Ana içeriğe atla

Gördükçe seni dir idi ey cân ölüyorım

Lebún dirgürmege canlar virürken
Gözün katlüme her dem niyet eyler

"Dudağın diriltmeye can verirken 
gözün her an öldürmeye niyet eyler"

***

Okunka öldügine gönül mürgi şad olur
Kim perr-i tirún ile sıratı uçar geçer 

"Gönül kuşu okunla öldüğüne mutlu olur. 
Çünkü kuşun kanatlarıyla Sırat Köprünü uçarak geçer"

***

Kabre iletdüm hayal-i halüni
Daneyi iltür nite kim hake mûr

"Karıncanın taneyi toprak altına götürmesi gibi beninin hayalini mezara götürdüm"

***

Alup canını bir bûse virürsen
Mesîhî bendene ni'me'l-bedeldür

"Mesihi kölene bir buse verip canını alırsan ne güzel bir bedeldir"

***

Dirligümde kılmadum hod hak-i payun kesbini
Öldügümde basasın bari kadem sin üstine

"Diriliğimde ayağının tozuna ulaşamadım. 
Bari öldüğümde mezarımın üzerine ayak bas"

***

Ey lebi mey-gun ölürse nar-ı hecrûnden Mesih
Haşre dek anun mezarından gele buy-ı kebâb

"Ey şarap rengi dudaklı sevgili ayrılığının ateşinden Mesîhî can verirse kıyamete kadar onun mezanndan kebap kokusu (yanık kokusu) gelir"

***

Cana beni kati idicek it buseni himmet
Hoşdur kişide zira sahavetle şeca'at

"Ey sevgili beni öldürdüğün zaman bir buse ver. 
Çünkü kişide cömertlikle yiğitliğin bir arada olması hoştur"

***

Derd imiş emraz-ı 'ışkuiia deva
Merg imiş mecruh-ı tigüne 'ilac

"Aşkının hastalıklarına deva dertmiş. 
Kılıcınla yaralanmış olanın ilacı ölümmüş"

***

Tab'um şu denlü münharif almışdur ey tabib
Kim şerhet-i ecel durur ancak şifa bana

"Ey doktor tabiatım o denli bozulmuş, değişmiştir ki bana ancak ecel şerheti şifa olur"

***

Rahmden sanma beni ol sanem öldürmedügin
Dirligümün bilür oldugmı ölümden eşed

"O sevgilinin beni bana acıdığı için öldürmediğini sanmayın.
Yaşamamın ölümümden daha zor olduğunu bilir"

***

Ar ider hılblar öldürmege ben haste-dili
Kendü kendümi dem irişdi ki kurban kılam

"Güzeller ben hasta gönüllüyü öldürmeye utanır. 
Kendi kendimi kurban etmenin zamanı geldi"

***

Kişi sag olup olmakdansa mahrum
Ölüp yegdir anılmak bari merhum

"Kişinin sağ olup (sevgiliden) mahrum olmasındansa 
bari ölüp merhum olarak anılması daha iyidir"

***

Halum benum şu demde 'ıyan ola sana kim
Kabr içre eyleye beni bir gün nilian ecel

"Sana benim halim ecel bir gün beni kabir içinde gizlediği zaman açık, belli olacaktır" 

***

Mesihî derd-i canandan ölürse
Yaza şeng-i mezarında ·hüve'l-hay

"Mesihî sevgilinin derdinden ölürse 
mezar taşında "hüve'l-hayy" (o diridir) yaza"

***

Öldi 'ışkunda Mesihî bulumaz dahi necat
Gerçi taşra bıragur mürdeyi bahr-i mevvac

"Mesihi aşkından öldü kurtuluş bulamaz. 
Gerçi çok dalgalı deniz ölüyü dışan (kıyıya) bırakır"

***

Korkutmagıl ölümle Mesihiyi zabida
Hecr-i nigiirdan olacagı yoga eşed

"Ey zahit Mesihî'yi ölümle korkutma. 
Sevgiliden ayrı olmaktan daha zor olacak değil ya!"

***

Ey kamer-ruh nılr-veş in bari geh geh kabrüme
Tig-i hecr ile beni çün bi-günah itdün şehid

"Ey ay yüzlü bari zaman zaman nur gibi kabrime in. 
Çünkü beni ayrılık kııcıyla günahsız şehit ettin"

***

'lşkun şehidiyüm ki bu dag-ı siyahlar
Güya ki zaglardur üşer· yimege etüm

"Aşkın şehidiyim ki bu siyah yaralar 
sanki etimi yemeye gelen kargalar gibidir" 

***

Firkatumda gözlerümi ger yuma dest-i ecel
Ta kıyamet vasl umup açuk tura çeşm-i ümid

"Ayrılığında eğer ecelin eli gözlerimi yumarsa; kıyamete kadar kavuşmayı umup ümit gözüm açık duracaktır"

***

Dem-i abirde dilüm baglama ey dest-i ecel
K'ol vefiisuz sanem içün biraz efgan kılam

"Ey ecelin eli son nefeste dilimi bağlama ki 
o vefasız put gibi güzel sevgili için inleyip bağırayım"

***

Eger efsün-ı ecel baglamaz ise dehenüm
Can virürken lebünun zikri ola her suhanum

"Eğer ecel büyüsü can verirken ağzımı bağlamazsa 
her sözüm dudağının zikri olacak, onu anlatacaktır"

***

Aldı eline tir-i kaza vü keman ecel
Bolayki beni eyleye ya Rab nişan ecel

"Ecel eline kaza oku ve yayını aldı. 
Ya Rab ola ki beni hedef eyleye"

***

Zâr u nizâr âşık u giryân oluyorum
Tennûr-ı gamda yüregi biryân ölüyorın

Bezm-i visâle hem-nefes olmağa ben garîb 
Firkat güninde ney gibi nâlân oluyorın

Âşüfte-hâl ü haste-i bâlînven velî 
Mahbûblarla kılmağa seyrân ölüyorın

Hân-ı visâlüne tama' itsem aceb degül 
Ben ki mahabbetün ile hayrân oluyorın

Rahm itmedün Mesîhîye bir kez egerçi kim
Gördükçe seni dir idi ey cân ölüyorın

***

Aldı eline tîr-i ḳażâ vü kemân ecel
Bolay ki beni eyleye yâ Rab nişân ecel

Ḫaṭṭuñ beni ne vaḳt irüp öldüre kim bilür
K’irişmelü olınca irer nâgehân ecel

Çıplaḳ göricegiz beni cândan esirgeyüp
Bir pîrehen getürdi baña armaġân ecel

Ḥâlüm benüm şu demde uryân ola saña kim
Ḳabr içre eyleye beni bir gün nihân ecel

Ben firḳatüñde kûyuñı umduġum üş bu kim
Dirler ider kişiye maḳâmın ıyân ecel

Yetmez mi sen gedâya bu beglik Mesîḥî kim
Ḳabre degin düze saña taḫt-ı revân ecel

Gizlenmeyince yire meded yoḳ Mesîḥiyâ
Kim her ne yaña ḳaçsañ olur dîde-bân ecel

ECEL

Ecel eline kaza oku ve yayını aldı. 
Ya Rab ola ki beni hedef eyleye

Ne vakit yazılmışsa sonum, kim bilebilir;
Zamanı gelince ansızın gelir ecel.

Çıplak buldu beni, canımdan esirger gibi,
Bir kefen sundu bana—bir armağan gibi ecel.

Bil ki hâlim apaçık ortada şimdi;
Bir gün toprağın içinde saklayacak beni ecel.

Senin yokluğunda bir umudum varsa eğer,
Derler ki insanın yerini bildirir ecel.

Ey Mesîhî… yetmez mi bu dünya saltanatı sana?
Seni kabre dek taşıyacak bir taht kurar ecel.

Gizlenmedikçe toprağa yok kurtuluş, ey Mesîhî;
Nereye kaçarsan kaç, gözler seni ecel.

Mesîhî

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

İntihar Şiirleri Bercestem & Edebiyatta İntihar

İntihar, bilinçli bir tercih sonucu             uygulamaya konulduğunda, insanın              mutlak anlamda "birey" olması,              bireyselliğini mutlaklaştırmasıdır.             Bir tür "tanrı"lıktır... Hüsamettin Arslan “İzimi süren bir panter var: Bir gün beni öldürecek olan;… …Adımlarını durdurmak için yüreğimi fırlatıyorum, Susuzluğunu dindirmek için kan saçıyorum; … O yiyor, ama yine de ihtiyacı yüzünden yiyecek arıyor, Mutlak bir adaklığa zorluyor… …Panter merdivende Yukarı çıkıyor.” Sylvia Plath Bize ne başkasının ölümünden demeyiz çünkü başka insanların ölümü en gizli mesleğidir hepimizin başka ölümler çeker bizi ve bazen başkaları ölümü çeker bizim için İsmet Özel İntihar diye bir şey Yok bu dünyada. Ölümle biten bir intihar yok. Asıl intihar Gün gün yaşamakta Ahmet Erhan dün gece bir kadın doğurdu haliç bir kuş havalandı galata kulesi’nden m...

İstanbul Şiirleri Bercestem

      İstanbul'a meftûn olanlara Deniz bazan susup bazan homurdanıyor; Üsküdar ’da birkaç ışık sönüp yanıyor: Eşelenen kıvılcımlı bir mangal gibi... Sabahattin Ali Karaköy'den kalkan vapurlar bilir Yıllardır nasıl yangın Galata Kulesi Kız Kulesi'ne Ali Asker Barut Bugünse artık Görmek için denizi Sağa sola oynatması gerekecek Betonarme binaların arasında Üzgün duran boynunu Ali Asker Barut İstanbul’da bir sevdiğim vardı Keçi yavrusuna benzer, Rüzgar eserdi hafiften gözlerinde Halden anlardı. Cahit Külebi Selimiye'nin arkası Karacaahmet Az gerilesem sırtım selvilere değecek Tüylerim diken diken Ne var bunda ürkecek Halim Şefik Güzelson Vay canına tükürdüğümün İstanbul’u ... Rumelihisarı’nda Orhan’ın mezarı Ne gittim ne gördüm gitmek de istemem Taze ekmek bir parça beyaz peynir Şimdi olsa şuracıkta rakı içer Denize mi bakar kim bilir Oktay Rifat Kayacık'ta mekik atarken Penelope Düşü...

Gelecek Yıl İlkbahar Yokmuş

Yüzünü bir kedi tırmalayacak ona deli deme sakın Sonra trenin önüne bir oğlan atlayacak Zayıf, uzun bacaklı, çetrefil, kendine kahraman Raylarda kırmızı şarap şişeleri patlamışçasına Bu gece yağmur yağacak ona dur deme sakın Su yaramazdır, toprağın yorgunluğundan ne anlayacak İçini sürüklediğin bu korkunç mermi yuvasında En büyük dansa kalkmaya hazır ağır dallarınla Ninnilerle değil, vedalarla uyut kendini Dışarıdaki cemre sana düşmez uyma hayata Bu gece herkesin hafızası silinecek itinayla Buna kader deme sakın Zaten üç beş kişiyiz gürültümüz tuhaflığımızdan Sevişsek içkiler bitiyor sandık Ağlaşsak hüzünler harfiyen sıradan Hangimiz hainiz hangimiz hırpalandık Hangimiz kuvvetli yalnızlıklarıyla böyle olağan Sonra trenin önüne bir oğlan atlayacak Zayıf, uzun bacaklı, çetrefil, kendine kahraman Bu gece kökler yeryüzüne yürüyecek neden deme sakın Acı arsızdır, bedenin direncinden ne anlayacak küçük iskender

Ben hergeleyi görmüşümdür

BENDEN DE BİR KALİNİKHTA SANA BALIKÇI 23 Kasım 1906’da Adapazarı’nda dünyaya geldi. İstanbul'da 11 Mayıs 1954’te sirozdan yaşamını yitirdi. İlköğrenimini Adapazarı Rehber-i Terakki Mektebi'nde yaptı. İki yıl Adapazarı İdadisi'nde öğrenim gördü. Kurtuluş Savaşı'ndan sonra ailesi İstanbul'a yerleşince İstanbul Sultanisi'ne girdi. Onuncu sınıfta bir öğretmene yapılan şaka yüzünden sınıfı dağıtılınca Bursa Erkek Lisesi’ne geçti, 1928'de mezun oldu. İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi’nde bir süre eğitim gördü. 1931 yılında ekonomi öğrenimi için gittiği İsviçre'den kısa süre sonra ayrılıp Fransa'nın Grenoble kentine geçti ve orada üç sene yaşadı. Sonraki yıllarda, Grenoble Üniversitesi'ne de devam ettiği şehirde, aslında başıboş gezerek edebî şahsiyetini bulmaya çalıştığını açıkladı. Modern Türk hikâyeciliğinin öncülerinden olan Sait Faik, getirdiği yeniliklerle “kökü kendisinde olan” bir yazar olarak kabul edilir. Klasik öykü tekniğini y...

Beşinci Mevsim

Fırtınalı bir günün sonunda bir dal istedi kadın, tutunmak için dostane Bir mum yaktı adamın biri, elini uzattı beyaz bir gül geldi karşılığında Böylece bir muhabbet başladı gözlerde aylarca devam etti bu dostluk sessizce Bir mum daha yaktı adam yüreğini açacaktı kadına ellerini avuçlarına alıp korkusuzca bakacaktı kadının gözlerine ve birlikte yaslanacaklardı geceye Gözlerinde aşk koynunda ihtirasla düşler! Dedi kısaca Geldim dedi kadın ama yer bulamadım kendime Korkuyla geriledi adam ya bir daha gelmezse, ya onu hepten kaybedersem diye geçirdi aklından bir kez daha erteledi düşlerini her seferinde olduğu gibi Dört mevsim yaşadı kadın çelişkiler içinde son mevsimin son gününde, aklı yenik düştü yüreğine beyaz bir gül ile misafir oldu adamın düşlerine sana geldim götür beni gözlerindeki karanlığın ötesine Dalgındı, fark etmedi adam bozulmasını istemediği bir rüyanın içindeyi kendince Utandı kadın çok utandı çırılçıplak hissetti kendini o an söndürdü mumu beyninde hoşça kal. Dedi adama ...

Bence Malumdur

dikenin kalbime battığı bir sonbahar günüdür sen elini bulutların içinde gezdirirsin bulutlar senin gözlerinin üstünde yürürler içini kurtlar kemirir bence malumdur buğulanmış camların arkasında masmavi yüzün senin ateşler içinde olduğun bence malumdur ellerin muhakkak çocuk elleridir hep kimsenin bilmediği türküler düşünürsün onlar neden daima okul türküleridir süleymancıktan bahseder kara toprakta açık yeşil bir yıldız gibi akıp giden süleymancıktan ve karınca yuvalarından bahseder ışıksız kömürsüz karınca yuvalarından gökyüzünde kızıl bir hilalin kaydığını görürsün sen ansızın gökyüzünde görünürsün gözlerinin rengi bence malumdur elinde değildir akşam serinliğinde üşüsün eylül'den itibaren geceler hazindir uzundur sokaklar yorulur uykuya varıp gelirler sokakların üstüne bulutlar gelirler bulutların üstüne yıldızların gözleri gelir bir yıldız bir yıldızın ardınca gider yıldızların kayboldukları yer bence malumdur  karanlıkta bir şeyler kopar dağılır...

DİVAN ŞİİRİNDE ÖLÜM KARŞISINDA ÂŞIKLARIN İSTEKLERİ

Divan şiirinin temel mazmun çerçevesini âşık-maşuk arasındaki ilişki şekillendirir. Şiirlerde en fazla işlenen konuların başında, sevgili ve ona ait güzellik unsurlarıyla bunlara karşı âşıkların yaklaşımı gelmektedir. Divan şiirinde âşık, daima şairin kendisidir. Bu yüzden her şey sonuçta aşk ile ilgili görülür. Onun aşkı, mücerret güzelliğe duyulan bir aşktır. Âşığın gıdası üzüntüdür. Sevgiliden daima lütuf bekler. Sevgilisiyle asla bir araya gelemez. Onunla olan beraberliği daima hayalîdir. Âşık sevgilisinden beklediği ilgiyi görmek şöyle dursun, ondan daima işkence ve eziyet görür . Bu durum karşısında bile sıkıntılara tahammül etmesini bilen, hâline şükreden âşığın sevgilisine karşı olan aşkı daha da artar. Hatta sevgilinin sahip olduğu güzellik karşısında canını, ona verecek kadar cömerttir. Ancak o, bir türlü sevgiliden beklediği ilgiyi göremez. Sevgiliden daima ayrı kalır. Bu da âşık için bir ölümdür. Bu nedenle hayat ile ölüm arasında bir bocalayış içindedir. Ölüm, insanoğlun...

Bir dil-rübâya düşdü gönül mübtelâsı çok

Bir dil-rübâya düşdü gönül mübtelâsı çok ‘Aşkun safâsı yok değül ammâ cefâsı çok Şehr-i cemâl o gamze vü ebrû vü hâl ile Hakkâ ne cây-ı dil-keş olur dil-rübâsı çok Bin câna virmeye n’ola bir bûsesini yâr Az olıcak metâ’ olur anın bahâsı çok Hiçbir belâ mı var ki gönül anı bilmeye Seyyâh-ı bî-karârın olur âşinâsı çok Zülf-i siyâh-ı yârda var sad-hezâr çîn El çek tolaşmadan ana Yahyâ hatâsı çok Şeyhülislam Yahya Efendi

Erteleme

Öbür gün, evet, yalnızca öbür gün... Yarın öbür günü düşünmeye başlayacağım, Belki her şey olup bitecek; ama bugün değil... Hayır, bugün değil; bugün yapamam. Öznel nesnelliğimin şaşırtıcı inadı, Gerçek yaşamımın uykusu, araya girmesi, Sezinlemesi, bitimsiz bezginlik- Bütün dünyam bir tramvaya yetişme çabası- Öyle bir ruh o... Yalnızca öbür gün... Bugün hazırlanmak istiyorum... Hazırlanmak istiyorum kendi yarınım için, öbür günü düşünmek için... Sonucu belirleyecek olan bu. Halihazırda planlarım var, ama hayır, bugün planlama yok... Yarın plan yapma günüdür. Yarın dünyayı fethetmeye masama oturacağım; Ama ancak öbür gün fethedeceğim dünyayı... Ağladığımı hissediyorum, Apansız ağladığımı hissediyorum, derinden içime doğru... Bugün ne olup bittiğini bilmeyin, bu bir giz, söyleyemem. Yalnızca öbür gün... Çocukken her hafta Pazar günü sirki beni eğlendirirdi. Bugün bütün eğlencem çocukluğumdaki tüm hafta süren Pazar günü sirki... Öbür gün, bambaşka biri olacağım, Yaşamım zaferle taçlanaca...

Big Bang

Sözlerimi çok kısa tutacağım Kementler atacağım cümle kaygan akıl istihsâline Bozmak pahasına tüm iyi niyetli tertiplerini iyi olmayı becerebilenlerin Sözlerimi çok kısa tutacağım Farkedeceğim taacüple örtünen tüm ayıpları Yansıtarak Şeytanın yangınından aldığım ışığı sevaba Kısılmış gözlerimde görmeye çalışanlar ruhumu Yılgınlığa düşecek küfrümün tınmayan kayıtsızlığıyla Düşlerinde gezeceğim iyi hesap yapabilen herkesin Kimin yoksa dişe dokunur bir endişesi Bir kez daha kanacak o doğru söyleyeceğim yalana Gizli gizli sileceğim noktalarını tüm ف ‘lerin Toz alıyordum diyeceğim gözü açılanlara Bir aşırılığa mecbur etmek için tüm mutedil iyilikleri, kötülükleri Kolay unutulan bir pişmanlık planlayacağım Butonlar koyacağım eylemekten alıkoyan rengarenk butonlar Aklı kalkacak kim varsa aklı sürünen fikirlerle dolu Kolay kopan bağlar kuracağım Anbean hayal kırıklıklarıyla sınayacağım tüm zayıf imanlıları Suyun şeffaflığıyla sırlayarak tüm anlamları Akıtacağım zevk seylab...