Ana içeriğe atla

ŞARAP İÇMENİN TERBiYESİNİ VE YOLUNU BİLDİRİR

İmdi bilmiş ol ey oğul, şarap konusunda ne iç diyebilirim ve ne içme diyebilirim. Çünkü gençler kimsenin sözüyle iş görmezler ve başkasının sözüyle yiğitlik fiilinden vazgeçmezler. Çünkü bana da gençken çok söylerlerdi, ben de kabul etmezdim. Elli yaşımdan sonra ulu Tanrı inayet eyledi, bana yardım etti ve tövbeyi layık gördü.

Ama eğer içmezsen iki cihanın faydası senin olur ve ulu Tanrı da senden hoşnut olur, hem halk arasın­da kınanmazsın, akılsızların yaptığı gibi olmayacak hareketlerde bulunmazsın, malın da telef olmaz. Öyleyse bu mana ile, yani dediklerimden ötürü eğer içmezsen doğru olur, benim yanımda da çok sevgili olursun.

Velâkin ey oğul, bilirim ki gençsin ve bilirim ki şarap yoldaşları seni içmemeye komazlar. Onun için demişlerdir ki, yalnızlık yeğdir, kötü işe kılavuzlayan yoldantan ise. İmdi, eğer içersen, hiç olmazsa tövbeyi gönlünden giderme, her an günahını anıp ulu Tanrı'­dan tövbe ve yardım isteye dur ve her an işlediğin günahlardan pişman ola dur. Çünkü sen bunları gözleyince, kuşkusuz ulu Tanrı fazlından ve kereminden sana tövbeyi lâyık görür.

Ama ne zaman ki içersin, hiç olmazsa yemek yedikten sonra tezcek şarap içme, ta ki üç kez susuzluğun kansın, yani susuzluğa bir kez sabreyle, ne su iç ve ne şarap, sonunda susuzluğun geçsin. Bir daha susayasın, yine sabreyle, o susuzluk da geçinceye kadar. Üçüncü kez susadığında içersen şarabı o vakit iç, ta ki yiyeceğin kuvveti vücuduna sinmiş olsun.

Ey ciğerköşem, şarap içersen ikindiden sonra iç, sen sarhoş oluncaya kadar akşam olmuş olur, halk seni sarhoş olarak görmez. Öyleyse akşama kalmış olduğun için ayıbın örtülmüş olur. 

Sonra şarap içerken nukulcü (çerez yiyici) olma, çünkü şarap arasında çok çerez yemek iyi değildir, ulular bu işi beğenmezler, hem demişlerdir ki, şarap içerken çerezi çok yemek mideye ağırlıktır. Sonra şarabı sahralarda veya bağlar arasında içmeye az git. Eğer buna benzer yerde şarap içmeyi seversen, bari sarhoş oluncaya dek içme, ta ki evine gelinceye kadar rezil olmayasın. İmdi eğer sarhoş oluncaya kadar içeceksen evinde iç, çünkü kişi ne yaparsa damı altında yaptığı yeğdir. Çünkü ev gölgesi insana örtüdür, ağaç gövdesi insanı dört yanından rezil eder. Kişi gurbette ne denli bolluk içinde zengin olsa da vatanındaki gibi olmaz, yani yazıdaki şarap sohbeti namuslu kişiler için ev içindeki gibi olmaz.

Sonra, meclisten, yani şarap sohbetinden kalkınca öyle kalk ki, iki-üç kadeh daha içmeye mecalin olsun. Sakın, tokluk lokmasından ve sarhoşluk kadehinden. Çünkü tokluk ve sarhoşluk, yemekten ve şaraptan değildir. Ama kişi normal bir iştahtan sonra bir-iki lokma fazla yerse tok olur ve mide ağırlaşır ve bir-iki kadeh fazla içerse sarhoş olur. Öyleyse sonraki lokmayı yeme, tok olup sonra ağırlaşmayasın ve şarap içiyorsan sonraki kadehi içme, sarhoş olup kınanmayasın. Yani ne çok tok ol ve ne çok sarhoş, ta ki ikisinin de zahmetinden uzak olasın.

Hele oğul, hiç olmazsa sarhoş oluncaya dek içmemeye çalış. Çünkü sarhoş oluncaya kadar içmenin iki türlü sonucu vardır: Birisi delilik ve birisi sayrılık. Çünkü mademki sarhoştur, son derece delidir ki yarı deli; ne zaman ki mahmurdur, son derece sayrıdır ki yarı sayrı. Öyleyse akıllı kişi niçin meşgul olsun bir nesneyle ki sonu delilik ola ya da sayrılık.

Ey oğul, hele sorhoş oluncaya kadar içersen, hiç olmazsa sabuhi etme, yani gece sarhoş olup yatıp sa-bahleyin daha şarap buharı başında iken şarap içme. Eğer rastlayıp da içersen bari arada bir iç, çünki sabah içki içmek akıllılar katında beğenilmiş bir iş değildir. Her şeyden önce sabah içmenin kötülüklerinden birisi budur ki sabah namazı geçer, yani kazaya kalır; biri de bu ki, geceki sarhoşluğun buharı henüz dimağından yok olmadan sabah içtiğin şarabın buharıyla karışır. Öyleyse bu iki buhar birbirine katılınca ikisinden malihulya (melankoli) doğar, o da deliliğin bir cinsidir. O halde bir bozucudan iki bozucunun fesadı daha fazladır. lmdi bir dimağda bir bozucu vardı, yani geceki buhar, ona bir bozucu daha ulaştı, yani sabah içtiğin şarabın buharı. Öyleyse bunun gibi iki bozucu bir araya gelirse kavgadan başka bir sonucu olur mu? Ko imdi bunu, ulu Tanrı geceyi rahat için yarattı. Vakit ki başkaları rahat olup uyusun, sen şa­rap içtiğin için uyanık olasın; başkalarının uyandığı vakitte de senin uyuman gerek idi, şarap içtin, yine uykunu almadın, gerçekten bu kez zahmet üçe çıktı. İkisi şarap sarhoşluğu ve biri uyku mahmurluğu, Neu-zübillah, ertesi gün görürsün ki baş ağırlaşmış, göz kapakları şişmiş, gövde titrer, beyin zonk zonk eder, hem deli oldu, hem hasta ve hem vorgun. Ko ne bela imiş o sabah içkisi dedikleri, şükür ki vaki olmadı Mercimek'e. Ey oğul bilmiş ol ki, sabah içmek az olursa orada kavga ve gürültü olmaz. Hele sonra pişman olacağın bir kötü iş olmayınca olmaz. Ama arada bir özür için sabah şarabı içmek uygundur, velakin bunu adet edinmek doğru değildir.

Ondan sonra ey oğul, eğer bekri olursan, yani şa­rap içmeğe düşkün olursan, bari Cuma gecesi içmemeyi adet edin; gerçi öteki geceler de haramdır, ama Cuma gecesi hürmetli gecedir, insanlarm bir araya toplandıkları Cuma namazından ötürü. Üstelik bunun gibi topluluğa mahmur gitmek sana yakışmaz, yani Cuma namazını daha ayılmadan kılmak doğru değildir.

Sen o bir gecenin hürmetini saklayıp içmediğin ıçın öteki gecelerde içtiğinin aybı örtülür, halkın gönlüne hoş gelir ve avamın dili bağlanır. O aziz günün gecesine hürmet etmenin sevabı öteki dünyada sana karşı gelir, hem de o günde ve gecede şaraba ve meclis masrafına gidecek mal sana kâr olarak kalır; çünkü bir yılda kırksekiz Cuma olur, kırk sekiz gecenin masrafı yanına kalır. Bir de bu ki, gözün, gönlün, aklın, tenin ve canın altı günlük içki zahmetinden rahat olur. Çünkü bu saydıklarım şarap buharından ötürü zahmette iken o gün içmediğin için rahat olurlar. Öyleyse bedende sağlık ve malda bolluk, yani fayda; Öteki dünyada sevap bu dünyada iyi ad ve avamın dilinin bağlanması bu bir gecede şarap içmeyi bırakmakla elde edilir. Bir gece ki o gecede şarap içmemekle bu kadar yarar elde edilsin, onun gibi gecede şarap içmemeyi adet edinmek yahşi adettir ve gayet beğenilmiş­tir. Umuttur ki bari Cuma gecesinde şarap içmeyi adet edinmeyesin, inşaallahü taala.


İlyasoğlu Mercimek Ahmed
Kâbusname / Tercüman 1001 Temel Eser 36
Sadeleştiren: Atillâ Özkırımlı


Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Hüzün Şiirleri

                                                                                                          -Yaşayamadıklarıma Eyvallah!                                                                                                          -Yaşadıklarıma Elhamdülillah!                                                         ...

Okuntu

Mevsimlerden denizi, inceliklerden en çok geçmişi özlediniz. Sevgiyi kavramanın ağırlığı başlayınca bizim gibi kaçmadınız. Belki biraz ağladınız; bir gözyaşı izi boyunca kanadınız. Akşamlar ve parklar arasında dünyaya en çok siz yaraştınız. Şimdi sizi çok özlemişiz. Bir akşam bize gelirseniz, geniş koltuklarda otururuz; susarız. Adnan Azar

İstanbul Şiirleri Bercestem

      İstanbul'a meftûn olanlara Deniz bazan susup bazan homurdanıyor; Üsküdar ’da birkaç ışık sönüp yanıyor: Eşelenen kıvılcımlı bir mangal gibi... Sabahattin Ali Karaköy'den kalkan vapurlar bilir Yıllardır nasıl yangın Galata Kulesi Kız Kulesi'ne Ali Asker Barut Bugünse artık Görmek için denizi Sağa sola oynatması gerekecek Betonarme binaların arasında Üzgün duran boynunu Ali Asker Barut İstanbul’da bir sevdiğim vardı Keçi yavrusuna benzer, Rüzgar eserdi hafiften gözlerinde Halden anlardı. Cahit Külebi Selimiye'nin arkası Karacaahmet Az gerilesem sırtım selvilere değecek Tüylerim diken diken Ne var bunda ürkecek Halim Şefik Güzelson Vay canına tükürdüğümün İstanbul’u ... Rumelihisarı’nda Orhan’ın mezarı Ne gittim ne gördüm gitmek de istemem Taze ekmek bir parça beyaz peynir Şimdi olsa şuracıkta rakı içer Denize mi bakar kim bilir Oktay Rifat Kayacık'ta mekik atarken Penelope Düşü...

Bir Bozuk Saattir Yüreğim, Hep Sende Durur

Herkes seni sen zanneder. Senin sen olmadığını bile bilmeden, Sen bile.. Seni ben geçerken, Derim ki, Saati sorduklarında; Onu ”O” geçiyordur. Kimse anlam veremez. Tamir ettirmedin gitti derler şu saati. Ettirmek istiyor musun demezler. Bir bozuk saattir yüreğim, hep sende durur. Zamanı durdururum yüreğimde, Sensiz geçtiği için, Akrep yelkovana küskündür. Şu bozuk saat çalışsa benim için ölümdür. Bil ki akrep yelkovanı geçerse, Atan bu yüreğim durur. Bırak bozuk kalsın, hiç değilse; Bir bozuk saattir yüreğim, hep sende durur. Turgut Uyar  Uyar’da hissedilen sıkıntılar ya da gerginlikler, onun yaşadığı içsel çatışmalardan dolayı mı? O bir muamma olarak kalacak bence. Belki de aile geçmişiyle alakalı. Kitapta bu meselenin üstüne gitmeye çalıştım; nasıl bir ilişkisi var ailesiyle diye sorup soruşturdum. Babası Arnavut, annesi Girit göçmen. Yoksul sayılabilecek bir ailede doğuyor, erken yaşlarda parasız yatılı olarak evden ayrılıyor, meslek olarak hiç hoşlanmadığı aske...

KİMİN NASIL BİR ANISI HALİNE GELECEĞİMİZİ HİÇBİRİMİZ BİLMEYİZ

Sana, penceremin önünde duran o vişne ağacını anlatmıştım. Karanlıkta bile, ona bakmak bir mutluluktu, bolartırdı gönlümü. Sen o vişne ağacı gibisin, demek isterim sana. İlkyaz güneşinde sert, yalız, ışınımlı aklığıyla bir kışın daha ödülünü dağıtır gibi göğe karşı çiçeklenen, taçyaprakları pörsüyüp döküldüğünde ardından gelecek alın umuduyla bizi oyalayan, yemişi, koparılmazsa, uzun süre karara karara kışı bekleyen vişnenin bütün hallerini sende görüyor değilim elbet. Ama onun gibi bir yaşam umudusun benim için. Yaşanabileceğini, yaşamağa çalışmak gerekeceğini duyurup duran. Ama böyle sözler sana söylenmezmiş, söylenemezmiş gibi gelir hep. Kurağın ateşini söndüren, soluk aldıran, kapıları açan yaz yağmuru gibisin bana. Ama sıkılırsın diye söylemekten kaçınırım. * Onca uzaklardan birbirimize el sallıyoruz. Çevrede her şeyin yıkıldığı zamanlarda bile, insanlar arasında sevginin, dostluğun, yaşamış olabilmesi gerektiğini düşünüyorum. Yoksa yıkıntıdan artakalanlar sevgiyi, dostluğu nasıl ...

A'dan Z'ye Şiir

436 1918 1949 1.Oca ... 1.mektup; sen büyüye dokunmak gibisin 128 Dikişli Şiir 3. Cemre 30 Şubat 4000 Şiirin yer aldığı 7500 sayfalık PDF formatında şiir arşivim... 5. Şarkı 5555. Paylaşım 6000. Paylaşım 6666. Paylaşım 7 Tane Erik Ağacı 80'lerde İstanbul'da 99. Sone Âb-ı hayât-ı lâ'lüne ser-çeşme-i cân teşnedür ablanın yokluğunu en çok sen hissedeceksin Acı Acı Acı Bahriyeli acı bir şarkı Acı desem Acılara Tutunmak Acılarınıza Dönün Şiir Oradadır Acılı Bahar Acılı bir yürek Acılı Gecenin Bitiminde Acınmıyorum, Seslenmiyorum, Ağlamıyorum, Aç Kollarını açık açık çağırır aşkını Açık Deniz Açıkla beni kardeşim Açıklama Açıklamalar Açılup bir dem bu bâğ-ı dil bahâr olmaz mı hìç Ada Ada Adad...

Sen Yaşat Beni

Gün gelir de terkeylersem eğer bu teni Yanında değilsem eğer, sen yaşat beni Uzandığında elime, yoksa yerinde artık Seni istese de gönül, biçareyse artık Gün be gün duyamasam da o tatlı sözleri Kurduğun hayalimizle sen yaşat beni Bırak bu yakarışları, bu dostane halleri Anla! Vakit geç. Tek arzum sen yaşat beni Bir an çıkarsam aklından, üzme kendini Yeter ki sonradan da olsa sen yaşat beni Bir zamanlar beni saran o düşünceler Sararıp solsa da yine sende yeşerseler Sen yaşattıkça beni, olacaksa eğer hüzün Var unut, sonra gülecekse eğer yüzün Christina Georgina Rosetti Çeviren: Oktay Eser

Heybeme Doldurduğum Şiirler II

bir sandalyenin yerini değiştiriyormuş gibi  “Ölüp gidiyoruz işte!” dedi, kaldırmadan başını.  Günlük işlerdenmiş gibi ölüm.  İlhan Berk arayerde bir hüzün büyür gider.  Turgut Uyar Sabah erkenden su yürüdü arklara.  Sarı üzüm dişleriyle gülümsüyor bağ.  Süreyya Berfe  Yüzleri, yüzleri ve maskeleri  Silik kopyaları bırak yaşayanlara  Sen sessiz ölümlerle zırhlanan gerçeği yaz  Cahit Koytak Kumandayı fırlatıp spiker kızın yüzüne  Bir şeyler yapmalı, diyorum - Ama ne?  Afrika'ya gidelim, diyor, karım içerden  Kahve içelim muhallebi yiyelim  Der gibi iyi niyetli  Günlük vurguyla Cahit Koytak Elini uzatıp baktın mı yas var komşular ülkesinde  Bülbül neden kenetlenmiş  Sorman oldu mu hiç İskeleti havlar mı bir insanın.  Gördüm  Cahit Koytak Gecenin bir yarısı oturup ağlıyorum bir çocuk parkında  Ulumak gibi ağlıyorum  Köpekler koşuyor sağımda solumda  T...

“Yaşlı kişinin kalbi iki şey üzere gençtir. Uzun yaşama sevgisi ve mal çoğaltma sevgisi.”

Arasıra düşmüyor değil aklıma Yabancı kadınların sıcaklığı Ama Allah bilir ya ne saklıyayım Yanında ihtiyarlamak istiyorum Turgut Uyar Ey hüzünlü ruhum,ihtiyar budala Charles Baudelaire – Neydi ayrılık delikanlı? – Hiç. Benden kaçması ihtiyar bir atlının. Süreyya Berfe Bitti aşk dolu günlerim, artık aklımı Alamaz eskisi gibi başımdan Kızların, evli kadınların, dulların çekiciliği, Terk etmeliyim o hayatı eskiden yaşadığım, İki kafanın uyuşabileceğine inanan o saf umudum geçti, Geçti aşırı şarap kullanmalarım, Yaşlı bir beyefendiye yakışacak bir günah için Sanırım para tutkusunu arkadaş edinmeliyim. Lord Byron Modern toplum düzeni, delileri, sakatları olduğu kadar yaşlıları da görünmez kıldı. Ayak altında dolanmamaları, hayatın akışında bir sekteye yol açmamaları icap eden, bu sebeple de mümkünse buharlaşan, silikleşen unsurlara dönüştüler: Bir yük, bir ayak bağı, yavaşlatan bir kaygı unsuru. Ahmet Murat Yaşlı bir adamdan duymuştum: Bir bildiği yok k...

İntihar Şiirleri Bercestem & Edebiyatta İntihar

İntihar, bilinçli bir tercih sonucu             uygulamaya konulduğunda, insanın              mutlak anlamda "birey" olması,              bireyselliğini mutlaklaştırmasıdır.             Bir tür "tanrı"lıktır... Hüsamettin Arslan “İzimi süren bir panter var: Bir gün beni öldürecek olan;… …Adımlarını durdurmak için yüreğimi fırlatıyorum, Susuzluğunu dindirmek için kan saçıyorum; … O yiyor, ama yine de ihtiyacı yüzünden yiyecek arıyor, Mutlak bir adaklığa zorluyor… …Panter merdivende Yukarı çıkıyor.” Sylvia Plath Bize ne başkasının ölümünden demeyiz çünkü başka insanların ölümü en gizli mesleğidir hepimizin başka ölümler çeker bizi ve bazen başkaları ölümü çeker bizim için İsmet Özel İntihar diye bir şey Yok bu dünyada. Ölümle biten bir intihar yok. Asıl intihar Gün gün yaşamakta Ahmet Erhan dün gece bir kadın doğurdu haliç bir kuş havalandı galata kulesi’nden m...