Ana içeriğe atla

Bir gecə baxırsan ki böyümüsən

Ayın bilmirəm neçəsidir. Deyəsən yanvar ayıdı. Hə yanvar. Dayanın, ayı da xatırlayacam. Mən yenə ağlayırdım. Mən yenə narazıydım birşeylərdən. Mən yenə peşmançılıq çəkib də hiss etmirdim. Dərindən nəfəs alırdım metroda gələrkən. Onu tanıdığım günlərdən bəri səssiz ağlamağı öyrənmişdim. Metroda səssiz səssiz ağlayırdım. Gələcək hərşeydən xəbərsiz, ümidlə onu gözləyirdim. Bilirsiz, insanın ümidi olursa bir şeyin olacağına onu əsla inandıra bilməzsiz əksinə. Mən də ümid edirdim. Mən də ümid edirdim. Ümid sözünün nə demək olduğunu dibinə qədər bilirdim mən. O qədər də yorğun idim ki həmin gün. Çünki səhər gəlməyəcəyini demişdi. Bunun üstündə qırılmışdı qəlbim. Onu görmək üçün evdən eləcə çıxmışdım. Gözüm heçnəyi görmürdü. Çağırdım, gəldi. Yenə ağlayırdım. Bildiyiniz yalvarırdım. Gözünün içinə baxırdım. “Axı hərşey yaxşıdı”. Nə yaxşıdı axı? Nədi yaxşı olan?” Mən ölürəm görmürsən? O zaman deyilən hərşeyə inanırdım. Uşaq kimi. İndi bir gecədə böyüdüm. İnsan yaşa dolduqca böyümür ki. O ki həyatın nağıllardakı kimi möhtəşəm olmadığını biləndə,ananın gözlərində acını görəndə böyüyür. Bir gecə baxırsan ki böyümüsən. Artıq əvvəlki bütün sevinclər ölür içində. O kiçik şeylərlə xoşbəxt olan qız var ha. O ölür. Öldüyü gün böyüyürsən. Boyun artımı falan. Qoyun kənara bunları. İnsan ümidi qırıldıqca böyüyür. Nə qədər ümidin qırılıb birşeylərə

Mən yenə incinirdim. Amma gedə bilmirdim. Gedən hər zaman daha dəyərlidi. Mən qalanda da dəyərli olduğumu düşünürdüm. Məhv olurdum. Ölürdüm. Ruhum çəkilirdi. Üstündən 3 ay keçib. Yenə durub boğazımda

Mən ağlayırdım. O qulaqcıqları taxdı qulağıma mahnı dinlətdi. Daft Punk instant crush. Sonra o Allahın cəzası mahnı hər ağlayanda köməyimə gəldi. Yenə fonda o musiqi var. Amma o ümid yoxdu. Mahnı dəyişməyib. Eyni ifa,eyni sözlərdi. Amma ciyərimi sökən şeylər dəyişib. Artıq onun qoxusu da yoxdur. Mahnı dəyişmir, gözyaşları da, ağrılar da. Daha da artır.

3 gün sonra ad günümdü. Və mən 21 yaşıma gəlmədən böyüdüm. Ən pisi də nədi bilirsiz? Unudulmaq. Birdən birə əlaqəsiz xatirələrdən belə silinmək. Anam deyir ki nə var axı o adamda. O adamda ümid var idi, ana. Xatirə var idi. Əzbərlədiyim qoxu vardı. Səs vardı. Sənə yenidən aşiq oldum deməsi vardı. Bir də bütün bunların toz olması vardı. Həyatımın, arzularımın, xəyallarımın üstünü basması vardı. O tozun gözlərimi yandırması vardı. Var birşeylər. Bir də Daft Punk var. İnstant Crush.

denizetirli.wordpress.com

Bilmiyorum ayın kaçıdır. Sanırım Ocak ayıydı. Evet Ocak. Dayanın, ayı da hatırlayacağım. Ben yine ağlıyordum. Ben yine razı değildim bir şeylerden. Ben yine pişmanlık çekip de hissetmiyordum. Derin nefes alıyordum metroda gelirken. Onu tanıdığım günlerden beri sessiz ağlamayı öğrenmiştim. Metroda sessiz sessiz ağlıyordum. Gelecek her şeyden habersiz, umutla onu bekliyordum. Bilirsiniz, insanın ümidi olursa bir şeyin olacağının aksine onu asla kimse inandıramaz. Ben de umuyordum. Ben de umuyordum. Umut kelimesinin ne demek olduğunu dibine kadar biliyordum. O kadar da yorgundum ki o gün. Çünkü sabah gelmeyeceğini söylemişti. Bunun üstünde kırılmıştı kalbim. Onu görmek için evden çıkmıştım. Gözüm hiçbir şeyi görmüyordu. Çağırdım, geldi. Yine ağlıyordum. Bildiğiniz yalvarıyordum. Gözünün içine bakıyordum. "Ama her şey iyiydi". Ne iyiydi ki? Neydi iyi olan? "Ben ölüyorum görmüyor musun? O zaman söylenen her şeye inanırdım. Çocuk gibi. Şimdi bir gecede büyüdüm. İnsan yaşı ilerledikçe büyümüyor ki. O ki hayatın masallardaki gibi muhteşem olmadığını öğrenince, annesinin gözlerindeki acısını görünce büyüyor. Bir gece bakıyorsun ki büyümüşsün. Artık önceki tüm sevinçler ölür içinde. O küçük şeylerle mutlu olan kız var ya. O ölür. Öldüğü gün büyüyorsun. Boyun artışı falan. Koyun bir bunları kenara. İnsan ümitleri kırıldıkça büyüyor. Ne kadar ümidin kırıldı bir şeylere?

Ben yine inciniyordum. Ama gidemiyordum. Giden her zaman daha değerli idi. Ben kaldıklarında da değerli olduğumu düşünürdüm. Mahvolurdum. Ölürdüm. Ruhum çekilirdi. Üstünden 3 ay geçti. Yine duruyor boğazımda .

Ben ağlıyordum. O kulaklıkları takıp kulağıma şarkı dinletti. Daft Punk instant crush. Sonra o Allahın cezası şarkı her ağladığımda yardımıma geldi. Yine fonda o müzik var. Ama o umut yok. Şarkı değişmedi. Aynı ifade, aynı sözlerdi. Ama ciğerimi söken şeyler değişti. Artık onun kokusu da yoktur. Şarkı değişmiyor, gözyaşları da, acılar da. Daha da artıyor.

3 gün sonra doğum günümdü. Ve ben 21 yaşıma gelmeden büyüdüm. En kötüsü de neydi biliyor musunuz? Unutulmak. Birden bire alakasız hatıralardan bile silinmek. Annem diyor ki ne var yahu o kişide. O kişide umut vardı, anne. Hatıra vardı. Ezberlediğim koku vardı. Ses vardı. Sana yeniden aşık oldum demesi vardı. Bir de tüm bunların toz olması vardı. Hayatımın, arzularımın, hayallerimin üstünü basması vardı. O tozun gözlerimi yakması vardı. Var bir şeyler. Bir de Daft Punk var. Instant Crush.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Hüzün Şiirleri

                                                                                                          -Yaşayamadıklarıma Eyvallah!                                                                                                          -Yaşadıklarıma Elhamdülillah!                                                         ...

Okuntu

Mevsimlerden denizi, inceliklerden en çok geçmişi özlediniz. Sevgiyi kavramanın ağırlığı başlayınca bizim gibi kaçmadınız. Belki biraz ağladınız; bir gözyaşı izi boyunca kanadınız. Akşamlar ve parklar arasında dünyaya en çok siz yaraştınız. Şimdi sizi çok özlemişiz. Bir akşam bize gelirseniz, geniş koltuklarda otururuz; susarız. Adnan Azar

İstanbul Şiirleri Bercestem

      İstanbul'a meftûn olanlara Deniz bazan susup bazan homurdanıyor; Üsküdar ’da birkaç ışık sönüp yanıyor: Eşelenen kıvılcımlı bir mangal gibi... Sabahattin Ali Karaköy'den kalkan vapurlar bilir Yıllardır nasıl yangın Galata Kulesi Kız Kulesi'ne Ali Asker Barut Bugünse artık Görmek için denizi Sağa sola oynatması gerekecek Betonarme binaların arasında Üzgün duran boynunu Ali Asker Barut İstanbul’da bir sevdiğim vardı Keçi yavrusuna benzer, Rüzgar eserdi hafiften gözlerinde Halden anlardı. Cahit Külebi Selimiye'nin arkası Karacaahmet Az gerilesem sırtım selvilere değecek Tüylerim diken diken Ne var bunda ürkecek Halim Şefik Güzelson Vay canına tükürdüğümün İstanbul’u ... Rumelihisarı’nda Orhan’ın mezarı Ne gittim ne gördüm gitmek de istemem Taze ekmek bir parça beyaz peynir Şimdi olsa şuracıkta rakı içer Denize mi bakar kim bilir Oktay Rifat Kayacık'ta mekik atarken Penelope Düşü...

Bir Bozuk Saattir Yüreğim, Hep Sende Durur

Herkes seni sen zanneder. Senin sen olmadığını bile bilmeden, Sen bile.. Seni ben geçerken, Derim ki, Saati sorduklarında; Onu ”O” geçiyordur. Kimse anlam veremez. Tamir ettirmedin gitti derler şu saati. Ettirmek istiyor musun demezler. Bir bozuk saattir yüreğim, hep sende durur. Zamanı durdururum yüreğimde, Sensiz geçtiği için, Akrep yelkovana küskündür. Şu bozuk saat çalışsa benim için ölümdür. Bil ki akrep yelkovanı geçerse, Atan bu yüreğim durur. Bırak bozuk kalsın, hiç değilse; Bir bozuk saattir yüreğim, hep sende durur. Turgut Uyar  Uyar’da hissedilen sıkıntılar ya da gerginlikler, onun yaşadığı içsel çatışmalardan dolayı mı? O bir muamma olarak kalacak bence. Belki de aile geçmişiyle alakalı. Kitapta bu meselenin üstüne gitmeye çalıştım; nasıl bir ilişkisi var ailesiyle diye sorup soruşturdum. Babası Arnavut, annesi Girit göçmen. Yoksul sayılabilecek bir ailede doğuyor, erken yaşlarda parasız yatılı olarak evden ayrılıyor, meslek olarak hiç hoşlanmadığı aske...

KİMİN NASIL BİR ANISI HALİNE GELECEĞİMİZİ HİÇBİRİMİZ BİLMEYİZ

Sana, penceremin önünde duran o vişne ağacını anlatmıştım. Karanlıkta bile, ona bakmak bir mutluluktu, bolartırdı gönlümü. Sen o vişne ağacı gibisin, demek isterim sana. İlkyaz güneşinde sert, yalız, ışınımlı aklığıyla bir kışın daha ödülünü dağıtır gibi göğe karşı çiçeklenen, taçyaprakları pörsüyüp döküldüğünde ardından gelecek alın umuduyla bizi oyalayan, yemişi, koparılmazsa, uzun süre karara karara kışı bekleyen vişnenin bütün hallerini sende görüyor değilim elbet. Ama onun gibi bir yaşam umudusun benim için. Yaşanabileceğini, yaşamağa çalışmak gerekeceğini duyurup duran. Ama böyle sözler sana söylenmezmiş, söylenemezmiş gibi gelir hep. Kurağın ateşini söndüren, soluk aldıran, kapıları açan yaz yağmuru gibisin bana. Ama sıkılırsın diye söylemekten kaçınırım. * Onca uzaklardan birbirimize el sallıyoruz. Çevrede her şeyin yıkıldığı zamanlarda bile, insanlar arasında sevginin, dostluğun, yaşamış olabilmesi gerektiğini düşünüyorum. Yoksa yıkıntıdan artakalanlar sevgiyi, dostluğu nasıl ...

A'dan Z'ye Şiir

436 1918 1949 1.Oca ... 1.mektup; sen büyüye dokunmak gibisin 128 Dikişli Şiir 3. Cemre 30 Şubat 4000 Şiirin yer aldığı 7500 sayfalık PDF formatında şiir arşivim... 5. Şarkı 5555. Paylaşım 6000. Paylaşım 6666. Paylaşım 7 Tane Erik Ağacı 80'lerde İstanbul'da 99. Sone Âb-ı hayât-ı lâ'lüne ser-çeşme-i cân teşnedür ablanın yokluğunu en çok sen hissedeceksin Acı Acı Acı Bahriyeli acı bir şarkı Acı desem Acılara Tutunmak Acılarınıza Dönün Şiir Oradadır Acılı Bahar Acılı bir yürek Acılı Gecenin Bitiminde Acınmıyorum, Seslenmiyorum, Ağlamıyorum, Aç Kollarını açık açık çağırır aşkını Açık Deniz Açıkla beni kardeşim Açıklama Açıklamalar Açılup bir dem bu bâğ-ı dil bahâr olmaz mı hìç Ada Ada Adad...

Sen Yaşat Beni

Gün gelir de terkeylersem eğer bu teni Yanında değilsem eğer, sen yaşat beni Uzandığında elime, yoksa yerinde artık Seni istese de gönül, biçareyse artık Gün be gün duyamasam da o tatlı sözleri Kurduğun hayalimizle sen yaşat beni Bırak bu yakarışları, bu dostane halleri Anla! Vakit geç. Tek arzum sen yaşat beni Bir an çıkarsam aklından, üzme kendini Yeter ki sonradan da olsa sen yaşat beni Bir zamanlar beni saran o düşünceler Sararıp solsa da yine sende yeşerseler Sen yaşattıkça beni, olacaksa eğer hüzün Var unut, sonra gülecekse eğer yüzün Christina Georgina Rosetti Çeviren: Oktay Eser

Heybeme Doldurduğum Şiirler II

bir sandalyenin yerini değiştiriyormuş gibi  “Ölüp gidiyoruz işte!” dedi, kaldırmadan başını.  Günlük işlerdenmiş gibi ölüm.  İlhan Berk arayerde bir hüzün büyür gider.  Turgut Uyar Sabah erkenden su yürüdü arklara.  Sarı üzüm dişleriyle gülümsüyor bağ.  Süreyya Berfe  Yüzleri, yüzleri ve maskeleri  Silik kopyaları bırak yaşayanlara  Sen sessiz ölümlerle zırhlanan gerçeği yaz  Cahit Koytak Kumandayı fırlatıp spiker kızın yüzüne  Bir şeyler yapmalı, diyorum - Ama ne?  Afrika'ya gidelim, diyor, karım içerden  Kahve içelim muhallebi yiyelim  Der gibi iyi niyetli  Günlük vurguyla Cahit Koytak Elini uzatıp baktın mı yas var komşular ülkesinde  Bülbül neden kenetlenmiş  Sorman oldu mu hiç İskeleti havlar mı bir insanın.  Gördüm  Cahit Koytak Gecenin bir yarısı oturup ağlıyorum bir çocuk parkında  Ulumak gibi ağlıyorum  Köpekler koşuyor sağımda solumda  T...

“Yaşlı kişinin kalbi iki şey üzere gençtir. Uzun yaşama sevgisi ve mal çoğaltma sevgisi.”

Arasıra düşmüyor değil aklıma Yabancı kadınların sıcaklığı Ama Allah bilir ya ne saklıyayım Yanında ihtiyarlamak istiyorum Turgut Uyar Ey hüzünlü ruhum,ihtiyar budala Charles Baudelaire – Neydi ayrılık delikanlı? – Hiç. Benden kaçması ihtiyar bir atlının. Süreyya Berfe Bitti aşk dolu günlerim, artık aklımı Alamaz eskisi gibi başımdan Kızların, evli kadınların, dulların çekiciliği, Terk etmeliyim o hayatı eskiden yaşadığım, İki kafanın uyuşabileceğine inanan o saf umudum geçti, Geçti aşırı şarap kullanmalarım, Yaşlı bir beyefendiye yakışacak bir günah için Sanırım para tutkusunu arkadaş edinmeliyim. Lord Byron Modern toplum düzeni, delileri, sakatları olduğu kadar yaşlıları da görünmez kıldı. Ayak altında dolanmamaları, hayatın akışında bir sekteye yol açmamaları icap eden, bu sebeple de mümkünse buharlaşan, silikleşen unsurlara dönüştüler: Bir yük, bir ayak bağı, yavaşlatan bir kaygı unsuru. Ahmet Murat Yaşlı bir adamdan duymuştum: Bir bildiği yok k...

İntihar Şiirleri Bercestem & Edebiyatta İntihar

İntihar, bilinçli bir tercih sonucu             uygulamaya konulduğunda, insanın              mutlak anlamda "birey" olması,              bireyselliğini mutlaklaştırmasıdır.             Bir tür "tanrı"lıktır... Hüsamettin Arslan “İzimi süren bir panter var: Bir gün beni öldürecek olan;… …Adımlarını durdurmak için yüreğimi fırlatıyorum, Susuzluğunu dindirmek için kan saçıyorum; … O yiyor, ama yine de ihtiyacı yüzünden yiyecek arıyor, Mutlak bir adaklığa zorluyor… …Panter merdivende Yukarı çıkıyor.” Sylvia Plath Bize ne başkasının ölümünden demeyiz çünkü başka insanların ölümü en gizli mesleğidir hepimizin başka ölümler çeker bizi ve bazen başkaları ölümü çeker bizim için İsmet Özel İntihar diye bir şey Yok bu dünyada. Ölümle biten bir intihar yok. Asıl intihar Gün gün yaşamakta Ahmet Erhan dün gece bir kadın doğurdu haliç bir kuş havalandı galata kulesi’nden m...