22 Nisan 2022

Sabah Kalkınca İntihar Etmeyi Unutacak Kadar Dalgın

Nerede 
Beni her sabah yorgun düşüren hayretim?
Kahramanların ve zarif kahpelerin ardından 
Dalıp giden gözlerim 
Nerede.
Bir kaçkını bankamatiklerin altına saklayan serinlik,
Kaçkının koynunda korkudan bir bıçak;
Koyverin her durakta aşkı sendeleten beni
Çünkü yakışmıyor bana 
Onlar giderken yazgıma üşüşen leke
İlk yeminimden beri gücendirdiğim Allah.

Devletin çılgınca güldüğü bir şakadır,
Yaşlıların koltuğunun altına sıkıştırılmış su faturaları.
Meraktan talan edilmiş, kız
yurduna gelen mektup nerede?
Biraz kal, barış kal,
Siirt yüzünden elleri tütün
kokan köylü çocukları içtimaya
toplarken bir kumandan küfürle,
terhis et öyle kal…
Benim suçum değil ki
sen mutlu olma diye
hatasız yüzüne attığım iftira.

Hayır, kalmadı kurtulma ümidim,
üşüyen parmaklarımdan razı değilim.
Razı değilim!
Mesela piçlere kalacak bu densiz dünya.
Hem yakışmıyor bir güzele
vapura yetişmek için koşmak
Endam kalmıyor, önce boy sonra pos
Yaşamak iyi gelmiyor hiçbir sancımıza

Söyleyin sarsıcı bir sırrı öğrenince,
övünerek başkalarına anlatan
halk bizim neyimiz olur
İşte ben bütün bu gereksiz
sebeplerden sıkılırken yaşamaktan
sabah kalkınca intihar etmeyi
unutacak kadar dalgın,
kötü yola düşen; şiire düştüğü için
Ne cesaret eden, ne giden
Kundaklanır caz
İsmini veremeyen seyirci
Bahsedilen o trajik mevsim

Bir aşkta elbette iki ceset olmaz.


Bülent Parlak



Hiç yorum yok:

Yorum Gönder