Gülümsüyorsun ama üzgün olduğunu biliyorum.
...
...
Neden anne, neden hiçbir şey beklendiği gibi olmadı? Neden çürüyüp gider insan, sessizce, acıyla ihtiras arasında parçalanarak? Ben neden hayatımı sürgündeymiş gibi geçirdim? Neden yalnızca o nadir anlarda kendimi evimde hissettim, dilimi konuşma lütfu nasip olunca? Kayıp kelimeleri henüz telafi edebiliyorken ya da sessizlikte unutulmuş kelimeleri bulup çıkarabiliyorken. Neden yalnızca o zaman ayak seslerini duyabildim yeniden evimin içinde yankılanan? Neden? Söyle anne, neden sevmeyi bilmiyoruz?”
...
Bana bugünü hediye et, bugünü hatırla ve bu mektubu unutma.
Ona gözlerim değdi, ona ellerim değdi.
...
İnsan ne zaman ölür? Artık hatırlamadığı zaman. Başka? Artık hatırlanmadığı zaman.
...
Yarın ne kadar sürer diye sormuştum Anna, hatırladın mı? -Sonsuzluk ve bir gün kadar. Seni duyamadım? -Sonsuzluk ve bir gün kadar...
...
Uzak, derindir. Bir odanın gölgesine sığınmışsın gecenin sesleriyle yağmalanmış. Kapalı gözlerle bakıyorum sana. Mühürlenmiş kulaklarla dinliyorum seni. Ağzım kapalı yalvarıyorum sana.
Sonsuzluk ve Bir Gün / Theo Angelopoulos
Yorumlar
Yorum Gönder