Ey hatırası içimde yemin kadar büyük,
Ey bahçesinin hoş günlere açık kapısı
Hala rüyalarıma giren ilk göz ağrısı,
Çocuk alınlarda duyulan sıcak öpücük.
Ey sevgi dalımda ilk çiçek açan tomurcuk,
Kanımın akışını yenileştiren damar,
Gül rengi ışıkları sevda dolu akşamlar
İçime yeni bir fecir gibi dolan çocuk.
Ey tahta perdenin üzerinden aşan hatmi
Ve havaları seslerimizle dolu bahar,
Koşuştuğumuz yollar, oynadığımız sular,
Kağıttan teknesinde sevinç taşıyan gemi.
Duyup karşı minarede okunan yatsıyı
Yatağıma sıcaklığını getiren rüya,
Denizlerinde onunla yaşadığım dünya
Ve ey ufku beyaz cennetlere giden kıyı.
Ah! Birçok şeyler hatırlatan erik ağacı
Ve o ilk yolculukla başlayan hasret, zindan;
Atları çıngıraklı arabanın ardından
Beyaz, keten mendilimde sallanan ilk acı.
(Ankara, Haziran 1936 / Varlık, 1.12.1936)
Orhan Veli Kanık
Türk ve Dünya Şiirleri Antolojim "Çiçeğin açması da bir tür şiir belki - Bilmiyorum"
24 Mayıs 2015
Gökyüzüydü Göğsü
Gökyüzüydü göğsü
Yıldızlar fırlardı
Düğmeleri açık gömleğinden dışarı
Gözleri konuk gelirdi her gün
Gözlerime maviler getirirdi
Kollarını dolardı boynuma
Yünlü bir kaşkol gibi yumuşak ve koruyucu
Avuçlarımın odasına akardı elleri
Bir dere gibi el yordamıyla
Gündüz gibi ışırdı yüreğim
Dinlerken geleceğe değğin türkülediği umudu
Yalnızca gülüşü kaldı gülüşümde
Bir de
Sesimde yeşillenen ses, onun.
Ali Asker Barut
Varlık, Sayı: 938 , 1985
(Varlık'ta İlk İmzalar kitabından)
Yıldızlar fırlardı
Düğmeleri açık gömleğinden dışarı
Gözleri konuk gelirdi her gün
Gözlerime maviler getirirdi
Kollarını dolardı boynuma
Yünlü bir kaşkol gibi yumuşak ve koruyucu
Avuçlarımın odasına akardı elleri
Bir dere gibi el yordamıyla
Gündüz gibi ışırdı yüreğim
Dinlerken geleceğe değğin türkülediği umudu
Yalnızca gülüşü kaldı gülüşümde
Bir de
Sesimde yeşillenen ses, onun.
Ali Asker Barut
Varlık, Sayı: 938 , 1985
(Varlık'ta İlk İmzalar kitabından)
Meyva
Bir nar çiçeğinde yaşıyor bahar,
Ruha sükûn veren en olgun meyvasını
Tatlı bir rüya gibi görülüyor hatıralar
Ve sesin aratmıyor şiirin musikisini.
Durgun suda aksin şebnem gibi titrek
Durgun suda kokla, kokuların en iyisini
Durgun suya bak ve de ki: Sevinerek
- Unutuyor bahar bu ince dalda meyvasını.
Şahap Sıtkı
Varlık Dergisi Sayı 98 / 1937
Ruha sükûn veren en olgun meyvasını
Tatlı bir rüya gibi görülüyor hatıralar
Ve sesin aratmıyor şiirin musikisini.
Durgun suda aksin şebnem gibi titrek
Durgun suda kokla, kokuların en iyisini
Durgun suya bak ve de ki: Sevinerek
- Unutuyor bahar bu ince dalda meyvasını.
Şahap Sıtkı
Varlık Dergisi Sayı 98 / 1937
Kuşkonmaz
1. Merak ediyor
gökyüzüne bakarken
damda üşüyen kedi
ocakbaşında uyuyan kedinin
koltuk altlarını.
2. Üst üste düşünce bakışları
utanıyor denizanaları
hiç aşklaşmadıklarına
ve yalnızlığı anlıyorlar ilk kez
dünyada.
3. Merak ediyor yarasalar
mor halkalan dar
memeleri
nasibini bekleyen dudaklar
suçsuz değil mi.
4. Merak ediyor gece
seni
soyunacak kadar güzel mi.
5. Hep açık dursun pencere
ışık alsın saksıdaki menekşe
evin içi güneşlenmeli
ve gündüzleri de sevişmeli
yüzü güzel kadınlar.
7. Kuşkonmaza konsun kuşlar.
Sabahattin Yalkın
gökyüzüne bakarken
damda üşüyen kedi
ocakbaşında uyuyan kedinin
koltuk altlarını.
2. Üst üste düşünce bakışları
utanıyor denizanaları
hiç aşklaşmadıklarına
ve yalnızlığı anlıyorlar ilk kez
dünyada.
3. Merak ediyor yarasalar
mor halkalan dar
memeleri
nasibini bekleyen dudaklar
suçsuz değil mi.
4. Merak ediyor gece
seni
soyunacak kadar güzel mi.
5. Hep açık dursun pencere
ışık alsın saksıdaki menekşe
evin içi güneşlenmeli
ve gündüzleri de sevişmeli
yüzü güzel kadınlar.
7. Kuşkonmaza konsun kuşlar.
Sabahattin Yalkın
Haçlı Savaşlarında Bir Ahmet
1. Ahmet ... sen hiç yaşadın mı adından ayrı
dipsiz bir kuyuya atılan yadataşı nasıl
düş kurar uykusunda gizli gizli
eski bir toprağın öyküsüydü
zamana karışan yaşlı gözleri
ve dualı su dökmüşlerdi başlarından aşağı
kesilsin diye çocukların korku nöbeti
2. Kente indiğinde dikelmişti önünde şövalye bıyıkları
testere tekerlekli arabalar geçmişti yaralıların üzerinden
Ahmet ... sen hiç yıkandm mı ölünden ayrı
kınsız bir kılıca bulaşan kan nasıl
büyür sevdalarda dudaklardan karınlara
ve sevişemeyecek kadar yorgun kadınlar
ağıtlar yakmışlardı kara yazgılarına
3. Bir masaldan çalınan zehirli yüzük
parmaktan parmağa büyüsünü taşıdıkça
Ahmet ... sen hiç utandın mı göğünden ayrı
İnce mumlu rahibe ilahilerinde nasıl
kanatlanır bunca öç bunca acı
ve zulüm adına dikilen heykellerde
unutma tanrıların günahını
Sabahattin Yalkın
dipsiz bir kuyuya atılan yadataşı nasıl
düş kurar uykusunda gizli gizli
eski bir toprağın öyküsüydü
zamana karışan yaşlı gözleri
ve dualı su dökmüşlerdi başlarından aşağı
kesilsin diye çocukların korku nöbeti
2. Kente indiğinde dikelmişti önünde şövalye bıyıkları
testere tekerlekli arabalar geçmişti yaralıların üzerinden
Ahmet ... sen hiç yıkandm mı ölünden ayrı
kınsız bir kılıca bulaşan kan nasıl
büyür sevdalarda dudaklardan karınlara
ve sevişemeyecek kadar yorgun kadınlar
ağıtlar yakmışlardı kara yazgılarına
3. Bir masaldan çalınan zehirli yüzük
parmaktan parmağa büyüsünü taşıdıkça
Ahmet ... sen hiç utandın mı göğünden ayrı
İnce mumlu rahibe ilahilerinde nasıl
kanatlanır bunca öç bunca acı
ve zulüm adına dikilen heykellerde
unutma tanrıların günahını
Sabahattin Yalkın
Yeniden Babaevinde
I
İttim açılmadı kapı
ittim açılmadı
Çitten atladım
bahçeyi ot bürümüş
çardağın altı boş
Asma kocamış, seyrelmiş salkımları
Elimi uzattım
mosmor güldü
sonra avucuma döküldü taneleri
ılık, buğulu...
...ekşiden çok buruktu
Sis bastı bahçeyi
kapı gıcırdadı
Annem seslendi
Ve yaklaştı
koştukça eteklerinden elmalar yuvarlanan
kardeşlerimin ayak sesleri
II
Beşi bitirmiştim
Temiz bir elbise giydim
Ölmek istiyordum
Mis kokulu bir çarşaf serdim yatağa
"Okuduğu yeter" demişler
"patlıcan biber kızartmayı öğrensin biraz da."
Benim yarınımı konuşmuşlar
komşuları babamla
Hiç patlıcan kızartamadım
sonra
Parmaklarımdan
babama benzer bir damadın
kanı sızar hâlâ
Sennur Sezer
İttim açılmadı kapı
ittim açılmadı
Çitten atladım
bahçeyi ot bürümüş
çardağın altı boş
Asma kocamış, seyrelmiş salkımları
Elimi uzattım
mosmor güldü
sonra avucuma döküldü taneleri
ılık, buğulu...
...ekşiden çok buruktu
Sis bastı bahçeyi
kapı gıcırdadı
Annem seslendi
Ve yaklaştı
koştukça eteklerinden elmalar yuvarlanan
kardeşlerimin ayak sesleri
II
Beşi bitirmiştim
Temiz bir elbise giydim
Ölmek istiyordum
Mis kokulu bir çarşaf serdim yatağa
"Okuduğu yeter" demişler
"patlıcan biber kızartmayı öğrensin biraz da."
Benim yarınımı konuşmuşlar
komşuları babamla
Hiç patlıcan kızartamadım
sonra
Parmaklarımdan
babama benzer bir damadın
kanı sızar hâlâ
Sennur Sezer
23 Mayıs 2015
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)






