Ana içeriğe atla

BATI'DA ÇEŞİTLİ DEVİRLERDE KİTAP TİCARETİ

KİTAPÇILIK TARİHİ ÜZERİNE NOTLAR:

BATI'DA ÇEŞİTLİ DEVİRLERDE KİTAP TİCARETİ

Matbaacılığın ilk zamanlarında, matbaacıların aynı zamanda kitapçılık da yaptıkları görülür. Bunlar bastıkları kitapların satışı ile bizzat kendileri meşgul olmuşlardır. Daha sonra ortaya seyyar satıcılar çıkmış ve matbaacılardan aldıkları kitapları şehir şehir gezerek satmağa başlamışlardır. Bu seyyar satıcıların 1469 yılından kalma kitap katalogları günümüze intikal etmiştir. Bunlar bir şehre geldikleri zaman, bir hana yerleşirler, arabalarına yükledikleri kitapların isimlerini bir meydanda toplanan kalabalık önünde sayarlar ve müşterilerini yerleştikleri handaki kitaplarını görmeğe davet ederlerdi.

Bu tarihlerde büyük kitapçılar da yok değildi. Bu yıllarda Frankfurt, Cologne ve Strassburg canlı kitap ticaretinin merkezleriydi. Bu kitapçıların başında da Anton Koberger gelmekteydi. Onun Nuremberg'deki kitapçı dükkânı o zaman Almanya'nın en büyük kitap ticarethanesi durumundaydı.

Yine bu tarihlerde İtalya'da Venedikli Nicolas Jenson'da sayılı kitap ticareti yapanların başında yer almaktaydı.

XV. yüzyılın sonlarına doğru, seyyar kitap satıcılığının yanı sıra, kitap ticaretinde teşkilâtlanmağa doğru bir gidiş baş gösterdi. Büyük yayınevleri kurulmağa başladı. Bunlar kendi yayınladıkları kitapların yanı sıra, başkalarının da yayınladıkları eserleri satmaktaydılar. Bu devirde, özellikle ticaret ve üniversite şehirlerinde yayıncıların tutundukları görüldü.

Bu arada kitap panayırları da devam etmekteydi. Bu panayırların başında da, yılda ilkbahar ve sonbahar olmak üzere iki defa kurulan Frankfurt Kitap Panayırı gelmekteydi. Bu panayıra başta İtalya olmak üzere, diğer Avrupa ülkelerinden Fransa'dan, Belçika'dan ve diğerlerinden de kitapçılar katılmaktaydılar.

Daha sonraları 1680 yıllarında Leipzig Kitap Panayırı'nın kitapçılar tarafından tercih edildiği görülmektedir. Leipzig günümüze kadar Alman kitapçılığının merkezi olarak kalmıştır. Bu arada Jenave Dresd gibi şehirler de kitap ticaretinin merkezleri olmuşlardır.

1564 yılında, kitap panayırlarında satışa çıkarılan kitapların katalogları basılmağa başlanmış, bugün kitapçıların yayınladıkları kitap katalogları, bu panayır kataloglarından doğmuştur.

XVII. yüzyılın ilk başlarında kitap ticareti yeni bir görünüş kazanmış ve kitaplar umumî müzayedelerle, arttırma usulü ile, en fazla verene satılmağa başlanmıştır. Bu hareketin öncülüğünü Hollanda yapmıştır. İlk kitap mezatları da Leyden'de yapılmıştır. Bu hareketin fikir babalığını Lodewijk Elvezir'in yapmış olması kuvvetle muhtemeldir. Elzevir Leyden Üniversitesinde lâboratuvar kısmında çalışırmış, üniversite talebesine kitap satma müsaadesini aldıktan sonra kitap ticaretini hızlandırmış ve Avrupa ülkelerine de yaymıştır. Hollandalı meşhur Elzevir ailesi, bu Lodewijk Elzevir'den gelmedir. En meşhurları Bonaventura ve onun torunu Abraham'dır. 1625 -1652 yılları arası en faal oldukları devirdir. Bugün, Elzevir Associated Scientific Publishers adıyla Amsterdam'da faaliyetlerine devam etmektedirler. Caesar'ın, Pliny'nin, Terence'in, Vergil'in, Moliere'in, Corneille'in, Racine'in ve Pascal'ın baskıları, en meşhur Elzevir baskılarını teşkil eder. Oxford'da Bodleian Kütüphanesi'nde, Paris'te Bibliotheque Nationale'de ve Amsterdam'da Üniversite Kütüphanesi'nde Elzevir baskılarını görme imkânını bulmuştuk. Devirlerinde kitapçılık sahasında Elzevir'ler bütün rakiplerini geçmişler, büyük bir servet yaptıkları gibi, Fransızca eserleri tekrar basmakla devrin Fransız edebiyatının gelişmesine imkân hazırlamışlardır. Hollanda, XVII. yüzyıl Avrupa kitapçılığında üstün bir yer işgal eder. Fransa parlak edebî üstünlüğüne rağmen, bu konuda birinci sırayı alamamıştır. Üstelik Fransız edebiyatı yukarıda da belirtildiği gibi, ilerlemesini Hollanda'da basılan taklit nüshalara borçludur.

Müzayede yoluyla yapılan kitap ticaretinde, hem alıcının hemde satıcının menfaatleri karşılıklı korunmuş oluyordu. Kitap satan daha çok kazanç sağlıyor, kitap alan ise tesadüfen karşısına çıkan kitabı değil, istediği, koleksiyonuna katmak arzusunda bulunduğu eseri satın almış oluyordu.

Hollanda'daki bu şekil kitap ticareti, çok kısa bir süre içersinde diğer Avrupa ülkelerinin de dikkatini çekti ve müzayede yoluyla kitap ticareti kısa zamanda milletlerarası bir hüviyet kazandı.

Joseph Hill adlı, Hollanda'da yerleşmiş bir İngiliz rahibi, 1676'da vefat eden bir arkadaşının kitaplarını bu şekilde sattırarak, bu.çeşit kitap ticaretini Londra'ya soktu ve kısa bir zamanda İngiltere'de yerleşmesine vasıta oldu.

Müzayede yoluyla kitap satışının en hareketli devri, şüphesiz XVIII. yüzyıldır. Arttırma yoluyla kitap ticareti Fransa ve Almanya'da da kısa zamanda revaç görmüştür.

Bu arada, Avrupa'da ciltçiliğin yeterli kazanç sağlamadığını gören küçük şehirlerdeki ciltçiler, dükkânlarını kâğıt ve çeşitli halk kitaplan satan bir şekle soktular. Buralarda dinî mevaiz kitapları, halk için yazılmış eserler, rüya tabirnameleri ve ilâç kitapları gibi şeyler satılmaktaydı.

XVII. yüzyıla kadar Avrupa'da kitap fiyatlarının sabit olmadığı görülür. Ancak XVIII. yüzyılın ilk yıllarında Almanya'da kitap fiyatlarını gösterir kataloglar yayınlanmağa başlanmıştır. 1742 yılında kitapçı Georgi, her kitabın sayfasını ve fiyatını gösterir Avrupa Fihristi'ni yayınladığı zaman, meslektaşlarının hoşnutsuzluğunu üzerine çekmiştir.

XVII. yüzyılda Paris'teki büyük müzayedelerde, kitapseverler seçkin bir müşteri halkası teşkil ediyorlardı. Bu arada aranılan kitapların fiyatları da devamlı surette artmaktaydı. Yine bu tarihlerde. Paris'te Pont - Neuf üzerinde ve Seine Nehrinin sahillerindeki rıhtımlarda sandıklar içinde kitap satan açık hava kitapçıları türemişti. Bunların sandıklarında kıymetsiz kitapların yanı sıra nadir eserlere de raslanırdı. Saray ve kilise bu satıcıları devamlı kontrol altında bulundururlardı. Bunların sansür tarafından yasaklanmış siyasî ve dinî yazıları dağıtıp sattıklarından şüphe edilirdi. Teşkilâtlanmış kitapçılar da, bouquinists denilen bu açık hava kitap satıcılarını kaldırtmağa çalışırlardı.

Okumaya karşı olan ilginin artması, kitapçılığa yeni imkânlar sağlamış ve XVIII. yüzyılın ikinci yarısında kitap istihsali önemli bir artış kaydetmiştir. Bu arada kitap istihsalinin artışına paralel olarak, telif haklarının da yükseldiği görülmüştür. Telif haklarının artması ise, kitap fiyatlarının yükselmesine sebep olmuştur.

Kitap fiyatlarının artması, XVIII. yüzyıl kitap basımcılığında bir takım sahtekârlıkların yapılmasına yol açmıştır. Meselâ bazı Almanca eserler, Belçika, İsviçre ve özellikle Avusturya'da tekrar basılmıştır. Frankfurt Panayırı, yavaş yavaş bir taklit eserler panayırı görünümü kazanmıştır.

Almanya'da ancak 1791 yılında yazarların telif hak ve hukukları himaye edilmeğe başlanmış ve yine bu tarihlerde yayınlanan Prusya Medenî Kanunu ile yayıncıların haklarına ait ilk talimat tanzim edilmiştir.

Kitap ticaretinin teşkilâtlanması da, bu arada ağır ağır ilerleme kaydetmiştir. Bu yüzyılın sonlarına doğru, Leipzig'de kurulan kitap borsası ve Charles Chr. Horwath ile G. J. Göschen'in tedbir teklifleri, Alman kitapçılığı için gerekli olan birleşmeye doğru atılmış bir adım olmuştur.

Fransız kitapçılığı, diğer Avrupa ülkelerine nazaran daha önce teşkilâtlanma imkânlarını elde etmiştir. Daha XV. Louis zamanında bir Kitapçılık Müdürlüğü kurulmuş ve bu kuruluşun başına da kıralın başkütüphanecisi rahip Bignon getirilmişti.

XIX. yüzyılda İngiltere'de bir kitap müzayedesinde, arttırmaya çıkarılan bir koleksiyon için ödenen en yüksek para 50 bin İngiliz lirası olmuştur. Bu para, gözü doymaz bir kitap meraklısı olan ve Avrupa'nın birçok şehirlerinde koleksiyonları bulunan Richard Heber'in terekesinin satışında ödenmiştir.

Kont Charles de Sunderland tarafından XVII. yüzyılın sonlarında toplanmış olan meşhur Sunderland koleksiyonu, 1881 - 83 yılları arasında satıldığı zaman tahminen buna yakın bir meblağ tutmuştur.

Bu yıllarda bu arttırmalardan en ziyade faydalanan kitap satıcılarının başında, aslen Alman olan Bernard Quaritch gelir ki, bu şahıs XIX. yüzyılın sonlarına doğru kitap ticaretinde Avrupa piyasasının âdeta tek hâkimiydi.

Fransız İnkılâbı ile sınaî hürriyetin tesisi, Fransa'da kitap ticaretinin şartlarını değiştirmişti. Ayrıca o tarihe kadar kitapçılık ve matbaacılık için mevcut olan esnaf teşkilâtı da son bulmuştu.

1815'den sonra Almanya'da kitapçılık alanında, kitapçılar arasında o zamana kadar kendini hissettirmemiş bir birleşme fikri doğmuş ve bunun neticesi olarak, Leipzig'de bir Kitap Borsası kurulmuştur. Ancak, kitapçılıkda sahtekârlığa karşı koyacak, yazarların hak ve hukukunu koruyacak bir kanunun hazırlanması için yeterli olgunluğa erişilmemişti. XX. yüzyılın ilk yılları bu konunun tartışmaları ve bununla ilgili olarak yapılan çeşitli teşebbüslerle geçmiştir. Yazar ve yayıncıların hukukunun güçlükle korunabildiği bu yıllarda, bu konuda mühim rol oynayanlar içersinde Friederich Perthes ile, daha önce fabrikatör iken kısa zamanda Almanya'nın en tanınmış yayıncıları arasında yer alan F. A. Brockhaus'un isimleri sayılabilir.

Almanya'da Kitap Borsası üyeleri, telif hakkının korunması için bir sözleşme kabul ettirebilme konusunda önemli gayretler sarfettiler ve bunun neticesinde Bern şehrinde 1866'da ilk sözleşme imzalandı. Bern Sözleşmesi (The Berne Convention) bugüne kadar çeşitli defalar gözden geçirilmiştir. Herhangi bir muameleye ihtiyaç göstermeksizin, imza sahibi bütün ülkelerde telif hakkını kabul eden, edebî mülkiyeti bu şekilde muhafaza eden bu sözleşmenin mazisi bu kadar yenidir.

Fransa'da Konvansiyon Meclisi tarafından 1793'de kabul edilmiş olan kanun, yazar haklarını bir mülkiyet olarak tanımıştı. İlk edebî sözleşme 1840 yılında Fransa ile Belçika arasında yapılmış olup, Bern Sözleşmesi'nin esasını teşkil etmiştir.

Bu arada, kitap ticaretinin panayırlarda yapılan eski şekli de, XIX. yüzyılın ilk yarısında önemini kaybetmşitir.

Alman Kitap Borsası, XIX. yüzyılın ikinci yarısında, modern kitapçılığın bütün teşkilât ve yeniliklerini yerine getirmişti. Bu kuruluş, kitapçılar için bibliyografyalar, altı aylık ve beş yıllık kataloglar yayınlamağa başlamıştı.

Almanya'da kitap ticareti gayet ciddi bir kontrole tabi olup, bu kontrol merkezi Leipzig'de olan Yayıncılar Sendikası (Verlegerverein) ve Alman Kitapçılar Sendikası (Börsenverein der deutschenbuchhândler) tarafından yapılır. Bu arada, Leipzig'de meslek gazetelerinin en önemlilerinden biri olan ve yeni Alman kitaplarını günlük olarak duyuran Börsenblatt yayınlanır.

Yalnız Leipzig, Berlin, Stutgart ve Münich gibi büyük merkezlerde değil, birçok küçük şehirlerde, özellikle Tübingen, Heidelbergve Göttingen'de de önemli yayınevleri bulunmaktadır.

Başlıca Alman yayıncıları arasında: Berlin'de Walter de Gruyter,S. Urban ve Sechwarzenberg, Julius Springer, S. Fischer, BrunoCassirer; Leipzig'de Karl W. Hiersemann, B. G. Teubner, F. A. Brock-haus, E.A. Seemann, Hinrichs, J. A. Barth, Göschem, Reclam,Tauchnitz, Velhagen ve Klasing; Münich'de F. Bruckmann ve R. Ol-denburg'u; Jena'da Gustav Fischer'i; Gotha'da Julius Perthes'i say-mak mümkündür. Almanya'da ikinci eelden kitap toplayan kitapçıların başında Gustav Fock, K. F. Koehler, Otto Harrassowitz ve KarlW. Hiersemann gelir. Almanya'da bu işin öncülüğünü Frankfurt'da1785'de kurulmuş olan Joseph Baer müessesesi yapmıştır.

Leipzig'de merkezi bulunmayan bütün Alman yayıncıları, burada bir komisyoncu nezdinde yayınlan için umumî bir depo bulundururlar. Almanya'da kitap satışı şarta bağlı olarak yürütülür. Buna göre komisyoncu ve perakendeci kitapçılar, her yeni çıkan kitaptan belli bir miktar alırlar ve bunların içinden belli bir sürede satamadıklarını iade ederler. Bu çeşit şarta bağlı satışta, satılan kitapların tenzilât yüzdesi de azdır.

Almanya'da kitapların iade süresi Birinci Dünya Harbi'nden önce oldukça uzun tutulmaktaysa da, şimdi bu süre üç ayı geçmemektedir.

Almanya'da ayrıca Barsortiment denilen toptan satış yapan kitapçılar da bulunmaktadır. Bunlar bazen bir eserin bütün edisyonlarını satın alırlar ve özel tenzilâttan yararlanırlar. Bunlara daha çok Leipzig, Berlin ve Stutgart gibi büyük yerleşme merkezlerinde rastlanmaktadır. Bunların başında merkezi Leipzig'de olan, katalog ve bibliyografik türdeki eserleri ile de tanınmış olan Koehler-Volckmar gelir.

Tanınmış Fransız kitapçıları arasında ise; Fransız klâsikleri serisinin yayıncısı J. J. Lefevre, Panckoucke fils, A. A. Renouard, Querard'm La France Litteraire adlı eserini Catalogue de la librairieadı ile devam ettiren Otto Lorenz, romantik eserlerin yayıncıları olarak bilinen Renduel ve Curmer; Hetzel, Hachette, Lemerre, Firmin Didot, Plon, Calman-Levy, Charpentier ve halefi Fasquelle, vulgarizasyon türü eserler yayınlamakla şöhret bulmuş Larousse ve Armand Colin sayılabilir. Fransa'da ikinci elden kitap toplayan kitapçıların başında ise, Renouard, J. Techener, E. Rahir ve Maisonneuve - Cie gelir.

Paris'te 1847'de kurulmuş olan Kitapçılık Cemiyeti (Cercle dela Librairie) 'nin kontrolü altında, kitap ticareti ve sanayii ile uğraşanlar cemiyet ve sendikalarda toplanmışlardır. Kitapçılık Cemiyeti'nin haftalık yayını olan la Bibliographie de la France, Fransız kitapçılığının isteklerini karşılar durumdadır.

Fransa'da yayıncılar satışlarını kitapçılara doğrudan doğruya yaparlar. Kitapçılara satış şartsız olarak ve depot sistemi (Systemedu depot) ile yapılır. Fransa'daki bu sistem aşağı yukarı Almanların şarta bağlı satış sistemine yakındır. Fransa'da kitap komisyoncuları da vardır ve hemen hepsi Paris'te toplanmışlardır. Bu komisyoncular bazen kitapçılar adına kitap da satın alırlar.

İngiltere'de ise kitap satışı şartsız olarak yapılır. Kitapçılar, kendileri veya müşterileri için yeni çıkan kitapları incelemek için yayıncılardan istiyebilirler. Ancak bu kitapların kısa bir süre içersinde iadesi şarttır. Piyasaya çıkmadan önce siparişi yapılan kitaplar için daha fazla tenzilât yapılır.

İngiltere'nin tanınmış kitapçıları arasında, Longmans, Green, İngiltere'nin en eski yayınevi olan John Murray, George Allen ve Unwin, William Heinemann ve Macmillan sayılabilir. Bunlar özellikle kısa vade ile satış yaparlar. İngiltere'de ayrıca satılmamış kitapları daha ucuz fiyatla satmağa çalışan ve remainders denilen kitapçılar da vardır.

İngiltere ile müstemlekeleri arasındaki kitap ticaretinin büyük bir kısmını wholsale booksellers'ler yaparlar. Bu toptancı kitapçıların en tanınmışlarından biri de Simpkin Marshall'dır.

İngiltere'de ikinci elden kitap ticareti yapanlar arasında en tanınmışları Londra'da Bernard Quaritch, H. G. Bohn, H. Sotheran, Maggs Brothers, Francis Edwards, E. P. Goldschmidt ve Robinson'dur.

Danimarka, İsveç, Norveç ve Finlandiya'da kitapçıların ticari teşkilâtı, aşağı yukarı Almanya'dakinin aynıdır, Danimarka'da, yayıncılar yeni açılmış bir kitapçıya kredi açıp açmıyacaklarına kendileri karar verirler.

İsveç'te bu gibi hallerde kitapçılardan kefalet tarzında teminat talep edilir. Sendikalarından tavsiye ve teminat getiren kitapçı ve komisyonculara tenzilât da söz konusudur.

Norveç'te yeni bir kitapçının yayıncılardan kredi alabilmesi için, Kitapçılar Sendikası'na girmesi ve bu kitapçının daha önce başka bir kitapçı yanında çıraklık yapmış olması gereklidir.

Finlandiya'da da kitapçılar, kitaplarını komisyon karşılığı ve numune olarak alırlar. Bu sistem bugün Finlandiya'da oldukça geçerlidir. Küçük kitapçı dükkânlarındaki kitapların çoğu, yayıncılar tarafından gönderilmiş olan numune kitaplardır. Böylece, küçük kitapçı dükkânları bile müşterilerine çeşitli türdeki yayınları sunabilme imkânına sahiptirler. Finlandiya'da kitapçı dükkânlarının çoğu, bir - iki yardımcıyla çalıştırılan küçük aile teşebbüsleridir. Büyük yerleşme merkezlerinin dışında kalan bölgelerde kooperatif kitapçılığı da yaygındır. Finlandiya'nın en tanınmış kitapçıları Helsinki'deki Akateeminen kirjakauppa (Akademi Kitabevi) ve Suomalainen kirjakauppa (Fin Kitabevi) dır.

İskandinav ülkelerinde kitapçılar, yayıncılardan % 25 ile % 30arasında tenzilâtla kitap satın alabilmektedirler.

İskandinav ülkelerinde ikinci elden kitap ticareti pek o kadari lerlememiştir. Başlıcaları Danimarka'da H. J. Lynpe ve Son, J.Grubb, Magnus Hansen, Jeppe Poulsen Skadhauge; İsveç'te O. H.Klemming, Robert Sandberg, Björck ve Börjesson; Norveç'te N. W.Damm'dır.

Belçika'da kitap ticareti serbestir. Fakat bu ülkede de, sendika tarafından tanınmış olan ve yayıncılar tarafından tenzilât yapılan kitapçı ve komisyoncuların listesi yapılmıştır.

Hollanda'da bir Yayıncılar Sendikası ve bir Kitapçılar Cemiyeti vardır. Bu kuruluşlar kendi tüzükleri gereğince yayıncılar nezdinde, tenzilâta hak kazanmış kitapçı ve komisyoncuların listesini düzenlerler. Yayıncılar, yeni kurulmuş bir kitapçıya, bu kuruluşların muvaffakati olmadan hiç bir şekilde tenzilât yapamazlar. Çıraklık müessesesi bu ülkede de geçerlidir.

Hollanda'da ikinci elden kitap ticareti yapanların başında, Hague'daki Martinus Nijhoff, Amsterdam'daki Menno Hertzberger gelmektedir.

İsviçre'de Zurich'de L'art ancien; İtalya'da Milan'da Ulrico Hoepli, Florence'da Leo S. Olschki, Rome'da C. E. Rappaport ikincielden kitap ticareti yapanların başında gelir.

Amerika'da da kitapçılar şartsız satış sistemi ile satış yaparlar.Kitap satışının büyük bir kısmı, toptan satış yapan kitapçılar tarafından yapılır. Bunların en tanınmışlarından' biri de, American News Company'dir. Amerika'da ikinci elden kitap ticareti yapanların başında, New York'da Alman asıllı A. S. W. Rosenbach, H. P.Kraus, Lathrop C. Harper, James F. Drake ve Boston'daki Good-speed's sayılabilir.

Dağıtım yoluyla satış, kitap ticaretinde her zaman tercih edilmiştir. Bu usul çok önceleri Batı'da, dinî kitapların satışı için denenmişti. Daha sonraları fasikül fasikül yayınlanan eserlerin abone kaydedilmesine başlandığı zaman çok tutuldu ve geliştirildi. Bugünde vadeli ödeme usulü ile, aşağı yukarı dünyanın her ülkesinde uygulanmaktadır.


BAŞVURULAN DİĞER KAYNAKLAR :

— D. W. Davies. The World of Elzeviers, 1586-1712. Haag 1954.
— Marjorie Plant. The Engish Book Trade. An Economic History. London 1939.
— Helmut Lehmann - Haupt. A History of the Making and Selling of Books in the UnitedStates. New York 1951.
— Pentti Kuoplo. Books from Finland. Quarterly Review, No. 3, 1975.
— Unwin, Stanley. Kitapçılığın iç yüzü. Çeviren : Leylâ Elburz. İstanbul 1950


Svend DAHL' in History of the Book (New York, 1958) adlı eserinden kısaltarak çeviren ve metne ilâveler yapan: İsmet BİNARK

Milli Kütüphane Başuzmanı

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Hüzün Şiirleri

                                                                                                          -Yaşayamadıklarıma Eyvallah!                                                                                                          -Yaşadıklarıma Elhamdülillah!                                                         ...

Okuntu

Mevsimlerden denizi, inceliklerden en çok geçmişi özlediniz. Sevgiyi kavramanın ağırlığı başlayınca bizim gibi kaçmadınız. Belki biraz ağladınız; bir gözyaşı izi boyunca kanadınız. Akşamlar ve parklar arasında dünyaya en çok siz yaraştınız. Şimdi sizi çok özlemişiz. Bir akşam bize gelirseniz, geniş koltuklarda otururuz; susarız. Adnan Azar

İstanbul Şiirleri Bercestem

      İstanbul'a meftûn olanlara Deniz bazan susup bazan homurdanıyor; Üsküdar ’da birkaç ışık sönüp yanıyor: Eşelenen kıvılcımlı bir mangal gibi... Sabahattin Ali Karaköy'den kalkan vapurlar bilir Yıllardır nasıl yangın Galata Kulesi Kız Kulesi'ne Ali Asker Barut Bugünse artık Görmek için denizi Sağa sola oynatması gerekecek Betonarme binaların arasında Üzgün duran boynunu Ali Asker Barut İstanbul’da bir sevdiğim vardı Keçi yavrusuna benzer, Rüzgar eserdi hafiften gözlerinde Halden anlardı. Cahit Külebi Selimiye'nin arkası Karacaahmet Az gerilesem sırtım selvilere değecek Tüylerim diken diken Ne var bunda ürkecek Halim Şefik Güzelson Vay canına tükürdüğümün İstanbul’u ... Rumelihisarı’nda Orhan’ın mezarı Ne gittim ne gördüm gitmek de istemem Taze ekmek bir parça beyaz peynir Şimdi olsa şuracıkta rakı içer Denize mi bakar kim bilir Oktay Rifat Kayacık'ta mekik atarken Penelope Düşü...

Bir Bozuk Saattir Yüreğim, Hep Sende Durur

Herkes seni sen zanneder. Senin sen olmadığını bile bilmeden, Sen bile.. Seni ben geçerken, Derim ki, Saati sorduklarında; Onu ”O” geçiyordur. Kimse anlam veremez. Tamir ettirmedin gitti derler şu saati. Ettirmek istiyor musun demezler. Bir bozuk saattir yüreğim, hep sende durur. Zamanı durdururum yüreğimde, Sensiz geçtiği için, Akrep yelkovana küskündür. Şu bozuk saat çalışsa benim için ölümdür. Bil ki akrep yelkovanı geçerse, Atan bu yüreğim durur. Bırak bozuk kalsın, hiç değilse; Bir bozuk saattir yüreğim, hep sende durur. Turgut Uyar  Uyar’da hissedilen sıkıntılar ya da gerginlikler, onun yaşadığı içsel çatışmalardan dolayı mı? O bir muamma olarak kalacak bence. Belki de aile geçmişiyle alakalı. Kitapta bu meselenin üstüne gitmeye çalıştım; nasıl bir ilişkisi var ailesiyle diye sorup soruşturdum. Babası Arnavut, annesi Girit göçmen. Yoksul sayılabilecek bir ailede doğuyor, erken yaşlarda parasız yatılı olarak evden ayrılıyor, meslek olarak hiç hoşlanmadığı aske...

KİMİN NASIL BİR ANISI HALİNE GELECEĞİMİZİ HİÇBİRİMİZ BİLMEYİZ

Sana, penceremin önünde duran o vişne ağacını anlatmıştım. Karanlıkta bile, ona bakmak bir mutluluktu, bolartırdı gönlümü. Sen o vişne ağacı gibisin, demek isterim sana. İlkyaz güneşinde sert, yalız, ışınımlı aklığıyla bir kışın daha ödülünü dağıtır gibi göğe karşı çiçeklenen, taçyaprakları pörsüyüp döküldüğünde ardından gelecek alın umuduyla bizi oyalayan, yemişi, koparılmazsa, uzun süre karara karara kışı bekleyen vişnenin bütün hallerini sende görüyor değilim elbet. Ama onun gibi bir yaşam umudusun benim için. Yaşanabileceğini, yaşamağa çalışmak gerekeceğini duyurup duran. Ama böyle sözler sana söylenmezmiş, söylenemezmiş gibi gelir hep. Kurağın ateşini söndüren, soluk aldıran, kapıları açan yaz yağmuru gibisin bana. Ama sıkılırsın diye söylemekten kaçınırım. * Onca uzaklardan birbirimize el sallıyoruz. Çevrede her şeyin yıkıldığı zamanlarda bile, insanlar arasında sevginin, dostluğun, yaşamış olabilmesi gerektiğini düşünüyorum. Yoksa yıkıntıdan artakalanlar sevgiyi, dostluğu nasıl ...

A'dan Z'ye Şiir

436 1918 1949 1.Oca ... 1.mektup; sen büyüye dokunmak gibisin 128 Dikişli Şiir 3. Cemre 30 Şubat 4000 Şiirin yer aldığı 7500 sayfalık PDF formatında şiir arşivim... 5. Şarkı 5555. Paylaşım 6000. Paylaşım 6666. Paylaşım 7 Tane Erik Ağacı 80'lerde İstanbul'da 99. Sone Âb-ı hayât-ı lâ'lüne ser-çeşme-i cân teşnedür ablanın yokluğunu en çok sen hissedeceksin Acı Acı Acı Bahriyeli acı bir şarkı Acı desem Acılara Tutunmak Acılarınıza Dönün Şiir Oradadır Acılı Bahar Acılı bir yürek Acılı Gecenin Bitiminde Acınmıyorum, Seslenmiyorum, Ağlamıyorum, Aç Kollarını açık açık çağırır aşkını Açık Deniz Açıkla beni kardeşim Açıklama Açıklamalar Açılup bir dem bu bâğ-ı dil bahâr olmaz mı hìç Ada Ada Adad...

Sen Yaşat Beni

Gün gelir de terkeylersem eğer bu teni Yanında değilsem eğer, sen yaşat beni Uzandığında elime, yoksa yerinde artık Seni istese de gönül, biçareyse artık Gün be gün duyamasam da o tatlı sözleri Kurduğun hayalimizle sen yaşat beni Bırak bu yakarışları, bu dostane halleri Anla! Vakit geç. Tek arzum sen yaşat beni Bir an çıkarsam aklından, üzme kendini Yeter ki sonradan da olsa sen yaşat beni Bir zamanlar beni saran o düşünceler Sararıp solsa da yine sende yeşerseler Sen yaşattıkça beni, olacaksa eğer hüzün Var unut, sonra gülecekse eğer yüzün Christina Georgina Rosetti Çeviren: Oktay Eser

Heybeme Doldurduğum Şiirler II

bir sandalyenin yerini değiştiriyormuş gibi  “Ölüp gidiyoruz işte!” dedi, kaldırmadan başını.  Günlük işlerdenmiş gibi ölüm.  İlhan Berk arayerde bir hüzün büyür gider.  Turgut Uyar Sabah erkenden su yürüdü arklara.  Sarı üzüm dişleriyle gülümsüyor bağ.  Süreyya Berfe  Yüzleri, yüzleri ve maskeleri  Silik kopyaları bırak yaşayanlara  Sen sessiz ölümlerle zırhlanan gerçeği yaz  Cahit Koytak Kumandayı fırlatıp spiker kızın yüzüne  Bir şeyler yapmalı, diyorum - Ama ne?  Afrika'ya gidelim, diyor, karım içerden  Kahve içelim muhallebi yiyelim  Der gibi iyi niyetli  Günlük vurguyla Cahit Koytak Elini uzatıp baktın mı yas var komşular ülkesinde  Bülbül neden kenetlenmiş  Sorman oldu mu hiç İskeleti havlar mı bir insanın.  Gördüm  Cahit Koytak Gecenin bir yarısı oturup ağlıyorum bir çocuk parkında  Ulumak gibi ağlıyorum  Köpekler koşuyor sağımda solumda  T...

“Yaşlı kişinin kalbi iki şey üzere gençtir. Uzun yaşama sevgisi ve mal çoğaltma sevgisi.”

Arasıra düşmüyor değil aklıma Yabancı kadınların sıcaklığı Ama Allah bilir ya ne saklıyayım Yanında ihtiyarlamak istiyorum Turgut Uyar Ey hüzünlü ruhum,ihtiyar budala Charles Baudelaire – Neydi ayrılık delikanlı? – Hiç. Benden kaçması ihtiyar bir atlının. Süreyya Berfe Bitti aşk dolu günlerim, artık aklımı Alamaz eskisi gibi başımdan Kızların, evli kadınların, dulların çekiciliği, Terk etmeliyim o hayatı eskiden yaşadığım, İki kafanın uyuşabileceğine inanan o saf umudum geçti, Geçti aşırı şarap kullanmalarım, Yaşlı bir beyefendiye yakışacak bir günah için Sanırım para tutkusunu arkadaş edinmeliyim. Lord Byron Modern toplum düzeni, delileri, sakatları olduğu kadar yaşlıları da görünmez kıldı. Ayak altında dolanmamaları, hayatın akışında bir sekteye yol açmamaları icap eden, bu sebeple de mümkünse buharlaşan, silikleşen unsurlara dönüştüler: Bir yük, bir ayak bağı, yavaşlatan bir kaygı unsuru. Ahmet Murat Yaşlı bir adamdan duymuştum: Bir bildiği yok k...

İntihar Şiirleri Bercestem & Edebiyatta İntihar

İntihar, bilinçli bir tercih sonucu             uygulamaya konulduğunda, insanın              mutlak anlamda "birey" olması,              bireyselliğini mutlaklaştırmasıdır.             Bir tür "tanrı"lıktır... Hüsamettin Arslan “İzimi süren bir panter var: Bir gün beni öldürecek olan;… …Adımlarını durdurmak için yüreğimi fırlatıyorum, Susuzluğunu dindirmek için kan saçıyorum; … O yiyor, ama yine de ihtiyacı yüzünden yiyecek arıyor, Mutlak bir adaklığa zorluyor… …Panter merdivende Yukarı çıkıyor.” Sylvia Plath Bize ne başkasının ölümünden demeyiz çünkü başka insanların ölümü en gizli mesleğidir hepimizin başka ölümler çeker bizi ve bazen başkaları ölümü çeker bizim için İsmet Özel İntihar diye bir şey Yok bu dünyada. Ölümle biten bir intihar yok. Asıl intihar Gün gün yaşamakta Ahmet Erhan dün gece bir kadın doğurdu haliç bir kuş havalandı galata kulesi’nden m...