Kime özendim de çekildim
kendi içime, şu ücra kente
çekildim ve tersine çevirdim
o murahhas defteri.
Seninki dahil
unuttum ezberimdeki yüzleri,
adına Yalnızlık denilen bir fikri
özenle emziriyorum işte
İki şey, pas ve gam üst üste!
Kime imrendim de çekildim
kendi içime, şu ücra kente,
kopardığımı sanıyormuşum meğer
o malûm zinciri.
İşte Kalbim
nasıl da bencil ve cimri
nasıl da kalbimle birlikte
tatlandırıyor kursağındaki zehri
Yol var mıdır Ölüm'den öte?
-Vardır elbette!
Hüseyin Ferhad
Türk ve Dünya Şiirleri Antolojim "Çiçeğin açması da bir tür şiir belki - Bilmiyorum"
Hüseyin FERHAD etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Hüseyin FERHAD etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
24 Eylül 2013
Metafizik
Seni bir kilise avlusunda dilenmeliyim artık.
haçlara gerilmiş avuçlarımda bir suskun çan.
-Ben değil miyim şu yıkıntıların üzerine uzanan
saçlarım darmadağınık.
Seni bir tapınağın avlusunda dilenmeliyim artık.
çıplak ayaklarına sürmeliyim o ilençli yüzümü..
-Ben değil miyim kemirip duran madde'ye verilmiş tek sözümü
aklım darmadağınık.
Seni bir cami avlusunda dilenmeliyim artık.
kirli bir mendil gibi sermeliyim yüreğimi önünde.
-Ne var içimi kanatan bu ezan seslerinde
mihrabım darmadağınık.
Hüseyin Ferhad
haçlara gerilmiş avuçlarımda bir suskun çan.
-Ben değil miyim şu yıkıntıların üzerine uzanan
saçlarım darmadağınık.
Seni bir tapınağın avlusunda dilenmeliyim artık.
çıplak ayaklarına sürmeliyim o ilençli yüzümü..
-Ben değil miyim kemirip duran madde'ye verilmiş tek sözümü
aklım darmadağınık.
Seni bir cami avlusunda dilenmeliyim artık.
kirli bir mendil gibi sermeliyim yüreğimi önünde.
-Ne var içimi kanatan bu ezan seslerinde
mihrabım darmadağınık.
Hüseyin Ferhad
Zende-Rud’u Geçerken
Şirin. Emzirir ve büyütür
çığa benzer bir dağı.
Şirin. Okur örtünür
dağdan kopan bir çığlığı.
Hüsnü hat bahçelerinde
periler sesli düşünür,
kazmayı vurduğun yerde
iki tâlik harf öpüşür.
Aşk dediğin alelade
şikeste bir minyatür,
nedense su küresinde
sana matah görünür.
Sahi kimler var belleğinde
zülfü siyahın haricinde
ki bencileyin bir imla çırağı
ismine ayağ üşürür.
Sustur ve çöllere sür
şu mağrur ırmağı. Ferhad
Kem bahtını aynalara nakşetsen de
ölüm senin eğninde
mengü süte dönüşür.
Hüseyin Ferhad
çığa benzer bir dağı.
Şirin. Okur örtünür
dağdan kopan bir çığlığı.
Hüsnü hat bahçelerinde
periler sesli düşünür,
kazmayı vurduğun yerde
iki tâlik harf öpüşür.
Aşk dediğin alelade
şikeste bir minyatür,
nedense su küresinde
sana matah görünür.
Sahi kimler var belleğinde
zülfü siyahın haricinde
ki bencileyin bir imla çırağı
ismine ayağ üşürür.
Sustur ve çöllere sür
şu mağrur ırmağı. Ferhad
Kem bahtını aynalara nakşetsen de
ölüm senin eğninde
mengü süte dönüşür.
Hüseyin Ferhad
21 Eylül 2013
Kûfe'de Bir Hüseynî Akşam
Saplı kalsın göğsümde
kanıma teşne hançerin,
yaramdan damlar tekrar
nasıl olsa bir Hüseyin
Hüseyin bir ayna değil
ki kırılsın Yezid’e,
kan dökülsün ister hırkası
Yezid bir bahane
Sırrı aşikâr bir Hüseyin
aşka verir ser’ini,
tebeşir dairesinde Azrail’in
çözer zifaf düşmesini
Hüseyin kadar şivekâr
kaç isim var dilinde,
kimseye ve herkese ait
bir başka menkıbe
Sanır mısın ki Hüseyin
kumların fısıltısıdır bes,
yazılan sağdan sola
iki veya üç hecelik bir nefes
Hüseyin bir cinaslı avazdır
kişiye özel bir temrin,
bengisuda boğmak gerekir
onu öldürebilmek için
Hârelidir elbet Hüseyin
bir o kadar çocuk,
ateş çemberi değil ki bu çizdiğin
basbayağı bir boşluk
Hüseyin gece bir vakit
dokunmak gibidir güneşe,
eski yarasını Kûfe’nin
yıldızlar basmadan önce
Bencileyin külden bir Hüseyin
ezbere bilir ihaneti,
ruhuma sapladığın hançer
şehvetle ürpertir etimi
Hüseyin bir sırma kamerdir
tasviri nafile bir şehrayîn,
zaten Kerbelâ’ya uçar
sûreti haktan her Hüseyin
kanıma teşne hançerin,
yaramdan damlar tekrar
nasıl olsa bir Hüseyin
Hüseyin bir ayna değil
ki kırılsın Yezid’e,
kan dökülsün ister hırkası
Yezid bir bahane
Sırrı aşikâr bir Hüseyin
aşka verir ser’ini,
tebeşir dairesinde Azrail’in
çözer zifaf düşmesini
Hüseyin kadar şivekâr
kaç isim var dilinde,
kimseye ve herkese ait
bir başka menkıbe
Sanır mısın ki Hüseyin
kumların fısıltısıdır bes,
yazılan sağdan sola
iki veya üç hecelik bir nefes
Hüseyin bir cinaslı avazdır
kişiye özel bir temrin,
bengisuda boğmak gerekir
onu öldürebilmek için
Hârelidir elbet Hüseyin
bir o kadar çocuk,
ateş çemberi değil ki bu çizdiğin
basbayağı bir boşluk
Hüseyin gece bir vakit
dokunmak gibidir güneşe,
eski yarasını Kûfe’nin
yıldızlar basmadan önce
Bencileyin külden bir Hüseyin
ezbere bilir ihaneti,
ruhuma sapladığın hançer
şehvetle ürpertir etimi
Hüseyin bir sırma kamerdir
tasviri nafile bir şehrayîn,
zaten Kerbelâ’ya uçar
sûreti haktan her Hüseyin
26 Ekim 2012
İmru'l Kays
Atların lisanını bilirim
kadınların gizli tarifesini
itin hergelenin biriyim
muhabbet tellâllarına göre
Kalmadı yatmadığım hane
üryan girmediğim bahçe
İmru'l Kays'ı öldüren zehir
bana da sunuldu kaç kere
Doludizgin geçtim Yesrib'i
Mekke'yi kona göçe
görmek için şairin ülkesini
indim kadim Yemen'e
Yemen : Mısır ketenine
nakşedilmiş bir kaligrafi :
yüz bin sağmal deve
bir o kadar soru işareti
Yemen : çölün eteğine
serilmiş bir pösteki :
yüz bini çini kâse
bir o kadar cırcırböceği
Kahvenin yeşilini severim
sütün çivit mavisini
halden anlamazın biriyim
hayal tacirlerine göre
Necid bir kök hatmi
Aden bir dal defne
gözlerim şakaklarıma çekilir
güneş batarken Kızıldeniz'e
Nicedir dudaklarımda gezinir
Cemal Süreya'nın iki dizesi :
"İki şey : aşk ve şiir
bunlar kuşkuyla çiftleşir"
Boynundan sarkan gümüş zincir
sol kulağındaki pagan küpe
yine Kays'ı ele verir
dünyaya tekrar geri gelse
Her aşk bir şehir
gibi şiirin gri tipisine gizlenir
bir gün benim de kalbim
Ankara'da idam edilir
Hüseyin Ferhad
kadınların gizli tarifesini
itin hergelenin biriyim
muhabbet tellâllarına göre
Kalmadı yatmadığım hane
üryan girmediğim bahçe
İmru'l Kays'ı öldüren zehir
bana da sunuldu kaç kere
Doludizgin geçtim Yesrib'i
Mekke'yi kona göçe
görmek için şairin ülkesini
indim kadim Yemen'e
Yemen : Mısır ketenine
nakşedilmiş bir kaligrafi :
yüz bin sağmal deve
bir o kadar soru işareti
Yemen : çölün eteğine
serilmiş bir pösteki :
yüz bini çini kâse
bir o kadar cırcırböceği
Kahvenin yeşilini severim
sütün çivit mavisini
halden anlamazın biriyim
hayal tacirlerine göre
Necid bir kök hatmi
Aden bir dal defne
gözlerim şakaklarıma çekilir
güneş batarken Kızıldeniz'e
Nicedir dudaklarımda gezinir
Cemal Süreya'nın iki dizesi :
"İki şey : aşk ve şiir
bunlar kuşkuyla çiftleşir"
Boynundan sarkan gümüş zincir
sol kulağındaki pagan küpe
yine Kays'ı ele verir
dünyaya tekrar geri gelse
Her aşk bir şehir
gibi şiirin gri tipisine gizlenir
bir gün benim de kalbim
Ankara'da idam edilir
Hüseyin Ferhad
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)




