Ana içeriğe atla

Sigara Şiirleri Bercestem

İnsan seni sevince iş-güç sahibi oluyor
Şair oluyor mesela
Meyhaneden cayıyor bir akşamüzeri
Caysın be güzel
Caysın be iyi
Tütünü bırakıyor, tütün neyime zarar
Keseme zarar, ciğerime zarar, sevdama zarar

Metin Eloğlu


ey serseriliğim, ey anılarımın ahşap kraliçesi
şarabı sev, tütünü incitme, beni de unut artık.

Refik Durbaş



Beni bu güzel havalar mahvetti,
Böyle havada istifa ettim
Evkaftaki memuriyetimden.
Tütüne böyle havada alıştım,
Böyle havada aşık oldum;

Orhan Veli


başkalarının yaşadıklarına
tütün ve tuz olan
kelimeler
aşkların telef ettiği kalp susuzluğuna
düşen pay
kendine kazdığın kar kuyusundan
su taşır herkese kısık çeşmeler

Murathan Mungan


yürek değil çocuklar
içimdeki tütün közü
yakar yakar ısıtmaz

Hamdi Özyurt


Eleni’den önce
Daha ben çocuktum daha tütüne daha kahveye alışmamıştım
Sabahları, akşamları bilmiyordum daha

İlhan Berk

acı şeyler o evde üzgün günleri çağırıyor
ağlıyor bağırıyor sessizce soluk alıyor
her soluktan bir demet, amfizem gülü elinde
sakallı adam işte, bitlis tütünü sarıyor
dövünüyor çağırıyor göğsünü parçalıyor
ve yaldızı dökülmüş sobalarda yanıyor kemikleri

Tuğrul Keskin


ayyaş hıçkırıkları başlayacak,
tütünün posası çıktı çıkacak;
midem boşalıp boşalıp dolacak,
ben ki, yenmiş yutulmuşsa yüreğim,
- tütünün posası çıktı çıkacak -
ey çalınmış yürek n’eyleyeceğim?

Arthur Rimbaud



herkes silâhını aldı geldi bir alana oturduk
etrafta yangınlar ve kötü tütün kokuları sıra sıra

Turgut Uyar


çünkü seni unutalı, varoş çarşılarında harac-ı mezat eyledim bilgeliğimi
yanımda tütün
bir kaç kitap
biraz intifada
esmer çocuklar ve ıssız bir halk kuşattı sesimi
direndim ve bir baharı emzirdim son umutlarımda

Hasan Tan

Kimi zaman asarlar kendilerini tütün dumanına
bir akşamın en ince yerinde
yorgun yorgun,

Hasan Ali Toptaş


Bir cigara sar bitlis tütününden
bir çay demle sonra, anısı kalsın

Ahmet Telli

Bir yanda parçalanmış teknem durur,
Sert tütünüyle gün bir yanda.

Melih Cevdet Anday


Çıt yok koskoca ovada
Yapayalnız üzümler tütünler
 
Sabri Altınel



bir nefes tütün bir demet yaprağa
ne kadar benzerse

Bedri Rahmi Eyüboğlu


elleri telaşlı; iş arıyor, anıları ateşe veriyor, tütün sarıyor
öyle ölümsüz ki kadının elleri, her dokunduğu adam diriliyor

Fulya Codal



Ama ben yaşlı bir kadınım artık. Bunu duymaya alışık olmayabilirsiniz, yani bir kadının kendi kendini ele vermesi sizin için şaşırtıcı bir şey olabilir. Olsun. Ben gerçekten yaşlı bir kadınım. Bir zamanlar diri birer aşk ikonu olan göğüslerim şimdi güneşte kalmış bir sigara paketi gibi solgun ve yorgun. Ama içlerinde hala tütün, hala aşk var. Çünkü zaman yalnızca bedeni yakar.

Martha Nicole King 


Bana elmadan sıkılmış soğuk sular sunarlardı. Evlerinde oturacak yerim vardı.
Tütün sunarlardı.
Bir dinlenme zamanı kadar birbirimizi duyardık. Alışmak için zorluk çekmezdik.
Çünkü karşıt yerlerimiz kalmamıştı bilirdik. Girintilerimiz çıkıntılarımız uygundu.
Sussak da ses çıkarmazdık.

Turgut Uyar



Rakıdan tütünden beter alışık
Olduğumuz korkunç güzel bir şey var
Tutmuş bırakmaz bizi bir sıkımlık
Canımız çıkana kadar

Cahit Sıtkı Tarancı


Yine söndürüyorum seni
Kül tablama basarak
Önce külün
Sonra ateşin
Son olarak tütünün
Bir iki duman çırpınışı
Birkaç zerre ateş
Söndün işte
Başka sigaralarımla bir olamazsın
Çare ağlamakta mı lizi
Dumanında yorgunluk
Külünde ölüm
Tütününde doğuş
Ateşinde meydan okuma
Ben de ise bu cesaret!
Bu masal biter mi lizi?

M. Hanifi İspirli


Bir cigara sar bitlis tütününden
bir çay demle sonra, anısı kalsın
bekle başında onun sabaha dek
Belki benim sana böyle sığınan
yapayalnız ve öylesine yorgun
kimliği duvarlarda kalan bir kaçak

Ahmet Telli


muhtemelen kaçak uyrukludur tütün
muhtemelen kan ve ağıt yüklüdür
gam kokuyorsa gümüş tabakalarda
fırat’tan nil’e
havva’nın doğurduğu adem’in çocuklarıdır
buralar da sevdalar kaç renktir

abdurrahman adıyan



sen bir yaz güzelisin, yaprakların ekşi, suda yıkanırsan
portakal incinir, tütün utanır, incirler kanar

Turgut Uyar


Sade bunlar mı Cahit Külebi!
Doğup büyüdüğün Niksar’da
Kadınlar görmedin mi?
Kaybolur gider sanırdın
Tarla çapalarken güneş altında;
Karanlık odalarda tütün dizerken
Yanıp sönerdi ıslak ıslak
Yeşil tütün renginde gözleri.

Cahit Külebi



ve alkışlanıyor babalar
ki tütün başında
ekmek başında kabir başında

Cahit Zarifoğlu


saçlarında bölünmüş bir şefkatin sımsıcak izi
dudaklarında kaçak tütün tebessümü
ve tokalaşmaları sertçedir, samimidir
kendi renginde akar Kızılırmak
Dicle kendi dilinde çalkanır
ansızın hatırlanmış bir şey gibi

Selim Temo



Yıllarca mektuplarla yaşadım.
Kaçak tütün, yasak yayın
Larla beslendim.
Unutmadım. Unutmadım.

Cevat Çapan


hüzün ceketimin iç cebinde bir tütün yaprağı gibi

Cafer Turaç



bu amansız takip bu olmadık tütün sancısı bu haksız rüzigar bende bir yeri biriktiriyor
bende bir yer var:
oradan usul usul dönüyorum bir elimde asayı musa diğerinde züleyhadan kalma sadaka taşı
dünya durdukça aşk durdukça isyan ya da devrim durdukça ben de durup duracağım oldu mu
bileğime burjuvanın sevdiği o çiçekten çizip çizip sonra sileceğim oldu mu
bir şiir var ham erik gibi vadedilmiş kızlar ant içilmiş incirler gibi bir şiir
ben onu bulup ayrılacağım aranızdan oldu mu
sesim birden hırlamaya dönüşecek bunu beklemiyordunuz kimse beklemiyordu
yalan da olsa çocukluk girilir çıkılmaz bir ırmak olsun, aramızda kalsın, ben sizi seviyorum

İsmail Kılıçarslan


ama bana inanmayın rol yapıyorum
ekmek yiyorum, “nasılsın” lara teşekkür ediyorum
bebelere tütün içmesini öğretiyorum

tüm bunlar bir yana
aslında iyi bir iş arıyorum

Osman Konuk

Acının gurbeti yine acıdır
sılası hani
orda düşlere vakit yoktur
kavrulmuş dudaklarda
kalınca sarılmış tütün gibi
yaşamın ve ekmeğin kahrı
ağır ağır çekilir

Arif Ay


Orhan Kemal romanlarında rastlardım o kadına
hani tütün içen adamını kokusundan sever ya,
tüttüm durdum da onca biri çıkıp demedi:
o sigarayı bir tutuşun var ki adamım
kim görse aşka düşer de kül olur ona!
Başka resmim olmadığındandır bunca kül bunca duman
o da eskidenmiş meğer, sönmüş, yetişemedim
tütünün fiyaka sayıldığı büyülü zaman

Haydar Ergülen



tüter durur
tütün gibi
dün gibi

Perihan Baykal


Bir gün seni bırakırım ya
tütünü bırakmak gibi bir şey olur bu
Evet, gün geliyor, bıkıyorum senden,
ama İstanbul’dan bıkmak gibi bir şey olur bu.

Cemal Süreya


Eski dikişler sökülür de kanama başlarsa yeniden
Yaralarıma en acı tütünleri basacağım ben
Yeter ki bir çağır beni çiçeklendiğin yerden

Bahaeddin Karakoç


Umudun bir bütün olduğunu
Seziyor muyuz yalnızca
Baktıkça gelincik tarlalarına uzaktan
Öyle bir arada güzel
Yaşamanın lezzetini
Kanımızı tutuşturdukça gün günden
Buğusunu saldıkça
Bir tütün dumanı gibi yaktıkça genzimizi.

Edip Cansever

Tütünsüz, uykusuz kaldım,
Terketmedi sevdan beni…

Ahmed Arif


bu yalnızlığı biz yaratmadık
bilakis tütünü bile dost eyledik kendimize

Özge Dirik


Ellerim ıslaktı gözlerim ıslaktı.
Gelip caydırabilirdin beni gitmekten
Oturup sigara içer anlaşabilirdik…

Edgar Allan Poe


Bu şehrin yağmurları mısra mısra ezberimde
Garda Attila İlhan’a benzeyen bir adam
Kendi mi içiyor rüzgâr mı
Belli değil sigarasını
Yakasında üşümüş zifiri bir karanfil
ne düşündüğü seçilmiyor

Ali Asker Barut



Bıraktığın gibi duruyor tablada sigaran
Sekseninci sayfadaki Gorki
Ve penceredeki karın
Seni bekliyorlar, dönmeni

İsmail Uyaroğlu / Özlem


Mezarlarınız biraz aralı
Ama atsan
Ulaştırırsın herhal sigaranı

Metin Demirtaş



Dolanıp duruyorum ortalıkta.
Kedim hımbıl, yaprak döküyor çiçeğim,
Rakım bir türlü beyazlaşmıyor.
Anahtarım güç dönüyor kilidinde,
Nemli aldığım sigaralar.
Ne zaman bir dosta gitsem
Evde yoklar.

Metin Altıok


Büyük yorgunlukların ardindan oturup sigara içerdi
En büyük zevki yalnız kalmaktı

Cesare Pavese



hücreme temiz çamaşır ve sigara ve selam
yolladığın günlerde de gördüm, yiğittin

Hasan Hüseyin Korkmazgil


İşte ben de o zamandan beri
gereğinden fazla dalmamaya bakarım yaptığım işe.
Çevremde olup biten şeylerle de ilgilenirim.
Birileriyle konuşmak için işime ara veririm çoğu kez.
Bir cıgara içemeyecek kadar hızlı araba sürmekten
vazgeçtim.
Yolcuyu düşünüyorum artık.

Bertolt Brecht

Bu sözlerimi cennet ehline aynen ilet sevgilim:
Devletin bekasının da Allah belasını versin
Malboranın da!

Ah Muhsin Ünlü


Mutluluk, bir acının bilincine varıp da onu dönüştürmektir
Yaşamın sonsuzluğunda karar kılan bir umuda
Sevgilinin boynuna dokunduğunda duyulan ürpertidir
Öpülen ilk dudak, içilen ilk sigaradır belki
Denizden yükselen kokudur sabah karanlığında
Kabullenmektir yani yaşamı, acısı ve sevinciyle
aynı boyutta
Yalnızca yaşamaktır belki de kimbilir…

Ahmet Erhan


sürüyor gecenin karnında şafağa bakan oyun
masa üstünde üşüyen bir sigara
yanında küçücük bir cam bardak
içinde rengi bu gecenin
cılız titrek bir kibrit
kağıt kalem
sandalye
geride flu
yağlı
büküm büküm bir ip
ve çingene kuralına uygun
değişmez dekoru mudur
idam mahkumunun

Nevzat Çelik


Sonra sen kendi yolunu çizdin..
Benim ilkokulda resmim zayıftı, pek bir şey çizemedim..
Bir işe girdim, ikisi ciddi beş kadını sevdim..
Beşiktaş’ta bir eve taşındım ve sigarayı bıraktım..
Bulaşık makinem var..
Alttan iki dersim var..
Bir kitap projem var..
Ve sen yoksun..

Ah Muhsin Ünlü



Güz erken geldi,sen gelmedin
gelecektin,ben sigarayı bırakacaktım
nikotin bantları yerine
yağmuru akıtacaktım damarlarıma

Refik Durbaş


Hepsi de ur gibi beni
Sarmıştı ur gibi Ruhi Beyi
O gün sigara içtim akşama kadar
- İkinci gün aldılar sigaramı -
Ve saatler biraz sarardı
Sarardı bütün ayrıntılar.

Edip Cansever


Sesi duyacaksın, “yine mutfakta sen varsın” diyeceksin,
Camlar açık olacak, bir karanfil sigarası kokusu olacak evde,
Boğulacaksın!

Çisel Onat


Son nefesini vermekte aşkımız
Ulaştı sıfırın altında iki yüze
Ah ne şiddetli hava
Rüzgar söze katılıyor
Bu son gece için değil mi
Şiire giriyor soğuk
Kül tablasına, sigaraya

Nizar Kabbani



Farkında değilim mutsuz muyum?
Yoksa mutlu mu?
Aylaklık günlerine idmanlıyım
Hiçbir şey yapmıyorum
Kadehleri soğumakta
Ve sigara içmekten başka…

Nizar Kabbani


işte bir sahne daha: bir sigara yaktıydı babam

Edip Cansever



İki sigaram kaldı bu gece için maviş anne
İki muhabbet kuşum.
İki kendim varmış maviş anne
Biri benmişim, biri mutsuz
Ben ölürsem maviş anne, mutsuza kim bakacak?

Didem Madak


Sigaramı göğsünde söndürüyorum

Ahmet Necdet



Sigara paketimi
masada unutmuşum.
Sandalyede
Tıpkı benim gibi
Oturuyor boşluğum.

Cemal Süreya


kadere inansaydım
sana inanırdım
Düşürmem sigaramın ucundaki külü ben

Arkadaş Z. Özger


Mesnevi okuyup sigara içen mütesettir kızlar beni neden sevmez Erkan
Mesnevi okuyup sigara içen mütesettir kızlar beni neden sevemez Erkan

Süleyman Unutmaz


sigara ve kahveyi saymazsak evde yalnızım
günlerdir söylüyorum;
sigara ve kahveyi saysak da evde yalnızım

Seyyidhan Kömürcü



Sessizce oturdum bir masaya yüreğim bozarmış
bir bardak çay: demi sevda pınarından
bir resim: avucuna kuş konmuş acının resmi
bir yüz: geçen bıldırdan, yalnızlıktan incelmiş
bir sigara: akşam içilir kederle ancak
bir kitap: “Yokuşu Tırmanır Hayat”

Refik Durbaş


Neden olmasın, yeni yakilan bir sigarayla da anlatılabilir şiir
Apansız bir yolculukla da

Edip Cansever



bu sigarayı seninle içiyorum
masada senin gülümsemen
bir bakışın var ki,
masa ile aramızda dert oluyor

Mahmut Avcı


Hastaneye kar yağıyor
Bu bir şiir sayılabilir
Çünkü gözlerim terliyor
Camdan soğuk bir gündemle toplanan
Üşüyen serçelere bakarken
Sırlı kalmış bir sigara ciğerimin sonuna yaklaşıyor
İyiyim derken kendim hakkında
Doktora kötü bir ipucu veriyorum

Mahmut Özkızıl



Bir sigara yakıyorsun, elindeki kadehten yudumluyorsun,
Ve artık kendinde saklı o meçhul mutlu insanın peşinde değilsin,
Sen ki bahtsız birisi değildin,
Sen ki sabırsız da değildin.

Leonardo Lorenz / Öneri


Kalın bir sicim bulundururdu yanında
Ne zaman asacağını bilemezdi insan kendini,
Bir şişe viski de vardı çantasında, her an sarhoş olmak gerekebilirdi
İki paket sigara da vardı, her zaman yeniden başlamak mümkün
Diye düşünürdü,
Tek gidiş bir de tren bileti vardı
Gitmeyi düşündüğünden değil, ama kaçmak zorunda kalabilirdi
Bunların dışında normal biriydi
Her sabah işine gider, akşam evine dönerdi
Hiç anahtar taşımamıştı yanında

Leon Felipe



Garda sigara paketini çıkarttı, yaktı
Garda viskiyi çıkarttı, içti
Ve oradan çıktı yola.

Leon Felipe / Monogami


Çay, sigara, kağıt, kalem:
Kuş sütü eksik.

Süreyya Berfe



anladım ki küllenen sigaradır
soğuyan bir bardak çaydır benim ömrüm

Nevzat Çelik


Yolcu vapurunda
Denize karşı
Çayla sigara da içeceğim.

Gülcihan Atalay



hoşçakalın ağız tadları
sıcak çorbam çayım sigaram

Ersin Ergün


Ötedesin o adamın duldasında
Gözkapaklarına bürünmüş adam

Eli her an omuzunda
Eğiliyor sigaranı yakıyor

Teşekkürler sigara dumanı,
Sağolasın o adam!

Cemal Süreya



Sigaram var, ayakkabım var, rakı bitmiş, sen yoksun
Alsın biri ayakkabılarımı, seni bana yürütsün
Canım yanıyor be işte, insafın hiç mi namı yok?
Ben ağlarım, susarım sonra, kimselere demem bir şey
Sen ağlama, susma da ama, bak buna bağlı her şey..

Ali Lidar


upuzun, tenha bir iskelede, yan yana
aradık birbirimizi
o parmaklarıyla oynadı
ben, onun dudaklarıyla içtim sigaramı

omzuma attığı elinden belli
yaşıt olacağız birkaç yıl sonra

Nuri Demirci



ilk nefesimde sigaramın iliğimi emmesi,
kavşakta yönsüz bir tabela gibi kaldığım!..

“alt tarafı aşk!” diyecekler, inanmadan;
beni bir tek zeytin ağacı anlayacak!

Emre Gümüşdoğan


iç içe kırılan dalgadan söz et
iki sevişme arası sigara içimi
yaşamın anahtar sözcüğünü fısılda

Emre Gümüşdoğan




nasıl bilebiliriz aşkın yanmamış bir sigara olduğunu
ve bitmeye başladığını yakıldığı anda

nasıl bilebiliriz aşkın yanmamış bir sigara olduğunu
ve bitmeye başladığını yakıldığı anda

bir erkeğin sevişi
usul usul yaklaşan
sigara dumanı gibi
kendine doğru

Lale Müldür


gülüşleri bir sigara içimi zamanı kadar az
her nefeste biraz daha kısalırken
bütün beklentileri
duman duman uçuyorlardı.

Ahmet Muhip Dıranas


Kahveyle sigara kadar yakışırlardı birbirlerine

Devrim Sevimay


sonbaharların kralı gelirmiş meğer istanbul’a
ciğerlerimin filmini çektiler
ciğerlerim artiz oldular icabında
akut alevlenmiş kronik bir sonbahar gibi bakıyordu
sigara figüran falan.

Didem Madak



Sigara Yaktıracak Bir Hikaye

Şahin marka araç ile son ses aynı sokaktan iki kez geçen gence dayının biri “taşındı onlar” dedi. Çocuk arabayı sağa çekti müziği kıstı. Arabaya yaslanıp sigara yaktı. Apartmana baktı. Terasta kuşçu vardı. Güvercinler havalandı. Sigarası bitti, müzik kısık sesle devam etti.


Halil Yörükoğlu


Dünyaya gelmesin babaları mutsuz olan çocuklar
Ya da akciğer kanserinden ölmesin bir sigaralık ferahlığı olanlar
Sıkar ve tütünler hayat babaları
Camilere, mezarlara, gözyaşlarına

Yağız Gönüler


Oturdu, ağır ağır bir sigara yaktı
– çoktandır .azaltmaya çalışıyordu –
içkisinden bir yudum aldı, gerindi,
esnedi, adamakıllı yorgundu.

Roni Margulies


Çünkü
Neyi ve kimi daha çok seversen
Hatta bir sigarayı,
Ya da zıkkımın kökünü bile
Esirger senden…

Kayser Eminpur


son kez sigaramı yakar mısınız..?. Ateşime kar yağdı

Pelin Onay


Senden izler taşıyor bütün bu eşya
O bembeyaz kollarının sıcaklığını
hâlâ koruyor bu eski ahşap masa
Almayı unuttuğun sigara paketi işte burada
ki ellerin değmişti defalarca

Ersin Salman


“Oğlumu -dedi-
Gördüm geliyorum.”
Oturdu derin bir nefes aldı
Sigarasından.
“Oğlumu -dedi-
Çok özlüyorum.”

Şükrü Erbaş







Bu blogdaki popüler yayınlar

Hüzün Şiirleri

                                                                                                          -Yaşayamadıklarıma Eyvallah!                                                                                                          -Yaşadıklarıma Elhamdülillah!                                                         ...

Okuntu

Mevsimlerden denizi, inceliklerden en çok geçmişi özlediniz. Sevgiyi kavramanın ağırlığı başlayınca bizim gibi kaçmadınız. Belki biraz ağladınız; bir gözyaşı izi boyunca kanadınız. Akşamlar ve parklar arasında dünyaya en çok siz yaraştınız. Şimdi sizi çok özlemişiz. Bir akşam bize gelirseniz, geniş koltuklarda otururuz; susarız. Adnan Azar

İstanbul Şiirleri Bercestem

      İstanbul'a meftûn olanlara Deniz bazan susup bazan homurdanıyor; Üsküdar ’da birkaç ışık sönüp yanıyor: Eşelenen kıvılcımlı bir mangal gibi... Sabahattin Ali Karaköy'den kalkan vapurlar bilir Yıllardır nasıl yangın Galata Kulesi Kız Kulesi'ne Ali Asker Barut Bugünse artık Görmek için denizi Sağa sola oynatması gerekecek Betonarme binaların arasında Üzgün duran boynunu Ali Asker Barut İstanbul’da bir sevdiğim vardı Keçi yavrusuna benzer, Rüzgar eserdi hafiften gözlerinde Halden anlardı. Cahit Külebi Selimiye'nin arkası Karacaahmet Az gerilesem sırtım selvilere değecek Tüylerim diken diken Ne var bunda ürkecek Halim Şefik Güzelson Vay canına tükürdüğümün İstanbul’u ... Rumelihisarı’nda Orhan’ın mezarı Ne gittim ne gördüm gitmek de istemem Taze ekmek bir parça beyaz peynir Şimdi olsa şuracıkta rakı içer Denize mi bakar kim bilir Oktay Rifat Kayacık'ta mekik atarken Penelope Düşü...

Bir Bozuk Saattir Yüreğim, Hep Sende Durur

Herkes seni sen zanneder. Senin sen olmadığını bile bilmeden, Sen bile.. Seni ben geçerken, Derim ki, Saati sorduklarında; Onu ”O” geçiyordur. Kimse anlam veremez. Tamir ettirmedin gitti derler şu saati. Ettirmek istiyor musun demezler. Bir bozuk saattir yüreğim, hep sende durur. Zamanı durdururum yüreğimde, Sensiz geçtiği için, Akrep yelkovana küskündür. Şu bozuk saat çalışsa benim için ölümdür. Bil ki akrep yelkovanı geçerse, Atan bu yüreğim durur. Bırak bozuk kalsın, hiç değilse; Bir bozuk saattir yüreğim, hep sende durur. Turgut Uyar  Uyar’da hissedilen sıkıntılar ya da gerginlikler, onun yaşadığı içsel çatışmalardan dolayı mı? O bir muamma olarak kalacak bence. Belki de aile geçmişiyle alakalı. Kitapta bu meselenin üstüne gitmeye çalıştım; nasıl bir ilişkisi var ailesiyle diye sorup soruşturdum. Babası Arnavut, annesi Girit göçmen. Yoksul sayılabilecek bir ailede doğuyor, erken yaşlarda parasız yatılı olarak evden ayrılıyor, meslek olarak hiç hoşlanmadığı aske...

KİMİN NASIL BİR ANISI HALİNE GELECEĞİMİZİ HİÇBİRİMİZ BİLMEYİZ

Sana, penceremin önünde duran o vişne ağacını anlatmıştım. Karanlıkta bile, ona bakmak bir mutluluktu, bolartırdı gönlümü. Sen o vişne ağacı gibisin, demek isterim sana. İlkyaz güneşinde sert, yalız, ışınımlı aklığıyla bir kışın daha ödülünü dağıtır gibi göğe karşı çiçeklenen, taçyaprakları pörsüyüp döküldüğünde ardından gelecek alın umuduyla bizi oyalayan, yemişi, koparılmazsa, uzun süre karara karara kışı bekleyen vişnenin bütün hallerini sende görüyor değilim elbet. Ama onun gibi bir yaşam umudusun benim için. Yaşanabileceğini, yaşamağa çalışmak gerekeceğini duyurup duran. Ama böyle sözler sana söylenmezmiş, söylenemezmiş gibi gelir hep. Kurağın ateşini söndüren, soluk aldıran, kapıları açan yaz yağmuru gibisin bana. Ama sıkılırsın diye söylemekten kaçınırım. * Onca uzaklardan birbirimize el sallıyoruz. Çevrede her şeyin yıkıldığı zamanlarda bile, insanlar arasında sevginin, dostluğun, yaşamış olabilmesi gerektiğini düşünüyorum. Yoksa yıkıntıdan artakalanlar sevgiyi, dostluğu nasıl ...

A'dan Z'ye Şiir

436 1918 1949 1.Oca ... 1.mektup; sen büyüye dokunmak gibisin 128 Dikişli Şiir 3. Cemre 30 Şubat 4000 Şiirin yer aldığı 7500 sayfalık PDF formatında şiir arşivim... 5. Şarkı 5555. Paylaşım 6000. Paylaşım 6666. Paylaşım 7 Tane Erik Ağacı 80'lerde İstanbul'da 99. Sone Âb-ı hayât-ı lâ'lüne ser-çeşme-i cân teşnedür ablanın yokluğunu en çok sen hissedeceksin Acı Acı Acı Bahriyeli acı bir şarkı Acı desem Acılara Tutunmak Acılarınıza Dönün Şiir Oradadır Acılı Bahar Acılı bir yürek Acılı Gecenin Bitiminde Acınmıyorum, Seslenmiyorum, Ağlamıyorum, Aç Kollarını açık açık çağırır aşkını Açık Deniz Açıkla beni kardeşim Açıklama Açıklamalar Açılup bir dem bu bâğ-ı dil bahâr olmaz mı hìç Ada Ada Adad...

Sen Yaşat Beni

Gün gelir de terkeylersem eğer bu teni Yanında değilsem eğer, sen yaşat beni Uzandığında elime, yoksa yerinde artık Seni istese de gönül, biçareyse artık Gün be gün duyamasam da o tatlı sözleri Kurduğun hayalimizle sen yaşat beni Bırak bu yakarışları, bu dostane halleri Anla! Vakit geç. Tek arzum sen yaşat beni Bir an çıkarsam aklından, üzme kendini Yeter ki sonradan da olsa sen yaşat beni Bir zamanlar beni saran o düşünceler Sararıp solsa da yine sende yeşerseler Sen yaşattıkça beni, olacaksa eğer hüzün Var unut, sonra gülecekse eğer yüzün Christina Georgina Rosetti Çeviren: Oktay Eser

Heybeme Doldurduğum Şiirler II

bir sandalyenin yerini değiştiriyormuş gibi  “Ölüp gidiyoruz işte!” dedi, kaldırmadan başını.  Günlük işlerdenmiş gibi ölüm.  İlhan Berk arayerde bir hüzün büyür gider.  Turgut Uyar Sabah erkenden su yürüdü arklara.  Sarı üzüm dişleriyle gülümsüyor bağ.  Süreyya Berfe  Yüzleri, yüzleri ve maskeleri  Silik kopyaları bırak yaşayanlara  Sen sessiz ölümlerle zırhlanan gerçeği yaz  Cahit Koytak Kumandayı fırlatıp spiker kızın yüzüne  Bir şeyler yapmalı, diyorum - Ama ne?  Afrika'ya gidelim, diyor, karım içerden  Kahve içelim muhallebi yiyelim  Der gibi iyi niyetli  Günlük vurguyla Cahit Koytak Elini uzatıp baktın mı yas var komşular ülkesinde  Bülbül neden kenetlenmiş  Sorman oldu mu hiç İskeleti havlar mı bir insanın.  Gördüm  Cahit Koytak Gecenin bir yarısı oturup ağlıyorum bir çocuk parkında  Ulumak gibi ağlıyorum  Köpekler koşuyor sağımda solumda  T...

“Yaşlı kişinin kalbi iki şey üzere gençtir. Uzun yaşama sevgisi ve mal çoğaltma sevgisi.”

Arasıra düşmüyor değil aklıma Yabancı kadınların sıcaklığı Ama Allah bilir ya ne saklıyayım Yanında ihtiyarlamak istiyorum Turgut Uyar Ey hüzünlü ruhum,ihtiyar budala Charles Baudelaire – Neydi ayrılık delikanlı? – Hiç. Benden kaçması ihtiyar bir atlının. Süreyya Berfe Bitti aşk dolu günlerim, artık aklımı Alamaz eskisi gibi başımdan Kızların, evli kadınların, dulların çekiciliği, Terk etmeliyim o hayatı eskiden yaşadığım, İki kafanın uyuşabileceğine inanan o saf umudum geçti, Geçti aşırı şarap kullanmalarım, Yaşlı bir beyefendiye yakışacak bir günah için Sanırım para tutkusunu arkadaş edinmeliyim. Lord Byron Modern toplum düzeni, delileri, sakatları olduğu kadar yaşlıları da görünmez kıldı. Ayak altında dolanmamaları, hayatın akışında bir sekteye yol açmamaları icap eden, bu sebeple de mümkünse buharlaşan, silikleşen unsurlara dönüştüler: Bir yük, bir ayak bağı, yavaşlatan bir kaygı unsuru. Ahmet Murat Yaşlı bir adamdan duymuştum: Bir bildiği yok k...

İntihar Şiirleri Bercestem & Edebiyatta İntihar

İntihar, bilinçli bir tercih sonucu             uygulamaya konulduğunda, insanın              mutlak anlamda "birey" olması,              bireyselliğini mutlaklaştırmasıdır.             Bir tür "tanrı"lıktır... Hüsamettin Arslan “İzimi süren bir panter var: Bir gün beni öldürecek olan;… …Adımlarını durdurmak için yüreğimi fırlatıyorum, Susuzluğunu dindirmek için kan saçıyorum; … O yiyor, ama yine de ihtiyacı yüzünden yiyecek arıyor, Mutlak bir adaklığa zorluyor… …Panter merdivende Yukarı çıkıyor.” Sylvia Plath Bize ne başkasının ölümünden demeyiz çünkü başka insanların ölümü en gizli mesleğidir hepimizin başka ölümler çeker bizi ve bazen başkaları ölümü çeker bizim için İsmet Özel İntihar diye bir şey Yok bu dünyada. Ölümle biten bir intihar yok. Asıl intihar Gün gün yaşamakta Ahmet Erhan dün gece bir kadın doğurdu haliç bir kuş havalandı galata kulesi’nden m...