Ana içeriğe atla

Pervin İtisami: İran Şiir Semasının Pervin’i

Pervin İtisami: İran Şiir Semasının Pervin’i

Pervin 1906 yılında Tebriz’de doğdu. Babasının adı Yusuf’tur. Pervin’in babası İtisamu’l-Mulk lakabıyla tanınan döneminin önemli yazar ve ediplerindendir.
Pervin ailesiyle beraber çocuk yaşta Tahran’a gelir ve burada yaşamaya başlar.
Pervin çocuk yaşlarda babasının yanında Fars ve Arap edebiyatıyla tanışır ve evlerine gelip giden babasının dostları olan o zamanın tanınmış edipleri ve yazarlarından her gün yeni şeyler öğrenir.
Pervin ilköğretim eğitimi sonrası 1924 yılında Tahran’da Amerikan Kız Kolejini başarıyla tamamlar. Pervin mezun olduğu okulda iki yıl İngilizce öğretmenliği de yapar. O babasıyla yurtiçi ve yurtdışı gezilerine katılır, bu gezileriyle önemli deneyim kazanır ve gözlemlerde bulunur.
Pervin döneminin gerçekleri görerek Şah’ın tekliflerini geri çevirir ve onun hizmetinde bulunmak istemez.
1934 yılında Pervin, İran’ın Kirmanşah kenti polis müdürü olan amcasının oğluyla evlenir ve Kirmanşah’a taşınır. Kirmanşah’ta kaldığı ve edebiyattan uzak geçirdiği günler sonrası bu evliliği dört ay sonra boşanmayla sonuçlanır. Pervin evliliğinin son bulmasından hiçbir zaman şikâyetçi olmamıştır. Hayatının sonuna kadar bu konuda hiç konuşmamıştır.
1936 yılında babasının yardımıyla Pervin ilk şiir divanını yayınlar. İran edebiyat dünyası bu şiir divanını büyük beğeniyle karşılar. Pervin bu yıllarda Tahran’da Maarif Bakanlığı kütüphanesinde çalışmaya devam etmektedir.
Pervin edebiyat ve ilimle haşır-neşir bir aile içinde büyümüş ve özellikle babasının Pervin’in yetişmesinde önemli rolü olmuştur.
İtisamu’l-Mulk Fars ve Arap edebiyatını iyi bilen bir şahıstır. Kendisinin yazdığı “قلاید الادب فی شرح اطواق الذهب” adlı Arapça Mahmud b. Ömer Zemahşeri’nin ahlak ve öğretilerinin şerhini içeren risalesi Mısır’da ders kitabı olarak okutulmuştur.
Pervin’in babası döneminde Fars edebiyatı düzyazı, nesrinin değişmesinde de önemli rol oynamış güçlü bir ediptir.
Pervin babasının yanında daha küçük yaşlarda Fars ve Arap edebiyatını öğrenmeye başlamış ve on beş yaşına geldiğinde Fars edebiyatının büyük şairlerinin şiir divanlarını çok iyi öğrenmişti. Pervin Hafız-ı Şirazi, Sadi, Nasır Husrev, Firdevsi, Menuçehri, Ferruhi gibi klasik Fars şiiri şairlerinin eserlerini çok iyi mütalaa etmiştir.
Pervin’in babasının dostları arasında dönemin büyük yazarları ve şairleri vardır ve Pervin’in evinde edebiyat dünyası akıp gitmektedir. Abbas İkbal Aştiyani, Meliku’ş-Şuara Behar, Nasrullah Tagevi, Said Nefisi gibi dönemin önemli şahsiyetleri Pervin’in babasının evinde toplanırlar ve Pervin de küçük yaşına rağmen bu edebiyat meclislerinde bulunurdu. Pervin bu meclislerde şiirlerini okur ve babasının dostları tarafından şiirleri çok beğenilirdi.
Oyuncakları Fars edebiyatının büyük yazarları ve şairlerinin eserleri ve oyunları babasının kendisine verdiği klasik şiirlerin vezinlerini bulma, bu vezinleri değiştirerek şiiri başka bir vezinde yazma veya aynı vezinde kendisine ait bir şiir yazmaya çalışmak olan Pervin’in on iki yaşında yazdığı bir şiiri de şöyledir:


اي مُرغک خُرد ، ز آشيانه Ey küçük kuş! Yuvadan                      
پرواز کن و پريدن آموز Uç ve uçmayı öğren                             
تا کي حرکات کودکانه؟Ne zamana kadar çocukça yaşamak         
در باغ و چمن چميدن آموزBağ, bahçe, bostanda gezmeyi öğren 
رام تو نمي شود زمانهZaman sana ayak uydurmaz                     
رام از چه شدي ؟ رميدن آموزNiye evcilleştin ki koşmayı öğren 
منديش که دام هست يا نه Düşünme tuzak var mı yok mu?          
بر مردم چشم ، ديدن آموزHalkın gözüyle bakmayı öğren            
شو روز به فکر آب و دانهGündüz su ve yem peşinde                  
هنگام شب آرميدن آموزGeceleri uyumayı öğren                        


Pervin’in edebiyat dünyasına girdiği dönem Osmanlı devletinde yenileşme hareketleri, Tanzimat ve meşrutiyet sürecinin bütün İslam dünyasını da derinden etkilediği bir dönemdir. Osmanlı gibi İran’da da değişen siyasi ve sosyal durum dil ve edebiyata yansımıştır. Osmanlı yenileşme hareketlerinin etkisinde daha sonra cumhuriyet deneyiminin ışığında kanunun üstünlüğü, hak ve adalet düşüncelerini savunan İranlı aydın ve yazarların ortaya çıktığı böyle bir siyasi-sosyal ve edebi ortamda Pervin edebiyat dünyasına girmiştir.

Pervin ve Edebiyatı, Şiiri ve Özellikleri:

Pervin’in babası Yusuf İtisami’nin dostları arasında İran’ın o dönem tanınmış Melikuşşuara Behar, Abbas İkbal Aitiyani, Said Nefisi, Nasrullah Tegevi gibi çehreler bulunmaktaydı. Pervin böyle edebi ve ilmi bir muhitte büyüdü.
Babasının her birinin İran’ın tanınmış simaları olan dostlarının bulunduğu meclislerde Pervin şiir okur ve hepsi bu şiirleri çok beğenirlerdi.
Pervinin şiirlerinde insanlar, hayvanlar, kuşlar hatta cansız eşyalar birbirleriyle münazarada bulunmakta, karşılıklı konuşmaktadırlar.

Pervin’in şiirleri iki bölüme ayrılabilir:

1-       Horasani üslupla yazdığı öğüt ve öğreti içerikli Nasır Hüsrev tarzı kaside ve şiirler
2-       Iraki üslupla yazılmış her biri bir hikaye gibi olan münazara içerikli ve daha çok Sadi tarzında şiirler. (Pervin’in bu tarzda şiirleri daha çok tanınmış ve sevilmiştir.)
O dönem iran’ın edebiyat otoritelerinden şair, bilim adamı, edip Melikuşşuara Behar Pervin’in şiiri hakkında şöyle der;

“Pervin kıtalarında anne şefkati ve kadın ruhunun letafetini kuşların fakir annelerin, çaresizlerin dilinden anlatan, bazen şefkatli bir anne ruhuyla bazen de Mevlana, Atar, Cami gibi şairlerle hayatın anlamı ve sırları hakkında onlarla beraber yürümeye çalışan bir şairdir.”
Pervin’in şiiri Fars şiirinde özel bir yeri olan ve geçmiş asırlarda en güzel örneğini Kesai Mervezi gibi şairlerin verdiği öğüt ve öğreti şiiri kategorisinde değerlendirilir.
Pervin bir eşya, canlılar veya insanları konuşturduğu münazara şiirlerinde inceden inceye toplumda yaşanan zulüm, fesat ve baskılara değinerek, kendisinin sahip olduğu edebi hüneri en güzel şekilde gözler önüne serer.
Pervin’in şiir divanının evlenmeden önce babasının “bu kız kendine koca bulmak için şiirlerini yayınlıyor” ithamlarını önlemek amacıyla basılmamış olduğu rivayet edilir.
Pervin’in evlendikten sonra 30 yaşına kadar yazdığı Şiiler toplanarak ilk defa 1936-1937 yılında Behar’ın önsözüyle yayınlanır. Ama daha önceleri Pervin’in şiirleri çeşitli yayın organlarında yayınlanmıştır.
Pervinin şiirlerinde dikkati çeken bir diğer husus da pervinin şiirlerinde bir kadın bakışıyla olduğu kadar bir erkek gibi de olayların değerlendirilmesi ve yaşama bakışı yansıtmasıdır. Özellikle arif ve sufi erkek şairler gibi şiirlerinde çeşitli konulara yer vermiştir.
Pervin hayatı boyunca insanlarla muaşereti çok fazla olan, çok insanla içli dışlı olmuş birisi olmamasına rağmen şiirleri okunduğu zaman kapsamlı bir hayata bakış, sosyal, siyasi ve kültürel sorunlara vakıf, devlet idaresinden, mahkemelere kadar birçok alanda bilgi ve görgü sahibi olduğu görülür.
İran’da 12 asır süren Fars şiirinde erkek hakimiyeti son yüzyılda bence iki kadın şairle yıkılmıştır. Birisi klasik kalıplar, şiir konuları, muhtevası ve ahlaki-irfani bakış açısıyla Pervin İtisami ve diğeri “Men diger be payan neyendişem hodi dust daşten zibast” diyen ve zincirlerini kırarak yaşam okyanusuna dalan ve gönlünce yaşayan modern şiir tazıyla Furuğ’dur.
Ama iki kadın şair de aynı kaderi paylaşmış ve çok genç yaşta biri 34 ve diğeri 32 yaşında bu dünyaya gözlerini yummuştur.
Pervin yaşadığı dönemde klasik fars şiirinden uzaklaşılırken klasik fars şiiri kalıplarını kullanarak bu şiiri canlandırmayı ve sevdirmeyi başarmış bir şairdir.
Pervin Nasır Hüsrev tarzı ahlaki ve tasavvufi konulara yer verdiği şiirlerinde İran edebiyatı Horasani üslubunu benimseyerek sade bir dil kullanır.
İran’da Batı ve Kuzey bölgeleri şairlerinin daha çok üzerinde durduğu münazara türü şiiri yeniden canlandıran Pervin, Sadi, Hafız gibi İran’ın büyük şairlerinin etkisinde kalır. Ama dili onlar kadar süslü değildir.
Pervin’in divanı 6500 beyitlik kaside, mesnevi, kıtalardan oluşur ve defalarca İran’da basılmıştır. Behar’ın önsözüyle yayınlanan ilk baskıda toplam 150 kaside, mesnevi ve kıta bulunur.
Pervin’in şiir divanında kıtalarından 65’i münazara-karşılıklı diyalog şiirleridir ve bu şiirlerde öğüt, öğretici şiir olarak sosyal sorunlara değinilir. Pervin kendi döneminde ve modern İran edebiyat tarihinde bu tarz şiirin en büyük temsilcisidir.
Pervin çekingen, utangaç ve iffetli karakteriyle yaşamında çalkantılı aşk maceraları yaşanmamıştır. Ama şiirlerinin satır aralarında Pervinin aşka dair düşüncelerine rastlanır. Pervin ne Furuğ’un dediği “ Men diger pe payan neyendişem hodi dust daşten zibast” (Ben artık sonunu düşünmüyorum, sevmenin kendisi güzel) tarzı anlayış ne Hafız’ın “Duş der halkayi ma kıssayi gisuyi to bud---ta deli şeb sohen ez silsileyi muyi to bud” (Dün gece halkamızda senin zülflerinin kıssası, gece yarısına kadar saçlarını o kıvrımları vardı) dediği ve aşığın ulaşılamayacak ulvi bir şey olduğu ve sadece onun sohbetlerinin edildiği ne de Fizuli’nin “Men de mecnundan füzun aşıklık istidadı var-aşık-ı sadık menem mecnunun ancak adı var” dediği ve kendi aşkında en sadık olmayı iddia eden ve ne de Neyzen Tevfik’in dizesindeki “Aşkın Leylasını gördüysen söyle duyup daa mecnundan rivayet etme” dediği ve aşık olunacak Leylaların kim ve ne olduğunu sorguladığı klasik aşık-maşuk ve aşk konuları dışında bir aşk görüşü vardır. Pervin aşka Leyla mecnunların Ferhat ve şirinlerin aşk mekteplerinde öğretilen aşık ve maşukun eziyet çektiği, ayrılık acısı yaşadığı, yanıp tutuştuğu gibi hallerin dışında bakmış ve aşkı münezzeh ve pak saf bir duygu olarak görmüş ve bunu çok insanın yaşadığına inanmıştır.
Pervinin şiirlerinin satır arasında okunabilecek bir başka gerçek de hatta kendisinden bile gizlemeye çalıştığı bir sırrı olan insan havasıdır. Bu hava daha çok evlilik sonrası yazdığı şiirlerde daha çok hissedilir, sanırım bu kocasıyla evli kaldığı 4 aylık sürede yaşadığı daha doğrusu yaşayamadığı bir hayatın acıları olsa gerek. Pervin’in yanlış evliliği onun hayatını çok derinden etkilediği gözlemlenebilir. Pervin bu şanssız evliliğin acılarını ruhunda taşımış ve bazen şiirlerine bu ruh hali aksetmiştir. Pervin bu acısını, yaşamında kaderin bu oyununu kendi içinde hapsetmeye çalışmıştır.
Pervin’in hayatında derin izler bırakan bu olay onun şu birkaç beytine şöyle yansımıştır:


ای گل تو ز جمعیت گلزار چه دیدی          Ey Gül! Gülzarda sen ne gördün                           
جز سرزنش و بد سری خار چه دیدیSerzeniş, dikenin eziyetinden başka ne gördün   
ای لعل دل افروز تو با آن همه پرتوEy kalbinin bütün aydınlığıyla güzel                     
جز مشتری سفله به بازار چه دیدیSen bu pazarda söyle ne gördün                              
رفتی به چمن لیک قفس گشت نصیبتBağa bostana açıldın, nasibin tuzak, kafes oldu  
غیر از قفس ای مرغ گرفتار چه دیدیEy tutsak Kuş! Sen kafesten başka ne gördün     

Pervin İtisami’nin şiirlerinde göze çarpan en önemli özelliklerin başında kullandığı sade dil gelir. Onun şiirlerinin bu kadar çok sevilmesine neden de onun bu kullandığı akıcı ve sade dilidir.
Pervin’in şiirinde kullanılan dil Hafız, Sadi, Menuçehri, Nasır Hüsrev, Enveri gibi büyük şairlerin özel bir zümreye hitap ettiği dilden çok daha sade ve halkın dilidir. Muhatabı da toplumun tamamıdır.
Pervin kendi dönemi şairlerinin birçoğunun aksine klasik Fars şiirine yönelmiş, kaza-kader, anne sevgisi ve terbiyesi, fakir ve ezilen insanların durumu, köylüler, toplumda yaşanan zulüm, sitem zenginlerin vurdumduymazlığı hak, adalet, hukuk, idari sistemin kokuşmuşluğu, kadınların durumu ve yöneticilerin aldatmaları ve kandırmacaları gibi döneminin güncel konularına da değinmiştir.
Pervin’in şiirleri üstat Muhammed Ali İslami Neduşen’in de dediği gibi; kendi zamanının siyasi meselelerinden ziyade bütün insanlığın çektiği acıları, mahrumiyeti, çaresiz insanların durumunu anlatmaktadır. Bu acılar her zaman ve her yerde olagelmiş ve insanlar bu sıkıntıları yaşamıştır.
Pervin yaşadığı dönemde İran’da cesaretle hakkın ve adaletin yanında yer alan ve gerçekleri hiç çekinmeden söyleyen bir kadın şairdir:

Söz söyleme zamanı korkma ve söyleyeceklerini söyle وقت سخن مترس و بگو آنچه گفتنی است
Savaş günü kılıç kötü ve çirkindir kınında                      شمشیر روز معرکه زشت است در نیام

Pervin döneminin zalimlerine krallarına sözünü açıkça çekinmeden söyleyen bir şairdir, onları çoban kılığında parçalayıcı kurtlara benzetirdi. Bir şiirinde yaşlı bir kadının ağzından konuya şöyle değinir:

ما را به چوب و رخت شبانی فریفته استBizi sopa ve çoban elbisesiyle kandırdı  
این گرگ سالهاست که با گله آشناستBu kurt ki yıllardır tanışır bu sürüyle    

Pervin insanın büyüklüğü, azametinin annesinin yanında aldığı terbiye ve onun yanında edindiği edeple mümkün olduğuna inanır ve şiirinde konuya şöyle değinir:

فرشته بود زن از ساعتی که چهره نمودMelekti kadın yaratıldığı zaman                
فرشته بین که بر او طعنه می زند شیطانŞeytanın çekiştirdiği, yerdiği bir melek     
اگر فلاطن و سقراط بوده اند بزرگEflatun ve Sokrat çok büyüktüler                   
بزرگ بوده پرستار خردی ایشانOnlara bakan büyüten çok büyüktü                    
به گهواره مادر بسی خفتAna beşiğinde yattı da büyüdü                                    
سپس به مکتب حکمت حکیم شد لقمانSonra hikmet okulunda hekim oldu Lokman

Pervin şiirlerinde İran’da kadın hakları, kadınların durumuna da değinmiş, İran kadın hareketinde yer almıştır. Pervin daha okul yıllarındayken kadınların durumuyla ilgili şu dizeleri yazmıştır.:

زن در ایران ، پیش از این گویی که ایرانی نبودİran’da kadın daha önce sanki İranlı değildi                
پیشه اش ، جز تیره روزی و پریشانی نبودİşi gücü kara bahtı ve perişanlığıydı                           
زندگی و مرگش اندر کنج عزلت می گذشتYaşamı ve ölümü sessizce kimsesizceydi                  
زن چه بود آن روزها گر زانکه زندانی نبودZindanda olmasa da kadın İran’da ne idi    
          
Pervin daha on beş yaşındayken yazdığı bir şiirinde sitem, zulüm ve zenginlerin vurdumduymazlığını şu şekilde anlatmıştır:

برزگري پند به فرزند داد، کاي پسرÇiftçi oğluna öğüt verdi; ey oğul!        
 اين پيشه پس از من تو راستBu iş benden sonra sana kalacak                    
مدت ما جمله به محنت گذشتBizim ömrümüz sıkıntı eziyetle geçti            
نوبت خون خوردن و رنج شماستSenin sıkıntı eziyet çekme vaktin geldi  
…   …   …
گفت چنين ، کاي پدر نيک رايşöyle dedi oğul; ey iyi kalpli, ileri görüşlü babam!    
صاعقه ي ما ستم اغنياستBizim yıldırımımız zenginlerin sitemi zulmü           
پيشه آنان ، همه آرام و خواب Onların işi ancak rahatlık ve yatmak                         
قسمت ما ، درد و غم و ابتلاستBize düşen dert, acı ve eziyet                                     
ما فقرا ، از همه بيگانه ايم Biz fakirler her şeyden herkesten uzağız                  
مرد غني ، با همه کس آشناستZengin herkesle aşina her şeye sahip                       
خوابگه آن را که سمور و خزستYatağı samurdan rahat mı rahat                        
کي غم سرماي زمستان ماستBizim çektiğimiz kışı soğuğu nerden bilsin    
تيره دلان را چه غم از تيرگيستKalpleri kararmışlara karanlıktan ne korku      
بي خبران را چه خبر از خداستYaratanı bilmeyenler ne bilsinler ki    
          
Pervin’in şiirlerinde işlenen konular arasında kaza-kader de vardır. Pervin kaza ve kaderi şiirlerinde şöyle işler:

تو چه می دانی چه پیش آرد قضا؟Sen ne bilirisin ne getirir kaza (alın yazısı)         
من هدف بودم قضا را سالها ...Ben yıllardır hedeftim kazaya                          

اندر آنجا که قضا حمله کندKaza saldırdı mı hücum etti mi insana                 
چاره تسلیم و ادب تمکین بود...Teslim olmak çaredir ve edep temkin             

اندر این پستی قضایم زان فکند،Bu bahtsız kaderimle baş başa kalınca               
تا تو را جویم، تو را خوانم بلندSeni ararım, seni çağırırım yüksek sesle          ...

Pervin Tahran’da kısa ama inişli-çıkışlı ömrünün sonunda yakalandığı kızamık hastalığına on dört gün sonra yenik düşmüş ve otuz dört yaşında hayata gözlerini yummuştur. İran şiir semasının sönmeyen yıldızı Pervin, kısa ömrüne şiirleriyle her zaman İran halkının gönlünde yaşamaya devam edecek bir şahsiyet sığdırmayı başarmıştır. Pervin kendi mezar taşının şiirini yazan ender şairlerden biridir, o yaşarken kaleme aldığı bir şiirini mezar taşına yazılmasını vasiyet etmiştir. Pervin’in mezar taşı için yazdığı şiiri şöyledir:

اینکه خاک سیهش بالین استŞimdi bu kara toprak yastıktır                        
اختر چرخ ادب پروین استEdebiyat semasının yıldızı Pervin’e                
گر چه جز تلخی ز ایام ندیدGerçi hayatta acıdan başka bir şey görmedi     
هر چه خواهی سخنش شیرین استAma yine de sözleri ne de şirindir             
صاحب آنهمه گفتار امروزBugüne kadar çok şey söyleyen                       
سائل فاتحه 



Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Hüzün Şiirleri

                                                                                                          -Yaşayamadıklarıma Eyvallah!                                                                                                          -Yaşadıklarıma Elhamdülillah!                                                         ...

Okuntu

Mevsimlerden denizi, inceliklerden en çok geçmişi özlediniz. Sevgiyi kavramanın ağırlığı başlayınca bizim gibi kaçmadınız. Belki biraz ağladınız; bir gözyaşı izi boyunca kanadınız. Akşamlar ve parklar arasında dünyaya en çok siz yaraştınız. Şimdi sizi çok özlemişiz. Bir akşam bize gelirseniz, geniş koltuklarda otururuz; susarız. Adnan Azar

İstanbul Şiirleri Bercestem

      İstanbul'a meftûn olanlara Deniz bazan susup bazan homurdanıyor; Üsküdar ’da birkaç ışık sönüp yanıyor: Eşelenen kıvılcımlı bir mangal gibi... Sabahattin Ali Karaköy'den kalkan vapurlar bilir Yıllardır nasıl yangın Galata Kulesi Kız Kulesi'ne Ali Asker Barut Bugünse artık Görmek için denizi Sağa sola oynatması gerekecek Betonarme binaların arasında Üzgün duran boynunu Ali Asker Barut İstanbul’da bir sevdiğim vardı Keçi yavrusuna benzer, Rüzgar eserdi hafiften gözlerinde Halden anlardı. Cahit Külebi Selimiye'nin arkası Karacaahmet Az gerilesem sırtım selvilere değecek Tüylerim diken diken Ne var bunda ürkecek Halim Şefik Güzelson Vay canına tükürdüğümün İstanbul’u ... Rumelihisarı’nda Orhan’ın mezarı Ne gittim ne gördüm gitmek de istemem Taze ekmek bir parça beyaz peynir Şimdi olsa şuracıkta rakı içer Denize mi bakar kim bilir Oktay Rifat Kayacık'ta mekik atarken Penelope Düşü...

Bir Bozuk Saattir Yüreğim, Hep Sende Durur

Herkes seni sen zanneder. Senin sen olmadığını bile bilmeden, Sen bile.. Seni ben geçerken, Derim ki, Saati sorduklarında; Onu ”O” geçiyordur. Kimse anlam veremez. Tamir ettirmedin gitti derler şu saati. Ettirmek istiyor musun demezler. Bir bozuk saattir yüreğim, hep sende durur. Zamanı durdururum yüreğimde, Sensiz geçtiği için, Akrep yelkovana küskündür. Şu bozuk saat çalışsa benim için ölümdür. Bil ki akrep yelkovanı geçerse, Atan bu yüreğim durur. Bırak bozuk kalsın, hiç değilse; Bir bozuk saattir yüreğim, hep sende durur. Turgut Uyar  Uyar’da hissedilen sıkıntılar ya da gerginlikler, onun yaşadığı içsel çatışmalardan dolayı mı? O bir muamma olarak kalacak bence. Belki de aile geçmişiyle alakalı. Kitapta bu meselenin üstüne gitmeye çalıştım; nasıl bir ilişkisi var ailesiyle diye sorup soruşturdum. Babası Arnavut, annesi Girit göçmen. Yoksul sayılabilecek bir ailede doğuyor, erken yaşlarda parasız yatılı olarak evden ayrılıyor, meslek olarak hiç hoşlanmadığı aske...

KİMİN NASIL BİR ANISI HALİNE GELECEĞİMİZİ HİÇBİRİMİZ BİLMEYİZ

Sana, penceremin önünde duran o vişne ağacını anlatmıştım. Karanlıkta bile, ona bakmak bir mutluluktu, bolartırdı gönlümü. Sen o vişne ağacı gibisin, demek isterim sana. İlkyaz güneşinde sert, yalız, ışınımlı aklığıyla bir kışın daha ödülünü dağıtır gibi göğe karşı çiçeklenen, taçyaprakları pörsüyüp döküldüğünde ardından gelecek alın umuduyla bizi oyalayan, yemişi, koparılmazsa, uzun süre karara karara kışı bekleyen vişnenin bütün hallerini sende görüyor değilim elbet. Ama onun gibi bir yaşam umudusun benim için. Yaşanabileceğini, yaşamağa çalışmak gerekeceğini duyurup duran. Ama böyle sözler sana söylenmezmiş, söylenemezmiş gibi gelir hep. Kurağın ateşini söndüren, soluk aldıran, kapıları açan yaz yağmuru gibisin bana. Ama sıkılırsın diye söylemekten kaçınırım. * Onca uzaklardan birbirimize el sallıyoruz. Çevrede her şeyin yıkıldığı zamanlarda bile, insanlar arasında sevginin, dostluğun, yaşamış olabilmesi gerektiğini düşünüyorum. Yoksa yıkıntıdan artakalanlar sevgiyi, dostluğu nasıl ...

A'dan Z'ye Şiir

436 1918 1949 1.Oca ... 1.mektup; sen büyüye dokunmak gibisin 128 Dikişli Şiir 3. Cemre 30 Şubat 4000 Şiirin yer aldığı 7500 sayfalık PDF formatında şiir arşivim... 5. Şarkı 5555. Paylaşım 6000. Paylaşım 6666. Paylaşım 7 Tane Erik Ağacı 80'lerde İstanbul'da 99. Sone Âb-ı hayât-ı lâ'lüne ser-çeşme-i cân teşnedür ablanın yokluğunu en çok sen hissedeceksin Acı Acı Acı Bahriyeli acı bir şarkı Acı desem Acılara Tutunmak Acılarınıza Dönün Şiir Oradadır Acılı Bahar Acılı bir yürek Acılı Gecenin Bitiminde Acınmıyorum, Seslenmiyorum, Ağlamıyorum, Aç Kollarını açık açık çağırır aşkını Açık Deniz Açıkla beni kardeşim Açıklama Açıklamalar Açılup bir dem bu bâğ-ı dil bahâr olmaz mı hìç Ada Ada Adad...

Sen Yaşat Beni

Gün gelir de terkeylersem eğer bu teni Yanında değilsem eğer, sen yaşat beni Uzandığında elime, yoksa yerinde artık Seni istese de gönül, biçareyse artık Gün be gün duyamasam da o tatlı sözleri Kurduğun hayalimizle sen yaşat beni Bırak bu yakarışları, bu dostane halleri Anla! Vakit geç. Tek arzum sen yaşat beni Bir an çıkarsam aklından, üzme kendini Yeter ki sonradan da olsa sen yaşat beni Bir zamanlar beni saran o düşünceler Sararıp solsa da yine sende yeşerseler Sen yaşattıkça beni, olacaksa eğer hüzün Var unut, sonra gülecekse eğer yüzün Christina Georgina Rosetti Çeviren: Oktay Eser

Heybeme Doldurduğum Şiirler II

bir sandalyenin yerini değiştiriyormuş gibi  “Ölüp gidiyoruz işte!” dedi, kaldırmadan başını.  Günlük işlerdenmiş gibi ölüm.  İlhan Berk arayerde bir hüzün büyür gider.  Turgut Uyar Sabah erkenden su yürüdü arklara.  Sarı üzüm dişleriyle gülümsüyor bağ.  Süreyya Berfe  Yüzleri, yüzleri ve maskeleri  Silik kopyaları bırak yaşayanlara  Sen sessiz ölümlerle zırhlanan gerçeği yaz  Cahit Koytak Kumandayı fırlatıp spiker kızın yüzüne  Bir şeyler yapmalı, diyorum - Ama ne?  Afrika'ya gidelim, diyor, karım içerden  Kahve içelim muhallebi yiyelim  Der gibi iyi niyetli  Günlük vurguyla Cahit Koytak Elini uzatıp baktın mı yas var komşular ülkesinde  Bülbül neden kenetlenmiş  Sorman oldu mu hiç İskeleti havlar mı bir insanın.  Gördüm  Cahit Koytak Gecenin bir yarısı oturup ağlıyorum bir çocuk parkında  Ulumak gibi ağlıyorum  Köpekler koşuyor sağımda solumda  T...

“Yaşlı kişinin kalbi iki şey üzere gençtir. Uzun yaşama sevgisi ve mal çoğaltma sevgisi.”

Arasıra düşmüyor değil aklıma Yabancı kadınların sıcaklığı Ama Allah bilir ya ne saklıyayım Yanında ihtiyarlamak istiyorum Turgut Uyar Ey hüzünlü ruhum,ihtiyar budala Charles Baudelaire – Neydi ayrılık delikanlı? – Hiç. Benden kaçması ihtiyar bir atlının. Süreyya Berfe Bitti aşk dolu günlerim, artık aklımı Alamaz eskisi gibi başımdan Kızların, evli kadınların, dulların çekiciliği, Terk etmeliyim o hayatı eskiden yaşadığım, İki kafanın uyuşabileceğine inanan o saf umudum geçti, Geçti aşırı şarap kullanmalarım, Yaşlı bir beyefendiye yakışacak bir günah için Sanırım para tutkusunu arkadaş edinmeliyim. Lord Byron Modern toplum düzeni, delileri, sakatları olduğu kadar yaşlıları da görünmez kıldı. Ayak altında dolanmamaları, hayatın akışında bir sekteye yol açmamaları icap eden, bu sebeple de mümkünse buharlaşan, silikleşen unsurlara dönüştüler: Bir yük, bir ayak bağı, yavaşlatan bir kaygı unsuru. Ahmet Murat Yaşlı bir adamdan duymuştum: Bir bildiği yok k...

İntihar Şiirleri Bercestem & Edebiyatta İntihar

İntihar, bilinçli bir tercih sonucu             uygulamaya konulduğunda, insanın              mutlak anlamda "birey" olması,              bireyselliğini mutlaklaştırmasıdır.             Bir tür "tanrı"lıktır... Hüsamettin Arslan “İzimi süren bir panter var: Bir gün beni öldürecek olan;… …Adımlarını durdurmak için yüreğimi fırlatıyorum, Susuzluğunu dindirmek için kan saçıyorum; … O yiyor, ama yine de ihtiyacı yüzünden yiyecek arıyor, Mutlak bir adaklığa zorluyor… …Panter merdivende Yukarı çıkıyor.” Sylvia Plath Bize ne başkasının ölümünden demeyiz çünkü başka insanların ölümü en gizli mesleğidir hepimizin başka ölümler çeker bizi ve bazen başkaları ölümü çeker bizim için İsmet Özel İntihar diye bir şey Yok bu dünyada. Ölümle biten bir intihar yok. Asıl intihar Gün gün yaşamakta Ahmet Erhan dün gece bir kadın doğurdu haliç bir kuş havalandı galata kulesi’nden m...