin diye
saf cana dönüşmüş anlamı bağışlıyor
buzlu kar tabakasını kırıyorum nazik yerinden
sözün yürümesi gerekiyor aynı şekilde
bir mucizeyle kendisini
açmamı bekleyen kutu gibi sessizlik
bana geliyor beyazlık halinde
otlar da az solmamış büzülmemiştir
az sancı çekmemiştir, karlar altında
sızısında pişenleri ağaç, kış boyunca
kendisine yaklaşan birine verecektir
çilesini bitirmek için çileye düşmüşlerin
sevecenliği, meyveden önce gelir meyvelerin
tat olarak devreder onu insanlara
2
mesele, sözün ağızdan çıkması değil
onun kalpte hasıl ettiği titreşimdir
muhayyilede bıraktığı kalıcı izdir
başka türlü inmez bir imge, hayalin bahçesine
nakışlar da nakış olarak durmaz
kalıcı hale gelemez aksi halde
güneş batıdan doğmadığına göre
tövbe karşılık bulabilir hâlâ
geri dönüş mümkündür, vakit var
ruhun eski halini alması mümkün
yağmur, buhar buz, bulut
ve suyun dolambaçsız tabiatıyla
döne döne beslediği toprak
ve olduran güneş, ehlileşmiş ateş
bedeli oluyor yüksek geçişlerin
kısırdöngü değildir bu yolun izlenmesi
devridaimlerde bulurken biri diğerini
tabiata can veren
ritmin mucizevi görkemi
hayal kurdurur kısır döngüyle bakmaz
yeniden yaratılmadır aslı, hayatdoluluğun
hayaldedir verimi
3
aç kilidini ey kelime!
anlamın baskıladığı duygular var üzerimde
farzet ki acıkmış haldeyim ezeli esrimeye
doyumdan doyuma geçiş duygusuyla gelen
tatlı baskı halinde aynı gün
söze dönüşmek zorunda, kabarmış gonca gibi
dilim açsın diyorum kilidini
kaldır, zan üstündeki baskısını endişenin!
kısılmış ışığa fer ver, çekilmiş fitili aç
uyku özgür bıraktığı zaman
geceden çıkış olur rüya, sabah güneşiyle
kapısından girmek isteyenler için
üstüme üstüme gelen anlam yükünün
kapalı yerlerde solmuş güzelliklerin
geri gelsin zarafet günleri
uykuda bırakılmış mumunu uyandırayım, yardım et!
anahtarı olsun sözüm, ağıttan sonra gelen övgülerin
uçuran arzuların elinde
Ebubekir Eroğlu
Türk ve Dünya Şiirleri Antolojim "Çiçeğin açması da bir tür şiir belki - Bilmiyorum"
Ebubekir Eroğlu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Ebubekir Eroğlu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
30 Temmuz 2015
23 Haziran 2013
Aldı Subhizade Fevzi
yoğun sisiyle boğulmadan düşüncenin
ince bir ışık aralığı açayım dedim
sevdiğime, düşler içinde
unutulsa yeridir; benliğim
ne olabilirdi ki zaten düşten ötede
düş içinde bile dokunmanın şevkiyle
belirmiş iken Yusuf umudu,
yön göstermeyen çöllerde dolaşıp durma!
Ne haldir bu!
ad koyamam düşkünlüğün bu kadarına
baş ağrısıyla sızlanmanın
derin çukuruna iten aldanışla
kaldığımda bile güzelliği sezme fıkri
arzulu gözleri sabaha kadar
derin uykudan etti
görmek şarap olup sarhoşa döndürsün; varsın,
kavuşmanın dopdolu kadehi gibi
baygınlığı mahşere dek sürecek değil ya!
anlatır kızıl dudağını ey peri
cana yakın sözleri Feyzi'nin
yalnızca duymuş olana, tat alana, anlayana
ince bir ışık aralığı açayım dedim
sevdiğime, düşler içinde
unutulsa yeridir; benliğim
ne olabilirdi ki zaten düşten ötede
düş içinde bile dokunmanın şevkiyle
belirmiş iken Yusuf umudu,
yön göstermeyen çöllerde dolaşıp durma!
Ne haldir bu!
ad koyamam düşkünlüğün bu kadarına
baş ağrısıyla sızlanmanın
derin çukuruna iten aldanışla
kaldığımda bile güzelliği sezme fıkri
arzulu gözleri sabaha kadar
derin uykudan etti
görmek şarap olup sarhoşa döndürsün; varsın,
kavuşmanın dopdolu kadehi gibi
baygınlığı mahşere dek sürecek değil ya!
anlatır kızıl dudağını ey peri
cana yakın sözleri Feyzi'nin
yalnızca duymuş olana, tat alana, anlayana
Ebubekir Eroğlu
Hüznün Anlayışı
tut ki bir yalnızım ben
tut da kurtulayım bu soğuk bahçeden
hızla geçti günün arzuları
hızla geçti gecenin dinmeyen anıları
sabır taşını ikiye böldüm
geçtim binbir acıdan umuttan
ayışığına muhtacız dedim dinlemediniz
duaya muhtacız selâma muhtacız
muhtacız bahara bahar sabahına
tut ki bir yalnızım ben
esintine muhtacım ey ulu rüzgâr
bana bir sır gerek şafak vaktinden
hatırama başdönmesi
hüznün anlayışını isterim
ey hüzün anlayışını isterim
badısabanın sabahla dostluğunu
badısabanın sabahla savaşını isterim
ey badısaba ekmeğini aşını isterim
isterim hızla geçen arzuyu
bu dansın çağrısı beni bulur beni arar
Ebubekir Eroğlu
tut da kurtulayım bu soğuk bahçeden
hızla geçti günün arzuları
hızla geçti gecenin dinmeyen anıları
sabır taşını ikiye böldüm
geçtim binbir acıdan umuttan
ayışığına muhtacız dedim dinlemediniz
duaya muhtacız selâma muhtacız
muhtacız bahara bahar sabahına
tut ki bir yalnızım ben
esintine muhtacım ey ulu rüzgâr
bana bir sır gerek şafak vaktinden
hatırama başdönmesi
hüznün anlayışını isterim
ey hüzün anlayışını isterim
badısabanın sabahla dostluğunu
badısabanın sabahla savaşını isterim
ey badısaba ekmeğini aşını isterim
isterim hızla geçen arzuyu
bu dansın çağrısı beni bulur beni arar
Ebubekir Eroğlu
Anlık Değişmeler
sarhoşluğu çeker; borçlu kalma
gölgeler zincirinde bir halka olmanın
direnecek ne çok şey var
bu dediğim onlardan değil
ister teslim ol ister olmazmış gibi dur
her zerresine bir tat gizlenmiş
coşkunun ağır basışına
sahip çıkmana bir şey demem
varsa bir haykırış
anlam yüklü bir anma
ve söylenmeyi bekleyen şiir
sözün ağır sarhoşluğunda
tat verenin ayak sesleri gelir
kalpler duraksar çünkü yakalanmıştır
ne yapacağı belli olmayan yağmacıya
yağmacı alt üst etse de bir süre
tanıdık mı filizlenme ya da çürüme
ne sebebi ne kanıtı vardır
kattığı ve alıp götürdüğüyle
kalptir, geçer hepsi, kendine gelirsin
ne anlam arar ne bulur ne verir
kalptir, sadece
"niye böyle oldun ki?" dersin
gölgeler zincirinde bir halka olmanın
direnecek ne çok şey var
bu dediğim onlardan değil
ister teslim ol ister olmazmış gibi dur
her zerresine bir tat gizlenmiş
coşkunun ağır basışına
sahip çıkmana bir şey demem
varsa bir haykırış
anlam yüklü bir anma
ve söylenmeyi bekleyen şiir
sözün ağır sarhoşluğunda
tat verenin ayak sesleri gelir
kalpler duraksar çünkü yakalanmıştır
ne yapacağı belli olmayan yağmacıya
yağmacı alt üst etse de bir süre
tanıdık mı filizlenme ya da çürüme
ne sebebi ne kanıtı vardır
kattığı ve alıp götürdüğüyle
kalptir, geçer hepsi, kendine gelirsin
ne anlam arar ne bulur ne verir
kalptir, sadece
"niye böyle oldun ki?" dersin
Ebubekir Eroğlu
10 Şubat 2013
Aldı Fehim
baktım dünya sahnesine
metnindeki cümlelere
dizgisi yanlış
acısı gerçek insanların
üstelik az da anlatılmamış
ama "biri birşey yapsa" diyen temenniler
çözümsüz simgeler olarak kalmış
büyük acılar tel tel çözülmekteyken
doğru nüktelere giren büyük üzüntülerin
dileği yanlış
düzenini bu çağın boyladı gitti
binlerce adab erkan sahibi
açılmış olmaz mıydı bugüne değin
olmasa bir kalıba sokulmuş gizeminin
kurgusu yanlış
bilen bildi doğrusu
yorumları gizlice yalanla doldu
uyku her koldan hücumla bölünürken
rahatça uyanışı kalmadı istiharenin
olmada gittikçe şehrin pîrinin
rüyası yanlış
gözlerinden sevgiliye bağlanıp
tutkusuna yenilmiş aşk hastasına
isa hazretleri gelse ne yapsın
böylesine tıbbî müstahzaratın
devası yanlış
anlam dünyasına yakın duranın
şiirsiz ortamda olur mu hiç benzeri
kavrayışı ve kaleme alışında
boş konuşmaya alışmış olanların
sanısı yanlış
Ebubekir Eroğlu
metnindeki cümlelere
dizgisi yanlış
acısı gerçek insanların
üstelik az da anlatılmamış
ama "biri birşey yapsa" diyen temenniler
çözümsüz simgeler olarak kalmış
büyük acılar tel tel çözülmekteyken
doğru nüktelere giren büyük üzüntülerin
dileği yanlış
düzenini bu çağın boyladı gitti
binlerce adab erkan sahibi
açılmış olmaz mıydı bugüne değin
olmasa bir kalıba sokulmuş gizeminin
kurgusu yanlış
bilen bildi doğrusu
yorumları gizlice yalanla doldu
uyku her koldan hücumla bölünürken
rahatça uyanışı kalmadı istiharenin
olmada gittikçe şehrin pîrinin
rüyası yanlış
gözlerinden sevgiliye bağlanıp
tutkusuna yenilmiş aşk hastasına
isa hazretleri gelse ne yapsın
böylesine tıbbî müstahzaratın
devası yanlış
anlam dünyasına yakın duranın
şiirsiz ortamda olur mu hiç benzeri
kavrayışı ve kaleme alışında
boş konuşmaya alışmış olanların
sanısı yanlış
Ebubekir Eroğlu
Dostça Konuşma
söylenmesi gerekeni
söylemeye değmiyor,
kulaklar kalbe uzaksa
konuşalım diyorum, gel
kendi aramızda,
kız kulesini alarak arkamıza
kuvvetli lodos çıkıyor
ağzımdan çıkan heceyi götürüyor
nefes kesilir, sesler bölünür biliyorum
böyle zamanlarda,
ısrar eden söz dönüşüyor çığlığa
bakışın, “tamamla bekliyorum
ya da toparla” diyor; boşver
yarım cümle yarım kalsın;
sözün söz olarak ulaştığı yer,
emanet ediyorum anlayan bakışına
bazan söylemeye ihtiyaç yok
delil ortada; sözü doğuran.
can kulağı yakınımızda.
kalan yarı uçan yarıyı çağırır
ihtiyaç yok kalbi ve kulağı sınamaya
Ebubekir Eroğlu
söylemeye değmiyor,
kulaklar kalbe uzaksa
konuşalım diyorum, gel
kendi aramızda,
kız kulesini alarak arkamıza
kuvvetli lodos çıkıyor
ağzımdan çıkan heceyi götürüyor
nefes kesilir, sesler bölünür biliyorum
böyle zamanlarda,
ısrar eden söz dönüşüyor çığlığa
bakışın, “tamamla bekliyorum
ya da toparla” diyor; boşver
yarım cümle yarım kalsın;
sözün söz olarak ulaştığı yer,
emanet ediyorum anlayan bakışına
bazan söylemeye ihtiyaç yok
delil ortada; sözü doğuran.
can kulağı yakınımızda.
kalan yarı uçan yarıyı çağırır
ihtiyaç yok kalbi ve kulağı sınamaya
Ebubekir Eroğlu
27 Ekim 2012
Aldı Beliğ
başa çıkması çetin, bağlı olanın
gücü de yetmez ki çözülüp ayrılmaya
sen, düşünü kurduğum sıcak buluşma!
bir de düşte kalmayan, yürek inciten
soğukluk verici fikir olmasa!
çekip gitmeyenden bir türlü
ve aldırışsız kalandan
kolay bir yolu yok uzak durmanın
vazgeçip her şeyden bir köşeyi seçmek de güç
kaçmak tanıdıklardan, sebepsiz uzaklaşmak
yalanlarla doluyken etraf, düşmanca
ve rast geldikçe, canı kendine çeken
gözlere özürler sıralayarak
yalın bir öpücüğe yaklaşmak da güç
dolaşmak şöyle kalsın kıyılarda
gözlerden ırak
mümkün müdür uzletin baş köşesi
ortalığa serpilip dökülmüş âşıklara
ve geçmek için teklifsiz, yârin bucağına
arşınlayacak bir yolu bulmak da güç
Ebubekir Eroğlu
gücü de yetmez ki çözülüp ayrılmaya
sen, düşünü kurduğum sıcak buluşma!
bir de düşte kalmayan, yürek inciten
soğukluk verici fikir olmasa!
çekip gitmeyenden bir türlü
ve aldırışsız kalandan
kolay bir yolu yok uzak durmanın
vazgeçip her şeyden bir köşeyi seçmek de güç
kaçmak tanıdıklardan, sebepsiz uzaklaşmak
yalanlarla doluyken etraf, düşmanca
ve rast geldikçe, canı kendine çeken
gözlere özürler sıralayarak
yalın bir öpücüğe yaklaşmak da güç
dolaşmak şöyle kalsın kıyılarda
gözlerden ırak
mümkün müdür uzletin baş köşesi
ortalığa serpilip dökülmüş âşıklara
ve geçmek için teklifsiz, yârin bucağına
arşınlayacak bir yolu bulmak da güç
Ebubekir Eroğlu
22 Temmuz 2012
Gelecek Günlerdir Beni Yoran
Gelecek günlerdir beni yoran
Dinginliğin bir yalan oduğu yerde
Herkes alışıyor çünkü sükûnun
Usul usul emilmesine
Altındaki konsolu güngörmüş kılan
Fotoğraflarda çocuklar durur
İçten bir kederi gizleyen gülümsemeyle
Yaşanıp geçmiş günlerin
Ha külüne katılır ha ateşine
"Bugün" de bir mumun tepesinde
Sallanıp çıkar aradan
Değil
Gördüğü mutlu bir hayâl gibi değil insanın
Yaklaştığı yere henüz varmadan
Tattığı bir tecrübe gibi değil
Uzak vakitler sökün eder ezer mahveder şimdileri
Gelecek günlerdir beni yoran...
Ebubekir Eroğlu
Dinginliğin bir yalan oduğu yerde
Herkes alışıyor çünkü sükûnun
Usul usul emilmesine
Altındaki konsolu güngörmüş kılan
Fotoğraflarda çocuklar durur
İçten bir kederi gizleyen gülümsemeyle
Yaşanıp geçmiş günlerin
Ha külüne katılır ha ateşine
"Bugün" de bir mumun tepesinde
Sallanıp çıkar aradan
Değil
Gördüğü mutlu bir hayâl gibi değil insanın
Yaklaştığı yere henüz varmadan
Tattığı bir tecrübe gibi değil
Uzak vakitler sökün eder ezer mahveder şimdileri
Gelecek günlerdir beni yoran...
Ebubekir Eroğlu
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)

.jpg)





