Ana içeriğe atla

BAŞKASININ YÜZÜ

Bekledim. Tüm kış üzerine basılıp duran, başını topraktan çıkarmak için bir işaret bekleyen, beklemekten başka yapacak hiçbir şeyi olmayan arpa filizleri gibi hissizce beklemeye devam ettim.

***

O sorunsuz geçen 8 yıldan sonra birbirimizden saklayacak hiçbir şey olmaması gerekirken, eğer bu sargılardan da kalın bir ifadesizliğin duvarları arasına hapsolmuşsam, artık senden bir şey istemeye de hakkım yoktu. Kimsenin kaybedilmemiş olanı geri istemeye hakkı yok. Yoksa, ilk baştaki asıl yüzümün de sonuçta bir çeşit kamuflaj olduğu fikriyle barışıp, daha fazla çabalamadan, durumu kabullenmek miydi doğru olan?

***

İşte bu şekilde, seninle aramızdaki yolu yeniden inşa etme arzusuyla, tam tersine seni yok etmeyi isteyen bir intikam hissi içimde durmaksızın birbirleriyle savaşıyorlardı. Sonunda ikisini birbirinden ayıramayacak duruma gelmiştim. Okumu sürekli sana doğrultuyor olmam benim için günlük bir alışkanlık halini almış ve aniden kalbimde bir avcının yüzü nakşolmuştu.

***

Yaralanmadan önceki yüzünüz şimdilik yakınlarınızın hatıralarında bir şekilde yaşamaya devam edecektir. Fakat zaman beklemez. Gitgide o hatıralar solacak.

***

Görünüşe göre bu yenilgi işinde giderek ustalaşmaya başlamıştım.

***

Bu da demek oluyor ki istesen beni hemen bırakıp gidebilirdin. Bunun benim için ne kadar korkunç bir şey olduğunu anlayabilir misin? Senin binlerce ifaden var fakat benim tek bir yüzüm bile yok.

***

Sana yaklaşmak ama aynı zamanda da senden uzaklaşmak istiyordum. Seni bilmeyi istiyor, aynı zamanda bilmeye karşı içimde bir direnç hissediyordum. Sana bakmayı istiyor, aynı zamanda bakmaktan utanç duyuyordum. Böylesi bir parçalanmışlık içinde, aramızdaki çatlak gitgide derinleşiyordu; bense kırık bir bardağı Avuçlarımın arasında tutup, dağılıp gitmesine engel olmaktan başka bir şey yapamıyordum.

***

Başkalarının nezaketi bazen sadece acı veren bir kendini borçlu hissetme duygusu yaratır.

***

Yüz denen şey son tahlilde ifade demektir. İfade ise... nasıl anlatmalı? Kısaca, başkalarıyla olan ilişkilerinizi gösteren bir denklem gibidir. Sizinle başkalarını bağlayan bir yol gibi düşünün. Bir heyelan olur da yolunuzun önü kapanırsa, ana yoldakiler, sizi metruk bir bina sanıp geçip gidebilirler.

***

Ben nasıl suya batıp çıkıyorsam, sen de tutunacak bir şeyler arayarak dalgalarla mücadele ediyordun belki de.

***

Plakların üzerindeki kanalları düşün. Bu kadar basit bir düzenekten bile onlarca tonda farklı ses aynı anda çıkabiliyorsa, insanın kalbinden iki farklı tonda ses çıkmış, çok mu? Elbette, bu beni şaşırtmamalıydı. Çünkü sen de pek çok parçaya bölünmüştün. Tıpkı benim gibi senin de varlığın çift taraflıydı. Eğer ben bir yabancının maskesini takmış bir başkasıysam, sen de kendi maskeni takmış bir başkasıydın. Kendi maskesini takmış bir başkası.

***

Kadınların, pergellerinin bir ayağını aşka sabitlediklerini söylerler. Doğruluğu biraz şüpheli olsa da, görünen o ki, kadınlar yalnızca aşık olduklarında mutlu oluyorlar.

***

Seni kaybetmek,sembolik olarak tüm dünyayı kaybetmek anlamına geliyor.

***

Muhtemelen kızgınsın, kendini aşağılanmış da hissediyorsun ama lütfen kendine hâkim ol ve gözlerini ayırmadan okumaya devam et. Bu ânı yara almadan atlatıp, bana doğru bir adım atmanı, nasıl çaresizce istediğimi bir bilebilsen. O mu beni yendi, yoksa ben mi onu? Her hâlükârda maskeli oyunun perdesi artık kapandı. Onu öldürdüm ve kendimi suçlu ilan ettim…

***

Ve çok iyi biliyordum. Artık senin üzerinde hiçbir hakkım olmadığı hâlde, bana zincirle bağlı bir kurban olduğun fikri, işime geldiği için uydurduğum koca bir yalandan ibaretti. Sen bu kaderi bir an olsun bocalamadan kendi isteğinle kabul etmiştin. Gülümsemeye geçerkenki o parıltın belki de en çok senin kendin üzerinde etkiliydi. Bu da demek oluyor ki istesen beni hemen bırakıp gidebilirdin. Bunun benim için ne kadar korkunç bir şey olduğunu anlayabilir misin? Senin binlerce ifaden var fakat benim tek bir yüzüm bile yok.

Başkasının Yüzü / Kobo Abe
Çevirmen: Barış Bayıksel / Monokl

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

ile

Bir tür ‘hesap’ çıkarmağa çalışacağım. Ama bir ‘bilanço’ olmayacak bu; sonuna ‘çizgi’ çekemeyeceğim, biliyorum. Bu ‘hesap’ sonucu bir ‘fatura’ çıkarmağa da niyetim yok -aslında, istesem bütün ‘maliyet’i kendi ‘hane’me yazabilirdim (kendimi suçlu bulmak, benim için olağan bir tutum -suçlamak kadar, en azından); ama, zaten ‘bedel’i ödediğime -ve ödeyeceğime- göre, buna da gerek yok. *** İşin zorluğu burada hep : başka türden bir bilinçlilik gerektiriyor bizim ilişkimiz : hazır kalıplar, alışılmış düşünme ve davranma biçimleri hiç işimize yaramadıkları gibi, ket de vuruyorlar ilişkimize. Her an, hep yeniden kurmamız gereken bir bilinç temeli üzerinde yürüyebilir ilişkimiz ancak. Bu aynı zamanda özgür bir temel : çünkü 'karar'ımız, 'isteğ'imiz, 'inanc'ımız hep bilinçli olarak ayakta tuttuğumuz şeyler olacağından; 'doğal' duygulara ve tutkulara dayanmadıklarından, onları her an kırıp atmak elimizde olacak. Her an, 'artık istememeğe karar veriyorum', ...

TEFEKKÜRE DALMA

"En iyilerin alnına en kötü kaderin yazıldığı şu dünya..." Malherbe Ah yürek saflığı, nasıl da uçup gitti!  Mutluluk ve aşk hayalleri, tatlı düşler,  Hayatın baharına dair bin bir beklenti,  Akşamı görmeden nasıl sönüp gider? Neden?... Onun o ışıl ışıl gözyaşları,  Öğle vakti artık çiçeklere can vermez,  Cılız dağ laleleri, yiyip soğuk rüzgarları,  Neden solar gider de akşamı beklemez? Nasıl olur da en temiz sular bile Bataklıktan bir geçişte bulanır;  Neden gökte beyazları İçinde  Gezen bulut çok geçmeden kararır? Böyledir dünya hâli: yumsuz yüce yasal  Bir anlık rüya, bir hayal gibi gelip geçer,  Kötüye bir şey olmaz, iyilerin ömrü kısa  Gülün ömrü bir saat, servi ise bin yıl yaşar Theophile Gautier Çeviren: Yakup Yaşa

Tuvaldeki Öpüş

yokluğun, bir iç savaştır yüreğimde sevgilim,geri çekildim seni beklemeye gidiyorum ayrılık değil ki bu bir uzun hava çalınacak,son bulacak hicran makamında kadehler vurulacak özlem geceleri kapımıza dayanacak sevgilim,susturma bizi sürç-ü lisan olmasın bu aşk '..avuçlarımda çocukluğumdan kalma dualar var, gel buyur nasiplen yarim...ninemin telli dolabı gibidir yüreğim, soğutmaz içindekileri...itiraf ediyorum, kayıp bir kent gibiydi sevdam..sen dokundun, çekildi sular, göründü bir zamanlar sobasında odun yanan kapılar...korkma, yaklaş..tenimin tenine diyeceği var...' uğurladım eski sevdalarımı,gözlerine ilk baktığım an çarmıha gerdiğim özlemlerimi azat ettim huzur kazandım müzayededen ikimiz için bol köpüklü bir kahve taşıdım bakışlarımla sana yüreğimi istedin,verdim şimdi desem ki bahar şimdi desen ki yol var beklemek bir köpek gibi yapışsa da paçalarıma, sevgilim,ikimize yetecek kadar sabrım var '..şarkıların resmini çize...

Sigara Şiirleri Bercestem

İnsan seni sevince iş-güç sahibi oluyor Şair oluyor mesela Meyhaneden cayıyor bir akşamüzeri Caysın be güzel Caysın be iyi Tütünü bırakıyor, tütün neyime zarar Keseme zarar, ciğerime zarar, sevdama zarar Metin Eloğlu ey serseriliğim, ey anılarımın ahşap kraliçesi şarabı sev, tütünü incitme, beni de unut artık. Refik Durbaş Beni bu güzel havalar mahvetti, Böyle havada istifa ettim Evkaftaki memuriyetimden. Tütüne böyle havada alıştım, Böyle havada aşık oldum; Orhan Veli başkalarının yaşadıklarına tütün ve tuz olan kelimeler aşkların telef ettiği kalp susuzluğuna düşen pay kendine kazdığın kar kuyusundan su taşır herkese kısık çeşmeler Murathan Mungan yürek değil çocuklar içimdeki tütün közü yakar yakar ısıtmaz Hamdi Özyurt Eleni’den önce Daha ben çocuktum daha tütüne daha kahveye alışmamıştım Sabahları, akşamları bilmiyordum daha İlhan Berk acı şeyler o evde üzgün günleri çağırıyor ağlıyor bağırıyor sessizce soluk alıyor her soluktan bir demet, amfi...

Der(le)diğim Kiraz Şiirleri

Ah, kiraz çiçekleri Keşke sizin gibi Düşebilseydim. Masaoka Shiki Kiraz devşirmeye gitmiştin hani Çilek kokuyorsun vakte yabani Unutma sana bergüzarım var İntizarım yoktur, inkisarım var. Bahaettin Karakoç Bir yolcunun Kiraz çiçeklerini döken rüzgarında, Dönüp baktım arkama. * Ne büyük bir suç, Kiraz çiçekleriyle kendinden geçmiyor, Kyoto’nun bayanları. * Bir yaprağı Eğleniyor uzakta, Dökülen kiraz çiçeğinin. * Dökülen kiraz çiçeklerini, Durdurmanın bir anlamı Yok ki. * Dağ kirazı, Anılarım var Eski bir dosta rastlamış gibi. * Kiraz çiçeği işte, Kolumun üstüne Telaşla dökülen de. Takahama Kyoshi kiraz bahçelerinden geliyordum yakamda hınzır çocukların gülümsemeleri seni sevmekten geliyordum bir çeşit yalansızından sevda cümleleri tren yolculuklarında kiraz bahçelerinin resmi geçitleri Betül Dünder büyümek kiraz bahçelerinden kaçmakmış ya ben ne anlamıştım Betül Dünder İtiyorum onu, iti...

Hâtim Duası

Rahman ve rahîm Allah'ın adıyla. "Bütün hamdler, övgüler âlemlerin Rabbi Allah'adır. O Rahmandır, Rahîmdir. Din gününün, hesap gününün tek hakimidir. (Haydi, öyleyse deyiniz): 'Yalnız Sana ibadet eder, yalnız Senden medet umarız.' Bizi doğru yola, Sana doğru varan yola ilet. Nimet ve lütfuna mazhar ettiklerinin yoluna ilet. Gazaba uğrayanların ve sapkınlarınkine değil." "Elif, Lâm, Mîm. İşte Kitap! Şüphe yoktur onda. Rehberdir müttakîlere! O müttakîler ki görünmeyen âleme inanırlar. Namazlarını tam dikkatle îfâ ederler. Kendilerine ihsan ettiğimiz nimetlerden de infakta bulunurlar. Hem Sana indirilen kitabı, hem de Senden önce indirilen kitapları tasdik ederler. Âhirete de kesin olarak onlar inanırlar.” "Peygamber, Rabbi tarafından kendisine ne indirildi ise ona iman etti; mü'minler de. Onlardan her biri Allah'a, meleklerine, kitaplarına ve resûllerine iman etti. 'O’nun resûllerinden hiç birini diğerinden ayırt etmeyiz.' dediler (ve e...

Evlenmiş miydi?

Evlenmiş miydi, giderek Daha az hoşlandığı karısını ve ailesini Geçindirmek için zorlanmış mıydı? Hayır, Hayattan hiçbir zaman böyle bir darbe yemedi. Kendisini gereksiz, güçsüz, şaşkın, istenmeyen, Herkesin yoluna dikilen biri olarak hissetmiş miydi? Daha beşikten kararlı, Yetenekli, aklı başında biriydi. İnsanları çok sevdiği halde Bir gün öleceklerini görebilmiş miydi? İnsanların sevdiği gibi seven biri değildi. Hiç sormuş muydu bunun ne kadar süreceğini, Ölümün bir son olduğuna güvenilip güvenilemeyeceğini Hiç merak etmiş miydi? Böyle şeyler hissetmemişti. Geleceği cennetti. Haksızlık ettiği için Derin bir acı çekmiş miydi hiç? Haksız değildi, haklıydı, Kendisinin değil, başkalarının acısını çekerdi. Ama aşağı bir varlık olmanın sonucu Yapılan yanlış kadar büyük bir acı olamaz ki. Aşağılık değil, Üstün bir varlıktı o. Yetki yozlaştırsa bile, birinin hükmetmesi gerektiğini Biliyordu öyleyse? Başka türlüydü onun aklının işleyişi. Eşi dostu yok muydu? Daha da kötüsü, Başkalarında deği...

Ey kalbim, anladın mı?

Sır gibi sonsuza değin kalbinde Kalmak istiyorum, kalamıyorum. Nurullah Genç Sen yetersin bana, sende kalbe kifayet var Zannımca -ki doğruysa zannım- sen kâfisin bana Sevgin vaktin hangi diliminde ulaşır bana aldırmam Yeter ki zaman kesmesin yolunu belâlarıyla İmam Şafîi Yaşlanıyorum galiba: Günlerin uzaması kalbimi sıkıştırıyor. Süreyya Berfe yıkık manastırın orda kalbim ki, o da yıkıktı. Behçet Aysan şimdi söylüyorum dilimdeki küfrü büyülü sözü kalbimdeki: tekrar karşılaşsak ölür müsün? Birhan Keskin kalbim, çatlat aramızdaki donmuş dili, yokluğunun sebebini anlatamadım kendime, yokluğun ne vakittir karlı bir tepe gibi içimde. Birhan Keskin Bana kalbinin nasıl kırıldığını değil Kırık bir kalple neye dayanıyorsun, onu anlat… Kadir Bal Eski, yorgun, kırık olsa da kalbiniz, o şimdi içinizdeki kimsesiz kalbinizi yanınıza alın şeyhim gece yalnız geçilmez!” Haydar Ergülen sen ey kalbim, titremez misin uzak bir hatıra gelip dayanınc...

Haydi Abbas

Haydi Abbas, vakit tamam; Akşam diyordun işte oldu akşam. Kur bakalım çilingir soframızı; Dinsin artık bu kalb ağrısı. Şu ağacın gölgesinde olsun; Tam kenarında havuzun. Aya haber sal çıksın bu gece; Görünsün şöyle gönlümce. Bas kırbacı sihirli seccadeye, Göster hükmettiğini mesafeye Ve zamana. Katıp tozu dumana, Var git, Böyle ferman etti Cahit, Al getir ilk sevgiliyi Beşiktaş'tan; Yaşamak istiyorum gençliğimi yeni baştan. Cahit Sıtkı Tarancı

Bir Sabah Sevgiyle Uyandır Beni

Acımın alnından öperek uyandır bir sabah beni dışarıda güneşi ve baharı yağarken yağmur. Yüreğimde bir müzikle uyandır beni tüy parmaklarını ağrıyan yerlerimde gezdir. Saçlarımdan zamanı geçirerek uyandır bir sabah. Sen günün şiiri ol, ben şarkını besteleyeyim. Sen narin bir nar fidanı gibi salın rüzgarda ben yanında yaralı bir dize gibi durayım. Aşk ve Şiirle barışan bir dünyaya uyandır bir sabah beni. Fikret Demirağ