içim açılıyor
pilav kokan koridorlarda
grand-courr’a çıkınca
içim kapanıyor
ebedî vakansta
çocuk olamayacaksın artık
allâsmarladık
neuf-cent-dix-neuf
Asaf Halet Çelebi
Türk ve Dünya Şiirleri Antolojim "Çiçeğin açması da bir tür şiir belki - Bilmiyorum"
08 Temmuz 2021
30 Haziran 2021
Kış Gecesi
Evim fakir, dostlarım beni terketti,
Hastayım, ziyafetlere gidemiyorum.
Gözümün önünde canlı bir kimse yok.
Kulübemin içinde yalnız yatıyorum.
Kırık lâmbam zayıf bir ışık veriyor.
Yıpranmış perdelerim çarpık, birbirine uymuyor.
Tse, tse, kapı eşiğinde ve pencere kenarında.
Tekrar yağan karın sesini duyuyorum.
İhtiyarladığım için pek az uyuyorum.
Gece yarısı uyanıyor, yatağım da oturuyorum.
Eğer oturmak ve unutmak sanatını öğrenmemiş olsaydım.
Bu sonsuz yalnızlığa nasıl dayanabilirdim ?
Katı vücudum yere yapışıyor.
Ruhum kolayca değişiliklere tabi oluyor.
Böylece geçen dört usandırıcı yıl.
Sanki binlerce gece kadar uzundu.
Po Chü-i
Hastayım, ziyafetlere gidemiyorum.
Gözümün önünde canlı bir kimse yok.
Kulübemin içinde yalnız yatıyorum.
Kırık lâmbam zayıf bir ışık veriyor.
Yıpranmış perdelerim çarpık, birbirine uymuyor.
Tse, tse, kapı eşiğinde ve pencere kenarında.
Tekrar yağan karın sesini duyuyorum.
İhtiyarladığım için pek az uyuyorum.
Gece yarısı uyanıyor, yatağım da oturuyorum.
Eğer oturmak ve unutmak sanatını öğrenmemiş olsaydım.
Bu sonsuz yalnızlığa nasıl dayanabilirdim ?
Katı vücudum yere yapışıyor.
Ruhum kolayca değişiliklere tabi oluyor.
Böylece geçen dört usandırıcı yıl.
Sanki binlerce gece kadar uzundu.
Po Chü-i
Sonbahar Rüzgârı
Sonbahar rüzgârı geldi, beyaz bulutlar uçuşuyor.
Otlar ve ağaçlar sararıyor, kazlar güneye gidiyor.
Orkideler açmış, krizantemler ne güzel kokuyor,
Ben sevgilimi düşünüyorum, hiç unutmuyorum.
Yüzen-pagoda gemisi Fen nehrini geçiyor.
Nehrin ortasında beyaz dalgacıklar yükseliyor.
Flüt ve kaval, kürek çekenlerin şarkı seslerine karışıyor,
Ziyafet ve eğlence içinde bile kederliyim.
Gençlik yıllan ne kadar az, yaş ne kadar kısa
Wu-ti (Liu-ch'e. İmparator) (M.Ö. 157 - 87);
Otlar ve ağaçlar sararıyor, kazlar güneye gidiyor.
Orkideler açmış, krizantemler ne güzel kokuyor,
Ben sevgilimi düşünüyorum, hiç unutmuyorum.
Yüzen-pagoda gemisi Fen nehrini geçiyor.
Nehrin ortasında beyaz dalgacıklar yükseliyor.
Flüt ve kaval, kürek çekenlerin şarkı seslerine karışıyor,
Ziyafet ve eğlence içinde bile kederliyim.
Gençlik yıllan ne kadar az, yaş ne kadar kısa
Wu-ti (Liu-ch'e. İmparator) (M.Ö. 157 - 87);
Bir Taş Atarsın
Bir taş atarsın, taş nereye düşerse
Mutlaka bir köşebaşıdır
Çünkü yüreğin daralmıştır ve kıştır
Kullanılmamış bir sicim gibidir soğuk
İşte bak her kestaneciye sapsarı bir köşebaşı kalmıştır.
Şimdi bir şamandıra denizin yüzünde
Durulmamış bir anı gibi kendini salmıştır.
İçimizde birbiriyle konuşan yaprak bolluğu
Yalnızlık bir başına kalmıştır.
Edip Cansever
Mutlaka bir köşebaşıdır
Çünkü yüreğin daralmıştır ve kıştır
Kullanılmamış bir sicim gibidir soğuk
İşte bak her kestaneciye sapsarı bir köşebaşı kalmıştır.
Şimdi bir şamandıra denizin yüzünde
Durulmamış bir anı gibi kendini salmıştır.
İçimizde birbiriyle konuşan yaprak bolluğu
Yalnızlık bir başına kalmıştır.
Edip Cansever
Giden Bir Sevgiliye
Güçlü atların çektiği araban yola koyuldu.
Kalbim daima seni takibedecek ve asla unutmıyacak.
Şimdi sen Batıya doğru giderken.
Sana iyilikler temenni ediyorum.
Ah sevgilim, senin gölgen olsaydım .
Seni daha yakından takib ederdim.
Fakat bir karanlık etrafı kapladı, gölgen uzaklaştı.
Oh, günün aydınlığı içinden geç, bir daha görün.
Kalbim daima seni takibedecek ve asla unutmıyacak.
Şimdi sen Batıya doğru giderken.
Sana iyilikler temenni ediyorum.
Ah sevgilim, senin gölgen olsaydım .
Seni daha yakından takib ederdim.
Fakat bir karanlık etrafı kapladı, gölgen uzaklaştı.
Oh, günün aydınlığı içinden geç, bir daha görün.
?
Çin Şiirleri
(5'ler şiir grubundan, şairleri bilinmeyen "19 eski şiir külliyatı"ndan şiir)Anne
hüznün damlalarıdır sevgime yağan
dolduğunda çatırdayan kalbim uçurum yarıklarıyla
dilim dilim kesilmekte gözbebeklerim
sarkarak toza bulanan
işte o zaman
ışığına dolanıp düşlerinin göğsüne yatardım
karışık sesinle kanat çırpardı sesim
ellerine erir karışırdım ıslaklığına
eğirmek isterdim kestane saçlarını iğle saçlarıma
zorlu anlarımda çıkıp gelirdin hep yanıma
eziyetle yürüdüğün yeter
dökünüyorum yorgunluğunu bedenime
sarnıçlarda yağmurlar dinlenirken senin için
anne, gül et beni kederine
dolduğunda çatırdayan kalbim uçurum yarıklarıyla
dilim dilim kesilmekte gözbebeklerim
sarkarak toza bulanan
işte o zaman
ışığına dolanıp düşlerinin göğsüne yatardım
karışık sesinle kanat çırpardı sesim
ellerine erir karışırdım ıslaklığına
eğirmek isterdim kestane saçlarını iğle saçlarıma
zorlu anlarımda çıkıp gelirdin hep yanıma
eziyetle yürüdüğün yeter
dökünüyorum yorgunluğunu bedenime
sarnıçlarda yağmurlar dinlenirken senin için
anne, gül et beni kederine
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)






