Ana içeriğe atla

Yaşama İsteği

Yaşamak isterse eğer bir gün halk
Kaçınılmazdır cevap vermesi kaderin
Kaçınılmazdır gecenin bitmesi
Kırılacaktır bağlar da elbet.
Yaşam arzusunun sarmalamadığı kişi
Buharlaşıp yok olur yaşamın atmosferinde
Vay haline yaşamın hoşnut kılmadığı kişinin
Ezici yokluğun tokatından.
Böyle söyledi bana varlıklar
Ve konuştu benimle gizli ruhu

Ve fısıldadı rüzgar vadiler arasında
Dağların tepesinde ve ağaçların altında:
“Elde etmek istediğimde bir şeyi
Atılırım tehlikelere ve unuturum tehlikeyi
Korkmam uçurumların ürkütücülüğünden
Ve de yanan alev yumağından.
Dağlara tırmanmayı sevmeyenler
Yaşarlar sonsuza dek çukurlar arasında”
Yüreğimde coştu gençlik kanı
Ve uğuldadı göğsümde rüzgarlar
Düşündüm kulak vererek
şimşeğin çakışına, rüzgarların uğultusuna
Ve yağmurun yağışına

Sordum yeryüzüne:
“İnsanlardan nefret mi ediyorsun anne?”
Dedi ki:
“Severim insanların arzulu olanlarını
Ve tehlikeye atılmaktan hoşlananı
Lanet ederim zamanla yarışmayandan
Ve razı olandan, taş gibi yaşamaya
Canlıdır evren, yaşamı sever,
Ve küçümser ölüyü, ne kadar büyük de olsa,
Ufuk kucağını açmaz ölü kuşa
Arı da öpmez ölü çiçeği
Anneliği olmasaydı şefkatli yüreğimin
Almazdı ölüyü içine şu çukurlar.
Vay haline yaşamın hoşnut kılmadığı kişinin
Ezici yokluğun lanetinden.

Bir sonbahar gecesinde
Sıkıntı ve hüzünlerle yüklü
Sarhoş oldum ışığından yıldızların
Ve şarkı söyledim hüzne, sarhoş oluncaya dek hüzün,
Ve sordum karanlığa:
“Tekrar getirir mi yaşam
Soldurduğunu, ömrün baharına?”

Kıpırdamadı karanlığın dudakları
Ve hiç mırıldanmadı seherin bakireleri
Cevap verdi bana orman
Telin tınısı gibi hoş bir incelikle:
“Kış gelir, sisin kışı,
Karların kışı, yağmurun kışı,
Ve söner büyü, dalların büyüsü,
Çiçeklerin büyüsü, meyvenin büyüsü,
Hüzünlü ve sakin göğün büyüsü,
Göz kamaştırıcı, kokulu yamaçların büyüsü,
Eğilir dallar ve düşer yaprakları,
Solar o şen günlerin çiçekleri
Ve rüzgar oynar onlarla vadilerde
Ve sel gömer geçtiği her yerde,
Yok olur her şey, güzel bir düş gibi,
Zihinde parlayıp yok olan,
Ve tohumlar kalır
Giden güzel ömrün hazinesini
Mevsimlerin anısını, yaşamın rüyasını
Ve dünyanın hayallerini taşıyarak.
Yok olur her şey sarılarak
-Sisin altında
Karların altında
Ve çamurların altında-
Bıkılmayan hayatın hayaline
Ve kokulu yeşil baharın yüreğine;
Düşleyerek kuşların şarkılarını
Çiçeklerin kokusunu ve meyvenin tadını.

Geçer zaman, büyür dertler
Biri gider derdin gelir diğeri,
Uyanık kalır düşleri
Seherin gizemiyle örtünerek,
Sorar:
“Nerede sabahın sisi,
Akşamın büyüsü ve ayın ışığı?
Ve o alımlı kelebek sürüsü,
Ya vızıldayan arı, akıp giden bulut?
Nerede ışıklar ve kainat,
Nerede beklediıim yaşam?
Susadım dalların üstündeki ışığa!
Susadım ağacın altındaki gölgeye!
Pınarlara susadım
Vadiler arasında şarkı söyleyen
Ve çiçeklerin üstünde dans eden!
Susadım kuş cıvıltılarına
Meltemin fısıltısına ve yağmurun sesine!

Evrene susadım! Nerede varlık?
Nerede göreceğim beklenen alemi?
Evrendir bu, donukluğun uykusunun arkasında,
Ve büyük uyanışların ufkunda

Bir kanadın titreyişidir ancak
Büyür arzusu tohumun ve galip gelir
Çatlatır üstündeki toprağı
Ve görür evreni en güzel biçimiyle
Ve bahar gelir şarkılarıyla,
Düşleriyle, terü taze gençliğiyle
Ve bir öpücük kondurur tohuma
Giden gençliği geri getiren dudaklarla
Ve der ona:
“Yaşam verildi sana
Ve ebedileştirildin korunmuş soyunda
Kutsadı seni aydınlık, karşıla sen de
Yaşamın gençliğini ve ömrün bereketini.
Düşleri aydınlığa tapan kişiyi
Kutsar ışık, nerede doğarsa.
Senindir gökyüzü, senindir ışık,
Senindir düş dolu çiçekli yeryüzü,
Al tükenmez güzelliği
Senin olsun engin, terü taze varlık,
Büyüle –dilediıin gibi- kırların üstünde
Meyvelerin tadını ve çiçeklerin güzelliğini,
Fısıldaş meltemle, sohbet et bulutlarla
Konuş yıldızlarla ve ayla,
Fısıldaş yaşamla ve arzularıyla,
Ve bu alımlı varlığın tılsımıyla.

Ve gösterir karanlık, derin bir güzelliği,
Hayali alevlendiren ve düşünceyi tutuşturan,
Ve yayılır evrene ilginç bir büyü
Güçlü bir büyücünün yönlendirdiği
Ve aydınlatır saf yıldızların kandilleri
Ve kaybolur buhur, çiçeklerin buhuru.
Çırpar harika bir ruh
Ay ışığından kanatlarını
Ve çınlar düşlü, büyülenmiş bir tapınakta
Kutsal yaşamın ezgisi.
Ve ilan edilir evrende:
Ateşidir arzu, yaşamın
Ve ruhudur zaferin,
Yaşamı arzularsa ruhlar
Kaçınılmazdır cevap vermesi kaderin!

Ebu'l Kâsım Eş-Şâbbî

Çeviri: Kenan Demirayak

Bu blogdaki popüler yayınlar

Hüzün Şiirleri

                                                                                                          -Yaşayamadıklarıma Eyvallah!                                                                                                          -Yaşadıklarıma Elhamdülillah!                                                         ...

Okuntu

Mevsimlerden denizi, inceliklerden en çok geçmişi özlediniz. Sevgiyi kavramanın ağırlığı başlayınca bizim gibi kaçmadınız. Belki biraz ağladınız; bir gözyaşı izi boyunca kanadınız. Akşamlar ve parklar arasında dünyaya en çok siz yaraştınız. Şimdi sizi çok özlemişiz. Bir akşam bize gelirseniz, geniş koltuklarda otururuz; susarız. Adnan Azar

İstanbul Şiirleri Bercestem

      İstanbul'a meftûn olanlara Deniz bazan susup bazan homurdanıyor; Üsküdar ’da birkaç ışık sönüp yanıyor: Eşelenen kıvılcımlı bir mangal gibi... Sabahattin Ali Karaköy'den kalkan vapurlar bilir Yıllardır nasıl yangın Galata Kulesi Kız Kulesi'ne Ali Asker Barut Bugünse artık Görmek için denizi Sağa sola oynatması gerekecek Betonarme binaların arasında Üzgün duran boynunu Ali Asker Barut İstanbul’da bir sevdiğim vardı Keçi yavrusuna benzer, Rüzgar eserdi hafiften gözlerinde Halden anlardı. Cahit Külebi Selimiye'nin arkası Karacaahmet Az gerilesem sırtım selvilere değecek Tüylerim diken diken Ne var bunda ürkecek Halim Şefik Güzelson Vay canına tükürdüğümün İstanbul’u ... Rumelihisarı’nda Orhan’ın mezarı Ne gittim ne gördüm gitmek de istemem Taze ekmek bir parça beyaz peynir Şimdi olsa şuracıkta rakı içer Denize mi bakar kim bilir Oktay Rifat Kayacık'ta mekik atarken Penelope Düşü...

Bir Bozuk Saattir Yüreğim, Hep Sende Durur

Herkes seni sen zanneder. Senin sen olmadığını bile bilmeden, Sen bile.. Seni ben geçerken, Derim ki, Saati sorduklarında; Onu ”O” geçiyordur. Kimse anlam veremez. Tamir ettirmedin gitti derler şu saati. Ettirmek istiyor musun demezler. Bir bozuk saattir yüreğim, hep sende durur. Zamanı durdururum yüreğimde, Sensiz geçtiği için, Akrep yelkovana küskündür. Şu bozuk saat çalışsa benim için ölümdür. Bil ki akrep yelkovanı geçerse, Atan bu yüreğim durur. Bırak bozuk kalsın, hiç değilse; Bir bozuk saattir yüreğim, hep sende durur. Turgut Uyar  Uyar’da hissedilen sıkıntılar ya da gerginlikler, onun yaşadığı içsel çatışmalardan dolayı mı? O bir muamma olarak kalacak bence. Belki de aile geçmişiyle alakalı. Kitapta bu meselenin üstüne gitmeye çalıştım; nasıl bir ilişkisi var ailesiyle diye sorup soruşturdum. Babası Arnavut, annesi Girit göçmen. Yoksul sayılabilecek bir ailede doğuyor, erken yaşlarda parasız yatılı olarak evden ayrılıyor, meslek olarak hiç hoşlanmadığı aske...

KİMİN NASIL BİR ANISI HALİNE GELECEĞİMİZİ HİÇBİRİMİZ BİLMEYİZ

Sana, penceremin önünde duran o vişne ağacını anlatmıştım. Karanlıkta bile, ona bakmak bir mutluluktu, bolartırdı gönlümü. Sen o vişne ağacı gibisin, demek isterim sana. İlkyaz güneşinde sert, yalız, ışınımlı aklığıyla bir kışın daha ödülünü dağıtır gibi göğe karşı çiçeklenen, taçyaprakları pörsüyüp döküldüğünde ardından gelecek alın umuduyla bizi oyalayan, yemişi, koparılmazsa, uzun süre karara karara kışı bekleyen vişnenin bütün hallerini sende görüyor değilim elbet. Ama onun gibi bir yaşam umudusun benim için. Yaşanabileceğini, yaşamağa çalışmak gerekeceğini duyurup duran. Ama böyle sözler sana söylenmezmiş, söylenemezmiş gibi gelir hep. Kurağın ateşini söndüren, soluk aldıran, kapıları açan yaz yağmuru gibisin bana. Ama sıkılırsın diye söylemekten kaçınırım. * Onca uzaklardan birbirimize el sallıyoruz. Çevrede her şeyin yıkıldığı zamanlarda bile, insanlar arasında sevginin, dostluğun, yaşamış olabilmesi gerektiğini düşünüyorum. Yoksa yıkıntıdan artakalanlar sevgiyi, dostluğu nasıl ...

A'dan Z'ye Şiir

436 1918 1949 1.Oca ... 1.mektup; sen büyüye dokunmak gibisin 128 Dikişli Şiir 3. Cemre 30 Şubat 4000 Şiirin yer aldığı 7500 sayfalık PDF formatında şiir arşivim... 5. Şarkı 5555. Paylaşım 6000. Paylaşım 6666. Paylaşım 7 Tane Erik Ağacı 80'lerde İstanbul'da 99. Sone Âb-ı hayât-ı lâ'lüne ser-çeşme-i cân teşnedür ablanın yokluğunu en çok sen hissedeceksin Acı Acı Acı Bahriyeli acı bir şarkı Acı desem Acılara Tutunmak Acılarınıza Dönün Şiir Oradadır Acılı Bahar Acılı bir yürek Acılı Gecenin Bitiminde Acınmıyorum, Seslenmiyorum, Ağlamıyorum, Aç Kollarını açık açık çağırır aşkını Açık Deniz Açıkla beni kardeşim Açıklama Açıklamalar Açılup bir dem bu bâğ-ı dil bahâr olmaz mı hìç Ada Ada Adad...

Sen Yaşat Beni

Gün gelir de terkeylersem eğer bu teni Yanında değilsem eğer, sen yaşat beni Uzandığında elime, yoksa yerinde artık Seni istese de gönül, biçareyse artık Gün be gün duyamasam da o tatlı sözleri Kurduğun hayalimizle sen yaşat beni Bırak bu yakarışları, bu dostane halleri Anla! Vakit geç. Tek arzum sen yaşat beni Bir an çıkarsam aklından, üzme kendini Yeter ki sonradan da olsa sen yaşat beni Bir zamanlar beni saran o düşünceler Sararıp solsa da yine sende yeşerseler Sen yaşattıkça beni, olacaksa eğer hüzün Var unut, sonra gülecekse eğer yüzün Christina Georgina Rosetti Çeviren: Oktay Eser

Heybeme Doldurduğum Şiirler II

bir sandalyenin yerini değiştiriyormuş gibi  “Ölüp gidiyoruz işte!” dedi, kaldırmadan başını.  Günlük işlerdenmiş gibi ölüm.  İlhan Berk arayerde bir hüzün büyür gider.  Turgut Uyar Sabah erkenden su yürüdü arklara.  Sarı üzüm dişleriyle gülümsüyor bağ.  Süreyya Berfe  Yüzleri, yüzleri ve maskeleri  Silik kopyaları bırak yaşayanlara  Sen sessiz ölümlerle zırhlanan gerçeği yaz  Cahit Koytak Kumandayı fırlatıp spiker kızın yüzüne  Bir şeyler yapmalı, diyorum - Ama ne?  Afrika'ya gidelim, diyor, karım içerden  Kahve içelim muhallebi yiyelim  Der gibi iyi niyetli  Günlük vurguyla Cahit Koytak Elini uzatıp baktın mı yas var komşular ülkesinde  Bülbül neden kenetlenmiş  Sorman oldu mu hiç İskeleti havlar mı bir insanın.  Gördüm  Cahit Koytak Gecenin bir yarısı oturup ağlıyorum bir çocuk parkında  Ulumak gibi ağlıyorum  Köpekler koşuyor sağımda solumda  T...

“Yaşlı kişinin kalbi iki şey üzere gençtir. Uzun yaşama sevgisi ve mal çoğaltma sevgisi.”

Arasıra düşmüyor değil aklıma Yabancı kadınların sıcaklığı Ama Allah bilir ya ne saklıyayım Yanında ihtiyarlamak istiyorum Turgut Uyar Ey hüzünlü ruhum,ihtiyar budala Charles Baudelaire – Neydi ayrılık delikanlı? – Hiç. Benden kaçması ihtiyar bir atlının. Süreyya Berfe Bitti aşk dolu günlerim, artık aklımı Alamaz eskisi gibi başımdan Kızların, evli kadınların, dulların çekiciliği, Terk etmeliyim o hayatı eskiden yaşadığım, İki kafanın uyuşabileceğine inanan o saf umudum geçti, Geçti aşırı şarap kullanmalarım, Yaşlı bir beyefendiye yakışacak bir günah için Sanırım para tutkusunu arkadaş edinmeliyim. Lord Byron Modern toplum düzeni, delileri, sakatları olduğu kadar yaşlıları da görünmez kıldı. Ayak altında dolanmamaları, hayatın akışında bir sekteye yol açmamaları icap eden, bu sebeple de mümkünse buharlaşan, silikleşen unsurlara dönüştüler: Bir yük, bir ayak bağı, yavaşlatan bir kaygı unsuru. Ahmet Murat Yaşlı bir adamdan duymuştum: Bir bildiği yok k...

İntihar Şiirleri Bercestem & Edebiyatta İntihar

İntihar, bilinçli bir tercih sonucu             uygulamaya konulduğunda, insanın              mutlak anlamda "birey" olması,              bireyselliğini mutlaklaştırmasıdır.             Bir tür "tanrı"lıktır... Hüsamettin Arslan “İzimi süren bir panter var: Bir gün beni öldürecek olan;… …Adımlarını durdurmak için yüreğimi fırlatıyorum, Susuzluğunu dindirmek için kan saçıyorum; … O yiyor, ama yine de ihtiyacı yüzünden yiyecek arıyor, Mutlak bir adaklığa zorluyor… …Panter merdivende Yukarı çıkıyor.” Sylvia Plath Bize ne başkasının ölümünden demeyiz çünkü başka insanların ölümü en gizli mesleğidir hepimizin başka ölümler çeker bizi ve bazen başkaları ölümü çeker bizim için İsmet Özel İntihar diye bir şey Yok bu dünyada. Ölümle biten bir intihar yok. Asıl intihar Gün gün yaşamakta Ahmet Erhan dün gece bir kadın doğurdu haliç bir kuş havalandı galata kulesi’nden m...