Ana içeriğe atla

Evlilik Hoş Olurdu, Olmasaydı Şu Dertler!

Siz terbiyeli kızlar, utangaç şeyler
Ve siz kurnaz delikanlılar!
Evlenmek için hiç acele etmeyin;
Arp ve lirlerle kapıma üşüşmeyin!
Cesur ve neşeli şarkılar söylüyorsunuz,
Karıncalar gibi sürüler halinde geliyorsunuız,
Aile ve dostlarınız hep yakınıyorlar;
Evlenmek için mi bütün bunlar?
Sakinleşin, akıllı olun, acele etmeyin!
Siz de günün birinde öğreneceksiniz,
Evlenmenin nasıl bir şey olduğunu.
Ateşli görünse de aşk başlangıçta,
Dertler söndürür alevlerini zamanla;
Sıkıntı huzur kaçırır, değer mi bütün bunlara?
Çenenizde sivilceler, avurtlarınız çöker;
Evlilik hoş olurdu, olmasaydı şu dertler!

Düğün biter, başlar dertler,
Cüzdanınız inceldikçe incelir,
Paranızla birlikte gururunuz da gider ;
O zaman ne yapacak zavallı damat?
Unutmayın gençler, evlenmek için çabalarken,
Bir köle gibi çalışıp yorulacaksınız ;
Sonunda, hiç de mutlu olmayacaksınız!
Hem kızlar, hem erkekler bana kulak verin:
Alın teriyle değirmen döner sanmayın,
Karşılaşacağınız zorlukları bir düşünün !
Tava, sürahi, tabaklar, tencere ve
Küvet, masa, sandalye de gereklidir eve.
Elinizden geleni yapar da yeterince kazanamazsanız ;
İnsanların gözünde gerçek bir erkek sayılmazsınız !
Bu boyundurukla, sırtınıza ağır bir yük biner ;
Evlilik hoş olurdu, olmasaydı şu dertler !

Peter neydi, şimdi cimrinin teki oldu;
Rahatça harcarken, kırıntıları toplar oldu.
Eskiden cesurken, her şeyden korkar oldu;
Açık olan elini, sımsıkı kapar oldu.
Ne kadar çalışıp didinse de,
Talih, ona serveti uygun görmedi.
İnsanın evlenmeyi istemesi deliliktir;
Sel ya da yıkımı dilemek daha yeğdir.
Bir yuva düşünün; soğuk, odun yok, kömür yok;
Bir düşünün gençler, korktunuz değil mi?
Mücevherleriniz ve daha neyiniz varsa değerli;
Rehine koyarsınız. Yiyecek ekmek bulamadığınızda,
Midenizin sesini durduramazsınız;
Avınızı torbanıza koyarken, kapana yakalanmaktır bu!
Aman dikkat, yoksa utançla inlerken işitirler;
Evlilik hoş olurdu, olmasaydı şu dertler!

Derken Nelly başlar: Vah başıma gelene,
"Neden evlendim ki ben?" deyip, lanet okuyup dövünmeye!
Dönüşür sonra bu soru ve yanıtlar,
Kulaklarında çocukların sesi çınlar:
Biri ağlar, "üşüdüm!" der, öteki meme ister;
Küçüklerin bezlerini kurutuyor Peter.
Kurabiyeler anneden, babadan elmalar;
Yazmaz bunu kitaplar.
Nereye baksanız, sıkıntı ve baş ağrısı;
Beşik ve sandalyeler için nereden bulacağız parayı?
Bak bu acıkmış, şunun da çişi var,
Bu ne acıklı manzara, ne keşmekeş;
Daha çocukların altı değişecek!
Bu kargaşa içinde, aşkın ateşi söner;
Evlilik hoş olurdu, olmasaydı şu dertler!

Prensler, prensesler, Venüs’ü izleyenler :
Kulak verin sözüme, evlilikle bağlanmayın kimseye;
Demem o ki, yüklenmeyin bu sorumluluğu körü körüne!
Yavaş olun , aceleyle gitmeyin evliliğe ;
Öncelikle, düşünüp taşının!
Raflar boş ve ekmek kutusu tıngırdarken,
Aç boğazları doyuramazsınız, unutmayın!
Hiç derdin olmaması, çok çocuk olmasından iyidir ;
Biri eteğine sarılır, birisi kucağında,
Üçüncüyle dördüncü ocağın etrafında.
Gemileriniz de olsa, gümüş takımlarınız da,
Bu çocuklar, sizi soyup çevirir soğana.
Tanrı da evlenecek olsa, ahmak derdim ona;
Kızlar, dikkatli olun siz de! Kur yaparak ,
Hoşça zaman geçirdiğinizi sanıyorsunuz ;
Neden bir bilene sormuyorsunuz? İyi değil bu olan bitenler ;
Evlilik hoş olurdu, olmasaydı şu dertler!

Anna Bijns

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

İstanbul Şiirleri Bercestem

      İstanbul'a meftûn olanlara Deniz bazan susup bazan homurdanıyor; Üsküdar ’da birkaç ışık sönüp yanıyor: Eşelenen kıvılcımlı bir mangal gibi... Sabahattin Ali Karaköy'den kalkan vapurlar bilir Yıllardır nasıl yangın Galata Kulesi Kız Kulesi'ne Ali Asker Barut Bugünse artık Görmek için denizi Sağa sola oynatması gerekecek Betonarme binaların arasında Üzgün duran boynunu Ali Asker Barut İstanbul’da bir sevdiğim vardı Keçi yavrusuna benzer, Rüzgar eserdi hafiften gözlerinde Halden anlardı. Cahit Külebi Selimiye'nin arkası Karacaahmet Az gerilesem sırtım selvilere değecek Tüylerim diken diken Ne var bunda ürkecek Halim Şefik Güzelson Vay canına tükürdüğümün İstanbul’u ... Rumelihisarı’nda Orhan’ın mezarı Ne gittim ne gördüm gitmek de istemem Taze ekmek bir parça beyaz peynir Şimdi olsa şuracıkta rakı içer Denize mi bakar kim bilir Oktay Rifat Kayacık'ta mekik atarken Penelope Düşü...

Okuntu

Mevsimlerden denizi, inceliklerden en çok geçmişi özlediniz. Sevgiyi kavramanın ağırlığı başlayınca bizim gibi kaçmadınız. Belki biraz ağladınız; bir gözyaşı izi boyunca kanadınız. Akşamlar ve parklar arasında dünyaya en çok siz yaraştınız. Şimdi sizi çok özlemişiz. Bir akşam bize gelirseniz, geniş koltuklarda otururuz; susarız. Adnan Azar

BLOGDA GEÇMİŞE YOLCULUK MART 2023 - MART 2022

" Ağlamaya başladı; ama hep yakında olan Tanrı, Beyazlara bürünmüş, babası kılığında ortaya çıktı." William Blake  MART 2023 Bir insana öldürücü bir söz ediyoruz ve doğal olarak o anda ona öldürücü bir söz ettiğimizin farkına varmıyoruz. * Depreme maruz kalan kardeşlerimizin gönülleri naz makamıdır. Onların gönülleri Rabbe karşı kırık, develete karşı buruk, hatta biraz da öfkeli olabilir. * Sözleri vefasız bir karakter hakkında olan Arya'ya benim adımı uyarladığı için Dostoyevski'ye darılmış gibi yaptım. Ona ayran gönüllü olmadığımı, eğer onu bir kere sevmişsem bunun bir ömür süreceğini belirttim. -Bunu göreceğiz sevgili Anna, dedi gülerek... * İşte buna imar şebekesi denir. Hiçbir parti de bundan vareste değildir. Açık açık konuşalım. En çabuk uzlaşılan yerler imar komisyonlarıdır. Hiç orada hır gür olmaz. İnşaat Türkiye'de yağma ve talan kaynağıdır. * Yer sarsıldıkça sarsılsın ki süresiz “Buna ne oluyor?” desin insan, çaresiz * göz ardı edilmemesi gerekir gizli...

Bir Bozuk Saattir Yüreğim, Hep Sende Durur

Herkes seni sen zanneder. Senin sen olmadığını bile bilmeden, Sen bile.. Seni ben geçerken, Derim ki, Saati sorduklarında; Onu ”O” geçiyordur. Kimse anlam veremez. Tamir ettirmedin gitti derler şu saati. Ettirmek istiyor musun demezler. Bir bozuk saattir yüreğim, hep sende durur. Zamanı durdururum yüreğimde, Sensiz geçtiği için, Akrep yelkovana küskündür. Şu bozuk saat çalışsa benim için ölümdür. Bil ki akrep yelkovanı geçerse, Atan bu yüreğim durur. Bırak bozuk kalsın, hiç değilse; Bir bozuk saattir yüreğim, hep sende durur. Turgut Uyar  Uyar’da hissedilen sıkıntılar ya da gerginlikler, onun yaşadığı içsel çatışmalardan dolayı mı? O bir muamma olarak kalacak bence. Belki de aile geçmişiyle alakalı. Kitapta bu meselenin üstüne gitmeye çalıştım; nasıl bir ilişkisi var ailesiyle diye sorup soruşturdum. Babası Arnavut, annesi Girit göçmen. Yoksul sayılabilecek bir ailede doğuyor, erken yaşlarda parasız yatılı olarak evden ayrılıyor, meslek olarak hiç hoşlanmadığı aske...

KİMİN NASIL BİR ANISI HALİNE GELECEĞİMİZİ HİÇBİRİMİZ BİLMEYİZ

Sana, penceremin önünde duran o vişne ağacını anlatmıştım. Karanlıkta bile, ona bakmak bir mutluluktu, bolartırdı gönlümü. Sen o vişne ağacı gibisin, demek isterim sana. İlkyaz güneşinde sert, yalız, ışınımlı aklığıyla bir kışın daha ödülünü dağıtır gibi göğe karşı çiçeklenen, taçyaprakları pörsüyüp döküldüğünde ardından gelecek alın umuduyla bizi oyalayan, yemişi, koparılmazsa, uzun süre karara karara kışı bekleyen vişnenin bütün hallerini sende görüyor değilim elbet. Ama onun gibi bir yaşam umudusun benim için. Yaşanabileceğini, yaşamağa çalışmak gerekeceğini duyurup duran. Ama böyle sözler sana söylenmezmiş, söylenemezmiş gibi gelir hep. Kurağın ateşini söndüren, soluk aldıran, kapıları açan yaz yağmuru gibisin bana. Ama sıkılırsın diye söylemekten kaçınırım. * Onca uzaklardan birbirimize el sallıyoruz. Çevrede her şeyin yıkıldığı zamanlarda bile, insanlar arasında sevginin, dostluğun, yaşamış olabilmesi gerektiğini düşünüyorum. Yoksa yıkıntıdan artakalanlar sevgiyi, dostluğu nasıl ...

Hüzün Şiirleri

                                                                                                          -Yaşayamadıklarıma Eyvallah!                                                                                                          -Yaşadıklarıma Elhamdülillah!                                                         ...

BLOGDA GEÇMİŞE YOLCULUK MART 2026 - NİSAN 2023

Kapılarını yıllardır çalmadığım Eski dost evleri gibi Eski şiirlerim Kitaplarda Bekler beni… Girip dinlendiğim olur İçlerinde Bir kahve içimi Çıkıp giderim sonra Buruk bir hüzün Bırakıp geride… Ataol Behramoğlu MART 2026 Kimin nasıl bir anısı haline geleceğimizi hiçbirimiz bilmeyiz. * Bir bozuk saattir yüreğim, hep sende durur. * Bunlar ihtimal hiç okunmayacaktır, Günahkâr ölülerin Fatihaları gibi. * Bir defa ne yazık ki kimse birbirini okumuyor. Okuyanlar eski şiiri okumuyor. Şiir, eski yaygınlığını yitirmiştir.  * Yeni bir kente gideceğim burdan. Ne uğurlayan olacak beni, Ne orda karşılayan güvermiş bir sevinçle. * Sadece bir fotoğraf bütün bunları görmemize izin verir. Uzun uzun bakmamıza. Düşünmemize. Kendimizi görmemize. Tanıdığımız insanları görmemize. Kendi çocuklarımızı görmemize. Başka bir yerde, başka birinin hayatını hayal etmemize. * ŞUBAT 2026 elbette seviyorum Seni,  seviyor olmalıyım yani,  ama yaşlandım, unutuyorum,  karıştırıyorum sık sık  Senin...

Heybeme Doldurduğum Şiirler II

bir sandalyenin yerini değiştiriyormuş gibi  “Ölüp gidiyoruz işte!” dedi, kaldırmadan başını.  Günlük işlerdenmiş gibi ölüm.  İlhan Berk arayerde bir hüzün büyür gider.  Turgut Uyar Sabah erkenden su yürüdü arklara.  Sarı üzüm dişleriyle gülümsüyor bağ.  Süreyya Berfe  Yüzleri, yüzleri ve maskeleri  Silik kopyaları bırak yaşayanlara  Sen sessiz ölümlerle zırhlanan gerçeği yaz  Cahit Koytak Kumandayı fırlatıp spiker kızın yüzüne  Bir şeyler yapmalı, diyorum - Ama ne?  Afrika'ya gidelim, diyor, karım içerden  Kahve içelim muhallebi yiyelim  Der gibi iyi niyetli  Günlük vurguyla Cahit Koytak Elini uzatıp baktın mı yas var komşular ülkesinde  Bülbül neden kenetlenmiş  Sorman oldu mu hiç İskeleti havlar mı bir insanın.  Gördüm  Cahit Koytak Gecenin bir yarısı oturup ağlıyorum bir çocuk parkında  Ulumak gibi ağlıyorum  Köpekler koşuyor sağımda solumda  T...

Yaşamak

Neden diye sormayın hemen. Onu ben kendi kendime de açıklayabilmiş değilim henüz. Kişinin ihtiyaç duyunca aramasının binlerce çeşidi olmalı. Aradığımızın ne olduğunu biliyorsak, arayacağımız yer bellidir. Bakınırız ve onun işaretlerini tanımakta güçlük çekmeyiz. Sıkıntı kollarını göğsümde kavuşturmuş. Soluk alırken, genişleyip daralan kaburgalarım, zamanın boşuna ve nedensiz geçtiğini biliyor. Çoktandır yabancı bir cismin kalbime sürtünmekte olduğunu biliyorum. Yine de biri çıksa, nasılsın dese alışkanlıkla iyiyim diyeceğim. Kederli olduğumda söylenemez zaten. Buna sebepte yok çünkü. Ne taze bir ölüye sahibim, ne felâket geçirenlerim var. Dedim ya oturuyorum öylece. İyi ki etrafımda kalbimi tanıyanlar yok. Hiç beklemiyordum, birden kadın bana çevirdi bakışını. Tanrım ne büyük bir merak içindeydi bu bakış. Durmadan sormaktaydı. Hayattan ne beklediğimi sormaktaydı...Günü birlik yaşama içinde elde edilebilen sayısız imkanlar kaçırmıştı. Bu durumda ona bakmak zordu. Huzurs...

Güvenli Bölge

MART 2012 Boşversene biz aşık olmayalım birbirimize. Olvido Heykel günahlar da dönüyor tövbe edildikleri yere Ayrılık Sevdaya Dahil Gözlüklü Şiir Yarın Güzeldir Fulyaların mevsimi geldi geçiyor En çok, gözlerinden korkuyorum senin.. Bir Nokta Hem Hiç Hem Dünya Gercekten diyaloglar Ah Fulya Resulullahla Benim Aramdaki Farklar Taş Parçaları Bahçeye Acıyorum O Kara Kırlangıçlar Dönecek Yine Seninle Kundakladım Sensizliğimi Alengirli Şiir yazma.. o zaman bekliyor insan Ağaran Bir Suyum Soğuk Mevsimin Başlangıcına İnanalım Satranç Dersleri Yenilgi anne beni merak et kanat çırpı(nı)şlarıdır ; adı AŞK... Unutmak Azize Açıkla beni kardeşim Sormuyorsun ama iyi değilim ben Kalbim, Kovulmuşlar Bahçesi Gitme demiyorum, hobi olarak gene git Ayrılık Nargile Kocaman Bir Çocuğu Öpüyorsun Ömür Hanım'la Güz Konuşmaları Merak Kediyi Öldürür Yedi Beyaz Güvercin Sen türkü yak ben mermi Yaşamak Son Bir Kez Uyku Kardeşim - Fikret Kızılok Hiç Sevmedim (Neslihan)...