- Neden anne babalarımız bize sarılmadılar? Neden bunu esirgediler? Bir çocuk kendisine sarılınmadan nasıl sağlıklı büyür? Sarılmadan anne baba olunur mu?
Close filmindeki sarılma sahneleri bana bu soruları sordurdu. Ağladım ağladım ağladım.
- Esasında sen de benim gibi hiç sarılınmamış bir çocuksun. İkimiz arasındaki tek ortak nokta bu. Sonra derin farklılıklar başlıyor. Ben neden sevilmediğimi sormaya cüret ediyorum. Sevilmeme nedenimi öğrenmek istiyorum. Sen ise bunu bir kader gibi kabullenip deşmekten kaçınmışsın. Ben bize oynanan oyunu bozmak istiyorum; hem sarılmamış/sevmemiş, bana karşı hiçbir ödev yüklenmemiş olanların onları sevmemi/saymamı, onlara itaat etmemi ve rulolarca kağıda sığacak ödevler yığını altında beni ezmeye çalışmalarını bozmaya çalışıyorum. Sen çoğunu yapmaya gönüllü olmuş, yapamadığında onları kırmamak, gerçekleri haykırmamak için kaçma yoluna girmişsin. Sen derviş ruhlusun ben asiyim. Aramızda derin bir uçurum oluyor bu. Senin etrafın çöllerle, benimkisi kuyularla kaplı. Ben sana ulaşmaya çalışırken çöllerinde yoruluyorum, sen bana ulaşmaya çalışırken kuyularıma/karanlığıma düşüyorsun. Ve biz yuvarlanıp gidiyoruz.
Yorumlar
Yorum Gönder