Kapılarını yıllardır çalmadığım
Eski dost evleri gibi
Eski şiirlerim
Kitaplarda
Bekler beni…
Girip dinlendiğim olur
İçlerinde
Bir kahve içimi
Çıkıp giderim sonra
Buruk bir hüzün
Bırakıp geride…
Ataol Behramoğlu
MART 2026
Kimin nasıl bir anısı haline geleceğimizi hiçbirimiz bilmeyiz.
*
Bir bozuk saattir yüreğim, hep sende durur.
*
Bunlar ihtimal hiç okunmayacaktır,
Günahkâr ölülerin Fatihaları gibi.
*
Bir defa ne yazık ki kimse birbirini okumuyor. Okuyanlar eski şiiri okumuyor. Şiir, eski yaygınlığını yitirmiştir.
*
Yeni bir kente gideceğim burdan.
Ne uğurlayan olacak beni,
Ne orda karşılayan güvermiş bir sevinçle.
*
Sadece bir fotoğraf bütün bunları görmemize izin verir. Uzun uzun bakmamıza. Düşünmemize. Kendimizi görmemize. Tanıdığımız insanları görmemize. Kendi çocuklarımızı görmemize. Başka bir yerde, başka birinin hayatını hayal etmemize.
*
ŞUBAT 2026
elbette seviyorum Seni,
seviyor olmalıyım yani,
ama yaşlandım, unutuyorum,
karıştırıyorum sık sık
Seninle ilgili duygularımı
*
ve aramızda bu giden gelen
şiirler ve ezgiler
rüzgârın nefesiyle birer birer
silinip gidiyor zihnimden
*
Son günlerde,
ortada aksayan bir şey,
bir suç, bir yıkım
olmadığı hallerde bile
kendimi suçlu, değersiz
ve çaresiz hissediyorum.
*
önce üç gün, sonra üç ay,
sonra belki üç sene
Tanrıdan başka
kimseyle konuşmamayı dene,
*
ama bir şeyler vermek isteyen sensen birine,
kendin yola çık hemen, onu bekleme.
gençleştirir, güçlendirir
bunun için teptiğin yollar seni.
*
yüreği hızlı çarpanları alıyoruz yanımıza,
içi mezar gibi daralanları...
ve çalmaya gidiyoruz Tanrı'nın kapısını.
*
OCAK 2026
Sevinçler, yaşandıkları günlerin Taşınmazlarıdır, hepsi
Hepsi ardımızda kalır.
*
Uzaklaş ama yavaş, ne bu telâş
Ayrılık kalbimde bir elmastıraş.
Sonu geldi...
Sonu geldi günlerin ve güzeldi.
*
Çünkü er ya da geç alır
Aşk öcünü kendisinden
*
Hiraeth, işte o kapının önünde bekleme hâlidir. Açılmayacağını bile bile orada durmak, seslenmemek ama vazgeçmemek… Ve bazen, insanı derinleştiren şey tam olarak budur: Daha yanındayken bile vedasını sezdiğimiz bir şeye, dönülmeyeceğini bile bile kalpten yer açabilmek.
*
aramızda çok kötü bir konuşma geçti, bundan sonra onunla hiçbir zaman barışamayız artık. Mauve o kadar ileri gitti ki artık dediklerini geri alamaz, zaten almak istemez.
*
Ben de artık öfkemi tutamayacak duruma gelmiştim. Bir dönüş yapamayacak denli ileri gittik. Sevgimizin bahçesini zorla bozuyor, alt üst ediyorduk. Arada bir durduğumuz ve sustuğumuz oluyordu. O anlarda ne istekle, ne de çok zevk duyarak birbirimizin boynuna sarılabilirdik. Ama kalplerimizden yükselen sevgi sesini, kötü onurumuz dinletmiyor, boğuyordu.
*
Açık konuşayım: Bir geçiş döneminde değil, bir kopuşun içindeyiz.
*
Bana o zaman Adamas: «Yalnız kalacaksın sevgilim!» demişti. «Uzak ülkelerde baharı aramaya giden kardeşlerin, o soğuk iklimde bırakıverdikleri bir turna yavrusu gibi, gerilerde tekbaşına kalıvereceksin.»
*
Ah! Zavallı ben!
Güzel günlerdi. Ama ardından
Hüzün dolu bir günbatımı geldi.
*
ARALIK 2025
Bir gün bu fotoğrafa
geri dönmek isteyeceksin.
*
Bu çalışmanın en çarpıcı yönü, yapay zeka modellerinde şimdiye kadar pek dikkat çekmeyen bir zayıf noktayı ortaya koyması. Üstelik bu zayıflık, görece basit yöntemlerle aşılabiliyor.
*
Biten evlilikler ve yeniden başlayan evliliklerle hırpalanan bir psikoloji ve her seferinde kendine bir nizam arayan yeni bir ailenin kuruluşu… Bu hengâme Niyazi Bey’i yormuş olmalı. Hem maddi hem de manevi açıdan.
*
KASIM 2025
Çünkü hiç hazır olmadığım bir yaza girmek üzereyim ve çünkü geçen kışın soğuklarında, şimdi senin rüzgârlı bir tepesinde uyuduğun bu kentteki son sevdiklerim, beni, sevdiğim için öldürdüler!
*
EKİM 2025
Denizi üç günde geçen serçenin
Bir seher vaktinde soluk soluğa
Tünediği dalda şenlik gibisin
*
EYLÜL 2025
Üzüldüğüm tek bir şey var. Biraz daha yaşamak isterdim, şu çocuğun beni hatırlaması için, başka bir şey istemiyorum. Şu çocuğun beni hatırlaması için.
*
EYLÜL 2023
Eğer bir gün, uzun yıllardan sonra
Karşılaşırsak ikimiz yine
Nasıl bakabilirim, nasıl sana?
Sessizce ve gözyaşları içinde
*
AĞUSTOS 2023
Taşı söze çevirmeye çalıştım ve katı
şöhretini hayatın birkaç sözle hafifletmeye:
N’olur bana taş atma, öyle ağır ki
benim taşıdıklarım, atamam bile sana!
*
Kaç defa dilemişimdir biilmiyorum, babamı çocukluğunda veya gençliğinde tanıyan birinden dinlemeyi....
*
iki insanın birbirlerine karışacak derecede yakınlaşması ve geri dönüşü olmayacak derecede uzaklaşmasın eşsiz bir örneği
*
Ben seni seyrediyorsam, sen de beni,
Kimdir ilk gülümseyecek olan?
Gülüyor şimdi ilk gülümseyen.
*
Böyle sürekli mutsuzluktan söz açıp durman, korkarım ki bir gün seni gerçekten mutsuzluğa uğratacak.
*
Bugün ister edebi alanda, ister sanatın diğer dallarında olsun insanın kalbindeki ağır yükleri hafifletecek eserlere ihtiyaç var. İnsana ümit vermeye, onu ayakta tutmaya çalışan eserler üretmek zorundayız. İnsanın en azından kitap okumakla dindirilebileceği kederleri de vardır ve bunlar bence pek çoktur.
*
Madem bir musibet dönemindesin, musibeti ikileştirecek, çözümü zorlaştıracak, seni daha da sıkıntılı hâllere sokacak işlerden ve tutumlardan kaçın. Bu tutumlardan birisi de etraftakileri kınamak ve suçlamaktır. Onların gönüllerini incitmektir. Hep kendini haklı, başkalarını haksız görmekle nefsine taraf çıkmaktır. Uğradığın haksızlığın bir hissesinin de sende olduğunu görememektir.
*
Kuramadım onu, gereğince; sana da, yeterince, ulaşamadım -- bu 'beceriksizlik" yalnızca benden mi kaynaklanıyordu; onu da, bilemiyorum.
Muhtemelen, öyledir.
Ne sen, ne de ilişkinin kendisi—
Yalnızca ben sorumluyum, bu başarısızlıktan...
*
Bozkırın orta yerinde
diz çöküp toprağa
tren geliyor mu diye
kulak dayamış gibiyim
*
(yaklaşırken yolun sonuna)
uzun yol dayanılmaz değilmiş,
yanlış düşünmüşüm onca zaman:
Hiç bitmemesi değil yolun,
bitmesiymiş korkutucu olan.
*
Çok denedim, çok istedim, beceremedim ben.
Hep harf kaldı harfler elimde,
ne bir kelime oluşturabildim, ne de bir cümle.
*
Nasıl oldu?
Ne zaman oldu?
Anlayamadım.
Hiç beklemiyordum.
Yaşlandım birden.
*
Böylesi bir parçalanmışlık içinde, aramızdaki çatlak gitgide derinleşiyordu; bense kırık bir bardağı avuçlarımın arasında tutup, dağılıp gitmesine engel olmaktan başka bir şey yapamıyordum.
*
bak bu yaz oraya, senin istediğin zaman gelebilirim, seninle, gider, bir deniz kıyısına çadır kurarız, iyi. olabilir gelirim. seninle peynir ekmek yer yaşarız. (peynir, kavun, ve rakı, seninle içeriz de.) Ama bunların hiçbirisi olmıyacak.
*
nasıl unuturum ki gülüşü gül olanı
sevgilimdi, ya da ben öyle sanırdım
o gitti, elimde bir çiçek dağınıklığı
bütün yolların ucunda kalakaldım.
*
Cevap veren bir insanın olmasının
Verdiği sıcaklık.
*
Hazırım gelecek olan kargışa:
son leylekler gitti. Az kaldı kışa:
duydum: tıkır tıkır ölümün saati.
*
Üzünçle bakarken kışa yürüyen bahçeye
Anladım; Ipıssız kaldım artık;
bir sözcük değil sadece
çürüyecek bir gövdesi var ölümün.
*
İnsan çekmecelerini de temizlemeli zaman zaman, Kalbini de! Çürüme içerdendir
*.
beni alıkoymak istersen eğer (bak gidiyorum) bana elini ver
elinin sıcaklığı da alıkoyabilir beni
mıknatıslı özelliği vardır bir gülüşün de,
bir sözcüğün de
beni alıkoymak istersen eğer, adımı söyle
*
"Para kesildiğinde, bağlar da kopar" sözü esasında tersine yorumlanmalı. Para bitince kadınların terk edip gideceği sanılmamalı. Erkeğin parası bitince, hevesini kendiliğinden kaybeder, gülerken bile güçsüzleşir. Sonra tuhaf bir şekilde kıskançlaşır, dengesizleşir ve nihayet adam kadını terk eder. Yarı çıldırmış gibi uzaklaşıp terk eder anlamına geliyormuş Kanazava Yayınları'ndan çıkan Daicirin sözlüğüne göre.
*
Çünkü Calum onu da umursamıyor… Bu umursamama durumu depresyonla beraber kendinden nefret etmesini de getiriyor. Bu yüzden Calum artık net bir şeylerin arayışında değil, bulanıklık onu giderek daha çok girdabına çekiyor.
*
İnsan görüşmediği ama kalbinde yer ayırdığı, kalben hemhâl olduğu, onun da kalbinde yerinin olduğundan şüphe etmediği kimseyi ne zaman görse sevinç duyar, onu uzun bir zaman sonra da görse ona soğukluk hissetmez ama kalp selâmı kesmişse onu her gün de görse artık bir önemi kalmaz.
*
Zincirlerle çekiyor işçiler
Güneşi, yatağımın başına.
Ben nasıl çıkarım bu kirli yüzle
Güneşin karşısına?
*
İçimdeki o korkunç boşluktan sesleniyorum
İşte o boşluktan-haydi beni anlayın biraz -
Yani bir adım daha atsam düşeceğim uçurumdan
*
kırkı doldu ömrümün
ve hâlâ
yerini yadırgıyor kalbim
*
Sen, başka ufuklar bularak, yükseledurdun;
Ben, kendi harâbemde kalıp, çırpınadurdum!
*
hep gezecek, hemen her konuda hep kavga edecektik, bu konuda anlaşmış gibiydik. Böyle biteceğini hiç hesaba katmamıştık. Onu şimdiden çok özledim.
*
Toplum bu partilere İslamcı oldukları için değil, ama Kemalist olmadıkları için oy verdi. Doksan yıldır sırtında taşıdığı Kemalist devlet yükünün biraz hafifleyeceğini umduğu için verdi.
*
Yahudiler her zaman Yahudi olduğunun farkındaydı ve mesela bizim evde her zaman hazır bir pasaport dururdu. Her an gitmeye hazır beklerlerdi.
*
Son yıllarda iyice ikna oldum: Ben doğduğumda, babam baba olmaya hazır değildi; sonraki yıllarda da baba olmaktan memnun değildi. Aile ve çocuk sahibi olmak değil, kendi hayatını yaşamak istiyordu. Ne var ki, başka bir hayattı yaşamak istediği, içine sıkışıp kaldığı hayat değil.
*
Allah rahmet etsin bu sevdaya ey gönlüm
Hayalden bir kuleydi, yerle bir oldu bugün
*
Kişinin yaşamının anlamı sürekli yalnızlığa yöneliktir: garip şey. Kişiler içinde kurduğu ilişkiler içinde oluşmasına karşın, duran bir yalnızlığa doğru yürür: ancak orada, o yalnızlık içinde tamamlayabileceğini, bütünleyebileceğini bilir, anlamını, yaşamının, kişi.
*
bu ayrılığı kim taşıdı buraya kadar
çok gitmişliğimden, az gelmişliğimden midir
*
Gençliğimizde, yaşamımız için önem taşıyan ve büyük sonuçlar doğuracak olayların ve kişilerin karşımıza davul zurnayla çıkacaklarını sanırız: Ama yaşlılığımızda geri dönüp baktığımız zaman, bunların hepsinin de sessizce, arka kapıdan ve adeta dikkati çekmeden içeri süzülmüş olduklarını görürüz.
*
bir babanın resmini büyüterek duvara
asmak yere eğiyor şecerenin dalını
o ki ağır bir gamdır günlerle didişmekten
kendi bile unutmuş uçsuz topraklarını.
*
Kalp inanır, akıl inkar eder. Kalp sever, akıl ikaz eder.
*
TEMMUZ 2023
Seni çok özlüyoruz Rahmi. Neden bizi bıraktın?
- Ben çok yorulmuştum.
Sonra sarılıyoruz ve yavaşça uzaklaşıyor. Tıpkı denize açılır gibi.
*
Sevgi de insanda bir konuktur.
*
Artık senden hoşlanmıyorum!
*
Sevgi dargınlıkta belli olur.
*
Bir şey yazıyorsan, altına imza atacaksın! Altına imzanı atamıyorsan; Yazmayacaksın!
*
Bir arkadaş şöyle anlatmıştı ve anlatırken de gayet ciddiydi; "Seccademi yere serip üzerine oturuyorum ve hüzünleniyorum, sonra da seccadeyi katlayıp rafa kaldırıyorum ve normal hayatıma devam ediyorum." Uzun süren üzüntüler, bazen yağmayan bulutlu bir hava gibidir. Bu yüzden yağıp rahatlamak için kendine bir sonda takman gerekir.
*
Sevgili Rahmim bugün Rabbine kavuştu. Bir çocuk gibi, uykusu gelmiş yorgun bir çocuk gibi kollarını O'na uzattı ve "beni kucağına al" dedi. Uyudu, uyanmadı. Seslendiler, cevap vermedi. Omuzlarından sarstılar, inledi, uyanmadı.
*
Ölüm orda, onu görüyorum.
*
Öleceğini bilsem seninle daha fazla vakit geçirirdim.
*
Ama hüzün içindeyimdir ben,
İmgelemimizdeki günbatımı gibi,
Hani karşı ovanın dibine bir serinlik iner de
Pencereden içeri giren bir kelebek gibi
Gecenin geldiğini hissedersin.
*
Sonra anlıyorum ki hiçbir şeye kaldığı yerden devam edemiyormuş insan
Kaldığın yerde bitiyormuş her şey
*
Ve istersen, hatırla,
İstersen unut.
*
Her şeyin efendisi aşkın karşısında ben neyim ki?
*
Hatırlamak, bir buluşma biçimidir…
*
Sonra unutma ki, ihtiyarlamanın bir de başka tarafı var: İhtiyarlamak kendinden başka hiç kimseyi sevmemek demek.
*
HAZİRAN 2023
Birden bire şöyle bir soru soruyor doktoruna, "Sizde ölebilir miyim?" diyor.
*
Nedir böyle akıp giden,
Sessizce yorgun bir ırmak gibi,
Boşa geçen hayatım mı?
Umut dolu yıllarım mı?
*
Sanmayın ki hep yüceltiyorum şiiri. Zorlaştırmıyorum da. Sadece ne olduğunu ve bizim ne olduğumuzu bildirmeye çalışıyorum.
*
şimdi bu onbeş kuruşun peşindeyim. Bu kadar küçük ve net bir hedefe hayatın bütün amacıymış gibi yönelmem ben’i basit hatlarla şekillendiriyor. Bütün hatıralarım ve aşklarım kıymetten düştü.
*
Böyle söyledi. Sustu.
Tekrar bir gün tekrar konuşacağına dair elimde senet yok.
Susuyordu konuştu.
Konuşuyordu yeniden sustu.
*
Ölüm, beklenen sevimli bir oğuldur onun için.
*
Çocuğa olan bağlılık ölmez. İçerisine onarılmaz düşmanlıklar girmiş ailelerde bile, evlat bağlılığı, baba ve analarda, kalbe bağlı bir urgandır ve içinde kan deveran eder.
*
Çocuğun çizdiği dünya ise saf ve sevimli. Ama bu saf dünyanın üzerine o çocuk diliyle serilen gülücükler dolu örtü azıcık aralandığı zaman orada ateş dolu çukurlar, kaçılacak hiç bir yeri olmayan dar bir dünya, gördüğü ışıkları tutmak için beceriksizce çırpınan ve hiç bir şeyi yakalıyamıyan bir hayat görülür.
*
Aşk su alan bir tekneymiş, inandım
Su alan teknenin içinde kaldım
*
Eğer bu mektubu okumanız gerekirse bu sizlerin arasında olmadığımdan olacaktır. Beni zar zor hatırlayacaksınız en küçükleriniz ise hiç hatırlamayacaktır. Babanız düşündüğü gibi hareket eden bir adamdı ve kesinlikle inançlarına bağlıydı.
*
Bu yazıyı değiştir. Adam kendine kıymasın. Bir derdi var ise kalbinde kalsın.
*
İçlerinde süren o konuşmada hayatlarının sonuna gelmiş olduklarına inanamayış ve şaşkınlık vardır. Orada oturduğunuzu farketmezler bile. Ölen için yaşayanın hiç önemi yoktur.
*
"Asla her şeyi göremeyeceğiz" dedi Serge, elini öne doğru uzatarak ve gülümseyerek. "Burada yükselen kokuların içinde oturmak çok hoş olur herhalde."
*
Olgunlaşmış hepsi nasıl da
Canım yaz sıcağında,
Geçen sabahlar,
Uçup giden güzel akşamlar;
*
Birbirinden ayrılmış olmak
Birbirine yakın olduktan sonra
Çok daha kötüdür kesinlikle
Hiç yanyana gelmiş olmamaktan.
*
Binbir dilde konuşan şiir, ârif olana
Sadece tek bir dildir, sade tek bir lisandır.
*
Ölümün hükmü geçmez kalpte olana
*
Dördüncü soruma geldik bu son soru:
Kardeşime iyi bakıyor musun?
*
Olur da sizin dostluğunuz gibisiyle bir daha sınanırsam
Onlardan ayrılmayı da kendime hak görürüm
*
Hayatımızdaki insan bizi bir noktaya kadar anlayabilir, gerisi hep yalnızlık. İstediğimiz kadar evlenelim, âşık olalım, biriyle aynı evi, hayatı paylaşalım; bu, günün sonunda yalnız olduğumuz ve yalnız öleceğimiz gerçeğini değiştirmiyor. Hepimiz yalnız ölmek zorundayız.
*
çünkü yapraklar sevgilim
düştükten çok sonra inanırlarmış
artık ağaçta olmadıklarına
*
Ben de terkediyorum sizi son kez ayağa kalkan bir oyuncu
gibi
Sitem etmeyin ona gözlerinde taşıdığı gölgeden bir şeyler
yansırsa dışarıya
*
Çocuklarımın kaderiyle çok daha fazla ilgileniyorum. Umarım hayatları çok zor olmaz. Onların hayatını kolaylaştıramadım.
*
Senin tüy gibi gövden havada nem içinde.
Kokunun yoğun ve sürekli yayılışı
yaşlı ve yıpranan yüzüme yükseliyor.
*
Hep aynı jaguarı öldürüyordu avcı,
O ölümsüz hayvanı. Çok da şaşırmayın
Bu yazgıya. Sizinki de aynı benimki de,
yalnızca bizim jaguarın çok değişik halleri var
kılık değiştiriyor hiç durmadan. Adı bir an
nefret oluyor, bir an sevda, bir an alın yazısı
*
Son günbatımını seyrediyorum şimdi.
Son kuşu dinliyorum.
Kimseye hiçbir şey bırakmıyorum.
*
Gökyüzü boşa değişir durur. Herkesin
Payına düşen yolculuk önceden belirlenmiştir.
*
Göçüp gitmiş ölüleri kıskanan da ben.
İşin daha garibi bir evin bir köşesinde
Bu sözcükleri ağ gibi ören o adam olmam.
*
bir kadın omuz silkerse aşkıma,
ezgiler yaratacağım hüznümden,
zamanın içinde yankılanan koca bir nehir.
Kendimi unutarak yaşayacağım.
*
Kulak da göz gibidir. Kalbe, olan şeyleri gösterir.
*
eğer kitle bir şeye kızarsa yapamayacağı yok.
*
Düzeltemiyorum hayatımı. Neresinden çeksem, öteki yanı bozuluyor.
*
Zamanla değil, bir yerde
Benim olmayan bir şeyle yaşlanıyorum
*
Dedim ya, ne gelirse yapıyorum elimden — unutmak için —ah şu böceğin vızıltısı
Bastırıyor durmadan. Bense yalnızlığa daha bir yalnızlık koyuyorum, hepsi bu
*
Ama sen kimsin işte? bunu hiç sormamalı
Bunu hiç sormamalı; bitmesin, sürsün diye
Böylece, azıcık vakit olmalı.
*
Bir tanrı duruyordu az ötelerde
Mutluydum, niye mi? çünkü ben yaratmıştım o tanrıyı, o şeyi
Ah yaşasam diyorum, o günü bir daha yaşasam
Ve hüzün... isterik bir kadın gibi üstüne çekse beni.
*
Kapansam, evlere kapansam, yıkanmış bir deniz bulacaksam orada
Anılar bulacaksam — anılar mı dediniz? ne sesli bir vuruşma
*
Acıdır bitiş yolunda adımlamak. Bitmesini kimse istemez hele daha en başta. Ama biter.
Sadece aradığın bulunamamıştır. Ya da bulduğunu zannettiğin aslında aradığınla pek ilgisi yoktur. Ya da aradıkların değişmiştir. Sadece bu kadardır. Bu kadarla da biter. Senin daha az değerli, sevilen, istenen biri olmanla ilgisi yoktur.
*
Ayrılışın hafif şokundan sonra bu konuda hiçbir üzüntü duymayacağınıza ve olur da bazen beni düşünürseniz bunun çocuklukta okunan bir romanın düşünülmesi gibi olmasına inanmayı tercih ederim, insanların kalbinde onlara hiçbir sıkıntı yaratmayacak şekilde bir yer edinmeyi isterim.
*
MAYIS 2023
hiçbir yol yok kaçmak için,
bir umut kırıntısı yok;
herşeyde bir suskunluk
her yer ıssız, ölüm kokusu var herşeyde.
*
dilemiştim ki en çok kar yağmasın bu kış
bu kış kalp suyumla ıslanmasın yastık!
dilemiştim ki yoktur aşk
bu mutlak hasar bu mükemmel hata
*
Kopan bağlar bizim gelecekle kurduğumuz ilişkiyi zedeler, tahrip eder. Ayrılıklar sonrasında kişinin bu kadar çaresiz ve umutsuz hissetmesinin en büyük nedenlerinden biri de budur işte. O gitmiş ve yaşanacak güzel günleri beraberinde götürmüştür.
*
Şeytan canımı alsın, dedi Tanrı;
Alsın vallahi, benden geldiyse eğer
Sizleri böyle kötü yönetenler.
Hiç bana kızmayın artık, çocuklar;
Temiz yürekli olun, bana yeter.
*
(Heybem boş.) Sizi tüm kalbimle sevip takdir ettiğimi, evet, bunu biliyorum. Fakat bunu herkes biliyor, siz de biliyorsunuz.
*
Beni yordun ve sen yorgun gittin.
Sefere çıkan, sen evime ne yaptın?
*
eve gitmek istiyorum,
ama ev bir köpekbalığının ağzıdır
*
Yaklaşan tehlikeyi sezen ruh, hissikablelvuku ile oradan uzaklaşmak ister.
*
borcum yoktur kimseye diyemem fakat
alacağımın peşine düşmedim hiç Mikail!
*
kurumuş ot olmak istedim
içi yok kurumuş otun
hafızadan yükü yok
yürümesi gereken bir sokak
evi yok sonunda dönmesi gereken
ne var ise o var ondan ibaret kendi varlığında
fakat kurumus ot biliyor tekerrürdeki sonsuzluğunu
benim tekrar edecek baharım yok
*
Kaderimsin sen ey yalnızlık...
Aldığı yere geri bırakacak kimseyi istemem.
*
Gidersek her şey çözülecek ve her şey daha kolay olacakmış gibi hissediyor insan o anlarda. Oysa kalmak gibi gitmenin de bir bedeli vardır, bazen size bazen de sizden sonrakilere ödetilen bir bedel.
*
Evlilik iyi gitmiyorsa geçmiş yeniden ve en kötü biçimiyle yazılır.
*
soruları görmezden geldim.
bunu bir cevap olarak
kabul edebilirsiniz.
*
ama bilirim başkasının yarasıdır sende kanayan.
ve yanakları al al bir anneyi doğuran
gülüşünün güneşi, ardına saklanacak bir dağ arıyor gibi...
oysa ömrünün öğlesi bile olmamıştır henüz.
*
ilerde lazım olur diye
mutlu bir gün.
yalvarıyorum.
bir bahar daha Allah'ım..
bu son, bu son..
*
Şimdi biri çekip vursa beni
İnan kendini daha çok yaralar.
*
şimdi iki kişi biniyor otobüse
biri sen değilsin, biri ben değil.
*
Yapılması gereken şey yine de geriye dönmek ve annemize bir kez daha bakmak; onun hakkında yazdığımız sığ ve tek yönlü hikayeden çıkıp, onu kendi hayatının içinde mücadele eden bir kişi olarak, ayrı bir insan olarak var kılmaktır.
*
Dünyaya bir kez çocukken bakarız.
Gerisi hatıradır.
*
Seninle ilk tanıştığımda seni bulduğum aşırı yalnızlığa ne kadar şaşırdığımı hatırlıyor musun?
*
Anılar olsaydı hiç değilse. Ama kimde anılar var ki? Çocukluk olsaydı, derinlere gömülmüş gibidir çocukluk. Bütün bunlara yaklaşabilmek için yaşlanmak gerek belki. İhtiyarlık bana güzel görünüyor.
*
Şimdi dünya boşlukta yavaş
Sen bütün canlılardan uzaksın yalnızsın
*
Artık veda vaktinin geldiği içine doğmuştu.
Metindi, kimseyi kınamıyor, incitmiyordu.
Yolda gördüğü kimselerle selamlaşıyordu.
Her gün sanki biraz daha yaşlanıyordu.
*
şiddetli rüzgârlar görüyorum yolculuğumda,
fırtına görüyorum limanda ve artık yorgun
dümencim ve kopmuş direkler ve ipler
ve sönmüş bir zamanlar baktığım güzel ışıklar.
*
Benim de danışan ve hastalarımla seanslarım anne ve babayla yapılan hesaplaşmalarla geçer. Ve sonuç olarak ruhsal bir yaramız varsa mutlaka bir yerlerden anneye ya da babaya dokunur bunun ucu.
*
Neden anne babalarımız bize sarılmadılar? Neden bunu esirgediler? Bir çocuk kendisine sarılınmadan nasıl sağlıklı büyür? Sarılmadan anne baba olunur mu?
*
NİSAN 2023
Evet, bazen hatıran beni
Aniden yakalayacak
Bir kaplanın aç sıçramasıyla,
Rüzgârlarla ve uçan kapılarla,
Fırtınalı bir sevinçle,
Kırık kanatlı mutlulukla.
*
Bana sabit bir şekilde baktı: 'Görüyorum ki hiç açlık çekmemiş gibisin' dedi. Bu bizim ilişkimizin sonuydu. Beni 'manevi hırslı küçük burjuva' kategorisine koyduğunu fark ettim."
*
Pekâlâ biliyorum onun beni sevmediğini. Nasıl sevebilir ki beni? Gene de en derinimde bir şey, benliğimin bir parçası, korkudan titreyerek, belki de her şeye rağmen onun beni sevdiğini düşünmekten kendini alamıyor.
*
Senden geriye kalır süzülen bir gözyaşı,
Yüreğinin gözlerinde büyüyen bir tebessüm.
Senden geriye kalır ektiklerin
Saadet dilenenlerle üleştiğin.
*
Beş yaşındaydım. Karakol dönüşü amcam kahvede otururlarken beni gördü. Nerden geldiğimi sordu, 'babam gili karakola şikayet ettim, ondan geliyorum' dedim.
*
Onbinlerce ailede "öpülecek el, sarılacak evladın kalmadığı bir bayram" yaşıyoruz.
*
Sevginin karşıtı nefret değil kayıtsızlıktır.
*
Sen yine de affa sarıl, iyiliği emret ve cahillerden yüz çevir. (Araf 199)
*
Ben ne kayıtsız ne de kaygısızdım. Fakat tüm taraflara ıraktım çünkü sarf edeceğim kelimeler o duvarı yıkamayacaksa, susardım. İçimde ne var ne yok kırsa bile!
*
Nihayet Sedat’la Suat’ımı bakımsızlıktan kaybettim. Bu yavruların bütün vebali babalarınındır. Yalnız Vedat’ımla kaldım:
Bahar içinde hayatım hazana dönmüştür,
Açılmadan heder oldu yazık ki gonçelerim…
*
Onu ortada, sonu ve başı olmayan bir yerde bulduğumu biliyorum.
Ama artık onu aramıyorum,
sadece baştan başlamak için şiiri arıyorum.
*
İradesi zayıf insanlar bir şeye kendiliklerinden son veremezler, bunun onun dışında oluşmasını beklerler.
*
Geceleri Galata’da gülerken bacaklarımız uzamış alıştık artık ölüme
Diyeceğim şu İvan Milinski: ölüm için ayırdık geceleri gülerken
Galata’da
*
Hatırlar mısın nasıl da dolaşırdık
Çayırlar ve vadilerde,
Ve kekikler arasında da öperdim seni
Kaç kere? Kaç kere?
*
Bazen herşey yorar insanı, dinlendirici olanlar bile. Yorucu olduğu için yoranlar; bir de dinlendirmesi gerekirken, sırf bunun için uğraşmayı düşünmek bile yorucu olduğu için yoranlar.
*
Yürüyor ve düşünüyordum, güçlüyken, öfkeliyken ve mağrurken tanıyordu bizi insanlar ve hiç de iyi notlar almıyorduk.
*
- yaşam, gerçekten ne zaman yaşamımız oldu bizim?,
biz gerçekten ne zaman biz olduk?,
*
Kimse benim ardımda,
Ağlayıp sızlamasın,
Solmuş yaprakları.
Rüzgâr geri versin,
*
Bundan böyle ne istersen yap,
Bugün artık umurumda değil,
Kadınların en tatlısı,
Terk ediyor beni.
*
Nasılsa bundan böyle,
Önceden olduğu gibi
Severek beni hatırlarlar,
Akıllarına gelince.
*
Bu acıyı unutmak için çok kent, çok ev, çok iş değiştirmişti kadın. Sonunda geçen yıl evlenerek buralara yerleşme kararı almıştı.
*
Kendisinden epiyce genç, güzel bir hanımla evlenmişti. Sonradan bu eşini kendi eliyle başka bir yaşı uygun erkekle evlendirmiş olması çok konuşulmuştu.
*
Gözde olmak ya da gözden düşmek,
korku içinde yaşamaktır demek
*
Halk açlıktan ölüyor.
Zenginler yiyip yutuyor vergileri,
o yüzden ölüyor insanlar.
*
Büyük bir düşmanlık uzlaşmaya vardığında.
biraz düşmanlık kalır gene de.
*
almak için çırpınan
mutlaka vermişti eskiden.
*
Bilirsin ki öteden beri şifahi bir sıkılganlığım, dil tutukluğum vardır. Fakat seni özlemeye gelince, bunun ne yaman bir hasret olduğunu Paris'e geldikten sonra anladım. Meğer İstanbul'un en büyük cazibesi, istediğim zaman seni görebilmek imkanını bana bahşetmesiymiş.
Yorumlar
Yorum Gönder