I
Demiryolu kenarı, o ahşap evde
Oturduk bir süre ve bundan böyle
Hayat uzayıp gidecek gibiydi
Demiryolu misali önümüzde.
Neydi o garın adı, sen girdin...
Kapısına dayanmıştım yağmurda
Sen içeride, terk edilmiş, boş
Korkunç ve ürpertici vitraylı
Paslanmış raylı garda kaldın.
Musiki sevkiyle bu gölgelikteyim
Burda biraz vakfe mümkün mü beyim?
Güzel de olsa güz hüzünlüdür;
Haydi bu sararmış tomarı sar da,
Beni en dertli yırlarla çağır.
Çünkü çirkâb ve çamur çoğalmıştır.
II
İnceldi keder, inceldi inceldi...
Geçti iğnesine günlerin
Ve oyasını işledi kalbimize.
Tez silindi tezhibi, laciverdi,
Sevincin, neşenin, bahtın
Bilmem saadeti resmetti mi Abidin Bey,
Hayyam! Sen elemin takvimini yapar mısın?
III
Uzaklaş ama yavaş, bu ne telaş?
Bana bir yaklaşan var sen giderken...
Bana dönük olmalı gözlerin,
Uzaklaş ama yine bana dönük...
En sönük ışık bile fazla artık.
Ardımda adımları, ensemde soluğu
Bir yaklaşan var bana, giderken sen.
Uzaklaş ama yavaş, ne bu telâş
Ayrılık kalbimde bir elmastıraş.
Sonu geldi...
Sonu geldi günlerin ve güzeldi.
Güzeldi eski Bostancı ve çivit mavisi sular,
Deniz kestaneleri, kara tren, mavi diken Artık her şey uzaklaşıyor benden.
Tanrım, bu görüntüler kaybolmamalı
Ne eski Viyana, ne Londra, Vahşi Batı
Ne Üsküdar kaybolmalı ne Edirnekapı.
Umarım kalkış gününden sonra
Malik veya Rıdvan salonlarında,
Tekrar seyrederiz oralarda.
Uzaklaş, gülümse uzaktan bir kere,
Yüzün öte bahçelerin de gülüyse,
İçim aydınlanacaktır gülümse.
Beni en dertli yırlarla çağır
Çünkü çirkâb ve çamur çoğalmıştır.
IV
Ey Ezel Lodosçusu!
Al eline tırmığını
Ömrümün sahil yoluna vurmuş yığını,
Karıştır, belki bulurum
Altmışlı yılları bu arada
Epiktetos ve Câvidnameli günler
Bir de erken gidenleri yaşıtlardan.
Şimdi türbe duvarlarına da yapışmış
"Overlokçu aranıyor" ilanları.
Yoksa aranan ben miyim ey Lodosçu?
Yoksa sence gençlik yalnız
Kadıköy vapurlarına mı vâbestedir?
Kulağım hep aynı sestedir
Ey Ezel Lodosçusu! Sen de
Çatlak, berbat ve sevdasız sesinle
Beni en dertli yırlarla çağır.
Çünkü çirkâb ve çamur çoğalmıştır.
V
Sefil bir sefinede gider sevincim,
Kalbimse kıyıda kaybolur, yiter.
Onu Nakkaştepe'ye nakşeylemeyin
Defnedilsin, belki yeniden biter
Beni ey damıtılmış güzellik!
Beni ey "hüsn"ün çehreleşmişi
Beni en dertli yırlarla çağır,
Çünkü çirkab ve çamur çoğalmıştır.
Yorumlar
Yorum Gönder