Ahmet Mücahit Bülbül etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Ahmet Mücahit Bülbül etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

25 Nisan 2014

Düşük Ciğer

Tuhaf bir mevsimi var yokluğunun,
Eksiliyor insan..

Eğilip topluyorum ardın sıra dökülen geceleri
Sarıp sarmalıyorum koynumda,
Seviyorum,
Lakin olmuyor.

Orak, nasıl ki biçer harmanı ;
Öyle söküp aldı seni benden zaman.
Arta kaldın,
Tümüyle bitmedin bende.

Sen gideli beri dağınık etraf.
Hangi şiiri okusam, eksik,
Hangi cam kenarı koşsam, kalabalık
Ve hangi tabuta sığınsam, umut dolu..

Âh.
Uzatsan ellerini ciğerim düşecek,
Baksan yerle bir olacak bu can.
Ki gelişinin hayaline yetmiyor mecalim.

Koca bir adam gibi duruyor olmayışın,
İrkiliyorum.
Bir ağaç kovuğu arıyorum saklanacak,
Bir şiir ya da, yaralarımı saracak..

Hangi şair evlat edinir bu acıyı, bilmem.
Vazife senin ;
Ölüyorum,
Bir şiirler yapsana..


Ahmet Mücahit Bülbül

23 Nisan 2014

Kapına Geliyorum Bugün

Gökyüzündeki tüm mavileri toplayıp
basmadan yol-üstü papatyalarına
boynunu düşleyerek
ve düşmeden

kapına geliyorum bugün

Yamalarımdan taşan yaralarımla
öperek bir nehri yatağından
ellerimi toprakla yıkayarak
ve kurulamadan

kapına geliyorum bugün

Alıp gırtlağımdaki güvercin ölüsünü
ürkütmeden tel-aşığı posta kuşlarını
keskin gagalarından öperek
ve ıslatmadan

kapına geliyorum bugün

Bütün güzel okul-bahçesi çocuklarıyla
dokunmadan ceplerindeki mendile
sırma saçlarını okşayarak
ve harçlıklarıyla

kapına geliyorum bugün

Ve n’olur gül kurusu sevgilim
gülen yüzünü düşürmeden
yeşil bahçelerin kapısı önünde
nar çiçeklerini sularken bekle bizi

kapına geliyoruz bugün.


Ahmet Mücahit Bülbül