Ana içeriğe atla

Bin Mısra Kaçak Sonbahar Ele Geçirildi

BİN MISRA KAÇAK SONBAHAR
ELE GEÇİRİLDİ

iki sonbahar kaçakçısı
dün izmir'de yakalandı

şair olduğunu ileri süren sanık ve italyan
sevgilisi ilk sorgularından sonra tutuklandılar



                                                                Et je les écoutais, assis
                                                                                 au bord des routes
                                                                ces bon soirs de septembre
                                                                                 où je sentais des gouttes
                                                                de rosée à mon front
                                                                                 comme un vin de vigueur

                                                                                 rimbaud

- 1. yalnızgezer

bir ağaç soyunur pencerelerimde
hangi yabancılığa kendimi atsam
alımlı bir kadın kurak gecelerimde
giysilerin kınından sıyrılmış yalın
tepeden tırnağa vücuduma tamam

yeşil sarıklı bir çınar eğer istanbul'daysam
belki küçüksu'da belki büyükdere'de
ney ıslıklarıyla pırıltılı darmadağın
eğer paris'teysem şanlı bir atkestanesi
bolonya korusu'nun aydınlık gemisi
en kuytu limanında bir neuilly akşamının
izmir'deysem eğer ya bürümcük bir karabiber
ya dikenli bir palmiye ağustos delisi
ayışığında ya da bir turunç ağacı
yıldız serpintileriyle sırılsıklam

kadınsa o bildiğimiz bıçak sırtı kadın
her şehirde güzellikler değiştirerek
bazen konyak kıvamındaki sarışın
bazen gerçek mi yalan mı anlayamam
yukardan kahkahasıyla neredeyse erkek
elinde isteklerin delimsirek kırbacı
bazen gergef işler mendelsohn sokağı'nda
parmak uçlarında rönesans nakışları
gizli çiçeklerle süsler karanlık kışları

vahşi bir takımyıldız yalnızlığın ağacı
bir uzay panayırı kurulmuş pencereme
yüzlerimi aranırım hiçbirini bulamam
ensemde düşten bozma kadınların kıskacı
erkekliğim azalır git git şairliğime
o kadar uğraşırım yalnızlığımdan çıkamam


-2. semplon treni

bu iş lozan'la cenevre arasında oldu
semplon treni gecenin gözlerini oyuyordu
bir ben uyanıktım bütün kompartımanda
bir de cenova elleri avuçlarıma sığınmış
camlarda leman gölü yamyassı uyuyordu
hoyrat alp dağlarının ağırlığıyla ezilmiş

bu iş birdenbire oldu hiç hazırlığımız yoktu
benim sigortalarım yanmıştı cenova çocuktu
uykulu gözleri uzun kirpikleriyle gölgeli
böcek çıtırtıları bilezikli saatinde
saçları omuzlarıma akan altın yeşili
çocukluğundan titrek bir mandolin aklında
bense bir mısra kaçak sonbahar götürüyordum
tren yavaşlayacak olsa gizliden ürperiyordum
üstelik tıraş olmamıştım midem bozuktu

bir biz uyumuyorduk bütün kompartımanda
öbürleri her biri bir başka dilden uyumuştu
doktor lariviere elbette fransızca uyumuştu
dachau kampı'nın komünistler barakasında
nasıl kar yağıyordu uykusu buz tutmuştu
karnına saplı paslı bir mızraktı açlık
uzakta duman içindeki nöbetçi kuleleri
miss higgins beygir dişleriyle ingilizce uyumuştu
bir genç kız soyuyordu harıl harıl uykusunda
durmadan göğüslerine kocaman erkek elleri
ne dilden uyuduklarını bir türlü anlayamadık
iki zenci öğrenci ağızları kalabalık
düşlerinde nazlı muz ağaçları hurmalıklar
gözlerinde patrice lumumba'nın gözlükleri var

bu iş lozan'la cenevre arasında oldu
nasıl olduysa oldu hiç hazırlıklı değildik
artık cenova benim gözlerimle bakıyordu
ben onun bakışlarını kullanmaya başlamıştım
kanı damarlarımın ağacında akıyordu
tozlu karanlığım aydınlığına bulaşmıştı
büyük bir yaşantıyı birdenbire eskitmiştik

italyan sınırını gök gürültüleriyle geçtik
televizyon antenleri metal şimşek böcekleri
demir kapıların ardında yağmurlu gümrükçüler


-3. venedik

bir katedral koparıp ortaçağ bulutlarından
yığdılar çan sesleriyle san marco meydanı'na
rüzgâr susar susmaz pencereleri açtım
soluk yeşil bir balıkçıl sokuldu yanıma
dedim uyandın mı dedi çok üşüyorum

yorgunluk çizgileri çekilmiş alnına
yoksulluk gölgeleriyle savaş yıllarından
soluk yeşil bir balıkçıl sokuldu yanıma
adımı duyar duymaz uçuk dudaklarından
sevmek sorumluluğunu titreyerek anladım
dedim karnın aç mı dedi çok üşüyorum

dedim uzay ıslıkları yıldızların arasından
dedi vapur yanaşmış sabah karanlığına
dedim bu monteverdi venedik saraylarından
dedi tut ellerimi dedi sakın bırakma
dedim korkuyor musun dedi çok üşüyorum


-4. üç yaşamak

bir vuruşta kim kalbimi bulabilir
el değmedik yerlerimde saklıyorum
bazen adımın son harfinde gizlidir
bazen ben bile bulamıyorum
gökyüzünde bir yere çekilmiştir

     venedik son telefon çaldığım şehir

almanca vapurları anlayamıyorum
iki ambar kimsesizlik yüklemişler
biraz hamburg oldukça rotterdam
marsilya'dan akordeon gülüşmeleri
batı yansımaları uzak camlardan
tanıdık bir limana demirlemişler
bir kanun taksimiyle uyanıyorum

     istanbul son tutuklandığım şehir

şarkılar söyleyeni azaldıkça güzelleşir
en güzel şarkı eylül'ün getirdiğidir
alacakaranlıktaki yalnızlık sesleri
içimize uçuşan çınar yapraklarından
çekilip gitmekleri buluşmaklar mı
her sabah çocuk her akşam adam
bir bakışta tanıyıp gönüllü sürgünleri

     paris son kapaklandığım şehir


-5. savcılıktaki ifademdir

biz aslında iki kişiydik
cenova'yı gümrükte tuttular
kaçak sonbahar sokuyormuş
hırsızlama bir ay incecik
yüz papel bilmem kaç kuruş

kadınlığı benden sorulur
adımı kaptana tamamladı
düşecek olsam eli kolumda
yadsımak kalleşlik olur
şiirlerimi ilk o anladı
metresim oldu sonunda

cenova saçların ne uyanmak
şişelerin birden patlaması
zilzurna ıslanan kirpikler
gözyaşı bir karış üç parmak
yolculuğun sonuna yaklaşması
bir günü beyliği beylikler

ben varsam onunla varım
kanımız kontakt kırmızısı
eşzamanlı vurur yüreğimiz
bu kaçakçılığı ben tasarladım
gemide saklayıp şarkımızı
karaya indim tertemiz

ya onu bırakın ya beni tutun
benim sonbaharı kaçıran
işim gücüm kaç türlü yağmur
geldim işte ne soracaksanız sorun
cenova'nın dalgası attilâ ilhan
öteki adı yılanlı çukur

Attila İlhan
Kaynak: menzilcambazi.blogspot.com.tr/

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Hüzün Şiirleri

                                                                                                          -Yaşayamadıklarıma Eyvallah!                                                                                                          -Yaşadıklarıma Elhamdülillah!                                                         ...

Okuntu

Mevsimlerden denizi, inceliklerden en çok geçmişi özlediniz. Sevgiyi kavramanın ağırlığı başlayınca bizim gibi kaçmadınız. Belki biraz ağladınız; bir gözyaşı izi boyunca kanadınız. Akşamlar ve parklar arasında dünyaya en çok siz yaraştınız. Şimdi sizi çok özlemişiz. Bir akşam bize gelirseniz, geniş koltuklarda otururuz; susarız. Adnan Azar

İstanbul Şiirleri Bercestem

      İstanbul'a meftûn olanlara Deniz bazan susup bazan homurdanıyor; Üsküdar ’da birkaç ışık sönüp yanıyor: Eşelenen kıvılcımlı bir mangal gibi... Sabahattin Ali Karaköy'den kalkan vapurlar bilir Yıllardır nasıl yangın Galata Kulesi Kız Kulesi'ne Ali Asker Barut Bugünse artık Görmek için denizi Sağa sola oynatması gerekecek Betonarme binaların arasında Üzgün duran boynunu Ali Asker Barut İstanbul’da bir sevdiğim vardı Keçi yavrusuna benzer, Rüzgar eserdi hafiften gözlerinde Halden anlardı. Cahit Külebi Selimiye'nin arkası Karacaahmet Az gerilesem sırtım selvilere değecek Tüylerim diken diken Ne var bunda ürkecek Halim Şefik Güzelson Vay canına tükürdüğümün İstanbul’u ... Rumelihisarı’nda Orhan’ın mezarı Ne gittim ne gördüm gitmek de istemem Taze ekmek bir parça beyaz peynir Şimdi olsa şuracıkta rakı içer Denize mi bakar kim bilir Oktay Rifat Kayacık'ta mekik atarken Penelope Düşü...

Bir Bozuk Saattir Yüreğim, Hep Sende Durur

Herkes seni sen zanneder. Senin sen olmadığını bile bilmeden, Sen bile.. Seni ben geçerken, Derim ki, Saati sorduklarında; Onu ”O” geçiyordur. Kimse anlam veremez. Tamir ettirmedin gitti derler şu saati. Ettirmek istiyor musun demezler. Bir bozuk saattir yüreğim, hep sende durur. Zamanı durdururum yüreğimde, Sensiz geçtiği için, Akrep yelkovana küskündür. Şu bozuk saat çalışsa benim için ölümdür. Bil ki akrep yelkovanı geçerse, Atan bu yüreğim durur. Bırak bozuk kalsın, hiç değilse; Bir bozuk saattir yüreğim, hep sende durur. Turgut Uyar  Uyar’da hissedilen sıkıntılar ya da gerginlikler, onun yaşadığı içsel çatışmalardan dolayı mı? O bir muamma olarak kalacak bence. Belki de aile geçmişiyle alakalı. Kitapta bu meselenin üstüne gitmeye çalıştım; nasıl bir ilişkisi var ailesiyle diye sorup soruşturdum. Babası Arnavut, annesi Girit göçmen. Yoksul sayılabilecek bir ailede doğuyor, erken yaşlarda parasız yatılı olarak evden ayrılıyor, meslek olarak hiç hoşlanmadığı aske...

KİMİN NASIL BİR ANISI HALİNE GELECEĞİMİZİ HİÇBİRİMİZ BİLMEYİZ

Sana, penceremin önünde duran o vişne ağacını anlatmıştım. Karanlıkta bile, ona bakmak bir mutluluktu, bolartırdı gönlümü. Sen o vişne ağacı gibisin, demek isterim sana. İlkyaz güneşinde sert, yalız, ışınımlı aklığıyla bir kışın daha ödülünü dağıtır gibi göğe karşı çiçeklenen, taçyaprakları pörsüyüp döküldüğünde ardından gelecek alın umuduyla bizi oyalayan, yemişi, koparılmazsa, uzun süre karara karara kışı bekleyen vişnenin bütün hallerini sende görüyor değilim elbet. Ama onun gibi bir yaşam umudusun benim için. Yaşanabileceğini, yaşamağa çalışmak gerekeceğini duyurup duran. Ama böyle sözler sana söylenmezmiş, söylenemezmiş gibi gelir hep. Kurağın ateşini söndüren, soluk aldıran, kapıları açan yaz yağmuru gibisin bana. Ama sıkılırsın diye söylemekten kaçınırım. * Onca uzaklardan birbirimize el sallıyoruz. Çevrede her şeyin yıkıldığı zamanlarda bile, insanlar arasında sevginin, dostluğun, yaşamış olabilmesi gerektiğini düşünüyorum. Yoksa yıkıntıdan artakalanlar sevgiyi, dostluğu nasıl ...

A'dan Z'ye Şiir

436 1918 1949 1.Oca ... 1.mektup; sen büyüye dokunmak gibisin 128 Dikişli Şiir 3. Cemre 30 Şubat 4000 Şiirin yer aldığı 7500 sayfalık PDF formatında şiir arşivim... 5. Şarkı 5555. Paylaşım 6000. Paylaşım 6666. Paylaşım 7 Tane Erik Ağacı 80'lerde İstanbul'da 99. Sone Âb-ı hayât-ı lâ'lüne ser-çeşme-i cân teşnedür ablanın yokluğunu en çok sen hissedeceksin Acı Acı Acı Bahriyeli acı bir şarkı Acı desem Acılara Tutunmak Acılarınıza Dönün Şiir Oradadır Acılı Bahar Acılı bir yürek Acılı Gecenin Bitiminde Acınmıyorum, Seslenmiyorum, Ağlamıyorum, Aç Kollarını açık açık çağırır aşkını Açık Deniz Açıkla beni kardeşim Açıklama Açıklamalar Açılup bir dem bu bâğ-ı dil bahâr olmaz mı hìç Ada Ada Adad...

Sen Yaşat Beni

Gün gelir de terkeylersem eğer bu teni Yanında değilsem eğer, sen yaşat beni Uzandığında elime, yoksa yerinde artık Seni istese de gönül, biçareyse artık Gün be gün duyamasam da o tatlı sözleri Kurduğun hayalimizle sen yaşat beni Bırak bu yakarışları, bu dostane halleri Anla! Vakit geç. Tek arzum sen yaşat beni Bir an çıkarsam aklından, üzme kendini Yeter ki sonradan da olsa sen yaşat beni Bir zamanlar beni saran o düşünceler Sararıp solsa da yine sende yeşerseler Sen yaşattıkça beni, olacaksa eğer hüzün Var unut, sonra gülecekse eğer yüzün Christina Georgina Rosetti Çeviren: Oktay Eser

Heybeme Doldurduğum Şiirler II

bir sandalyenin yerini değiştiriyormuş gibi  “Ölüp gidiyoruz işte!” dedi, kaldırmadan başını.  Günlük işlerdenmiş gibi ölüm.  İlhan Berk arayerde bir hüzün büyür gider.  Turgut Uyar Sabah erkenden su yürüdü arklara.  Sarı üzüm dişleriyle gülümsüyor bağ.  Süreyya Berfe  Yüzleri, yüzleri ve maskeleri  Silik kopyaları bırak yaşayanlara  Sen sessiz ölümlerle zırhlanan gerçeği yaz  Cahit Koytak Kumandayı fırlatıp spiker kızın yüzüne  Bir şeyler yapmalı, diyorum - Ama ne?  Afrika'ya gidelim, diyor, karım içerden  Kahve içelim muhallebi yiyelim  Der gibi iyi niyetli  Günlük vurguyla Cahit Koytak Elini uzatıp baktın mı yas var komşular ülkesinde  Bülbül neden kenetlenmiş  Sorman oldu mu hiç İskeleti havlar mı bir insanın.  Gördüm  Cahit Koytak Gecenin bir yarısı oturup ağlıyorum bir çocuk parkında  Ulumak gibi ağlıyorum  Köpekler koşuyor sağımda solumda  T...

“Yaşlı kişinin kalbi iki şey üzere gençtir. Uzun yaşama sevgisi ve mal çoğaltma sevgisi.”

Arasıra düşmüyor değil aklıma Yabancı kadınların sıcaklığı Ama Allah bilir ya ne saklıyayım Yanında ihtiyarlamak istiyorum Turgut Uyar Ey hüzünlü ruhum,ihtiyar budala Charles Baudelaire – Neydi ayrılık delikanlı? – Hiç. Benden kaçması ihtiyar bir atlının. Süreyya Berfe Bitti aşk dolu günlerim, artık aklımı Alamaz eskisi gibi başımdan Kızların, evli kadınların, dulların çekiciliği, Terk etmeliyim o hayatı eskiden yaşadığım, İki kafanın uyuşabileceğine inanan o saf umudum geçti, Geçti aşırı şarap kullanmalarım, Yaşlı bir beyefendiye yakışacak bir günah için Sanırım para tutkusunu arkadaş edinmeliyim. Lord Byron Modern toplum düzeni, delileri, sakatları olduğu kadar yaşlıları da görünmez kıldı. Ayak altında dolanmamaları, hayatın akışında bir sekteye yol açmamaları icap eden, bu sebeple de mümkünse buharlaşan, silikleşen unsurlara dönüştüler: Bir yük, bir ayak bağı, yavaşlatan bir kaygı unsuru. Ahmet Murat Yaşlı bir adamdan duymuştum: Bir bildiği yok k...

İntihar Şiirleri Bercestem & Edebiyatta İntihar

İntihar, bilinçli bir tercih sonucu             uygulamaya konulduğunda, insanın              mutlak anlamda "birey" olması,              bireyselliğini mutlaklaştırmasıdır.             Bir tür "tanrı"lıktır... Hüsamettin Arslan “İzimi süren bir panter var: Bir gün beni öldürecek olan;… …Adımlarını durdurmak için yüreğimi fırlatıyorum, Susuzluğunu dindirmek için kan saçıyorum; … O yiyor, ama yine de ihtiyacı yüzünden yiyecek arıyor, Mutlak bir adaklığa zorluyor… …Panter merdivende Yukarı çıkıyor.” Sylvia Plath Bize ne başkasının ölümünden demeyiz çünkü başka insanların ölümü en gizli mesleğidir hepimizin başka ölümler çeker bizi ve bazen başkaları ölümü çeker bizim için İsmet Özel İntihar diye bir şey Yok bu dünyada. Ölümle biten bir intihar yok. Asıl intihar Gün gün yaşamakta Ahmet Erhan dün gece bir kadın doğurdu haliç bir kuş havalandı galata kulesi’nden m...