Bağışla piyade
Düşünmeden öylece:
Yürüyoruz her an,
Kızıştığında yer yüzünde bahar.
Yanlış adımla,
Ve kaçışı olmayan, basamaklarda kararsız...
Yalnızca beyaz söğütler,
Gibi beyaz kız kardeşlerin, bakakalır ardından.
İnanma havalara,
Aralıksız yağar yağmurlar.
İnanma piyade,
Söylenir hep, o yüreklendirici şarkılar
İnanma, inanma
Bahçelerde bülbüller çığlık çığlığa
Sürüyor hala, hayatın ölümle hesaplaşması.
Zaman bize öğretiyor:
Devam ediyorsa hayat, açık kalmalı kapılar...
Yoldaşım, dostum.
İşte tamamıyla cazip bir görev sana:
Daima gezeceksin yollarda,
Ve sadece bir şey ayıracak seni uykundan:
Neye yürüyoruz durmadan,
Kızıştığında yeryüzünde bahar?
Nereye yürüyoruz durmadan,
Kızıştığında yeryüzünde bahar?
Bulat Şalvoviç Okucava
Rusça aslından çeviren: Bora Aras
Türk ve Dünya Şiirleri Antolojim "Çiçeğin açması da bir tür şiir belki - Bilmiyorum"
Bulat Şalvoviç Okucava etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Bulat Şalvoviç Okucava etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
22 Mayıs 2013
21 Mayıs 2013
Ama gene de üzülüyorum
geçmiş dönmez, mümkün değil, yas tutulacak bir şey yok bunda.
her devrin kendine ait bir güzelliği var.
ama gene de üzülüyorum işte. artık yemek yiyemeyeceğiz
aleksandr sergeyeviç’le, yar meyhanesi’ne gidemeyeceğiz iki kadehliğine.
artık el yordamıyla dolaşmamız gerekmiyor sokaklarda.
otomobiller hazır, roketler hazır uçurmak için bizi uzaklara.
ama gene de üzülüyorum işte, bir tek troyka bile kalmadı moskova’da
ve hiç olmayacak bundan sonra da. ne yazık ki işte böyle.
peki, yerlere kadar eğiliyorum aklın kıyısız denizi huzurunda,
akılcı, tecrübeli asrımızı seviyorum.
ama gene de üzülüyorum işte. putlar hâlâ put,
bizler köleyiz yine.
itinalıydık zaferimizi dökerken,
tamam, her şeyi keşfettik: limanlar güvenli artık, ışık da var...
ama gene de üzülüyorum işte zaferlerimizin
kaideleri zaferlerimizden daha yüksek.
geçmiş dönmez. mümkün değil. sokağa çıkıyorum,
aniden karşımda nikitskiye vorota.
bir troyka duruyor, aleksandr sergeyeviç gezmeye gidiyor.
her devrin kendine ait bir güzelliği var.
ama gene de üzülüyorum işte. artık yemek yiyemeyeceğiz
aleksandr sergeyeviç’le, yar meyhanesi’ne gidemeyeceğiz iki kadehliğine.
artık el yordamıyla dolaşmamız gerekmiyor sokaklarda.
otomobiller hazır, roketler hazır uçurmak için bizi uzaklara.
ama gene de üzülüyorum işte, bir tek troyka bile kalmadı moskova’da
ve hiç olmayacak bundan sonra da. ne yazık ki işte böyle.
peki, yerlere kadar eğiliyorum aklın kıyısız denizi huzurunda,
akılcı, tecrübeli asrımızı seviyorum.
ama gene de üzülüyorum işte. putlar hâlâ put,
bizler köleyiz yine.
itinalıydık zaferimizi dökerken,
tamam, her şeyi keşfettik: limanlar güvenli artık, ışık da var...
ama gene de üzülüyorum işte zaferlerimizin
kaideleri zaferlerimizden daha yüksek.
geçmiş dönmez. mümkün değil. sokağa çıkıyorum,
aniden karşımda nikitskiye vorota.
bir troyka duruyor, aleksandr sergeyeviç gezmeye gidiyor.
Bulat Şalvoviç Okucava
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)

