bedenin, yolunun gülüdür
aynı anda hem açılıp hem kapanan.
*
hiç hissettin mi sabahın dar geldiğini adımlarına?
öyleyse uyandın demektir
bedenin aşkla dolu olarak.
*
ruhun pınarlarını besleyen
en güzel ve en duru yağmur
bedenin bulutlarından yağan yağmurdur.
*
her sabahın
gizli bir bedeni vardır
sana çocuk kollarını açan.
*
dedi ki (kadın):
beden anlamın başlangıcıdır.
*
ruhun en yakın arkadaşı
ışıktır,
bedenin en yakın arkadaşı
gölge.
*
aşk bir bedendir
en özleyen giysisi gece olan.
*
bedenim kelimelerdir
günlerimin defterlerine dökülür.
*
benden daha yoğun bir şey yok
der beden-
ve bir şey yok daha şeffaf olan
*
dedi ki (kadın):
gündüz bedenin tapınağıdır
ve gece kurban.
*
dedi ki (erkek):
bedeni ara vermez yolculuğuna
bedenimin labirentlerinde.
*
dedi ki(erkek):
beden için şehvet
anadilin kendisidir.
*
dedi ki(kadın):
bedeni beden yazar yalnızca.
*
dedi ki(erkek):
kelimelerin bir uzayı vardır
yetmez cemâline bedenin.
*
beden bir kitaptır
iki yöne okunan-
adan zye
ve zden aya.
*
günler-
bedenin ovalarında koşuşan kısraklar.
*
düşleri bedeni üzerinde kuşlardır kanat çırpan
ve fısıldayan: dardır bu uzay, diye.
*
bazen,
şiire beden rengi vermek için
kelimelerin renklerini siler.
*
henüz,
ölümü ağırlamak için açmadı bedenini
yoksa bu, hâlâ hayatın cahili olduğu için mi?
*
bedenin kitabı
en geniş ve en yüksek uzaydır
arzunun alfabesine.
*
cinsellik bir göbektir
geceyle gündüzü
tek bir beden yapan.
*
akıl birikmedir
bedense başlamak.
*
beden aynı anda,
hem nergistir hem göl.
Adonis
Çev: İsmail Özdemir
Türk ve Dünya Şiirleri Antolojim "Çiçeğin açması da bir tür şiir belki - Bilmiyorum"
28 Nisan 2013
Dünya
kaç kez, ikinci bir ülkem var, dedin
ve avuçların yaşlarla doldu
ve doldu onun
yaklaşan sınırlarının şimşeğiyle gözlerin,
anladı mı gözlerin, dünya nerede ağladı
ya da nerede yıldırdıysa adımlarını senin
şarkındaki gibi, burada ya da orada
senden başka her yol geçeni tanıdığını
ve onun bağrıyla memeleri kuru
bir yalnız olduğunu
ve reddin havasını bilmediğini;
acaba dünyanın sen olduğunu
kavradı mı gözlerin?
Adonis
Çev. İsmail Özdemir
ve avuçların yaşlarla doldu
ve doldu onun
yaklaşan sınırlarının şimşeğiyle gözlerin,
anladı mı gözlerin, dünya nerede ağladı
ya da nerede yıldırdıysa adımlarını senin
şarkındaki gibi, burada ya da orada
senden başka her yol geçeni tanıdığını
ve onun bağrıyla memeleri kuru
bir yalnız olduğunu
ve reddin havasını bilmediğini;
acaba dünyanın sen olduğunu
kavradı mı gözlerin?
Adonis
Çev. İsmail Özdemir
27 Nisan 2013
Bulut
Dinmiş tufanın son bulutu!
Bir sen gezinirsin açık mavi gökte.
Senindir, kimsesiz, neşesiz gölge.
Sevinç dolu günü, bir tek sen üzersin.
Az önce çepeçevrede sarmıştın gökyüzünü,
Şimşek de seni sarıverdi dehşetle.
Sen ise saçtın gizemli gürlemeni,
Ve açgözlü toprağa yağmur içirdin.
Yeter, defol! İşin bitti artık.
Toprak tazelendi, tufan da kaçtı buralardan.
Ve işte rüzgar da yaprakçıkları okşarken,
Kovuyor seni şu huzurlu göklerden.
Tüm arzularımı yaşadım ben
Hayallerime de soğudum artık
Sadece acılarım kaldı içimde
Meyveleri kalbimdeki boşluğun.
Hayın kaderin fırtınaları altında
Soldu güller açan taç yaprağım da
Yaşıyorum hüzünlü ve yalnız
Ve gelir mi sonum diye bekliyorum.
İşte böyle, sonbahar soğuklarına yenik
Fırtınanın kış ıslığı duyuluyor gibi
Çıplak dalda tek başına
Titremekte geç kalmış bir yaprak!
A .S.Puşkin
Çeviri: Burhan Deniz
Bir sen gezinirsin açık mavi gökte.
Senindir, kimsesiz, neşesiz gölge.
Sevinç dolu günü, bir tek sen üzersin.
Az önce çepeçevrede sarmıştın gökyüzünü,
Şimşek de seni sarıverdi dehşetle.
Sen ise saçtın gizemli gürlemeni,
Ve açgözlü toprağa yağmur içirdin.
Yeter, defol! İşin bitti artık.
Toprak tazelendi, tufan da kaçtı buralardan.
Ve işte rüzgar da yaprakçıkları okşarken,
Kovuyor seni şu huzurlu göklerden.
Tüm arzularımı yaşadım ben
Hayallerime de soğudum artık
Sadece acılarım kaldı içimde
Meyveleri kalbimdeki boşluğun.
Hayın kaderin fırtınaları altında
Soldu güller açan taç yaprağım da
Yaşıyorum hüzünlü ve yalnız
Ve gelir mi sonum diye bekliyorum.
İşte böyle, sonbahar soğuklarına yenik
Fırtınanın kış ıslığı duyuluyor gibi
Çıplak dalda tek başına
Titremekte geç kalmış bir yaprak!
A .S.Puşkin
Çeviri: Burhan Deniz
Hayal Hanım
Yeşil imgeli kız! İlkyazım!
hangi harf gül, hangi dal dize?
Bu büyük ağaçtan her ikimize
kalan hangimizdik…
ey hayal hanım?
Yeşil imgeli kız! Biz size
yazılı sevdalar sunduktu
ve döne döne uçurumlar
gibi şiirler…
Şiirlerle örselenmiş’yüzü
ve kalbi güllere belenmiş
biriydim ben… ve hangimize
doğru akar suydum,
ey hayal hanım?
Yeşil imgeli kız! ilkyazım!
hangi harf gül, hangi dal dize?
Bu derin ağaçtan her ikimize
kalan hangimizdik…
ey hayal hanım?
Hilmi Yavuz
hangi harf gül, hangi dal dize?
Bu büyük ağaçtan her ikimize
kalan hangimizdik…
ey hayal hanım?
Yeşil imgeli kız! Biz size
yazılı sevdalar sunduktu
ve döne döne uçurumlar
gibi şiirler…
Şiirlerle örselenmiş’yüzü
ve kalbi güllere belenmiş
biriydim ben… ve hangimize
doğru akar suydum,
ey hayal hanım?
Yeşil imgeli kız! ilkyazım!
hangi harf gül, hangi dal dize?
Bu derin ağaçtan her ikimize
kalan hangimizdik…
ey hayal hanım?
Hilmi Yavuz
Şiir Sanatı
Zamanın ve suyun oluşturduğu şu ırmağa bak
Ve anımsa günlerinde bir ırmak olduğunu sanki ikizi,
Biliyoruz ki bizlerde öyleyiz zaman gibi su gibi
Ve işte yüzlerimiz de eriyip gidiyor tıpkı onlar gibi.
Uykuya dalmadan onu düşlerden ayırabilseydik keşke
Ve ölümün de başka bir düş olduğunu bilebilseydik keşke
Gene de titreyerek gidiyor tenimiz ölüler ülkesine
Ve uyku çağırır onları hangisi gelecek birazdan hangisi gece.
Geçen günlerin yılların bir imge olduğunu sezebilmek
Yaşadıklarımızın saatlerimizin insanlığımızın,
İnsafsız geçit töreninde son iç çekişin yıl dönümünde
Bir melodinin, bir mırıldanmanın da, imge olduğunu sezebilmek,
Güneşin batımını, ve uykuda görebilmek ölümü
Ne altınsı bir kederdir- tıpkı şiir sanatı,
Hangisi ölümsüzlük ve belki de üzücü. Şiir sanatı
Sürgit yinelenen ha güneşin batımı ha şafağın sökümü.
Akşam üzeri bir yüz karşılaştığımız zaman içinde
Bakar gibi bir aynanın derinliğinden dışımızdaki bize;
Şiir sanatı da ayna olabilmeli taşımalıdır içinde
Açığa vurabilmelidir gizleri göstermelidir bize
Onlar söyledi ki Odysseus'a boş yere harikalar yaratmakta,
Sonunda gördü gözyaşlarıyla işte biricik aşkı İthaka,
Her dem taze ve alçakgönüllü. Bir şiirdir İthaka
Sonsuzluk arayıştadır acemiliktir, değil harikalar yaratmakta.
O taşkın bir ırmak gibidir bitimsizce akar durur
Kimileyin koşar kimileyin kabarır coşumcu bir aynadır
Kararsızdır vefasızdır, Heraklit ki o da aynadır
Ve şiir de böyle ırmak gibidir kayar çağlar akar durur.
Jorge Luis Borges
Çeviri: Ulus Fatih
Ve anımsa günlerinde bir ırmak olduğunu sanki ikizi,
Biliyoruz ki bizlerde öyleyiz zaman gibi su gibi
Ve işte yüzlerimiz de eriyip gidiyor tıpkı onlar gibi.
Uykuya dalmadan onu düşlerden ayırabilseydik keşke
Ve ölümün de başka bir düş olduğunu bilebilseydik keşke
Gene de titreyerek gidiyor tenimiz ölüler ülkesine
Ve uyku çağırır onları hangisi gelecek birazdan hangisi gece.
Geçen günlerin yılların bir imge olduğunu sezebilmek
Yaşadıklarımızın saatlerimizin insanlığımızın,
İnsafsız geçit töreninde son iç çekişin yıl dönümünde
Bir melodinin, bir mırıldanmanın da, imge olduğunu sezebilmek,
Güneşin batımını, ve uykuda görebilmek ölümü
Ne altınsı bir kederdir- tıpkı şiir sanatı,
Hangisi ölümsüzlük ve belki de üzücü. Şiir sanatı
Sürgit yinelenen ha güneşin batımı ha şafağın sökümü.
Akşam üzeri bir yüz karşılaştığımız zaman içinde
Bakar gibi bir aynanın derinliğinden dışımızdaki bize;
Şiir sanatı da ayna olabilmeli taşımalıdır içinde
Açığa vurabilmelidir gizleri göstermelidir bize
Onlar söyledi ki Odysseus'a boş yere harikalar yaratmakta,
Sonunda gördü gözyaşlarıyla işte biricik aşkı İthaka,
Her dem taze ve alçakgönüllü. Bir şiirdir İthaka
Sonsuzluk arayıştadır acemiliktir, değil harikalar yaratmakta.
O taşkın bir ırmak gibidir bitimsizce akar durur
Kimileyin koşar kimileyin kabarır coşumcu bir aynadır
Kararsızdır vefasızdır, Heraklit ki o da aynadır
Ve şiir de böyle ırmak gibidir kayar çağlar akar durur.
Jorge Luis Borges
Çeviri: Ulus Fatih
Bir Kör
Ne zaman aynadaki yüze baksam,
bilmiyorum hangi yüz bana bakıyor;
bilmiyorum hangi yaşlı yüz sessizce
ve bezgin bir öfkeyle kendi imgesini arıyor.
Karanlığımda yavaşça görünmeyen çizgilerimi
araştırıyorum ellerimle. Bir kıvılcımın ışığı
sızıyor içime. Saçlarını tanıyorum,
külrengi, hatta altın sarısı olan.
Gene söylüyorum yalnızca boş ve yapay
yanlarını yitirdim eşyanın.
Bu soylu sözler Milton’un bilgeliği,
ama ben gene de harfleri ve gülleri düşünüyorum.
düşünüyorum ki görebilseydim yüzümün çizgilerini,
bilebilirdim kim olduğunu bu benzersiz akşamda.
Jorge Luis Borges
bilmiyorum hangi yüz bana bakıyor;
bilmiyorum hangi yaşlı yüz sessizce
ve bezgin bir öfkeyle kendi imgesini arıyor.
Karanlığımda yavaşça görünmeyen çizgilerimi
araştırıyorum ellerimle. Bir kıvılcımın ışığı
sızıyor içime. Saçlarını tanıyorum,
külrengi, hatta altın sarısı olan.
Gene söylüyorum yalnızca boş ve yapay
yanlarını yitirdim eşyanın.
Bu soylu sözler Milton’un bilgeliği,
ama ben gene de harfleri ve gülleri düşünüyorum.
düşünüyorum ki görebilseydim yüzümün çizgilerini,
bilebilirdim kim olduğunu bu benzersiz akşamda.
Jorge Luis Borges
Akşamın Yarısında
herkes öteki gibi duruyor… akşam
da durduğu yerde durmuyor artık;
yolcu yolu kuşatıyor durmadan;
kapanıyor ‘Zaman’ denen karanlık…
hiçbir şeyde yok gibi ve herşeyde var;
sıkışmış birileri ara yerde;
kalbim! durma yetiş eski yazlara!
nedense bir durgunluk var saatlerde…
herşey nasıl da bütündü bir zaman:
şimdi bahçe eksik, güllerse yarım;
kar yağar, hüzün bile yok… ve nerdesiniz,
ah, evet nerdesiniz, yoksaydıklarım?
Hilmi Yavuz
da durduğu yerde durmuyor artık;
yolcu yolu kuşatıyor durmadan;
kapanıyor ‘Zaman’ denen karanlık…
hiçbir şeyde yok gibi ve herşeyde var;
sıkışmış birileri ara yerde;
kalbim! durma yetiş eski yazlara!
nedense bir durgunluk var saatlerde…
herşey nasıl da bütündü bir zaman:
şimdi bahçe eksik, güllerse yarım;
kar yağar, hüzün bile yok… ve nerdesiniz,
ah, evet nerdesiniz, yoksaydıklarım?
Hilmi Yavuz
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)






