20 Mayıs 2021

Her Şey Vatan İçin

1

Kilisenin avlusunda bir melengiç ağacı titriyor
Metruk kalbim, damar damar oluyor alnım upuzun bir suda 
Birdenbire atıldığı koca bir taşın, patladığı, dağıldığı 
Metruk kalbim. O suda, o upuzun suda eksik bir damla 
Gitgide eksilen bir damla gibi. Metruk kalbim. Kalıyor 
Koca bir halkın gün yüzü görmemiş aynasında metruk 
Kalbim, çoğaldıkça yeniliyor tarihin kadranında... 

2

Yalnızlığı gün gibi aşikâr; iner çıkar, iner çıkar 
Merdivenleri – gözucuyla baktığı şehri, o Süryani 
Toprağı son kez sürer gibi oynattığı kirpiklerini 
Tutar derin kuyulara batırır – sizin hiç ülkeniz öldü mü 
Ey gönülsüz pasaportlara uygun adım mihmandarlar 
Hani her şey vatan için’di... Saplar ve samanlar 
Ayrışırdı zamanla kendiyle barışık bir kimya gibi 

Bir geceyarısı merdivenleri ine çıka gitti.

3

Zulmün artsın! Gördün ya, dağların arasında incecik 
Bir su inadına akar, mazlum ve çevik 
Zulmün artsın! Duydun ya, göğümde dolaşır üç beş üvevik 
Edirne'den Ardahan'a, Sinop'tan Anamur'a selâm götürür 
Çapraz ateşinde devletlü gecelerin, pul ve mühür 
Ve faili meçhul bir kalem elinde, yazar durur 

Zulmün artsın! Ki ben de korkup adam olayım. 


Ateş yakar, su boğardı, geç anladım 
Metruk kalbim. Cesaretim uçurumlar boyuncaydı korkum dar'ül mekân 
Soğuk üşütür, bıçak kanatırdı – o ki meramım 
Göğsümdeki ayların yıldızların meseline kandım 
Yoktu, hiçbir şey yoktu – metruk kalbim 
Kuyuya atılan taş boşlukta uçtu durdu 
Yaprak kımıldamadı, su titremedi, onca isyan 
Bir yarasa telaşıyla derinliklere doldu 
Saçlarımdaki akların bağırtısına uyandım 

Bir Kalbimi dağladıkça, bombalandı dağlarım.


ek 

Fazıl Hüsnü Dağlarca'ya 

Türk olmak, yenilmek demektir 
Dağbaşlarında, ıssız bir çoban yalnızlığında 
Sabah ayazında üşümüş, yorgun 
Upuzun bir vicdan sızlamasında 
Türk olmak, acı demektir 
Seviyorum ülkemi, Sinoplu bir balıkçının sevdiği kadar 
Alnımda yağmur lekeleri, gözümde bir zeytin tanesinin kederi durur 
Seviyorum ülkemi: Denizler, ırmaklar, dağlar 
Kalbimde bir saka kuşu büyür 
Ama yalnızım, konuşmuyor sokaklar  

Acıyor çocukların gözleri: Baba öldü! 
Acıyor anaların gözleri: Oğul öldü! 
Acıyor, hep acıyor, hep acıyor acıyor... 
Türk olmak, Plaza de Mayo'yu kıskanmak demektir. 

Dağlar ıssız, ovalar boş, rüzgâr dinmiş 
Ülkemin göğsündeki kanser dal budak salmış 
Kalemim üşüyor, parmaklarım köz 
Ve sürek avlarında yorgun düşmüş... 
Gazetenin en derin köşelerinde insanlar ölüyor 

Türk olmak, ölüm demekmiş... 

1995-96

Ahmet Erhan

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder