Ana içeriğe atla

KADININ KALBİNDE İKİ KİŞİYE YER YOKTUR!

Bir erkeği başka kadınların cinsel çekimlerinden koruyacak tek şey, bir kadına aşk ile bağlı olmaktır.

Ortega y Gasset



"Yarattığı travma bazen ölüm acısından beter. Peki 'aldatma' nasıl anlaşılır, neden aldatılır?"
Erkekler her 3 dakikada bir seks düşünüyormuş! Onu aldatmaya meyilli hale getiren de, işte bu. Davranış Bilimleri Enstitüsü’nden Psikolog Emre Konuk, erkeğin aksine aldatan kadının kocasıyla sevişemediğini, vicdani muhasebeye girdiğini söylüyor ve ‘Kadının kalbinde 2 kişiye yer yoktur. Aldatma durumunda ya eşinden ayrılır ya da kocasını aldattığı kişiyi bırakamaz ama eşiyle de cinsel ilişkiye girmez’ diyor. İşte aldatılma ile ilgili Emre Konuk'un ilginç cevapları: 

Evlilik ve birlikteliklerdeki aldatma arasında fark var mı?

Yaşanan acı ve ilişkiyi bitirmek açısından fark var. Evlilik neticede bir müessese ve bugün yarın ‘Hadi eyvallah’ diyemiyorsunuz. Birincisi evlilikte yasalarla bağlısınız, ikincisi duygusal olarak da çok uzun ömürlü, vadeli bir yatırım yapmışsınızdır. Bu nedenle evlilikteki aldatmaların daha ağır yaşandığını, ama birlikteliği korumak açısından da daha fazla gayret gösterildiğini söyleyebilirim. Böyle bir taahhüde girilmemiş birlikteliklerdeki bırakma ‘Hadi eyvallah. Beni aldatan adamla olamam’ denebiliyor ve acıyı daha kolay anlatmak mümkün oluyor. Eşin, nispeten daha genç kadınlarla aldatıldığını izlenim olarak söyleyebilirim.

Kadının veya erkeğin aldatılmasında ne fark var?

Kadın ve erkeğin yetiştirilmesinde ciddi fark var. Erkek belli bir yaşa geldiğinde komşunun kızına sarılıp yanağından öptüğünde baba, dayı, amca vs. ‘Kime çekmiş bakayım’, ‘Aferin’, ‘Adam olacak çocuk öpüşünden bellidir’ gibi tepkiler verebiliyor. Daha büyüdükçe ergen oldukça kızla birlikte olmak destekleniyor. Bir kız bağlandığında ‘Ne oluyor?’ deniyor. Hatta birkaç tane kız arkadaşı arka arkaya olursa ‘Vay benim zampara oğlum’ şeklinde desteklenebiliyor. Cinsel ilişki onaylanıyor. Erkeğin cinsel ilişki deneyimi yoksa dayılar, amcalar ailenin akıl adamları bir araya gelip ‘Ne olacak bu oğlanın hali? Sen mi götürürsün, ben mi götürürüm geneleve?’ tarzında muhabbetler edilir. Erkek olarak eğitilirken kadınlarla, sık sık ilişkide bulunabilmek iyi bir şey olarak görülüyor. Kötü olan kısmı, ‘Karın kızar’dır. Aldatan erkeğe dışarıdan pek bir baskı olmaz. Erkek aldatmayı etik mesele olarak görmez.

Kadın ise küçüklükten itibaren bir erkeğe hizmet ve servis vermek üzere yetiştiriliyor. Sık sık erkek arkadaş değiştirilmesi kabul edilen, desteklenen bir şey değil. ‘Biliyor musun anne, gittim erkek arkadaşımla yattım’ durumu olmuyor. Ama erkek bunu anlattığında herkesin gözü parlıyor.

Bir kadın şu veya bu şekilde evli ve bir erkeğe eğilimi oluyorsa bu cinsel anlamda olmasa ve duygusal boyutta yürüse bile kocasıyla artık rahat sevişemiyor. Yapamıyor kadın bunu, içi elvermiyor, zorlanıyor. Kadının kalbinde iki erkeğe duygusal bağlılık pek olmuyor. Kadın sevgili bulduğunda iki şey yapıyor. Ya kocasıyla ilişkisini kesiyor ya da sevgiliyle devam ediyor ama eşiyle cinsel ilişkide bulunmuyor. İkisini birden yapmakta ciddi bir zorlanma oluyor kadında.

Bu, kadın cinsinin yapısıyla mı ilgili, yoksa öğrenilmiş bir şey mi?

Büyük ölçüde öğrenilmiş şeylerin etkisi var. Bu kadar kolay kabul edildiğine göre genetik bazın olması ihtimali de yüksek. Kadınlar, radikal bir ortamda yetişiyor olsalardı inanıyorum ki erkeklere benzer bir resim çıkardı.

Eşini, bekâr veya evli biriyle aldatmak arasında fark var mı?

Kocasının kendisinden daha genç yaşta bir kadınla birlikte olması kadında acıyı ciddi biçimde artırıyor. Kadın yaşlandığını, çirkin olduğunu düşünüyor. Zaten bir seçim var ortada ve bir de kadın gençse teori gerçekleşmiş oluyor. Çünkü kadın, eşinin kendisini bırakacağını ve diğer kadına gideceğini düşünüyor. Eğer evli olursa korku biraz daha azalıyor.

Erkek, eşini evli bir kadınla aldattığında onu başka bir erkekle paylaştığını düşünmüyor mu?

Kadın paylaştığı bir şey olarak yaşamıyor erkek, çaldığı bir şey olarak yaşıyor. Birine ait bir şeyi çalmış, ele geçirmiş oluyor. Bir kadınla ilişki kursa muhtemelen erkek depresyona girer. Ama başkasına ‘ait’ bir şeyi aldığı için bunu dert edinmiyor.

Aldatılma durumunda doğru strateji nedir?

Hayatta en büyük acı bir yakınını kaybetmektir denir. Ruhunuzun bir tarafı bilir ki 15 30 gün sonra bu acı hafifleyecektir. Çünkü doğduğunuzdan beri ölümlere tanık oluyoruz ve görüyoruz ki insanlar bir süre sonra denize, sinemaya gidiyor. Terk, dışlanma, hakaret, kızgınlık gibi çok sayıda sıkıntı veren duygu oluyor. Dışlanma ve onaylanmama, genetik mirası yüzde 100 olan bir şey. Çünkü 500 bin yıl önce dışlanma olduğunda, yani annen seni reddettiğinde bu ölüm demektir. O tür devam etmiyordu. Dışlanmayan ve yapışanların soyu devam ediyordu. Makul bir süre içinde eşini sürekli bu nedenle suçluyorsan bir türlü unutamıyorsan vs. travmayla uğraşan bir uzmana gitmekte fayda var. Bu durumda iş kolaylaşır. Öbür türlü travma sonrası stres bozukluğu olur. Vietnam sendromu dediğimiz şey tam da bu. Yani Vietnam’da yıllar önce bomba yemesine karşın o stresi yaşayan ve atlatamayanların durumundan farkınız olmuyor.

Diyelim ki deniz kazası geçirdiniz, denize giremiyorsunuz, uçak türbülansa kapıldı artık uçağa binemiyorsunuz, eşiniz sizi aldattı bir daha ona yaklaşamıyorsunuz… Zihinsel süreç bunların tümünde aynıdır. Aldatılmanın yarattığı stres uzamışsa, kronik hale gelmişse çözülmesi zorlaşıyor. Aldatılma travmasını çözüyoruz ama bazen bir yere geliyoruz ve duruyor. Bir vakada kadına, ‘Bu kötü duygu sıfırlanırsa ve tamamen kafanızdan çıkarsa ne sonuç çıkar ortaya?’ diye sordum, ‘Yanına kalır’ dedi. Kadın bazen o acıyı da bırakmak istemiyor. Çünkü o acı sayesinde hayatı, kendisini aldatan kişiye zehir ediyor. Terapiste gidecek, yaşadığı travma sıfırlanacak, adam rahat rahat dolaşacak, beyefendi keyif çatacak, hasta olarak nitelendirilen, acı çeken kişi kendisi olacak diye düşünüyor.

Playboy’lar çok iyi âşıktır ve bir kadına nasıl davranılması gerektiğini bilirler. Ancak bir playboy’la birlikteyseniz er ya da geç aldatılacağınızı bilin.

Aldatma nedenleri neler olabilir?

Erkek tayfasının zaten ciddi bir eğilimi var aldatmaya karşı. Araştırmalara göre erkek, her üç-beş dakikada bir kadın ve seks düşünüyor. Üç-beş saat değil bu. Yolda yürürken, yalnız otururken, bir iş yaparken… Üç-beş dakikada bir, bir şeyi çok düşünüyorsan ‘sarmışsın’ demektir. Başka bir şey olsa teşhis koyarlar, obsesif derler adama. Erkeklerinki obsesiflik olmuyor, bu bir eğilim. Erkek karısını bu eğilim nedeniyle aldatıyor. Aldatan erkek tiplerine baktığınızda ‘şeytana uyanları görürsünüz. Bu ‘tiplerin’ aldatma için sağlam gerekçeleri yoktur, aileden ve eşten ilgi görüyordur ama aldatmıştır. Neticede iyi bir şey yapmadığını kabul eder. Bizim için çözümü en kolay vakalardır. Biz, kadının travmasını tamir ederiz.

İkinci ‘tipler’ playboy’lardır. Aldatmadan duramazlar. Bir kadın onlara ilgi gösteriyorsa mutlaka onun yatakta bitmesi gerektiği düşünülür. Bunların her biri onun için ‘skor’ dur. Bu vakaları çözmek zor. O insan dönüp ‘Ya bende bir gariplik var, gül gibi ailem var. Ben niye bunu yapıyorum?’ demez. Bu tip bir adamla birlikteyseniz bilmelisiniz ki aldatılacaksınız. Playboy’lar, çok iyi âşık arkadaş olurlar. Bir kadının gönlünü çelecek metodları çok iyi bilirler; bakışlarından, elini tutuşuna, aldığı hediyelere, onu düşünmesine kadar. Hakikaten bu tipler çok iyi âşık olur ve karşısındakini düşünürler. Ama bir dönem için. Çok cazip insanlardır ama duyguları geçicidir.

Aldatma durumunda ailelerin devreye girmesi doğru mu?

İyi yönetilirse doğrudur. Her iki tarafın ailesi de durumdan haberdar edilebilir. Doğru müdahale edilirse çok restore edici olur. Çoğu ailede de akil adamlar vardır. Onlar hemen devreye girer ve ekibini kurar. Baldız, görümce vs. Bir grup kadına, bir grup erkeğe gönderilir. Ailenin kadınları destek olur.

Çiftin cinsel sorunlarının olması aldatma için sağlam bir neden mi?

Cinsel ilişki kesilir ama çok iyi bir duygusal ilişki vardır. O zaman aldatma riski fazlalaşmıyor. Cinsel ilişki var ama duygusal taraf bitmiş. Kadın yine yönelmiyor, çünkü zaten kadın cinselliğin peşinde değil. Erkek için sorun uzarsa daha fazla kadınları düşünür ve tavlanır hale gelir deniyor. Klasik aile sorunları, şiddet olması da aldatmaya zemin hazırlar.

Her erkek aldatır mı?

Hayır, aldatma eğilimi olabilir. Zemin müsait, genetik miras da uygunsa meyillidir. Evliyken bir başka kadınla ilişki kurmaya zemini açıktır. Erkeklerin böyle bir tarafı var. Kurmuyorsa sıkıntı yaşayacağını bildiği içindir.

Evliliğin geleceğini anlamak için 10 dakika Psikolog John Gottman çok sayıda çifti inceledikten sonra artık bir çiftin mutlu bir evliliği olup olmayacağın, boşanıp boşanmayacağını 10 dakikada yüzde 94 oranında doğru tahmin ediyor. Bunun için Gottman'ın yararlandığı kriteler var. Eğer bir ilişkide bu kriterler varsa sonuç genelde boşanma oluyor:

1. Sert Başlangıç: 

Tartışmalar sert başladığında arada bir sürü 'hoşlaştırma' grişimi olsa bile, kaçınılmaz olarak olumsuz bir havada sona eriyor. Sert başlangıç sizi başarısızlığa mahkum eder. Dolayısıyla tartışmaya sert başladığınızda, 'fişi çekip' bir ara verdikten sonra yeniden denemekte yarar var. 

2. Eleştiri: 

"Dün gece bulaşıkları yıkamadığın için sana çok kızgınım. Bu işi sırayla yapacağımız konusunda anlaşmıştık" cümlesi bir yakınmayı; "Niçin bu kadar unutkansın. Sıra sende olduğu halde bulaşıkları yıkamak zorunda kalıyorum ve bu beni deli ediyor. Hiç umursamıyorsun!" cümlesi ise eleştiridir. Yakınma, belirli bir davranış üzerinde odaklanır, eleştiri suçlama ve genel karaktere yöneliktir. Eleştiri yaygınlaşırsa kötü sonuçlara yol açar.

3. Hor Görme: 

İğneleme, kuşkuculuk, hor görme biçimleridir. Sıfat yakıştırma, göz devirme, küçümseme, alay etme ve kara mizah da öyledir. Hor görme, tiksinmeyi ima ettiği için ilişkiyi zehirler. Hor görme, kaçınılmaz olarak uzlaşma yerine daha fazla çatışmaya yol açar. Birbirini hor gören çiftlerin bulaşıcı hastalıkara (soğuk algınlığı, grip vs) yakalanma olasılığı, diğer insanlarınkinden daha yüksektir.

4. Kendini Savunma: 

Kocasının kötü davrandığı eş kendini savunabilir. Kendini savunma bir çeşit karşı tarafı suçlamadır. Söylenen şey, "Sorun bende değil, sende"dir. Savunmacılık çatışmayı tırmandırır.

5. Duvar Örme: 

İşten eve döndüğünde eşinin eleştirileriyle karşılaşan ve gazetenin arkasına saklanan bir koca, ne kadar az tepki verirse karısı da o kadar çok bağırır. Sonunda adam ayağa kalkıp odayı terk eder. Karısıyla yüzleşmek yerine bağlantıyı keser. Duvar örme daha çok erkeklerde yaygın ve bu aşama evliliğin ilerleyen evrelerinde görülür.Ruh halleri türlü türlü...

6. Dolup Taşmak: 

İnsanlar genellikle dolup taşma hissine karşı bir koruma olarak duvar örer. Dolup taşmanız eşinizin olumsuz tavrının - eleştiri, hor görme, kendini savunma kisvesi altında olabilir - sizi sarsacak kadar bunaltıcı ya da ani olduğu anlamına gelir.

7. Beden Dili: 

Çiftlerin tartışma sırasındaki fiziksel değişikliklerine bakıldığında durumun sıkıntı vericiliği de ortaya çıkar. Kalp hızı 165'e çıkabilir (30 yaşlarındaki bir erkeğin tipik nabzı 76, kadının ise 82'dir). Eşlerden biri tartışma sırasında sık sık dolup taşıyorsa boşanacaklarını öngörmek zor değil.Tekrarlanan taşma sahneleri iki nedenle boşanmaya yol açar. Birincisi eşlerden an azından birinin ötekiyle uğraşırken şiddetli bir duygusal gerginlik hisetmesi, ikincisi ise taştığını hissetmenin fiziksel duyumları - kalp hızındaki artış, terleme vs- verimli, sorun çözücü bir tartışmayı neredeyse olanaksız kılması.

8. Başarısız Onarma Girişimleri: 

Onarma girişimleri sadece eşler arasındaki gerilimi azalttığı için değil, stres düzeyini düşürerek kalp atışının hızlanmasını ve taşma hissini engellediği için de evlilikleri korur. Eşler birbirlerini aşağılayıp kendilerini savundukça taşma daha da sıklaşır ve onarma girişimini işitip karşılık vermek iyice zorlaşır. Duygusal zekânın hâkim olduğu evliliklerde onarma başarısı yüksek. Örneğin tartışma sırasında çiftlerden biri diğerine dil çıkarıyor, bazıları gülüyor, bazıları özür diliyor...Ruh halleri türlü türlü...

9. Kötü Anılar: 

Evlilik iyi gitmiyorsa geçmiş yeniden ve en kötü biçimiyle yazılır. Kadın, kocasının nikâh törenine geciktiğini, veya doğumdan sonra ona yeterince destek olmadığını hatırlar. Mutlu bir evlilikte erkek karısının giysisini kuru temizlemeciden almayı unutmuşsa, kadın muhtemelen, "Kocam son zamanlarda büyük stres altında, o yüzden unutuyor" diye düşünür. Mutsuz bir evlilikte ise "Benden ne istiyor?" şeklinde algılama olabilir. Bütün bu kriterler bir araya gelmişse boşanma kaçınılmaz olur. Ama belki de henüz her şey bitmiş değildir. Evliliğinize ikinci bir şans tanıyabilirsiniz.

Psikolog Emre Konuk

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Der(le)diğim Kiraz Şiirleri

Ah, kiraz çiçekleri Keşke sizin gibi Düşebilseydim. Masaoka Shiki Kiraz devşirmeye gitmiştin hani Çilek kokuyorsun vakte yabani Unutma sana bergüzarım var İntizarım yoktur, inkisarım var. Bahaettin Karakoç Bir yolcunun Kiraz çiçeklerini döken rüzgarında, Dönüp baktım arkama. * Ne büyük bir suç, Kiraz çiçekleriyle kendinden geçmiyor, Kyoto’nun bayanları. * Bir yaprağı Eğleniyor uzakta, Dökülen kiraz çiçeğinin. * Dökülen kiraz çiçeklerini, Durdurmanın bir anlamı Yok ki. * Dağ kirazı, Anılarım var Eski bir dosta rastlamış gibi. * Kiraz çiçeği işte, Kolumun üstüne Telaşla dökülen de. Takahama Kyoshi kiraz bahçelerinden geliyordum yakamda hınzır çocukların gülümsemeleri seni sevmekten geliyordum bir çeşit yalansızından sevda cümleleri tren yolculuklarında kiraz bahçelerinin resmi geçitleri Betül Dünder büyümek kiraz bahçelerinden kaçmakmış ya ben ne anlamıştım Betül Dünder İtiyorum onu, iti...

Babalar ve Yazarlar

Jale Parla, Tanzimat romanından yola çıkarak yazdığı “Babalar ve Oğullar “adlı kitabında, Türk romanının kaynağındaki önemli bir boşluğa vurgu yapar. Tanzimat romanlarındaki kahramanların çoğunun yetimliğine dikkat çeken Parla, bu romanlardaki kahramanların çoğunun yetim olması kadar belirleyici bir unsura değinir. Bu romanların kendisini de birer yetim metin olarak tanımlar Parla. Tanzimat romancıları bir yandan Batı’dan alınan bu yeni edebi türde ürün verirken, bir yandan da Osmanlı’dan kalan eski ahlak ve değerler manzumesini de sürdürmeye çalışırlar. Daha da ilginci, Türk romanının, bir baba-oğul çatışmasından çok, babadan yoksun kalmanın telaşı içinde, bir baba arayışının içine doğduğunu vurgulayacaktır Parla. Nasıl ki, Tanzimat romanındaki “baba arayışı” belirlemesini Jale Parla’ya borçluysak, modern Türk romanındaki “çocuk kalmışlık” imgesini de şüphesiz Nurdan Gürbilek’e borçluyuz. Gürbilek’in “Kötü Çocuk Türk” kitabında yer alan “ ”Azgelişmiş Babalar” başlıklı incelemesi mode...

Hâtim Duası

Rahman ve rahîm Allah'ın adıyla. "Bütün hamdler, övgüler âlemlerin Rabbi Allah'adır. O Rahmandır, Rahîmdir. Din gününün, hesap gününün tek hakimidir. (Haydi, öyleyse deyiniz): 'Yalnız Sana ibadet eder, yalnız Senden medet umarız.' Bizi doğru yola, Sana doğru varan yola ilet. Nimet ve lütfuna mazhar ettiklerinin yoluna ilet. Gazaba uğrayanların ve sapkınlarınkine değil." "Elif, Lâm, Mîm. İşte Kitap! Şüphe yoktur onda. Rehberdir müttakîlere! O müttakîler ki görünmeyen âleme inanırlar. Namazlarını tam dikkatle îfâ ederler. Kendilerine ihsan ettiğimiz nimetlerden de infakta bulunurlar. Hem Sana indirilen kitabı, hem de Senden önce indirilen kitapları tasdik ederler. Âhirete de kesin olarak onlar inanırlar.” "Peygamber, Rabbi tarafından kendisine ne indirildi ise ona iman etti; mü'minler de. Onlardan her biri Allah'a, meleklerine, kitaplarına ve resûllerine iman etti. 'O’nun resûllerinden hiç birini diğerinden ayırt etmeyiz.' dediler (ve e...

Çekilme

Çocuğum benim, dalsızım, kanatsız hayal rüzgârım İnce içlenmelerle kıvrıla kıvrıla Tenimde düğümlenen duygu çıkmazım. Öpmesi gibi büyük suların engin kıyıları titreyerek Tutkular köpükler içinde İncitmeden tek bir kum taneni sürüklemeden Çekileyim ömrünün ak örtüsü üzerinden Usulcacık, saygılı Derin kuyularına büyük yalnızlığın İzler bırakarak geride yürek çarpıntılarından İyimser, kederli Bir özge zaman arması gibi Andıkça sevgiyle Yalnızca sevgiyle ışıklanan… Yanlış kıyılarda çırpınıyor bu yaşlı deniz Bu ağır suyu bu ince kum kaldıramıyor… Şükrü Erbaş

BENİMSE GÖZLERİM AKAN SULARDA

ben ve ellerim uzaklarda senden kelimeler gözyaşlarında asılı  bilirim yollanımı gözetleyedururda  otururken köşesinde yalnızlığın iğreti  yüreğin ezik ezik olmasın anne. sensiz sanadır içimde akşamlar  suskunluğun süren sorgusunda  az biraz morcadır ellerim anne. ak bir yazmadır gece /örter başını  düşmüştür yollara yana yakıla  yürekleri itrek karanlıklara sarkıtılır parmaklar  seherlere düşen ayrılıktır  kuşluklar kıyılardan avuçlanır anne benimse gözlerim akan sulardan. Ahmet Veske Ahmet Veske her yerli şair gibi, beslendiği memelerin hakkını yemeyen biri. Bizim medeniyetimizin temellerinden olan hüzün, burada adı ikide bir ulu orta anılmadan uç veriyor şiirinde: “ben ve ellerim uzaklarda senden kelimeler gözyaşlarında asılı bilirim yollarımı gözetleye durur da otururken köşesinde yalnızlığın iğreti yüreğin ezik ezik olmasın anne” Anneden uzaklık öyle el değmemiş bir hasret ifadesi değildir. Anne her dokunuşta canımızın beslendiği toprağa...

Övülmüş Ahlakı ve Beğenilen Amelleri İsteme Duası

Sahife-i Seccâdiye'den' Yirminci Dua Övülmüş Ahlakı ve Beğenilen Amelleri İsteme Duası Allahım! Muhammed'e ve âline rahmet gönder. İmanımı, imanın en olgun derecelerine ulaştır. Yakinimi, yakinin en faziletli mertebelerine eriştir. Niyetimi, niyetlerin en iyisine; amelimi, amellerin en güzeline yükselt. Allahım! Lütfunla niyetimi kâmil ve halis eyle. Kesin inancımı sabit kıl, kudretinle benden sadır olan kötülükleri islah eyle. Allahım! Muhammed'e ve âline rahmet gönder. Gönlümün meşgul olmasına neden olan önemli işlerime sen kâfi ol. Beni, yarın sorguya çekeceğin işlerle vazifelendir. Zamanımı, beni yapmam için yarattığın şeylerle geçirmemi sağla. Beni senden başkasına muhtaç eyleme. Bana rızkını genişlet. Beni zenginlerin malına mülküne, makamına ve haşmetine özlemle bakanlardan eyleme. Beni aziz eyle. Beni kibre giriftar eyleme. Kendi kulluğunda bana boyun eğdir. İbadetimi kendini beğenmişlik yüzünden heder eyleme. Benim elimle insanları hayra yönelt. Salih ameller...

şano

Kuyruğumda arkadaş ölülerinden bir mahya Alkolik bir babadan ıslaklık Polis korkusundan bir çelenk Askerlik şubelerinden bir son yoklama Boynumda işsizlikten bir kement Oğlumun sorularından bir yanıtsızlık Karımın sabahlarından bir suçlama Annemin hafta sonlarından bir hayırsızlık kaldı... - Bu oyun burada bitti mi amca? - Hayır, yönetmen yeniden başa aldı. Yenilgimin oyuncularını ıslıklıyorum Hücrelerimi haykırıyor: Bir yerde yanıldın sen! Belki de her yerde yanıldım ben Şunun şurasında kaç yıl yaşadım Bağışlayın beni Çünkü bağışlanabilecek pek çok şey yaptım... 1990 Ahmet Erhan

Francesco Petrarca UZAKTA OLSA DA, UYKUDA AVUTURDU BENİ

249 Qual paura o quando mi torna a mente Nasıl korku duyarım anımsadığımda o günü, kederli ve kaygılı bıraktığım kadınımı ve yüreğimi onunla! Gene de başka şey yok böyle arzuyla düşündüğüm ve böyle sık. Yeniden görürüm onu kibirsizce dururken güzel kadınlar arasında, bir gül gibi daha değersiz çiçekler arasında, ne neşeli, ne üzgün, çekinen, ama başka dert duymayan biri gibi. Bir yana bırakımıştı her zamanki süslerini, incilerini, taçlarını ve neşeli giysisini, ve gülüşünü, şarkısını ve tatlı zarif sözlerini. Böyle bıraktım hayatımı orada kuşku içinde; şimdi kederli alametler, düşler ve kara düşünceler saldırıyor üzerime, ne olur Allahım yalan olsun hepsi! 250 Solea lontana in sonno consolarme Uzakta olsa da, uykuda avuturdu beni o tatlı melek görünüşüyle kadınım, şimdi korkutup üzüyor beni, ne elemden, ne korkudan sakınabiliyorum kendimi; çünkü sık sık çehresinde görür gibiyim gerçek merhamete karışmış ağır elemi, ve işitir gibiyim şeyleri...

GÖREN SANIR Kİ SAFĀDAN SEMĀ'-I RĀH EDERİM

MÜSEDDES I 'Aceb mi baht-ı siyahım-çün āh u' vāh ederim  Anıñ şikayetini yāre dād-hāh ederim  Hücum-ı hasreti gör bense gah gah ederim  Gehi ġarik-i tahayyür gehi şināh ederim "Gören şanır ki şafādan semā'-ı rāh ederim  Döner döner baķarım kūy-ı yāre āh ederim" II Benim firākıñ ile dil-şikest olan 'āşık  Hāyal-i hüsnün ile büt-perest olan 'aşıķ Mişāl-i secde düşüp hāke pest olan 'aşıķ  Fenā-yı aşk ile bi-pā vü dest olan 'aşıķ "Gören şanır ki şafādan semā'-ı rah ederim  Döner döner baķarım kūy-ı yāre āh ederim" III Firāz-ı 'arşa çıkar āh vāhımız her şeb  Nedir bu 'alem-i firķatde çekdigim yā Rab Bu muydu hilķatimizden bizim 'aceb matleb  Göñül gezer ser-i kūyunda muzțarib kāleb  "Gören şanır ki şafādan semā'-ı rāh ederim  Döner döner baķarım kūy-ı yāre āh ederim" IV Firāķı canıma geçdi o şūh-ı gül-bedenin  Figānım ile pür oldu derūnu meykedeniñ Ķarārı kalmadı hayfā dil-i elem-zedeniñ  Ne özge çillesi var [hecr...

kurumuş ve ağacından ayrılmış bir yaprak gibi

sana her geldiğimde ölüm hissiyle kurumuş ve ağacından ayrılmış bir yaprak gibi geri veriyorsun hayata beni saçlarımdan ve gözlerimden öperek ayrılığın oğulusun sen ağacın toprakta gördüğüsün seni ben ufalayamam sen ben dağıtamam ben sana hiç kıyamam seni toprak çürütsün ağacın toprakta gördüğüysem bilirim dal ile toprak arasını da Mehmet Can Doğan